.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

HANIMLAR İÇİN

gl_resul.jpgPEYGAMBERİMİZDEN s.a.v.HANIMLARA VASIYYET

Hadisi şerifte Peygamber Efendimiz s.a.v Hazreti Aişe r.anhaya hitaben şöyle buyurdu:

“Ey Aişe! Her hangi bir kadın diliyle kocasına eziyet eder (ve onu incitirse), muhakkak Allahu teala da kıyamet gününde onun dilini yetmiş zira’ uzatır ve boynunun arkasına dalandırıp bağlar.”

“Ey Aişe! Herhangibir kadın, Rabbi için namaz kılar (namazdan sonra) kendi için dua ettikten sonra kocasına dua ederse, onun namazı yüzüne çarpılır, taki önce kocasına sonra kendisine dua edene kadar.”

“Ey Aişe! Herhangibir kadın, ölüsüne üç günden fazla ağlarsa, Allahu teala Hazretleri, onun amellerini mahvedip siler.”

“Ey Aişe! Herhangibir kadın, ölünün üzerine ağıt yakıp sesli ağlarsa, Allahu teala Hazretleri kıyamet gününde o kadının dilini yetmiş zira’ uzatır ve kadının kendisine tabi olan kadınlarla birklikte cehenneme sevk eder.”

“Ey Aişe! Herhangibir kadının başına bir musibet gelir de yüzünü tokatlar, elbisesini parçalarsa, cehenem ateşinde Lût ve Nuh a.s. ların hanımlarıyla beraber olur. Ve bu kadın, kıyamet gününde bütünhayırlardan ve şefaat edicilerin şefaatından ümidsiz olur.”

“Ey Aişe! Herhangibir kadın (ağlamak, feryad-u figan etmek için ya da mezarlarla böbürlenmek için) mezarlıkları ziyaret ederse mutlaka Allahu teala Hazretleri on lanet eder. Yaş ve kuru olan herşey ona lanet okur; taki o kadın evine dönünceye kadar lanet onun üzerine yağar. Mezarlıkları ziyaret edip orda ağlayan kadın, ertesi gün aynı vakte kadar, Allahu teala’nın gazabında, hiddet ve kızmasında olur. O vakit içinde ölürse bu kadın cehennem ateşindedir.”

 “Ey Aişe! Cebrail aleyhisselam bana kadınlar hakkında o kadar vasıyyette bulundu ki, ben kadınları boşamanın haram olacağını zannettim.”

“Ey Aişe! Kocasının (suçlu bulup haklı olarak) boşadığı her kadının ben hasmıyım.”

“Ey Aişe! Herhangi bir kadın kocasından hamile kalsa, hamile kaldığı zaman (dan itibaren) mutlaka onun için, gündüzleri oruç tutmuş, geceleri sabaha kadar namaz kılmış, ibadet etmiş ve Allahu teala yolunda savaşmış gazinin ecri ve sevabının bir misli vardır.”

“Ey Aişe! Her hangi bir kadına doğum sancısı gelir, her sancı vuruşunda ve her çocuğunu emzirişinde bir köle âzâd etmiş sevabı verilir.”

“Ey Aişe! Kadın kocasından mehrini hafifletirse, mutlaka ona kabul edilmiş bir hac ve kabul edilmiş bir umre sevabı vardır. O kadının eski yeni gizli aşikar, önceki sonraki, hata ile veya bilerek işlediği her türlü günahı bağışlanır. Böyle bir kadının ilk ve son, büyük ve küçük bütün günahları affedilir.”

“Ey Aişe! Bir kadının kocası olur da, kocası tarafından kendisine gelen eziyetlere sabrederse, bu kadın Allah yolunda kanlara bulanmış ve şehid olmuş gibidir. O kadın, Allahu teala Hazretlerinin Kur’anı keriminde övmüş olduğu şu kadınlardan olur:

“Bütün müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü’min erkeler ve mü’min kadınlar, kanit erler ve kanite kadınlar, sadık erler ve sadıka kadınlar, sabreden erler ve sabreden kadınlar, huşu’ eden erler ve huşu’ eden kadınlari tasadduk eden erler ve tasadduk eden kadınlar, oruç tutan erler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allahı çok zikreden erler ve kadınlar, hep bunlara Allah, bir mağfiret ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab: 35)  

 

Salı, 14 Nisan 2009 22:22 tarihinde güncellendi

Tanrı'nın yaptığı yasalara değil, insanların yaptığı değişken yasalara tabiyiz.

hakim-1.jpgERGENEKON SALGINI.....

