.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

RAHİPLER HAZIR......

Ruhban okulu açılıyor!
30 Temmuz 2009 Perşembe 12:44
Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada'da Bulunan Ruhban Okulu ile İlgili Olarak 'Okulun Açılacağından Umutluyuz ve Ankara'dan, Hükümetimizden Resmi Bir Haber Bekliyoruz' Dedi.
rahp.gif
 
 
 
 

 

Mescid üzerinde konser inadı!...Ne haber muhafazakarlar.....

mescid.jpg

Mescid üzerinde konser inadı!

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Anıtlar Kurulu büyük bir rezalete imza attı. İstanbul 3. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Rumelihisarı'nda tarihi Boğazkesen Mescidi'nin yerinde bulunan platformda konser verilmesine izin verdi. Kurul kararında; Boğazkesen Mescidi'nin kalıntıları üzerinde sahne kurularak konser verilmesinin, Rumelihisarı'nın toplumsal açıdan tanıtımı ve benimsenmesini sağlamak amacı verildiğini açıkladı.

Kenan KIRAN'ın haberi...

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Anıtlar Kurulu büyük bir rezalete imza attı.

İstanbul 3. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Rumelihisarı'nda tarihi Boğazkesen Mescidi'nin yerinde bulunan platformda konser verilmesine izin verdi. Kurul kararında; Boğazkesen Mescidi'nin kalıntıları üzerinde sahne kurularak konser verilmesinin, Rumelihisarı'nın toplumsal açıdan tanıtımı ve benimsenmesini sağlamak amacı verildiğini açıkladı.

Kurul kararıyla, Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u fethetmeden inşaatını başlattığı ve fetihden sonra yaptırılan ilk cami olma özelliğini taşıyan Boğazkesen Mescidi'nin yerinde bulunan platformda sanatçıların şarkı söylemesine onay vermiş oldu.

İŞTE O KURUL KARARI
Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 3. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun, 6 Temmuz 2009 tarihli kararında, şu ifadelere yer verildi:
“Rumelihisarı'nda tarihi Boğazkesen Mescidi yerinde bulunan platform ve tiyatro alanının 2009 yılı sonuna kadar haftada maksimum 1 (bir) faaliyet ile sınırlandırılarak ve hiçbir şekilde aşılmamak, izleyici sayısını en fazla 1000 (Bin) ile sınırlamak kaydıyla tiyatro, stand-up, konferans, seminer, oda müziği (klasik müzik ve Türk sanat müziği) gösterileri için; yüksek güçlü ses düzeni kullanılmamak, izleyici hareketlerinden oluşan titreşimi en aza indirgeyecek önlemleri almak, tiyatro alanı dışında burç ve duvarlar üzerinde hiçbir izleyicinin bulundurulmamasına dikkat etmek ve yapıda ve tarihsel kalıntılara zarar verebilecek veya görünüşü engelleyebilecek afiş vb. elemanların kullanılmaması kaydıyla yukarıda belirtilen kültürel faaliyetlerin Rumelihisarı'nın toplumsal açıdan tanıtımı ve benimsenmesini sağlamak amacı ile (sınırlı süre ve izleyici için) gerçekleştirebileceğine (…) karar verildi.”

Kararda; Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 3. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Başkanı Binan Can, Kurul üyeleri Yusuf İzzettin Aydın, Semih Halil Emür, Yüksel Sayan, Mustafa Çakır, Şevket Cinbir, Kurul üyesi İstanbul Büyükşehir Belediye Temsilcisi Şule Savaş, Kurul üyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü Temsilcisi Yusuf Koç'un imzası bulunuyor. Bölge Kurulu Müdür Vekili Lalefer Duygan da, kurulun aldığı kararı onayladı.

BÜYÜKŞEHİR PLATFORMUN KALDIRILMASINI İSTİYOR
Rumelihisarı'nda mülkiyeti bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, konserlere karşı...
İstanbul Büyükşehir Belediyesi; Boğazkesen Mescidi ve çevresinde düzenlenme çalışmasına başlamış ve sadece minaresi bulunan Boğazkesen Camii'ni aslına uygun olarak restore ettireceğini açıklamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı tarafından gazetemize yapılan açıklamada, “Kadastral alanı ile sınırlı olan Boğazkesen Mescidi'ne ilişkin rölöve, restitüsyon, restorasyon projesi işi 08.12.2006 tarihinde ihale edilmiş olup, projelendirme süresi devam etmektedir” denilmişti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Şaban Erden de, 28 Haziran 2005 tarihli yazısında; Rumelihisarı'nda sahne olarak kullanılan yerde Boğazkesen Mescidi'nin mevcut olduğunu belirterek, sanatçıların kullandığı platformun kaldırılmasını istemişti.

Erden; Anıtlar Kurulu Yüksek Kurulu'nun Rumelihisarı hakkında tiyatro veya konser yapılamayacağına yönelik kararının yer aldığını hatırlatmıştı.

Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Erden, söz konusu yazısını İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 3. No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Rumelihisarı Müze Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi Kontrol Daire Başkanlığı'na göndermiş ve gereğinin yapılmasını istemişti.

CAMİ KALINTILARI ÜZERİNE SAHNE KURULUYOR
Fatih Sultan Mehmed Han'ın vakfiyesinde ismi geçen 7 camiden biri olan Boğazkesen Mescidi, Rumelihisarı'nda bulunuyor. Fatih Sultan Mehmed Han tarafından inşaa edilen bu askeri yapı, 1452'de 4 ay gibi inanılması zor kısa bir sürede tamamlandı. Hisar, Ortaçağ'ın en büyük ve kuvvetli hisarı olarak biliniyor ve bütün heybeti ile Boğaziçi'ni süslüyor. Hisar içindeki caminin minaresi ise hala ayakta duruyor.

MÜLKİYETİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NE AİT
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Emlak Müdürü Sami Kılıç'ın, 29 Eylül 2004 tarihinde Sarıyer Müftülüğü'ne gönderdiği yazıda ise; “Sarıyer İlçesi, Rumelihisar Mahallesi 2 pafta, 72 ada, 1 parselde mazbut Fatih Sultan Mehmed Vakfı'ndan olan Boğazkesen Mescidi (Rumelihisarı Camii) mülkiyeti belediyemiz adına (istimlaken) terkin edilmiştir” deniliyor.

KİLİSEDE İÇKİLİ YILBAŞI PARTİSİ İPTAL EDİLMİŞTİ
Türkiye'de azınlık olan Hıristiyanlar kendi değerlerine sahip çıkarken, halkın büyük çoğunluğunu oluşturan Müslümanlar kendi ecdadına yönelik bir saygısızlığa göz yumuyor.

Tarihi Boğazkesen Mescidi'nde konser verilmesine Anıtlar Kurulu tarafından izin verilirken, Topkapı Sarayı'nda yer alan Bizans'ın ilk kilisesi olan Aya İrini'de, içkili-yemekli yılbaşı partisi düzenlemesi, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un tepkisi üzerine iptal edilmişti...

31 Aralık 1999 tarihinde, Aya İrini'de, içkili-yemekli yılbaşı partisi düzenlemek istenmiş… Parti haberinin duyulmasıyla Türkiye'deki Hıristiyanlar ayağa kalkmıştı. Hıristiyanlar, "Böyle bir parti camide yapılsaydı Müslümanların tepkisi ne olurdu?" şeklinde tepki göstermişti.

Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos, Kültür Bakanı İstemihan Talay'a yazdığı bir mektupla, Hıristiyan dünyasının partiyi protesto ettiğini bildirmiş. Partiyi ‘esefle' öğrendiğini belirten Bartholomeos'un Bakan'a mektubunun ardından, Kültür Bakanlığı içkili partiyi iptal etmişti. Patrik Bartholomeos, Noel sebebiyle yayınladığı mesajda Bakan'a duyarlılığından ötürü ise teşekkür etmişti.

Aynı Topkapı Sarayı'nda, Yavuz Sultan Selim döneminden günümüze 24 saat Kur'an-ı Kerim okunduğu, Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v)'in hırkası ve sakal-ı şerifinin bulunduğu Kutsal Emanetler bölümünün hemen yakınında bulunan Konyalı Lokantısı'nda ise içki servisi yapılıyor.

AKP ye teşekkür.....???

akpartilogocq1.gifDünkü vatan gazetesinde Mehmet Ali Ağca'yla nişanlandıktan sonra İtalyan hukukçu ile evlenen Rabia Kazan, AKP ye teşekkür ediyor ve şöyle diyordu:

"Sizin zannettiğiniz gibi kapalı bir dünyaları yok, ekonomik düzeyi yüksek İslami grubun kadınlarının. Ben o kadar rahat bir İslami kesimin içinden geliyorum ki hep çapkınlık var. Baskıyla kapatılanlar da özellikle daha rahat bir durum var. Tepkililer ve o denli günah korkusu yok. O da bir kadın, bir nefsi var sizin gibi istekleri var. Takmış bir başörtü ama niye bilmiyor. Başı açıklardan daha serbestler, 'Tak' dediler diye takmışlar.
 
AKP'ye teşekkür ediyorum o kadar fazla sosyete İslami kesim türedi ki iş, sayelerinde normale geldi yoksa yobazlık çok daha öndeydi anlayış olarak."
Salı, 04 Ağustos 2009 08:13 tarihinde güncellendi

TARİKATLAR SERBEST OLUR MU?

       
M. Şevket Eygi - Milli Gazete    

tevhidnya.jpgTarikatlar serbest bırakılmalıdır
 

Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde İslâm dünyasının üç ülkesinde tarikatlar ve tekkeler yasaklanmıştı.

1. Vehhabîler Arabistan'ın kendi hakimiyetleri altında bulunan kısımlarında tasavvufu, tarikatları, tekkeleri, toplu halde zikir yapılmasını ve vird okunmasını yasaklamışlar, bütün kabirleri düzlemişlerdi. 1924'de Mekke ve Medine'yi alınca Mekke'deki Muallâ, Medine'deki Baki kabristanlarındaki bütün Sahabe, Tâbiîn, Selef-i Sâlihîn ve süleha-i ümmet türbelerini yıkmışlar, içlerindeki kıymetli eşyayı yağmalamışlar, her yeri dümdüz etmişlerdi. Peygamber Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) türbesini de yıkmak istiyorlardı ama İslâm dünyasının tepkisinden korkarak bunu yapamamışlardır. Nasiruddin Albanî gibi Vehhabîler bu mübarek türbenin yıkılmasını, Resul-i Ekrem'in kabrinin açılıp nâ'ş-ı azizinin başka bir yere nakl edilmesini ve bu yeni mezarın da düzlenmesini sarahaten istemişlerdir.

2. Hicaz'da tasavvuf tarikatlarının yasaklanması, tekkelerin kapatılması, tarikat usullerine göre zikrullah yapılması yasaklandıktan sonra Türkiye'de de 30 Kasım 1925 tarihinde "Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlar ile Bazı Ünvanların Men' ve İlgasına dair Kanun" çıkartılarak tasavvuf, tarikat, zikrullah yapmak suç ilan edilmiştir. Kanuna göre şu kelimeleri kullanmak da yasaktı: Şeyh... Derviş... Mürid... Dede... Seyyid... Çelebi... Baba... Emîr... Halife... Kanun tarikat elbiselerinin ve serpuşlarının giyilmesini de suç sayıyordu.

3. Sovyetler Birliği'nin işgal ve hakimiyeti altında Müslüman ülkelerde de tarikatlar, tasavvuf faaliyetleri yasaklanmış, tekkeler kapatılmıştır.

4. Suudî Arabistan'da bu yasak din adına, Türkiye'de çağdaşlık adına, Sovyetler Birliği'nde Marksizm-Leninizm adına yapılmıştır.

5. Suudi Arabistan'da Vehhabî çapulcular nasıl türbeleri, tarikatları soydular, talan ettilerse; Türkiye'deki tarihî türbelerdeki ve tekkelerdeki tarihî, kültürel kıymetli eşya yağmalanmıştır.

6. Tarikatları kapattılar ama tasavvufu yasak edemediler. Çünkü tasavvuf gönüllerde idi.

7. Osmanlı devleti zamanında Meşihat'a (Şeyhülislâmlık dairesi) bağlı bir "Meclis-i Meşâyih" vardı, şeyhleri ve tarikatları kontrol ediyordu. Yeraltına inen tarikatlar bu kontrolden mahrum kaldılar.

8. Şu anda Türkiye'de en güçlü ve etkili sosyal güçler, yarı açık yarı gizli çalışan tarikatlardır.

9. Osmanlı devlet-i aliyyesi zamanında tarikatlar sadece dinî-mistik hizmet ve faaliyetler yapmazlar, aynı zamanda yüksek kültür, sanat ve medeniyet hizmetleri görürlerdi. Padişahlar, vezirler, kumandanlar, büyük bürokratlar ve hemen hemen bütün Müslüman halk tarikat mensubu idi, bir şeyhe biat etmişti.

10. Çoğulcu ve demokratik Türkiye'de tarikatların hâlâ yasak olması vahim bir insan hakları ihlalidir. Mustafa Kemal Paşa zamanında Mason locaları da kapattırılmıştı. Sonra 1947'de İsmet Paşa zamanında tekrar açıldı. İslâm tarikatları ise 1925'ten beri kapalıdır. Tam 84 sene...

11. Tarikatlar serbest bırakılsa eskisi gibi hizmet edebilir, faaliyet gösterebilir mi? 84 yıl boyunca büyük kayıplar verilmiş, büyük bir boşluk olmuştur. İyi, geçerli tedbirler alınırsa hizmet edebilirler. İlk alınacak tedbir, tarikatlarda din sömürüsü yapılmaması, müridlerden ve Müslümanlardan para toplanmamasıdır. Açılacak tarikatların başına geçirmek için nereden gerçek ve olgun şeyh bulunacaktır? Bu da ayrı bir mesele...

12. Türkiye'nin İslâmlaşması, Türkiye İslâmlığı tarikat ve tasavuf üzerine kuruludur. Bu bir tarihî realitedir. Mutassıp Vehhabilerden ve yine mutassıp resmî ideoloji bağımlılarından başkası bu gerçeği inkar etmez. Türkiye'de tasavvuf ve tarikatlar darbelenince İslâm'ın ve Ümmet'in temelleri sarsılmıştır.

13. Türkiye'deki tarikatlar loncalar, ahîlik ve fütüvvet teşkilatı ile iş, ticaret, çalışma hayatını da tanzim ediyordu.

14. Osmanlı sisteminde tasavvufun, tarikatların büyük rolü vardır. Sultan Osman Gazi'den, son padişah Mehmed Vahidüddin Han'a kadar bütün Selâtin-i Osmaniye tarikat mensubu idi, bir şeyhe biat etmişti.

NETİCE: Türkiye halkının temel insan haklarını kısıtlayan tarikat yasağı kaldırılmalı, Masonlara hürriyet verildiği gibi Müslümanlara da verilmelidir. Bu konuda gerekli bütün olumlu tedbirler de alınmalıdır.

O kitabı okudum

Muhterem kardeşimiz... Gönderdiğiniz kitabı okudum. Yazar kendisinin Vehhabî olduğunu açıkça belirtmiyor ama bu fırkaya mensup olduğu açıkça anlaşılıyor. Hep İbn Teymiyye'yi referans gösteriyor, Albanî'ye büyük muhaddis diyor. Vehhabîlerin alim kabul ettiği zatlardan alıntılar yapıyor. Taqiyye yapıyor ve Muhammed İbn Abdilvehhab'tan hiç bahs etmiyor. Şu hususları dikkatinize sunuyorum.

1. Kitapta dinî bakımdan çok doğru bilgiler vardır. Bunları elbette kabul ediyoruz. Doğruların yanında bir yığın da yanlış var. Onları kabul etmiyoruz.

2. Kitapta, Ehl-i Sünnet müslümanlığına uymayan yerler vardır. Bunları kabul etmeyiz.

3. Muhyiddin Arabî, İmamı Rabbanî, Bursalı İsmail Hakkı, Gümüşhanevî gibi din ulularına dil uzatılmıştır.

4. Biz Sünnî Müslümanlar Vehhabî ulemasının bu gibi kitaplarını referans olarak kabul etmeyiz, Sünni ulemanın kitaplarını kabul ederiz.

5. Muhammed ibn Abdilvehhab'ın kardeşi Süleyman ibn Abdilvehhab, Ehl-i Sünnet ve Cemaat inancına sahip alim ve fakih bir zattı ve kardeşine karşı "Faslü'l-Hitab..." isminde bir reddiye kitabı kaleme almıştır. Biz Sünnîler iki kardeş arasında ihtilaflı meselelerde Süleyman İbn Abdilvehhab'ın fikir ve görüşlerini kabul ederiz.

6. Nasuriddin Albanî'nin doğru dürüst icazeti yoktur. O, Vehhabîler indinde büyük bir muhaddistir, Ehl-i Sünnet indinde ise büyük bir bid'atçidir. Bu zat aşırılığa ve güluvve sapmıştır. Fikir ve görüşleri bizim için referans olamaz.

