HOCA'NIN TESPİTLERİ...
Milli Görüş 40’ıncı Yıl Gençlik
Gecesi’nde konuşmasına selam, dua ve teşekkür konuşmasıyla başlayan
Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, “Bu muhteşem gecede
aşkımızı, azmimizi coşturup, Milli Görüş’ün Türkiye’miz ve bütün
insanlığı kurtarmak için yürütmekte olduğu ‘3’üncü Şahlanış Hamlesi’ni
yapıyoruz. Bu toplantının hazırlığında emeği geçen kardeşlerimiz başta
olmak üzere Saadet Partimizin Gençlik Teşkilatının bütün yönetici ve
mensuplarına, Saadet Partimizin başta Genel Başkanı olmak üzere bütün
yönetici ve mensuplarına bu tarihi toplantıya teşrif eden bütün
gençlerimiz ve misafirlerimize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Saadet’e ancak Hakkın Hâkimiyeti ile ulaşılabilir
İnsanın
eşrefi mahlukat olduğunu ifade eden Erbakan, “Hz. Adem’den (A.S.) beri
hak ve batıl vardır. Bir biriyle mücadele etmektedir. Kıyamete kadar da
bu böyle devam edecektir. Hak, her şart altında doğru olan şey
demektir. Batıl ise, her şart altında yanlış olan şey demektir.
Saadet’e ancak Hakkın Hâkimiyeti ile ulaşılabilir. Batılın hakim olduğu
yerde, saadet olmaz. Zulüm olur. Batıl yanlış bir hak anlayışının
sonucudur ve tek bir merkezden yönetilmektedir. Bu merkez, günümüzde
ırkçı emperyalizmdir. Irkçı emperyalizm, 5767 sene önce Mısır’da
Firavunlar döneminde zulüm gören Ben-i İsrail ırkına mensup Kabala adlı
bir zatın kitabındaki, fikirlere ve iddialara dayanan ve yanlış hak
anlayışı dolayısıyla yeryüzünde huzursuzluğa sebep olan bir ırkçı
inanıştır. Irkçı emperyalizmin yanlış hak anlayışına göre, hak; kuvvet,
çokluk, imtiyaz ve menfaatten doğar. Buna mukabil, Milli Görüş doğru
hak anlayışına dayanmaktadır ve hakkın ancak doğuştan insanlara verilen
eşit insan hakları, emek, rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler ve
Adalet Gereği Doğan Haklar’dır” şeklinde konuştu.
Yeni dönem için uyarılar
19’uncu
yüzyıldan beri bu Haçlı seferinin hedefine ulaşması için, Siyonist
ırkçı emperyalizmin bütün gücüyle çalıştığını ve gizli, açık planlarını
uyguladığını belirten Erbakan, “Böylece Dünyamız, Irak, Afganistan,
Filistin sonuçlarıyla tarihin görülmemiş vahşetini yaşamakta, gözyaşı
ve kan gölü haline gelmiş bulunmaktadır. Böylece Yeni Döneme
girilmiştir. 1990’dan önce, komünizm varken, Sovyetler dağılmadan
yeryüzünde insanların görüşleri ‘Sağcı – Solcu’ diye ikiye ayrılıyordu.
1990’dan sonra bu tasnifin değeri kalmamış, ırkçı emperyalizmin gözü
kara atılımları sonucu olarak insanlar şu şekilde ikiye ayrılmışlardır:
Siz menfaatleri dolayısıyla ırkçı emperyalizmin Dünya hakimiyetine
hizmet eden bir ‘işbirlikçi’ misiniz, yoksa yeryüzünde bütün insanlığın
saadeti için Hakkın ve Adaletin Hakim olduğu bir “Saadet Dünyası”ndan
yana mısınız. İşte bu ikincilere ‘Milli Görüşçüler’ denmektedir. Milli
Görüş zihniyetinin kimyası maneviyatçı olmak, Hakkı üstün tutmak ve
nefse esareti değil, nefse terbiyeyi esas almaktır.Buna mukabil ırkçı
emperyalizm ve işbirlikçiler materyalisttirler. Kaba kuvveti üstün
tutarlar. Nefse esareti esas alırlar. Bir anancın temeli yukarıda da
belirtilen kimyasal yapıya sahip olarsa, Cenab-ı Hak o inanç sahibine
hidayet, feraset ve dirayet verir. İşbirlikçilerin fizikleri ise
hidayet kararması, hayırla şerri ayıramamak ve hayır değil, şerre
hizmet etmek ve ırkçı emperyalizmin uydusu ve hizmetkarı olmaktır” dedi.
Milli Görüş milletimizin ruh kökü
Milli
Görüş’ün 40 yıllık tarihçesi ve şahlanışlarını anlatan Erbakan, şöyle
konuştu: “Türkiye’mizde, 2’nci Cihan Harbinin arkasından 30 Ocak
1943’de Adana’da yapılan Churchill – İnönü görüşmesinin ardından
Türkiye, Birleşmiş Milletlere üye olabilmek için çok partili döneme
geçmek durumunda kalmıştır. 1946-1969 arasında geçen takriben çeyrek
asırlık bir dönemde, muhtelif partiler kurulmuş bu partiler zihniyet
itibariyle çeşit, çeşit ve derece derece Batının etkisini yansıtan
partiler olmuştur ve çeyrek asır esnasında bir çok iyi niyetli kalkınma
teşebbüsleri yapıldıysa da, bu teşebbüsler beklenen atılımı sağlamamış,
hür, öncü ve güçlü Türkiye’nin kurulmasını sağlayamamıştır. Batının
uydusu olmak ve dış güçlerin etkisiyle az veya çok ölçüde Hayım Nahum
doktrinine hizmet etmek durumunda kalmışlardır. Bu duruma razı olmayan
milletimiz, bizim gibi tarihin eşsiz bir milleti olduğu halde, Batı
taklitçisi olmasına razı olamamış ve 1969’da Milli Görüş patlaması
meydana gelmiştir. Dış güçler, bağımsız, güçlü bir Türkiye
istemedikleri için çeşitli etkinliklerini kullanarak Milli Görüşün
gelişmesini önlemek için 40 yıl boyunca ellerinden gelen her türlü
gayreti göstermişlerdir. Milli Görüş, milletimizin tarihi, inancı,
kimliği ve ruh kökü olduğu için bu milleti Milli Görüş’ten ayırmak
mümkün değildir. Meşhur sözümüzü bilirsiniz. Bu milletin 2 türlü evladı
vardır. Birincisi Milli Görüşçü olduğunu ifade edenler. İkincisi ise
sırasını bekleyenlerdir.