DEMOKRATİK HAKLARINI KULLANANLAR CEZALANDIRILIYOR
Türkan Saylan evinin penceresinden kapıda toplananlara yönelik bir konuşma yaptı. Saylan "Biz burada bir aileyiz. Türkiye'de bir dayanışma var. Dayanışme beğenmediğiniz şeylere karşı çıkmaktır. Demokratik haklarını kullananlar cezalandırılıyor. Bize bunu yapıyorlarsa kimbilir kimlere neler yapılıyordur. Herkesten hukuka saygılı olmasını istiyorum. Ben hiç kimsenin kılının zarar görmesini istemiyorum. Memlekete zarar gelsin istemiyorum. Ama maalesef başımıza neler geliyor. Maalesef Türkiye bunu yaşıyor." dedi.

Öte yandan Saylan'ın evinin önünde toplanan vatandaşlar evinde duvarına 'Hocam sizi kurda kuşa yem etmeyeceğiz', 'Yanınızdayız' yazılı notlar bıraktılar.

Vatandaşlan Türkan Saylan'ın evinin önündeki bekleyişini sürdürüyor.

Türk Tabipler Birliği de (TBB) yaptığı açıklamada "100 bin hekimle Türkan Saylan'ın arkasındayız" ifadesini kullandı. 

'YARGISIZ İNFAZIN OLMADIĞI BİR ORTAM İSTİYORUZ' DEMİŞTİ
10 Nisan'da ÇYDD'nin 2009 yılı Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü'nün Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'na verildiği törende konuşan Saylan, ÇYDD'nin, hukukun üstünlüğünün tüm dünyada hakim olmasını isteyen bir dernek olduğunu, bunun da ancak eğitimle gerçekleşebileceğine inandıklarını vurgulamıştı.

Saylan, ''Bizim gibi toplumların gelişmesi kolay değil. Padişahın ayağını öpen, eteğini öpen insanların oluşturduğu bir topluluktan bugün Cumhuriyeti göğüslemişiz. Eşitlikten yanayız. Tanrı'nın yaptığı yasalara değil, insanların yaptığı değişken yasalara tabiyiz. Bütün bunları içselleştirmiş savcılara, avukatlara gerek duyuyoruz'' diye konuşmuştu.

Saylan, yargıya, adalete ve hukuka çok büyük saygı ve sevgileri bulunduğunu, hukukun üstün olduğu, kimsenin yargısız infaz edilmediği bir ortam istediklerini kaydetmişti.

NTV

Pazartesi, 13 Nisan 2009 20:18 tarihinde güncellendi

DİNİMİZ CAHİLLERE Mİ KALDI....

fikh_yzi.jpgCAHİL MÜCTEHİDLER GRUBU

İnternet sahifelerinden birinde karşımıza çıkan şu tablu bizi hayli şaşırttı. İyice tetkik ettikten sonra yeni yetmelerden birkaçının, islam adına saçmaladığını anladık. Bu gibilerine cevab vermeye değmez ama, başkalarını kandırmamaları için birkaç hususu beyan etmek istedik. Önce yeni cühela grubunun yazısını okuyalım, sonra cevabımızı veririz.

<<<Kur’andaki Din Grubumuz, Türkiye'nin En Saygın Ünıversitelerinde Okuyan, Farklı Alanlarda (İlahıyat, Sosyoloji, Psikoloji, Ekonomi, Politika, Mühendislik Vb.) Lisans, Yüksek Lisans Ve Doktora Yapmış/Yapan Genç Kişilerden Oluşmaktadır. Eserlerimiz Ortak Çalışma ların Ürünüdür.

Kuran'a Göre Namaz Abdesti Nasıl Alınır?

