.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

YAHUDİYE EL VEREN, DAVOS NE OLDU???

davost_ayp.jpgLivni-Babacan dün gizlice görüşmüş!

Haaretz, Türkiye'nin girişimi ile başlayan irtibatların neticisende Babacan ve Livni'nin Brüksel'de gizlice görüştüklerini yazdı.

İsrail ve Türkiye'nin dün en yüksek seviyede gizli uzlaşma görüşmeleri yaptığı ileri sürüldü.

İsrail'de yayınlanan günlük Haaretz gazetesinin iddiasına göre, dışişleri bakanı Ali Babacan ile İsrail dışişleri bakanı Tzipi Livni'nin, İsrail'in Gazze Şeridi saldırıları sonrası bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla dün görüştükleri ileri sürüldü.

Haaretz, dün de iki ülke arasında var olan krizin sona erdirilmesi amacıyla düşük seviyede önemli görüşmelerin sürmekte olduğunu bildirmişti.

Gazete, dünkü Livni-Babacan görüşmesinin konunun hassasiyeti ve duyulması halinde engellenebileceği endişesi sebebiyle gizli tutulduğunu kaydetti.

İddiaya göre, Livni ve Babacan, Brüksel'de yapılan Nato dışişleri bakanları zirvesi sırasında görüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki bağların önemi vurgulandı ve bölgesel barış girişimleri tartışıldı. İki bakan, ayrıca iki ülke arasındaki fikir alış verişlerinin bütün seviyelerde devam etmesi konusunda mutabık kaldılar.


'GERGİNLİĞİ GİDİRMEK İÇİN İLK ADIMI TÜRKİYE ATTI'

Haaretz, görüşmeler için girişimin ortadaki gerginliklerin bastırılması amacıyla bir kaç hafta önce Türkiye dışişleri bakanlığı tarafından başlatıldığını belirtti. İsrail gazetesine göre, İsrail Türkiye'nin görüşme girişimine olumlu cevap verdi. Yüksek seviyede görüşmeler yapılabilmesi için sessizce İsrail ve Türkiye arasında irtibatlar başladı.

'ERDOĞAN ORTAMI YUMUŞATMAYA ÇALIŞTI'

Haaretz gazetesi, hazırlık görüşmelerinde Türk yetkililerinin, özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'in Gazze saldırıları ile ilgili eleştirilerini önemli ölçüde azalttığına dikkat çekti.

'HER ŞEY GÜL'ÜN MEKTUBU İLE BAŞLADI'

Türkiye ve İsrail arasındaki görüşmelerin, cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir kaç hafta önce İsrail cumhurbaşkanı Şimon Peres'e bir mektup göndermesinin ardından başladığı ifade edildi. Mektubunda, Gül, bir kaç ay içinde İsrail'i ziyaret etmek istediğini ifade etti.

İsrail'den üst düzey bir hükümet yetkilisi, İsrail'in Türkiye başbakanlık ofisine ve Türkiye Genelkurmay Başkanlığına General Avi Mizrahi'nin Erdoğan'ı eleştirdiği için azarlandığı ile ilgili mektup yazması ardından karşılıklı olumlu mesajların arttığına dikkat çekti.

Kaynak:Dünya Bülteni

Cumartesi, 07 Mart 2009 10:46 tarihinde güncellendi

Vatikan, Hakkı İtiraf Etsene!!! Baklayı ağzından Çıkart artık!!!

hrst.jpg

 

Vatikan İslamî bankacılık' önerdi

 

İslamî bankacılığın dayandığı etik kuralların, finans sistemine güven ve nakit para akışı sağlayacağına dikkat çekildi.

Bütün ülkeler, finansal piyasalarda başlayan krize çare ararken, Katolik dünyasının merkezi Vatikan'dan ilginç bir teklif geldi. Vatikan'ın resmî yayın organı günlük 'L'Osservatore Romano' gazetesi, krizden çıkış yolu olarak 'İslamî bankacılık' sistemini tavsiye etti. Gazetede 4 Mart'ta yayınlanan makalede; İslamî bankacılığın dayandığı etik kuralların, kapitalist finans sistemine güven ve nakit para akışı sağlayacağına dikkat çekildi.

İtalyan ekonomi uzmanları Loretta Napoleoni ve Claudia Segre'nin kaleme aldığı yazıda, İslam'a uygun yatırım araçlarının suni ekonomi balonlarının oluşmasını engellediği, faizi, aşırı borçlanmayı, finans piyasalarında manipülasyon ve spekülasyonları yasakladığı ifade edildi. Yazarlar bilhassa elde edilen paraların reel ekonomiye yatırıldığı Sukuk denilen faizsiz bonolar tavsiye ediyor.

