.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Barzani 'Hıristiyanlaştırma' kararı aldı!

rahp.jpgBarzani 'Hıristiyanlaştırma' kararı aldı!

Amerikalı Araştırmacı-Gazeteci Mike Reynolds, Kuzey Irak'taki Evanjelik Hıristiyanların faaliyetlerini deşifre etti.

Siyonist Hıristiyanlar olarak da adlandırılan Evanjeliklerin, İsrail'den sonra ikinci en önemli cephe olarak gördükleri Kuzey Irak'ta birçok okul, hastane ve iş binası yaptığını belirten Reynolds, Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin desteğini alan Evanjeliklerin büyük bir misyonerlik faaliyeti içerisinde olduğunu kaydetti.

Irak'ın işgalinden sonra basına yansıyan haberlerde binlerce Evanjelik Hıristiyan papazı ve hahamın bu ülkeye geldiği ve hem misyonerlik faaliyetinde bulunduğu hem de Amerikan askerlerine yardımcı olduğu yazılmıştı. İşgalin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra Araştırmacı-Gazeteci Mike Reynolds, Evanjelik Hıristiyanların Kuzey Irak'taki faaliyetlerini yeniden gündeme getirdi. Reynolds göre, Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'ni perde arkasında Evanjelikler yönetiyor.

 

IRAK İŞGAL EDİLİR EDİLMEZ EVANJELİKLER AKIN ETTİ
Religion Dispatches sitesine konuşan Araştırmacı-Gazeteci Mike Reynolds, “Eylül 2003'te Saddam Hüseyin'in devrilmesinden dört ay sonra 350 Evanjelik papazı, Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı Mesud Barzani tarafından Kerkük'te karşılandı. Kerkük'teki toplantıda Evanjelik lider George Grant ‘İsa her şeyin üstündeki Tanrıdır. Tüm mollaların, tüm ayetullahların, tüm mehdilerin üzerindeki en büyük Tanrıdır. Hatta tüm dünyanın, tüm Irak'ın Tanrısıdır' açıklaması yaptı” dedi.

14 BİN KÜRT MÜLTECİ HALEPÇEDEN SONRA ABD'YE GÖTÜRÜLDÜ
Evanjelik Hıristiyanların Kürtlerle olan ilişkisinin nasıl ortaya çıktığına dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Reynolds, 1988'de Halepçe katliamından sonra 14 bin Kürt mültecinin Nashville'ye (ABD) getirildiğini ve bunların Amerika'daki en büyük Kürt topluluğunu teşkil ettiğini belirterek, “Aradan dört yıl geçtikten sonra bir grup Evanjelik, Uluslar arası Hizmet Grubu'nu kurdu ve Kuzey Irak'a gitti” dedi. 

KUZEY IRAK'IN ÖNEMİ VE BARZANİ'NİN YARDIMI
Kuzey Irak'ın Evanjelikler için neden bu kadar önemli olduğuna dair bir soruya Reynolds, “Kuzey Irak Evanjelikler için ‘10/40 Penceresi' konumundadır. Bu coğrafi bir konumla ilgilidir. Kuzey yarımkürenin 10 ile 40 derece üzerinde bulunan Kuzey Irak Kuzey Afrika, Hindistan ve Ortadoğu kaplıyor ve Endonezya'da sona eriyor. Bu konsept 1991'de Arjantinli Evanjelik Luis Bush tarafından ortaya atıldı ve daha sonra diğerleri tarafından dünyadaki dinsel savaş alanı olarak deklere edildi. Yani Kilise'nin en son Evanjelik cephesi. Nashville Evanjelikleri Barzani'nin yardımı ve Bush'un desteğiyle Ortadoğu'da karargah kurdu. Evanjelikler, Araplar ile Kürtler arasında devam eden ‘petrol yataklarını kim kontrol edecek' anlaşmazlığından yararlanarak, Barzani'nin yardımıyla Müslüman Kürtleri Hıristiyanlığa geçirmek için çalışıyor. Bunu bana Kürdistan üzerinde uzman olan bir kişi söyledi” şeklinde cevap verdi.

HAREKET ALANLARINI TÜRKİYE'YE DE KAYDIRDILAR
Evanjeliklerin Kuzey Irak'a Kürtçe bir çok İncil'le birlikte Türkiye ve İran sınırında ‘Babalarının Krallığı' kurmak için para ve tıbbi malzemegetirdiğini söyleyen Reynolds, Kuzey Irak'a yerleşen Evanjeliklerin operasyon alanlarını daha da genişleterek Türkiye, Liberya, Endonezya, Almanya ve Norveç'te de karargahlar kurduğunu kaydetti. 

İSLAM'A KARŞI BÜYÜK NEFRET DUYUYORLAR
Evanjeliklerin istihbarat toplayarak gizli taktiklerle görevlerini yaptığını kaydeden Reynolds, “Bunların İslam'a karşı değişmez bir nefret duygusu var. Bunların en tanınmış destekçileri Sarah Palin (Amerikan seçimlerinde Cumhuriyetçi aday John McCain'in başkan yardımcısı adayı olarak yarışmıştı). Bu hareketin liderlerinden C. Peter Wagmer, 2005'te yazdığı bir makalede, Tanrı'nın kendilerini havariler olarak atadığını ve kendilerinin olan bu topraklarda hükmetmeleri gerektiğini yazmıştı” dedi.

KÜRT YÖNETİMİNDE EVANJELİKLER VAR
Evanjelik liderlerin Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nde görevli olduğunu kaydeden Gazeteci Reynolds, bunlardan biri olan Douglas Layton'ın Kuzey Irak'ta bir Hıristiyan kültürü inşa ettiğini bunun için de Hıristiyan okullar, hastaneler ve yatırımlar kurduğunu kaydetti. Reynolds, Layton'ın Erbil'deki Kürdistan Gelişme Korporasyonu'nun direktörlüğünü ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi Sağlık Bakanlığı'nda çalışmaya başladığını kaydederek, son olarak Layton'ın Kürdistan'a turlar düzenlediğini duyduğunu belirtti. 

KÜRT YÖNETİMİ HER TÜRLÜ DESTEĞİ SAĞLIYOR
Kuzey Irak'taki Evanjeliklerin Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile sıkı ilişki içerisinde olduğunu ve uluslar arası petrol anlaşmalarında rol oynadığını kaydeden Reynolds, “Sanki Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bunların kendi adlarına ülkeyi yönetme izni vermiş. Evanjeliklerin okulları ve diğer konularda Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden her türlü desteği alıyorlar” dedi.

MEHMET NEDİM ASLAN-HABERVAKTİM.COM

Pazartesi, 06 Nisan 2009 21:14 tarihinde güncellendi

PEÇE YE TAHAMMÜL YOK....

İngiltere’de peçe tahammülsüzlüğü


 
 
pee.jpg
İngiltere’nin Blackburn şehrinde 34 yaşındaki peçeli Müslüman bir kadının, çocuğunun okulunda yapılan veli toplantısına “güvenlik” gerekçesiyle alınmaması, Müslümanlar arasında büyük tepkiye sebep oldu.

Müslüman kadınlara yardım amacıyla kurulmuş bulunan “Kadının Sesi” adlı sivil toplum kuruluşunun yöneticisi Anjum Anwar, kadının, oğlunun okuluna girmesine engel olunmasının Müslümanları üzdüğünü söyledi.

İngiltere'de Müslüman peçeli bir kadının, çocuğunun okulunda yapılan veli toplantısına alınmadığı bildirildi.

Sadece gözlerini ortada bırakacak şekilde peçeyle örtünen 34 yaşındaki annenin, okuldan "güvenlik" gerekçesiyle geri çevrildiği belirtildi. Olay, "kadınların peçe takmasının toplumda ayrışmaya yol açtığı gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna" dair açıklamalarıyla tartışmalara yol açan Adalet Bakanı Jack Straw'ın seçim bölgesi Blackburn'da meydana geldi.

Oğlunun veli toplantısına giden annenin, dini tercihlerinin okula girmesine engel teşkil edemeyeceğini savunduğu, ancak yetkililerin, "Okula giren herkesin yüzü açıkça görülebilmeli ve güvenlik gerekçesiyle kimliğini saklamamalı" diyerek annenin okula girişini engellediği bildirildi.

Tartışma sırasında okula polis çağrıldığı kaydedildi. Anne, olayın kendisini çok üzdüğünü ve bundan böyle çocuğunun okuluna gitmek istemediğini söyledi.

Müslüman kadınlara yardım amacıyla kurulmuş bulunan "Kadının Sesi" adlı sivil toplum kuruluşunun yöneticisi Anjum Anwar, yaptığı açıklamada, okulla birlikte krize çözüm aradıklarını ve sorunu çözmeyi umduklarını bildirdi. Anwar, kadının oğlunun okuluna girmesine engel olunmasının Müslümanları üzdüğünü söyledi.