Kuran'da Abdest, Sadece Ve Sadece Namazın Bir Şartı Olarak Anlatılır. Ayrıca Camiye Girerken, Kuran Okurken, Namaz Dışındaki Her Hangi Bir İbadet İçin Abdestin, Ve De Boy Abdestinin (Gusül) Alınmasına İhtiyaç Yoktur. Kuran'da Abdest Ve Boy Abdesti Birazdan Vereceğimiz İki Ayette Geçer. Bu İki Ayet Dışında Kuran'da Abdest Ve Boy Abdesti İle İlgili Hiçbir Ayet Yoktur. Yani Abdest Ve Boy Abdestinin Ne Yapmamız İçin Gerektiği, Ne Zaman Gerektiği, Su Olmazsa Ne Yapılacağı Sadece Bu İki Ayetten Anlaşılacaktır.

Ey İman Edenler! Namaza Kalktığınızda; Yıkayınız: Yüzlerinizi Ve Dirseklere Kadar Ellerinizi. Sıvazlayınız: Başınızı Ve Topuklara Kadar Ayaklarınızı. Eğer Cünüp İseniz Temizlenin. Eğer Hasta Veya Yolculukta İseniz, Veya Biriniz Ayak Yolundan Geldi İse, Ya Da Kadınlara Dokunduysanız, Ve De Su Bulamamışsanız: Temiz Bir Toprakla Yüzünüzü Ve Ellerinizi Sıvazlayın. Allah Size Zorluk Çıkarmak İstemez. Allah Sizi Temizlemek Ve Üzerinizdeki Nimetini Tamamlamak İstiyor. Umulur Ki; Şükredersiniz. Maide Suresi 6

Ey İman Edenler! Sarhoş İken Ne Söylediğinizi Bilinceye Kadar, Cünüp İken De Yolculuk Hali Müstesna Yıkanıncaya (Gusül Edinceye, Boy Abdesti Alıncaya) Kadar Namaza Yaklaşmayın. Eğer Hasta Veya Yolculuktaysanız, Biriniz Ayak Yolundan Gelmiş, Yahut Kadınlara Dokunmuş Da Su Bulamamışsanız, Temiz Bir Toprakla Teyemmüm Edin: Yüzlerinizi Ve Ellerinizi Sıvazlayın. Allah Affedici, Bağışlayıcıdır.  Nisa Suresi 43

Gusül Abdesti Nedir Ve Ne Şekilde Alınır?

Gusül Abdesti Yıkanmaktan İbarettir. Bir Şekli Ve Sıralaması Bulunmamaktadır. Eşler Arası Cinsel İlişkide Bulunma Hali Sonrası Alınması Gerekli Olan Bir Abdesttir.Cinsel Temas Olmadan Sperm Akması Gusül Abdest Almayı Gerektiren Bir Durum Değildir. Maide Suresi Ayet 6’da Açıkça Eğer Cünup İseniz Yıkanın Diye Buyurulmaktadır. Yani Yıkanmaktan Ne Anlaşılıyorsa O Yapılmalı. Bir Anne Çocuğuna Çok Kirlisin Gir Hemen Yıkan Dese Çocuk Ne Şekilde Yıkanacağını Önce Hangi Elini Ayağını Temizleyeceğini Sormaz. Suyun Altına Girer Ve Temizlenir. Ayette Sadece Yıkanın Demektedir. Detaya Ve Ayrıntıya Gerek Yoktur. Gerekse Namaz Abdestinde Olduğu Gibi Ayrıntı Verilirdi. Halk Arasındaki Ve Bazı Din Kitaplarındaki Tarifler Gereksiz Yere Detaylandırmak Ve Ayrıntıya Boğmaktan Başka Bir İşe Yaramayan Uygulamalardır.>>>

Ya işte cahiller grubunun sözü böyle, siz de boşuna yere nasıl yıkanacağız, ne sebebten dolayı yıkanacağız, uykudan uyanınca üzerimizde ıslaklık bulursak yıknacakmıyız yıkanmıyacakmıyız, niyet alacakmıyız, yıkama sırasına nerden başlayacağız, teyemmüm için hangi maddeleri kullanabiliriz, nasıl teyemmüm alırız v.s. pek çok meseleyi boşuna kurcalamışsınız…. Başka işiniz yokmu ! şu cühela grubuna sorun, size Kur’ana göre açıklasınlar, teferuata girmeyin, yorulmayın.