Makalede buradan elde edilen kâr paylarının, faiz için alternatif olabileceği belirtildi. Sukuk sistemiyle otomotiv sektörüne yardımların finanse edilebileceği, altyapı yatırımlarının desteklenebileceği vurgulandı. İslami Sukuk sistemi kapitalist sistemdeki bonolara benziyor. Bonolardan farkı ise Sukuk'ta paranın somut bir projeye yatırılması ve sabit bir faiz geliri yerine kâr payı dağıtılması. Şu an için İslamî finansa yatırım yapanların çoğunun Müslüman olduğu belirtilen makalede, gelecekte bu durumun değişeceği de ifade ediliyor.

Kriz ortamında bankaların gelecekte Müslümanları örnek almasını tavsiye eden gazete, İslami finans sisteminin Batı finans dünyasında yeni kurallar oluşmasına yardımcı olabileceğini vurguladı. Vatikan, şimdiki kapitalist sistemi başarısız buluyor, Papa Benedict de, kapitalizme ve banka yöneticilerinin aç gözlülüğüne karşı son zamanlarda çok ciddi eleştirilerde bulunmuştu.

Tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz Vatikan'da da kendisini hissettiriyor. 2007 yılını 18 milyon Euro bütçe fazlasıyla kapatan ülke, 2008'de sadece 6 milyon Euro fazla verdi. Bu oranın 2009'da daha da düşeceği belirtiliyor.

Vatikan'ın resmî yayın organı Osservatore Romano'da yayınlanan ve İslamî finans sistemini öven makale Avrupa'da geniş yankı buldu. Saygın ekonomi gazetelerinden Financial Times konuya geniş yer verdi. Vatikan'ın ekonomik konularda nadir açıklama yaptığına dikkat çeken gazete İslami finans sisteminin bizzat Vatikan tarafından tavsiye edilmesinin global finans krizinin boyutları hakkında ipucu verdiğini kaydetti.

Yazıyı kaleme alan yazarlardan Loretta Napoleoni, 2008 yılında yayınladığı 'Rogue Economics' (Zararlı Ekonomi) kitabıyla kendinden söz ettirmişti. Kitapta kapitalist finans sisteminin zararlarına geniş yer verilirken, İslamî finans sisteminden övgüyle bahsediliyor.

1997 Asya krizinden, 11 Eylül'den İslamî finansın güçlenerek çıktığını ifade eden yazar, şimdiki krizde de durumun farklı olmayacağını iddia ediyor. Osmanlı Devleti'ni 'altın imparatorluk' olarak nitelendiren Napoleoni, Osmanlı'nın altın para kullandığını, bu sayede Akdeniz ve çevresindeki ekonomilerin yüzyıllar boyu istikrarlarını koruduklarını vurguluyor. Kâğıt para ile birlikte sistemin bozulduğunu belirten yazar, bu şartlar altında krizlerin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.

Kaynak: Zaman

Cumartesi, 07 Mart 2009 10:42 tarihinde güncellendi

Diyalog ta Sıra Kitaplarda....

  hilal_h.jpg Vatikan istedi El-Ezher değiştiriyor
Dinler arası diyalog kapsamındaki anlaşmaya uyarınca, El-Ezher’in İslami kitaplardaki bilgileri yeniden gözden geçirme kararı, Müslüman âlimler tarafından tepkiyle karşılandı.

Sünni dünyanın en yetkili dini eğitim kurumu olarak bilinen El-Ezher Üniversitesi ile Vatikan arasında okul kitaplarının yeniden yazılması konusunda varılan anlaşma Mısırlı âlimleri çileden çıkardı.

Bir vaiz ve aynı zamanda eski bir El-Ezher yetkilisi olan Yusuf El Bedri, “Müslümanlar her dine saygılıdır. Okul kitaplarımızda bu tarz bir saldırı materyali olduğunu iddia eden herkese meydan okuyorum” dedi.

Bazı Ezher yetkilileri ve Vatikan kardinalleri dünya barışı ve dostça ilişkiler geliştirilmesi konularını tartışmak için 24–25 Şubatta Roma’da bir araya gelmişti.

Taraflar toplantıda iki taraf arasında her türlü saldırgan dil kullanımını ortadan kaldırmak için okul kitaplarının yeniden gözden geçirilmesini önerdi.

Taraflar anlaşma metnine dini inançların, tarihi ve ahlaki öğretilerin, sunumu sırasında diğer inanç mensuplarının dini duygularını zedeleyecek fikirlerden arındırılması için skolâstik kitapların tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.

Anlaşma metninde bunun nasıl gerçekleştirileceği ise açık olarak belirtilmedi. Açıklama bazı Ezher’li âlimlerin de içinde bulunduğu Mısırlı âlimler arasında şiddetli tepkiye neden oldu.

Bu âlimler Müslüman ülkelerdeki ders kitaplarında şiddet içeren öğelerin bulunmadığını, asıl Batı’nın kendi ders kitaplarını gözden geçirmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

El-Ezher üniversitesi dini ilimler profesorü Taha Riyan, Müslümanların kendi kitaplarını yeniden yazmaya ihtiyaçlarının olmadığını, İslam’ın her dine saygı duymayı esas aldığını söyledi.

