.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

İMAM MI? NAMAZ KILDIRMA MEMURU MU?

bilardo.jpgBunlar da 'yeni nesil imamlar'ımız...

İHL mezunu kamu görevlisi, doktor pek çok kişi olduğu gibi güzel sanatlar fakültesi mezunu imamlar da var. ‘Yeni nesil imamlar’ her alanda varlar. İşte örnekler...

ÖSS’de katsayı değişikliğinin yapılması İmam Hatip Lisesi (İHL) mezunu imam adaylarıyla ilgili pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Meslek seçimiyle ilgili engellerin kaldırılmasına yönelik tartışmalar bir yana son yıllarda bu okullardan mezun olan imamların profilinde de büyük bir değişim yaşandığı kesin...

Öyle ki yıllar önce İHL’de okuduktan sonra güzel sanatlar fakültesinden mezun olan, bir yandan da imamlığa devam eden ve mesleğe farklı bir bakış açısıyla yaklaşan  imamlar bile bulunuyor. Geçen aylarda Mardin’de yaşanan katliamda hayatını kaybeden 24 yaşındaki genç imam Kazım Ozan’ın Facebook’a üye olması, gitar çalması ve müzikle ilgilenmesi, köydeki çocuklarla yakından ilgilenmesi de çok konuşulmuştu.

Senaryosunu Ö. Lütfi Mete’nin yazdığı, İsmail Güneş’in yönettiği The İmam filmindeki motosiklet kullanan, ‘bilgisayar mühendisi’ imam karakteri gibi, yaşları 20-40 arasında, resim, müzik ve sporla ilgilenen, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, facebook üyesi olan, birkaç yabancı dil bilen ‘yeni nesil imamlar’ın sayısı hızla artıyor. Onlarla konuştuk.

Sabah namazından sonra 3-4 km bisiklete biniyorum

İstanbul Bulgurlu Amine Hatun Camii’nde görev yapan 28 yaşındaki Mücahit Dündar, yeni nesil imamlardan. İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Çanakkale’de göreve başlayan Dündar’ın o dönemde lisansüstü eğitime hak kazandığı için İstanbul’a tayini çıkmış. Doktora yapan, sporla ilgilenen ve bisiklet sürmeyi çok seven Dündar, katsayı engelinin mağdurlarından... “ÖSS sırasında katsayı engeli olduğu için üniversitede farklı bir bölüm seçemedim. Aslında mimar olmak isterdim. Hatta şimdi sınava yeniden hazırlanmayı bile düşünüyorum. Ama tabii ki imam olmam benim bazı zevklerimden vazgeçmeme neden olmuyor. Resmiyeti sevmediğim için hep spor giyinirim. Yazmayı sevdiğimden  internette bir blog oluşturdum. Facebook da kullanıyorum. Her gün sabah namazından sonra 3-4 km bisiklete biniyorum.”

SPOR GİYİNİYORUM

Son birkaç yıldır kendisi gibi üniversite mezunu, yüksek lisans yapan, yabancı dil bilen görevlilerin atandığını da söylüyor, genç imam... “İnsanlar kendileri gibi giyinen bir imam gördüğünde seviniyor. Mesela bir keresinde yaşlı bir amca bana ‘Oğlumun arkasında namaz kılmış gibi oldum. Oğlum da senin gibi giyinir. Biz resmi kıyafetler giyen kişilerden sıkıldık’ dedi. Dolayısıyla halk bu durumdan memnun.”

‘Suret yapmak haram’ diyenlerle karşılaştım

Recai Özsoy ise Ankara Gülbaba Camii’nde görev yapan ve mesleğinde uzun yılları geride bırakan imamlardan. 45 yaşındaki Özsoy, caminin alt katındaki atölyede resim yapıyor. Namaz kıldırdıktan sonra tuvali eline alıyor ve başlıyor çizmeye! Günde yaklaşık 2-3 saatini resme ayıran Recai Hoca’nın bine yakın tablosu var. Resim yapmaya öğrencilik yıllarında başlayan Özsoy, 1985’te Bilecik’te imamlık yaparken kendisine köylülerin de destek olduğunu anlatıyor.

SERGİ AÇMAYI İSTİYOR

Katsayı engelinin kaldırılmasının İHL mezunu öğrenciler için meslek seçiminde faydalı olacağını söyleyen Özsoy “Benim de önümde birtakım engeller vardı. Aslında hedefim iyi bir ressam olmaktı. Ama yine de her türlü engele rağmen okulu bitirdim, imam oldum. Resim yapma hayalimi de mesleğimle birlikte sürdürüyorum” diyor.

Hayali bir resim sergisi açmak olan Özsoy şimdi ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün portrelerini yapmakla meşgul.

Recai Hoca, resim sayesinde kafalardaki imam imajını kırdığını anlatıyor: “Mesleğim boyunca aşırı tutucu olan insanlardan olumsuz tepkiler de aldım. ‘Sen bir din adamısın, suret yapmak haramdır’ dediler. Öte yandan birçok yerden takdir de topladım. ