.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

DTP Obama'dan bakın ne isteyecek- iş nereye gidiyor???

dtp-obamadan-.jpgDTP Grup Başken Vekili Selahattin Demirtaş, Türkiye ziyareti sırasında ABD Başkanı Barack Obama'ya özerklik taleplerini ileteceklerini açıkladı.

DTP, ABD Başkanı Barack Obama'dan Güneydoğu'da özerklik istemeye hazırlanıyor. Partinin Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, Obama'nın ziyareti sırasında kendisine Kürt sorununun çözümü için özerklik talebinin de yer aldığı bir dizi öneri ileteceklerini söyledi.

Reuters Haber Ajansı'na konuşan DTP Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, Obama'nın Kürt sorununun çözümüne yardımcı olmasını umduklarını kaydetti.

Demirtaş, Obama'nın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le Ankara'da biraraya gelecek olmasının da, Amerikan Başkanı'nın DTP'yi Kürt sorununun barışçıl çözümünde taraf kabul ettiğinin kanıtı olduğunu savundu.

Demirtaş, Obama'ya iletecekleri öneriler arasında ise Güneydoğu'da Kürtlere kısmi özerklik anlamına gelecek bir bölgesel yönetim kurulması talebinin yer aldığını söyledi. DTP ayrıca, PKK'ya yönelik genel bir af çıkarılmasını, Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini koruyacak anayasal değişiklikler yapılmasını da istiyor.

"Kürtler savaş istemiyor. Türkiye sınırları içinde daha geniş demokratik haklarla barışcıl bir çözüm istiyoruz" diyen Selahattin Demirtaş, DTP olarak PKK'dan silah bırakmasını istemeyeceklerinin de altını çizdi.

Cumartesi, 04 Nisan 2009 09:13 tarihinde güncellendi

MEZHEBSİZLERE İKAZ /Mehmet Şevket Eygi....

sevketeyg.jpgMezhepsiz Kardeşime Mektup


Muhterem kardeşim... Dört fıkıh mezhebi ortadan kalkınca Müslümanların bir ve beraber olacağını, tefrikanın ve çekişmelerin kalkacağını iddia ediyorsun. Mezheb sahibi olmayı zararlı görüyorsun. Yanılıyorsun.

Dört fıkıh mezhebi esasta, usûlde, temelde birdir, aralarında ayrılık yoktur. Çeşitlilik esasa ait değildir, teferruata ait bazı meselelerdir ki, bir sakınca teşkil etmez. Aksine bir rahmet ve zenginlik teşkil eder.

Dört mezhep kalkar ve mezhepsizlik yayılırsa ne olur biliyor musun? Her kafadan ayrı bir ses çıkar. Elifi görse mertek sanan cahiller ictihad yapar, fetva verir, din hakkında konuşur, söz ayağa düşer. Hak fıkıh mezhebi dört iken; binlerce, on binlerce, yüz binlerce bozuk, yanlış, sapık mezhep çıkmış olur. Bu ise Ümmet içinde kaos ve anarşi doğurur.

Sizin mezhep aleyhtarlığınızın samimî olduğunu kabul edelim. Lakin bütün mezhepsizler sizin gibi değildir. Bazı kimseler, Ehl-i Sünnet İslâmlığını yıkmak, onun yerine yanlış yorumlara dayanan birtakım marjinal bid'at fırkalarını hakim kılmak istiyor.

Daha önce de yazmıştım, iki büyük ve zengin Ortadoğu devleti Türkiye'yi kendi mezhep veya fırkalarına sokmak için gece gündüz çalışıyor, bu yolda büyük paralar harcıyor. Onlar doğrudan doğruya, açık ve samimî olarak Ehl-i Sünnet fıkhını, mezhebini, akaidini bırakın bizim mezhebimize girin demiyorlar, öncelikle Türkiye Müslümanlarını mezhepsizleştirmek istiyorlar.

Bunların oyunlarına gelmemeliyiz.

Taqiyyeyi bıraksınlar, cesur olsunlar, açık olsunlar, samimî olsunlar.

Bendeniz bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak nasıl açık seçik konuşup yazıyorsam onlar da böyle yapsınlar.