Evet kardeşlerimiz, işin ne derece vahim olduğunu anladınız mı acaba! Adamlar her şeyi Kur’an meali ile çözmeye çalışıyorlar, içlerinde bi tane ilahiyyat bozuntusu var, diğerlerinin islami ilimlerle alakalsı olmayan kişiler, uyanık tilkiler. Ama uyanık tilki, iki ayağından tuzağa tutulurmuş. Bunların sözüne bakarsan, belki yirmi yerden yakalanmışlar. Meselâ:

1-       Okudukları mealleri sayfalarına yazmışlar: 1- Yaşar Nuri Öztürk  2- Edip Yüksel 3- Ali Bulaç  4- Süleyman Ateş

2-       Bu meal sahiplerinin ne tip kişilikli oldukları herkesç4e malumdur. Akılları ile Kur’anı tercüme eden yenilikçi reformcu kişilerdir. İslam ümmeti için itibarı olmayan kişilerdir.

3-       Meseleleri sadece Kur’an mealiyle çözmeleri. Hadisi şeriflere, ashabın uygulamalarına ve mezheblere itibar etmemeleri.

4-       Kur’anda abdestin ve guslün sadece yıkamak ve mesh etmekle bildirildiği, sadece namaz için abdest almanın farz olduğu, veya hanımı ile birlikte olma neticesinde gerektiği bildirilmiştir. Diğer konulara temas edilmemiştir ve onların açıklaması da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e havale edilmiştir.

5-       Abdestte yıkamanın nereye kadar olacağı sınırı, Kur’an lafızlarının zahiri ile anlaşılm amaktadır.

6-       Guslün sadece cinsel ilişkiden dolayı olacağını Kur’an sınırlamamaktadır.

7-       Kur’an, sizini için örnekolan bir resul geldiğini haber vermektedir.

8-       Resulullaha tabi olmanın, Allahu teala’ya itaat olduğunu yine Kur’an bildirmektedir.

9-       Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Benden gördüğünüz gibi nasıl kılarsam öyle namazınızı kılınız” buyurmuştur.

10-    “Su, sudandır” buyurmuştur.

11-    “Ses ve koku olmadıkça namazından dönme” buyurmuştur.

12-    “Ayaklarına suyu ulaştırmayanlara veyl/azab olsun” buyurmuştur.

13-    Çocuk buluğa erişince yıkanması gerektiğini Kur’an söylemiyor, hadisi şerif beyan ediyor.

14-    “Sünnet mahallinin duhulü ile, her ikisine de yıkanmanın gerektiğini Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem haber vermiştir.”

15-    Bütün fıkıh kitablarında abdest ve guslün gerektiği maddeler sayılmıştır. Bunlar içinde sizin dediğiniz sadece iki şey var, namaz için abdest ve karı-koca arasında münasebetle cünüp olma. Bu ikisinden başka birsürü husus abdesti ve cünüb olmayı gerektirirken, sizin gibi modern müçtehidlere göre teferruata girmemek için iki maddeyle mi temizlik yapılacak. O halde avrupalı necisler gibi yatağa ayakkabıyla giren, suyla tesadüfen yıkana bir toplum mu olacağız?

Bu ve benzeri ouların cevabını sizin gibi cüheladan beklemiyoruz, fıkıh kitablarımız bunları beyan etmiştir. Biz sadece abdesti ve guslü gerektiren hususları aktaralım:

Mülteka:

 

ABDESTİ BOZAN ŞEYLER

 

Abdesti bozan şeyler: İki yoldan (ferç ve zeker) birinden yel hariç bir şeyin çıkması. Bedenden bir necasetin çıkması, eğer kendi kendine, temizlik hükmü kendisine ulaşan mevzıya kadar akarsa (abdesti) bozar. [1]

Ağız dolusu kusmak, isterse bu kusulan şey yemek, su, safra, katılaşmış kan olsun. Mutlak olarak (kafadan inen veya mideden gelen) balgam bozmaz. İmamı Yusuf mideden yükselen de ihtilaf etti. (Onun bozduğunu söyledi.)