El Ezher yetkilileri, üniversite rektörü Şeyh Muhammed Seyit Tantavi’nin uzun bir süre önce okul kitaplarının yeniden incelenmesini emrettiğini ama bu kitaplarda diğer inançlara karşı en ufak bir saldırının bulunmadığını kaydetti.

Pek çok insan gibi El Bedri de gerçekte problemin asıl kaynağının İslam’ı ve Hz Muhammed’i karalama çalışmaları yapan “Batı” olduğunun altını çiziyor.

El-Ezher ve Vatikan yetkilileri bu görüşmelerini sürdürürken, Hollandalı aşırı-sağcı Milletvekili Wilders İslam karşıtı “Fitna” adlı belgeselini yayınlamak amacıyla Avrupa ve ABD’yi dolaşıyor.

2005’in sonlarına doğru Danimarkalı karikatüristin Hz Muhammed’i aşağılayan karikatürleri ülkedeki büyük medyada yayınlanmıştı.

Bazı âlimler uzun süredir devam eden bu görüşmeleri komik ve tamamıyla faydasız bir çaba olduğu yönünde eleştiriyor.

Uluslararası Müslüman Federasyonu başkanı ve vaiz Cemal El Bana: “Batı, dünya dinleri arasındaki karşılıklı saygı ve anlayış konusundaki sözlerinde samimi değil. Papa’nın kendisi İslam’a saygısız”.

İki yıl önce, Papa 16. Benedict memleketi Almanya’da yaptığı bir konuşmasında İslam’ın şiddetle eşdeğer olduğunu söyleyerek İslam dünyasında öfkeye neden olmuştu.

Açıklama dünya çapında bir dizi protestoya neden olmuş ve Müslüman âlimler Papa’dan özür dilemesini istemişlerdi.

Daha sonra Vatikan’ın dinler arası diyalog konseyi ile El-Ezher semai dinler arası diyalog kurumu arasında Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında köprü kurulması amacıyla bir diyalog komitesi kurulmuştu.

Birçok kişinin bunun karşılıklı anlayışı geliştirici bir mekanizma olduğuna inanmasına rağmen, komite şu ana kadar bir elle tutulur herhangi bir sonuç üretmedi.
Cuma, 06 Mart 2009 06:30 tarihinde güncellendi

SİLAHLA OLMAZSA PARAYLA.....

filistin.jpgHamas'ın çağrılmamasının anlamı...

Gazze’yi imar konferansının Gazze savaşının devamı olduğunu söyleyen Abadise şok açıklamalarda bulundu...

Filistin Enformasyon Merkezi

Değişim ve Islah grubu milletvekillerinden Yahya el-Abadise, Gazze’yi imar konferansının Gazze’ye açılan savaşın bir devamı olduğunu ve savaş ile elde edilemeyen hedeflerin bu yolla gerçekleştirilmek istendiğini söyledi.





 

 


Yahya el-Abadise, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada devamla şöyle dedi: “Konferansın mesajı açık ve nettir.  Konferansta Hamas’a Ortadoğu Dörtlüsü’nün şartları  dayatılıyor. Kurulacak Filistin hükümetinin öncelikle bu şartları kabul etmesini, yoksa Hamas’ın Gazze’nin imarından sorumlu olacağını söylüyorlar.”

Konferansın aslında, anlamsız barış görüşmelerinin arkasında kendini helak eden Abbas’ı ve demokrasiye darbe yapan, kanun tanımayan ve meşru Filistin hükümetinde sadece bir sandalyeyle temsil edilen Feyyad ve hükümetini destekleme şekillerinden biri olduğunu söyleyen Abadise, Gazze’nin yönetimini elinde bulundurduğu halde Hamas hareketinin konferansta olmamasının ve çağrılmamasının, uluslararası camianın Filistin halkını görmezlikten gelmesinin AB’nin daha önce Hamas’ı dışlayarak yaptığı hatanın tekrarlanmasından başka bir şey olmadığını dile getirdi.

Abadise açıklmasının devamında şunları söyledi: “Arap ülkelerinin gelen yardımları Ramallah’ta boğazlarına kadar yolsuzluğa bulaşmış insanlarla uluslararası kurumların emrine vermesi utanç vericidir. Bu karar Arap devletlerinin alnında karna bir leke olacak kalacaktır. Bütün Arapların evi durumunda olan Arap Birliği neden kendisi toplanan yardımların harcanmasını ve hak sahiplerine ulaştırılmasını üstlenmiyor?”

Abadise devamla, Arap Birliği’nin hak ve sabitelerinden vazgeçmesi için Hamas ve Filistin halkına baskı yapacağına, Filistin halkına karşı insanlık suçu işleyen Siyonist liderlerin uluslararası ceza mahkemesinde yargılanmaları için çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: Filistin Enformasyon Merkezi

Salı, 03 Mart 2009 08:11 tarihinde güncellendi

Sayfa 231 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.