Türkiye'de Ehl-i Sünneti kimler istemiyor?

1. Başka bir mezhebe, fıkha bağlı bir Ortadoğu devleti.

2. Ehl-i Sünnet dışı bir mezhebe bağlı başka bir devlet.

3. Reformcular, dinde yenilik, değişiklik isteyenler.

4. Müslüman yerli oryantalistler.

5. Fazlurrahmancılar, Ankara ekolü.

6. Sekülarizmle İslâm'ı bağdaştırmak, uyumlu hale getirmek isteyenler.

7. Bir kısım militan Sabataycılar, Gizli Yahudiler.

8. Kemalistler, Ergenekoncular.

Bunların Ehl-i Sünnet aleyhinde çalışmaya hakları var da, benim Sünnî bir Müslüman olarak kendi mezhebim ve fıkhım için çalışmaya hakkım yok mudur?

Mezhep ve mezhepsizlik konusundaki yazılarım bazılarını çok üzüyor, çok öfkelendiriyor. Hattâ küfür edenler, ağır hakaretler savuranlar bile görülüyor. Müslümanların kendi aralarındaki ihtilaflı konuları, anlaşmazlıkları ahlâk, edep, terbiye, efendilik, kardeşlik, insaf ve adalet sınırları içinde olumlu bir şekilde tartışmaları ve müzakere etmeleri gerekmez mi?

Mesela, bazı mezhepsizlerin göklere çıkardıkları Kurtuluş Rehberi ilan ettikleri Efganî'yi ele alalım. Aykırı fikirleri olan bir zat "Efganî'yi tenkit edenler onun taharet bezi olamazlar..." demiş. Bu söz bir ilim adamına, ziyalı (aydın) bir  Müslümana yakışır mı? Efganî gerçekten büyük, iyi, faziletli bir Müslüman ise bunu ciddî, ilmî bilgi ve belgelerle, tutarlı gerekçelerle isbat etmeye çalışsın.

Ben ne diyorum: Efganî azılı bir farmasondur diyorum. Şiî olduğu halde kendisini Sünnî, İranlı olduğu halde Afgan olarak göstererek din kardeşlerini aldatmıştır, herkesin ictihad yapması yönündeki fikri ve görüşü bozuktur, maceraperest ve aktivisttir, İran şahını onun bir yakını katl etmiştir, ihtilalcidir, bir İngiliz ajanı ile yakın ilişkisi vardır, Bahaîlikle alakası vardır... Bunlara niçin cevap verilmiyor da, taharet bezi edebiyatı yapılıyor?

Efganî'nin mason olduğunu söylemek iftira mıdır, hakaret midir? Bu gerçeği gizlememizi mi istiyorlar? Açıklanınca niçin sinirleniyor ve hakaret ediyorlar?

Benim yazılarım büyük Müslüman kütle içindir. Mezhepsizleri muhatap kabul etmem. Sevgili din kardeşlerimi uyarıyorum: Zamanımızın en büyük fitnesi mezhepsizliktir, fıkıh ve Sünnet düşmanlığıdır. Sahih hadîslerin ayıklanması büyük fitnedir. Bu ayıklanma işinde bir Cizvit papazının çalıştırılması büyük ihânet ve rezalettir.

Reformculuk, evcil ve ılımlı bir İslâm türetme çabaları İslâm ve Ümmet için en büyük tehlikedir.

Ehl-i Sünnet, bid'atleri, hurafeleri kabul etmez.

Bid'atler ve hurafeler elbette ayıklanacaktır. Lakin sahih hadîsler ayıklanamaz.

Ben bir Müslüman olarak dinde reformu, mezhepsizliği, hadîs ayıklanmasını, Kur'ân'ın heva ve re'y ile yanlış yorumlanmasını asla kabul etmem.

İcazetsiz, ehliyetsiz, reformcu ilahiyatçılara asla güvenmem.

Laik düzenin ilahiyat fakültelerinden, icazetli din hocası çıkmaz, genellikle oryantalist yetişir.