Başkalarının Müslümanların giyinme özgürlüğüne karışmalarının hakları olmadığını belirten Anwar, “İnancımızdan taviz veremeyiz. Bize terörist muamalesi yapmaları yanlış. Batı sadece kendi halkına karşı özgür olmamalı. Tek taraflı özgürlük tehlike oluşturur” diyerek tepkisini dile getirdi. Tahrik edici mini giysilerle gelen velilere karşı hoşgörülü olan Okul Müdürü Colette Gillen ise, her annenin çocuğunun okuluna gelip öğretmenleriyle görüşme hakkına saygı duyduklarını belirtti, "Ancak bu kılıktaki tek anne o değil. Başkaları da okul koridorlarında peçe ve çarşafla gezmeye başlarsa, bizim için kimlik tespiti yapmak imkansız hale gelir" diye konuştu.
Pazar, 05 Nisan 2009 17:34 tarihinde güncellendi

Kürtlerin deccalı

       
eytan.jpgİrfan Sönmez
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız     

Kürtlerin deccalı
 

Her kavmin bir Deccalı var. Yaşadığı toplumun ruhunu kabzeden, içini boşaltan, çok sapkın çıkmıştır tarih boyunca. Kimi kavimler yüksek bir iman ve ahlakla bu tiplerin tahribatını ucuz atlatmış, kimi büyük yaralar almıştır.

Allah ne insanı ne de toplumları başıboş yaratmamıştır. Hayatın her anı bir sınavdır. Bela ve musibetler olmasaydı her insan bir evliya olurdu diyor büyük bir veli. İman derinliği inancınıza musallat olan fitneler karşısında gösterdiğiniz dirence bağlıdır. Denenmemiş bir imanın toslamalar karşısında nasıl duracağı bilinemez.

Bazen bir tabii felaket, bazen bir ölüm, bazen fikri, imani bir sapkınlık inançlarınızın kapısını çalar. O zaman ne kadar mümin, ne kadar Müslüman olduğunuzu anlarsınız. Ya ilk çarpışmada abandone olur dağılır, ya da sınanmış bir imanın aydınlığı ile çıkarsınız imtihandan.

Bazı âlimler Deccal’ın bir kişi değil, bir heyet olduğunu söylerler. Kişi veya heyet, fert veya düşünce fark etmez, deccaliyetin görevi kalplerdeki imanı söküp almak yerine başka bir şey koymaktır.

Zaten bütün beşeri ideolojiler, semavi olanın yerine geçme iddiasıyla ortaya çıkmadılar mı?

İman, biraz da basiret demektir. Sadece bakmak değil, biraz da görmek anlamak, eşya ve hadiselerin ruhunu kavramak demektir. Her insan kalbinin derinliklerinde sakladığını alnında taşır. Çoğu kez bir insanın yüzüne bakarak içindeki aydınlık veya karanlığı görebilirsiniz. İman da, küfür de kendini yaşadığı bedenin dışına yansıtır.

Bazı yüzlere baktığınız zaman, iman aydınlığının, İslam nurunun zerresini bulamazsınız. Karanlık, Gayya çukuru gibi yüzler vardır, size cehennemi hatırlatırlar. Yaşadıkları toplumu karanlıklarıyla kuşatır peşlerine takarlar. Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak diye bağırmanız beyhudedir. Herkes hak ettiği yere koşar.

Bir zamanlar, Anadolu coğrafyasının en dindar kitlelerini Kürt vatandaşlarımız oluştururdu. Büyük tasavvuf adamlarının, gani gönüllü dervişlerin meşheriydi güneydoğu. Tillo’lu İsmail Fakirullah’lar,Gavsı Hizani’ler,Abdurrahman-ı Taği’ler,Mahmud-u Samini’ler, Said-i Nursi’ler hep bu bereketli topraklardan çıkıp ışıklarını saçtılar.Bugün artık doğuyla Batı’yı birbirine bağlayan, el ele tutuşturan ışık şahsiyetler yetişmiyor güneydoğuda.Kendini Allah’a adamış Peygamber dostlarının yerini, kan ve gözyaşıyla beslenen nesiller aldı, çoraklaştı topraklarımız.

Allah kim için hayır murat ederse onu hayır ve hasenatla buluşturur, buna şüphe yok. Ama şerri murat edeni de şerirlerle buluşturur, buna da şüphe yok. Allah’ın terazisi şaşmaz, herkes layık olduğu şekilde yönetilir, layık olduğu şekilde muamele görür, layık olduğu serencamı yaşar. İyi, iyinin yanında, kötü, kütünün yanında saf tutar. Deccalları yontup, büyütüp topluma musallat eden de onların arkasında saf tutup, onların kılıcını sallayanlardır.