Akan kanda ve irinde, tükürüğe eşit olması şartı koşuldu, ağız dolusu olması (şart) değil; İmamı Muhammed bu hükme muhalefet etti. (Kan tükürüğe eşit olunca onun rengini sarartır, abdest bozulur.)

İmamı Muhammed rahmetullahi aleyh, azar azar kusulanı toplamakta, sebebin aynı olmasına itibar etti. İmamı Yusuf rahme-tullahi aleyh, (kusulan) meclisin bir olmasına itibar etti.[2]

Hades olmayan şey, necaset değildir. [3]

Delilik, sarhoşluk, baygınlık, ruku’ ve secdeli olan namazda baliğ olan kişinin gülmesi, mübaşere-i fahişe[4], bu son mesele İmamı Muhammed’in hılafına olduğu haldedir. (Abdest bozulur.)

Yan yatanın, dizlerine ve ellerine dayananın veya dayandığı şey alınınca düşecek olanın uykusu (abdesti bozar.)

Ayakta olanın, oturanın, ruku edicinin, secde edicinin uykusu abdesti bozmaz. Yaradan çıkan kurtçuk, yaradan düşen et parçası, tenasül organına ve kadına dokunmakla da abdest bozulmaz. [5]

 

GUSÜL NE İLE LAZIM OLUR?

 

Uykuda olsa bile yerinden (sulbten) ayrılma anında şehvetli ve atılgan olan meninin inmesiyle gusül farz edildi. Dışarı çıkma anında şehvetli olması şart değildir. Bu fetva, imamı Ebu Yusuf’un hılafına olduğu halde böyledir.

Uykudan uyanınca kişi ihtilamı hatırlamasa da (bedeninde, elbisesinde, yatağın-da) yaşlık görmesiyle -isterse bu mezi [6] olsun-, İmamı Yusuf’un hılafına (olarak) gusül yine farz olur.

Sünnet miktarı (zekerin), diri olan kişinin (insanın-hanımın), ön veya arka mahallinden girdirilmesiyle meni gelmese de, yapan ve yapılan üzerine gusul farzdır. Hayız kesilmesinde, nifas bitiminde (yine gusül farzdır.)

 

GUSLÜ İCAB ETTİRMEYEN ŞEYLER:

 

Mezi ve medi inmesiyle, ıslaklık görülmeden olan ihtilam (sırf rüyalanmak) sebebiyle, meni gelmeden hayvana veya ölüye yapılan duhul ile gusül icab etmez.

 

BU HÜKÜMLERİN DAYANDIĞI DELİLLER:

     

Yukarda zikredilen maide suresinin 6. ayeti:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız za- man yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başları- nızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî bir- leşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsa nız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirsek lere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size her hangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamla mak ister; umulur ki şükredersiniz.”

Ve Nisa suresi 43. ayeti kerime:

“Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.”

 

HADİSİ ŞERİFLER:

Maide 6. ayetin tefsirinde şu hadisi şerif Buhari’de abdest babında zikredilmiş:

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem abdesti beyan etti ve azalarını birer kere yıkadı, sonra ikişer kere yıkamakla sonra üçer kere yıkamakla abdest aldı. Üç üzerine artırmadı. Bunun üzerine ilim ehli, abdestte israf etmeyi ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in fiilini ileri geçmeyi mekruh gördüler.

Ebu Hureyre’nin r.a. rivayetiyle Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu bildirildi: “Hades yapıp ta abdest almayanın namazı kabul olunmaz.”  Hadremut beldesinden olan biri Ya Eba Hureyre! Hades nedir? Diye sorunca;

Ebu Hureyre r.a. : Yellenmektir, dedi.

Abbad ibni Temim, o da amcasından rivayetle kendisi namazda bir şey bulan kişi hakkında sordu: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Dönmesin, taki ses işitene veya koku bulana kadar.”

Sahihi Müslim:

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Sizden birinin namazı, hades yapıp abdest almadıkça kabul olunmaz.” 