İslâm kültüründe ilahiyatçı kelimesi ve terimi yoktur. Ulema, fukaha, müfessirîn, muhaddisîn kelimeleri vardır.

İcazetsizlik büyük, vahim, öldürücü bir kopukluktur.

Diyanet her geçen gün bunların kontroluna, tesiri altına giriyor.

Mason masonluk, reformcu reformculuk için nasıl çalışıyorsa ben de Ehl-i Sünnet için çalışacağım. İtirazı olan, gerekçelerini belirterek edeple, terbiyeli bir şekilde tartışsın.

Bendeniz Ehl-i Sünneti savunmak için hiçbir yerden para almıyorum, herhangi bir maddî menfaatim yoktur.

Ehl-i Sünnet ve Cemaatin doğru yol olduğunu ilmelyakîn ve hakkalyakîn bildiğim için bu yazıları kaleme alıyorum.

Cumartesi, 04 Nisan 2009 09:22 tarihinde güncellendi

Hz. Ömer-ul Faruk r.a.-1


Hz. Hamza’nın Müslüman olması üzerine, Mekkeli müşriklerin telâş ve endişeleri had safhaya varmıştı. Çünkü parmakla gösterilen kahramanlardan biri de Müslüman olmuş, Resulullahın saflarında yer almıştı. Bu beklenmedik hâdise, müşrikleri, büsbütün çileden çıkardı.
hazreti_omer_radiyallahu_anh.jpg

Hz. Ömer bu sırada daha Müslüman olmamıştı. Bir gün, Resûlullah efendimizi, gördüğü yerde öldürmek niyetiyle evinden çıktı. Sevgili Peygamberimizi Mescid-i Haram’da namaz kılarken buldu ve namazın bitmesini isteyerek, dinlemeye başladı. Habib-i ekrem efendimiz, El-Hâkka sure-i şerifini okuyordu.

Hattaboğlu Ömer, Peygamber efendimizin okuduklarını hayranlıkla dinliyordu. Ömründe böyle güzel sözler duymamıştı. Bunu kendisi, sonradan şöyle anlatır:

“Dinlediğim bu sözlerin belâgatine, düzgünlüğüne, derli topluluğuna hayran olmuş, niçin geldiğimi unutmuştum. Bu hâdiseden sonra, kalbimde İslama karşı bir istek hâsıl oldu.”

Bu hâdisenin, Hz. Ömer’in Müslüman olmasında mühim tesiri olmuştur. Çünkü kalbini yumuşatmış, Müslüman olmasına zemin hazırlamıştır.

Hz. Hamza’nın Müslüman olmasından üç gün sonra, Ebû Cehil, müşrikleri toplayıp dedi ki:

- Ey Kureyş! Muhammed, putlarımıza dil uzattı. Bizden önce gelen atalarımızın Cehennemde azâb gördüklerini, bizim de oraya gideceğimizi söyledi! Onu öldürmekten başka çâre yoktur! Onu öldürecek kişiye, yüz kızıl deve ve sayısız altın vereceğim!

Bir anda Hattaboğlu Ömer’in kalbinden, İslama olan istek kayboldu ve yerinden fırlayarak dedi ki:
- Bu işi Hattaboğlundan başka yapacak yoktur.

- Haydi Hattaboğlu! Görelim seni! Bu işi senden başka yapabilecek kimse yoktur.

Hattaboğlu Ömer, kılıcını kuşanarak yola düştü. Giderken Nuaym bin Abdullah’a rastladı. Nuaym bin Abdullah kendisine sordu:

- Yâ Ömer, böyle şiddet ve hiddetle nereye gidiyorsun?

- Milletin arasına nifak sokan, kardeşi kardeşe düşüren bir kimseyi öldürmeye gidiyorum.

- Yâ Ömer, güç bir işe gidiyorsun. Onun Eshâbı çevresinde pervane gibi dönmektedir. Ona bir şey olmasın diye titremektedirler. Onun yanına yaklaşıp, zarar veremezsin! Bu söze çok hiddetlenen Hz. Ömer kılıcına sarıldı:

- Yoksa sen de mi onlardansın? Önce senin işini bitireyim.