7. İsmini vermeyeceğim kitapta doğrular ile yanlışlar, sap ile saman birbirine karıştırılmıştır.

8. Mevlid okumanın hayırlı bir iş olduğuna dair nice gerçek din aliminin kitapları, fetvaları, ruhsatları vardır.

9. İbn Teymiyye'nin ilmi çoktur ama ilmi kadar aklı olmadığı söylenmiştir. Bu zat aleyhinde nice büyük ulemanın reddiyeleri bulunmaktadır.

10. Şam'daki dört fıkıh mezhebinin müftüleri İbn Teymiyye'nin hapsine karar ve fetva vermişlerdir.

11. Bugün kendilerine Selefî diyenler ilk üç asırda yaşamış Selef-i Sâlihîn'in yolunda gitmiyorlar, İbn Teymiye'nin ve Muhammed İbn Abdilvehhab'ın peşinden gidiyorlar. Onların Selefîliği kuruntudan ibarettir.

12. Tevessül ve istigasenin cevazına dair o kadar kitap, resail ve makale yazılmıştır ki, listesi yapılsa bir kitap olur.

13. Ehl-i tevhidi ve Ehl-i Kıbleyi kolayca tekfir edenler büyük bir vebal altındadır ve mü'mini tekfir ettikleri için kendilerinin küfre düşmelerinden korkulur.

14. Kendi krallarına Celaletü'l-Melik'il-Muazzam diyorlar, sonra da Yâ Resulullah diyen Sünnî Müslümanı şirk ve küfürle suçluyorlar. Kardeşinin gözündeki saman çöpünü görüyor, kendi gözündeki merteği görmüyor.

15. Zayıf hadîs, mevzu hadîs demek değildir. Zayıf hadisten itikad, fıkıh, din hükmü çıkarılmaz ama Kur'ânla ve sağlam hadîslerle müeyyed amellerin tergibi ve teşviki konusunda onların zikr edilmesine rasih ve sika ulema izin vermişlerdir.

16. Ehl-i Sünnet Cadde-i Kübra-i İslamiye'dir. Vehhabîlik dar bir yoldur.

17. Bütün Ehl-i Sünnet ve Cemaat uleması, fukahası, müftüleri Vehhabîliğin bir bid'at fırkası olduğunda müttefiktir.

18. Vehhabîlerin itikadıyla Ehl-i Sünnetin itikadı arasında uyuşmazlıklar vardır.

19. Ehl-i Sünnet ile Vehhabîlik arasında ne kadar ihtilaflı mesele varsa, bunların tamamında Ehl-i Sünnet haklıdır, Vehhabîlik hatâlıdır.

Biz kimseyi şirk ve küfürle suçlamıyoruz. Bu, ulemanın, müftülerin işidir. Vehhabî kardeşlerimizden çok rica ve istirham ediyoruz: Lütfen taqiyye ve kitman yapmasınlar. Çok açık, çok mert şekilde Muhammed ibn Abdilvehhab'ı imam kabul ettiklerini, Ehl-i Sünneti sapıklıkla, bid'atle, şirk ve küfürle, irtidatla suçladıklarını beyan etsinler.

Vehhabîlerin dedikleri doğruysa şu 72 milyonluk Türkiye'de kaç gerçek mü'min kalır?

Ehl-i imanı, Ehl-i Tevhid-i, Ehl-i Kıbleyi, musalli ve mütedeyyin Müslümanları tekfir etmesinler, Allah'tan korksunlar. Peygamberin ruhaniyetinden hayâ etsinler, Mahkeme-i Kübra'yı düşünsünler, titresinler.

İslâm'a, Kur'ân'a, Tevhid'e rızaen lillah, hasbeten lillah, muhlisen lillah, garazsız ivazsız, dünyevî ücretsiz, petro-dolarsız hizmet etsinler.

Cadde-i Kübra'da, Sevad-ı Azam içinde olsunlar, darlıktan genişliğe çıksınlar.

Cumhur-i ulemaya muhalefet etmesinler.

Şazz, aykırı, aşırı fikir ve görüşleri bıraksınlar, dinde orta yolda olsunlar. Resulullah efendimiz (salat ve selam olsun ona) Ümmetimin çeşitliliği geniş bir rahmettir buyurmamış mıdır?
Pazar, 02 Ağustos 2009 13:35 tarihinde güncellendi

Sayfa 157 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.