Osman ibni Affan r.a. abdest suyu istedi ve abdest aldı. Avuçlarını –ellerini- üç kere yıkadı, sonra mazmaza ve istinşak yaptı, sonra yüzünü üç kere yıkadı, sonra sağ elini bunun gibi yıkadı, sonra sol elini bunun gibi yıkadı, sonra başını mesh etti, sonra sağ ayağını yan topuklarına kadar üç kere yıkadı, sonra solayağını bunun gibi yıkadı, sonra şöyle dedi:

Gördüm ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şu aldığım abdest gibi abdest aldı. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Şu aldığım abdest gibi kim abdest alırsa, kalkıp nefsine vesvese vermediği halde iki rekat namaz kılarsa, geçmiş bütün günahları affedilir.”

Alimler derki: Şu abdest, kişinin namaz için aldığı abdestin en mükemmel olanıdır.

Muvatta’:

Mü’minlerin annesi Aişe’den r.anha şöyle rivayet edildi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cünüplükten yıkandığı zaman, evvela ellerini yıkamakla başlardı. Sonra namaz için olan abdest gibi abdest alırdı. Sonra parmaklarını suya sokup onunla saçlarının diblerini hilallerdi. Sonra başı üzerine elleriyle üç avu şuyu dökerdi. Sonra cildinin bütünü üzerine suyu dökerdi.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe r.a. validemiz, Osman ibni Affan ve Ömer ibni Hattab r.anhum şöyle derlerdi: İki sünnet mahalli buluşunca muhakkak gusül vacib olur.

Ebu Musa el Eş’ari r.a Aişe validemize r.anha gelip utandığını bildirerek bir şey sormayı istemiş. Aişe validemiz de utanmadan mü’minlerin annesine bunu sorabileceğini ifade etmiş. Bunun üzerine Musa el Eş’ari r.a. şöyle dedi: Kişi hanımına isabet (cima) eder ve zekeri söner de meni gelmez. (Bu durumda ne gerekir?)

Aişe validemiz r.anha: sünnet mahalli sünnet mahallini geçerse gusül gerekli olur.

Ebu Musa el Eş’ari r.a. dediki: Senden sonra bu hususta, ebediyyen kimseye sormayacağım.

Ebu Talha’nin hanımı Ümmü Süleym r.anhuma, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e glip dediki: Ya Resulellah! Allahu teala hakkı açıklamaktan utanmaz. Acaba kadın üzerine, ihtilam olunca gusül gerekli olurmu?

Buyurdu: Evet, suyu (meniyi) görünce.

Şimdi geride geçen hadisi şeriflere baktığımız zaman, ayeti kerimede sadece belli hususlarla zikredilen abdest ve gusül, şu ve daha zikredemediğimiz rivayetlerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabını, ne kadar çok teferruatı uyguladığı ve tavsiye ettiği anlaşılmaktadır. Bu kadar teferruatı sadece Kur’an lafızlarına sıkıştırmak, zahir lafızlarla yetinip islamı dar kalıb içine hapsederek insanları sorumsuzluğa itiklemek, asla akıllı bir müslümanın işi olamaz. Zira dinimiz son derece mükemmeldir, kemale ermiş olarak bize bırakılmıştır, bunun tamamlanması Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem olmaksızın asla mümkün değildir.

Zira “Ben, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” Buyurmakla, bu dinin tamam olması, mutlaka tatbik eden bir numune olmasını gerektirmektedir.

Ayeti kerimede “Resul size neyi getirmişse onu alın, neyden yasaklamışsa onu terk edin.” Buyrulmakla, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in konumunu ve önemini beyan etmektedir.

O halde peygamberi olmayan, bizzat tatbik edilerek gösterilmeyen bir din, din olarak kemale ermiş değildir. Bunu iddia edenlerin dinleri son derece noksan belki de din adına Kur’an adına sapmak ve saptırmaktan başka bir şey olmaz.

Baş tarafta beyan ettiğimiz gibi bir gurub oluşturlmuş ve içlerinde mühendis, sosyolog, siyasetçi, mühendis gibi kişilerin bulunması da en büyük fecaat. kur'anı anlamak ve anlatmak bunlara mı kalmış? Ulema nerde, diyanet nerde?

Bu gibi yanlış yola düşenlerin şerrinden, Mevla teala bizleri muhafaza eylesin..