Nuaym bin Abdullah cevap verdi:

- Sen benimle uğraşacağına, kardeşin Fâtıma ile enişten Saîd’in yanına git! Onlar, çoktan Müslüman oldular. Sen önce kendi yakınların ile uğraş!

- Hayır, onlar Müslüman olamazlar.

- Bana inanmazsan, git evlerine, kendilerine sor!

Bunun üzerine Hz. Ömer, kardeşini merak edip, öfkeyle hemen evlerine gitti. O sıralarda Tâhâ suresi yeni nazil olmuş, eniştesi Saîd ile kız kardeşi Fatıma bunu yazdırıp, Hz. Habbâb bin Eret adındaki sahabeyi evlerine getirmiş, okuyorlardı.


Hattaboğlu Ömer, kapıdan bunların sesini duydu. Kapıyı çok sert çaldı. Onu, kılıcı belinde kızgın görünce, yazıyı saklayıp, Hz. Habbâb’ı gizlediler. Sonra kapıyı açtılar. İçeri girince sordu:

- Ne okuyordunuz?

- Bir şey okumuyorduk.

- Hayır, okuyordunuz. İşittiğim doğru imiş. Siz de O’nun sihrine aldanmışsınız!

 
Pazar, 12 Nisan 2009 12:51 tarihinde güncellendi

CANAVAR KENDİNİ PARÇALIYOR....

kapitalizmin-anavatani-.jpgKapitalizmin anavatanı karıştı

 G - 20 zirvesi bugün Londra'da başladı. İngiltere'nin başkenti Londra'da binlerce kişi, G-20 zirvesini protesto etmek amacıyla sokağa döküldü. Günler öncesinden başlayan eylemlerde, bugün de sayıları gittikçe artan kitle Londra'nın çeşitli yerlerinde ve finans merkezlerinin yoğun olduğu yerlerde protesto eylemlerini yoğunlaştırıyor. Protesto eylemleri sırasın da ise bir eylemci öldü.

İngiliz yayın kuruluşu BBC ve Sky News televizyon kanalının bildirdiğine göre polis, Bank of England yakınlarındaki göstericilerin arasında bir kişinin ölü bulunduğunu açıkladı.

Bugünkü gösterilerin hedefinde özellikle banka ve finans kuruluşları var. Göstericiler hükümetlerin banka kurtarma planlarını protesto ediyor, bu amaçla kullanılan paraların istihdam yaratmak ya da sosyal güvenlik ağını genişletmek için kullanılmamasını eleştiriyor.

Gösterilerde şu ana kadar 30 aşkın eylemci tutuklandı. Gösteriler gün boyu devam edecek. Protestocuların bugünkü hedefleri arasında, ABD Büyükelçiliği'nin bulunduğu da ifade ediliyor.

Başkent Londra'da "şimdiye dek görülmemiş protestoların sergilenmesinin beklendiğini" açıklayan İngiliz polisi, liderlerin, özellikle de ABD Başkanı Barack Obama'nın dün Londra'ya gelmesinden bu yana güvenlik önlemlerini çok yüksek seviyede artırdı.

Finans merkezi abluka altında

Polis, Başkan Obama ve eşinin kalacağı ABD Büyükelçisi'nin ikametgâhına giden yolu tümüyle trafiğe kapattı ve yolda büyük barikatlar kurdu.

Londra'da finans dünyasının kalbi olarak nitelenen City bölgesinde de olağanüstü güvenlik önlemleri var.

Bu arada polis, bölgede çalışan zengin bankacılara protestoların hedefi olmamak için çok gösterişli giyinmemeleri, gösterişli otomobilleriyle işe gelmemeleri, büroya girdikten sonra gün boyunca mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları gibi tavsiyelerde bulunuyor.

Bugün Excel adlı fuar merkezinden dönüştürülen kongre merkezinde yapılacak G20 liderler toplantısına, aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunduğu, ABD, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore ve İngiltere'nin devlet ve hükümet başkanlarıyla AB temsilcisi katılacak.


 

Cuma, 03 Nisan 2009 06:32 tarihinde güncellendi

Sayfa 207 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.