Öcalan’ın doğum gününü kutlamak isteyen guruplar dün birçok yerde olaylar çıkardılar. Yine birçok kişi yaralandı, iki kişi hayatını kaybetti. Binlerce insan, hayatı kan akıtmakla, gençleri hayatının baharında ölüme göndermekle geçmiş, içindeki küfür yüzünde harf, harf okunan bir adamın peşinde gidiyor. Gözleri varken kör, kulakları varken sağır olmak böyle bir şey olmalı.

Uğruna hayatlarını verdikleri adam, hayatlarının anlamını çalan, çocuklarını, namuslarını, imanlarını çalan bir adam. Ama insan bir defa körleşmeye görsün, onu sur-u israfil’e kadar kimse uyandıramaz.

Nejdet Buldan’ın PKK’da kadın olmak isimli kitabında, Aysel kod adlı militan onu anlatırken şunları söylüyor:”Beni aldı Şam’a kendi evine götürdü. Şam’da kaldığım birkaç günde onun daha değişik durumlarına tanık oldum. Orada tüm inancım kayboldu. Bir bayana tecavüze yeltendi. Aslen Bingöllü Avusturya’dan katılmış, on altı, on yedi yaşlarında güzel bir bayandı. Bir ara başka bir odadan dehşet içinde bağırarak kaçtı, benim arkama saklandı. Aman Allah’ım ben nereye gelmişim diyordu. Yanımda bulunan bayanlar onu ikna etmeye çalışıyor, başkanın kendisini çağırdığını söylüyorlardı. Tekrar götürdüler, bu kez tekrar aynı tepkiyi gösterdi, oraya, buraya, tuvaletlere kaçıp, bağırarak ağlıyordu. Arkama geçip beni kurtar bu canavarın elinden diye yalvarıyordu. Kurudum kaldım, hiçbir reaksiyon gösteremiyorum, aklımı yitirmiş gibi oldum. Kız yakamdan tuttu ve bana “sen hala ne olduğunu anlamıyor musun dedi”.O an daha önce Bekaa’da tutuklanan kızların anlattıklarını, yapılan dedikoduların yalan olmadığını anladım. Bunları hep düşmanın psikolojik savaş taktikleri olarak kabul etmiştim, meğer doğruymuş. O gece o kız gelip yanımda yattı, Sabaha kadar ikimizde ağlamıştık. Sömürgeciler bizim ırzımıza geçmesin diye silaha sarılmıştık. Bu günde bu adam Kürdistan’ın bağımsızlık savaşının önderi olarak bizim ırzımıza geçiyordu. Sonra kızı bir şekilde ikna etmiş olacaklar ki onun odasında olduğunu öğrendim” İşte uğruna gençlerin, çocukların, bebeklerin, bizim insanlarımızın heder olduğu adam. Kürt vatandaşlarımızın dinine, imanına, ruhuna, Allah’ına, peygamberine, namusuna, çocuklarına kısacası her şeyine musallat olmuş adam. Bir zamanlar Allah adamlarının peşinde koşanlar şimdi böyle bir adamın peşinde koşuyorlar. Allah bu dünyayı oyun olsun diye yaratmamıştır. Herkes mutlaka sınavdan geçecektir. Bazılarımız Allah’ın ipine sarılacak, bazılarımız deccalın. Kim neye layıksa orada olacaktır. Apo Kürt ulusal mücadelesinin önderi değil, Kürt vatandaşlarımızın Deccalı’dır. Bunu anlamak için biraz izan sahibi olmak kâfi. Bilinen kaidedir, ahlakı olan ahlaksızın peşinden gitmez. Namusu olan namussuzun peşinden gitmez. Kitabı olan kitapsızın peşinden gitmez. Ve tabi, Allah’ı olan Allahsızın peşinden gitmez.

Pazar, 05 Nisan 2009 11:43 tarihinde güncellendi

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ 

  

1 - BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ 

 2 - DAHA GENCİZ. 

 3 - ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR. 

 4 - ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ. 

 5 - EMEKLİ OLDUKTAN SONRA. 

 6 - ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN. 

 7 - BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER. 

 8 - BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN. 

 9 - FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN. 

 10 - CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi) 

 11 - BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK. 

 12 - AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR. 

  

ŞEYTAN VE 

DOSTLARI 

  

Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış. 

Açılış konuşmasında demiş ki: 

Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi  ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. 

Allah ile bir kere  bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi  ile bağlantı kuramasınlar.. Sizden isteğim budur 

Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız? 

Şeytan:
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'

Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!

Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:

Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde,  kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombardımanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş  katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve  boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler  bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!

Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!

Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve  dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.   Sence bu plan başarılı mı?
Çarşamba, 08 Aralık 2010 20:38 tarihinde güncellendi

Sayfa 206 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.