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Temizlik mevzısı, bütün bedenin dışıdır, zira gusülde bütün beden temizlenir. Ayrıca ağız ve burun da yıkanır. İşte bu mahallere gelen kan, irin gibi bir akıntı abdesti bozar.

[2] Bu iki imamın sözüne göre bir yerde iken kişi kusarsa bakılır, eğer aynı yerde durur ve kustuklarının toplamı ağız dolusu olursa Ebu Yusuf’a göre abdesti bozulur. Eğer kusma sebebi (mide bulantısı) aynı olsa fakat değişik yerlerde kusarsa ve toplamı ağız dolusu olursa bu defa İmamı Muhammed’e göre abdesti bozulur. Bu ihtilafta İmamı Muham-med’in sözünün daha sahih olduğu söylendi.

[3] Yani, abdest ve gusül gerektirmeyen şey necaset sayılmaz. Bu kaide her şeyde geçer-li olmayıp ekserde böyledir. Mesela, bayılmak abdesti bozar fakat necaset değildir.

[4] Mubaşere-i fahişe: Koca ile hanımı arasında fazlaca oynaşmaktan dolayı bir ıslaklık hasıl olur, bu abdesti bozar. Meni çıkarsa güsül de gerekir.

[5] Bu son iki meselede, Şafilere göre abdest bozulur.

[6] Meni, beyazımsı katı yapışgan bir sudur. Mezi, ince beyaz bir sudur, şehvet anında çıkarsa abdest bozulur. Vedi, idrar dökündükten sonra zorlamakla çıkan katı beyaz sıvıdır, atlamakla, yük kaldırmakla da çıkar, guslü gerektirmez.

Pazartesi, 13 Nisan 2009 20:15 tarihinde güncellendi

UYKU VE ÖLÜM ALAKASI

uyku1.jpgUYKU - ÖLÜM 

Zümer Suresi 42. ayeti kerimenin tefsiri hakkında bazı açıklamalar:

42. Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken ruhlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.

Burdaki nefisten murad ruhlardır. Ruhların bedenlerden alınması, bedende olan tasarrufun ve alakanın kesilmesi ile olur. Bazen bu durum hem zahir hemde batında olur, bu ölümdür. Bazen de sadece batında olur, bu ise uykudur.

Hazreti Ali (Radıyellahu anhu) derki “Uyku anında ruh çıkar, ruhun şuası cesette kalır. İşte onunla rüya görülür. Uyandığı vakit-te ruh cesede, lahzadan (bir an) daha süratli bir şekilde döner. Sonra buyurdu, ‘Uyunan kişinin gördüğü şey ruhu cesede gelme-den evvel görmüşse, o sadık rüyadır. Cesede gönderilip orada yerleşmeden ise şeytanın attığıdır. Batılı onlara hayallendirir. Bunlar yalan rüyalardır.”

Uyuyan kimselerin ruhu da alınır, ölümünü hükmettiğinin ruhunu geri çevirmez. Fakat diğerininin ruhunu döndürür. Uyandı-ğı vakitte ruhu gelir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu “Kişi uykudan uyandığı vakitte ‘ruhumu bana gönderen ve uykuda beni öldürmeyen rabbime hamd olsun,  gökleri ve yerleri kaymaktan tutan Allah’a hamd olsun... der.”

İbni Abbas derki, diriler ve ölülerin ruhları uykuda karşıla-şırlar, Allah’ın dilediği şeyleri birbirlerine öğretirler. Hepsi bedenle-re dönmek istediği vakitte Allah yalnız ölülerin ruhlarını tutar, dirilerin ruhlarını bedenlerine ve cesedlerine gönderir.

Tayin edilen bir vakte kadar bekletilir. Bu ölüm vaktidir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)’e soruldu ki cennet ehli uyurmu? Buyurdu ki ‘Hayır, uyku ölümün kardeşidir. Cennette ölüm yoktur’ Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu ‘Uyuduğunuz gibi ölürsünüz, uyandığınız gibi dirilirsiniz.’

İşte ruhların alınması veya belli bir vakte kadar salınmasın da, elbette tefekkür eden kimselere büyük, açık alametler vardır.  (Bahrul Ulum Tefsiri)

Zümer suresinin 42. ayeti, uykunun ölüm olduğuna delalet eder. Hadisi şerifler de uykunun ruhun alınmasına delalet eder. Ölen nefsin, alınan ruh olduğunu ifade eder.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, namazdan uyuyup kalmaları hakkında şöyle buyurdu:

“Muhakkak sizler ölülerdiniz, Allah ruhlarınızı size geri çevirdi.”

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uykudan uyanınca şöyle derdi:

“Ölümümüzden sonra bizi dirilten Allah’a hamd olsun.”

Enes’in r.a. rivayetinde şöyle gelmiştir: “Şu ruhlar, cesette caridirler, dilediği vakitte onu kabz edere (tutar), dilediği vakitte onu salıverir.”

Askalani, Fethul bari’de şöyle der:

Muhakkak Kur’anın zahiri, ruhların Allah katında tutlmuş olduğuna delalet eder. Allahu teala’nın dilediğinden azab ve nimetten ruhlara ulaşır. Ruhlara nimetin ve azabınarzedilmesinebir mani yoktur. Bedenin veya ondan kalan cüzlerin, Allahu teala’nın dilediği şeyi hissetmesi de caizdir. Bunu, ehli sünnet söylemiştir. Zümer 42. ayet buna delildir.

Hadisi şerifler de, bedenin defninden sonra ruhun, sual anında bedene iade edildiğine delalet eder. Zaten Allahu teala’nın dilediği vakitte ruhu, iade etmesine bir mani de yoktur. Mesela ona selam verildiği vakitte olduğu gibi.

Askalani şöyle devam ediyor: Sahih hadisi şeriflerde beyan edildiğine göre mü’minlerin ruhları, kuş şeklinde olup cennet ağaçlarına asılıdırlar. Şehitlerin ruhları, yeşil kuşların kursakların dadır. Cennette diledikleri yerlere doğru uçarlar.

Taberi Tefsirinde:

Uluhiyyet, sadece ckahhar olan Allaha mahsustur, ondan gayrısına değil. Allahu teala öldürür ve diriltir. Dilediğini yapar. Ondan başkası bunlara kadir olamaz. Bunu kudretinin azametine delil yparak kullarını tenbih etti “Allah, ölüm anında ruhlarıöldürür…” buyurdu. Ecelleri bitince onları kabzeder. Ölmeyenleri de uyku anında tutar.

Ruhların hepsi, cesedlerine dönmelerini irade ettikleri zaman,  ölümüne hükmettiği ruhları yanında tutar, dirilerin ruhlarını cesetlerine gönderir, taki ecelleri gelene kadar.

Ruhları, uyuyan uyuduğu zaman kabzeder. Onun ruhunu uykuda kabzeder. Ruhların bazısı bazısıyla buluşur. Ölülerin ve uyuyanların ruhları. Dönmek istediklerinde dirilerin ruhunu cesetlerine gönderir, ölüleri ruhunu yanında tutar.

Allahu teala’nın uyuyanın ruhunu kabzetmesinde, ölenin ruhunu kabzetmesinde, dirinin ruhunu geri çevirmesinde, diğerini tutmasında elbette tefekkür edenler için büyük ibret ve vaaz vardır. Allahu teala halkından dilediğini yaşatır, dilediğini dilediği vakitte öldürür.

İbni Kesir derki: Bu ayette iki vefat zikredilmiştir. Küçük ve büyük vefat. Ebu Hureyre’nin r.a. rivayetinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizden biriniz yatağına galince izarının iç kısmıyla yatağını süpürsün, zira onun üzerinde ne şey kadığını bilemez. Sonra şöyle desin: Rabbim! Senin isminle yan tarafımı (yatağa) koyuyorum, isminle kaldırıyorum.şayet ruhumu tutarsan ona merhamet et. Eğer salıverirsen onu koru, salih kullarını koruman gibi.”

İbni Abbas r.a. derki:

Ölülerin ruhlarını tutar, dirilerin ruhlarını salıverir, karıştırmaz.

 

 

 

Pazartesi, 13 Nisan 2009 10:32 tarihinde güncellendi

Sayfa 201 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.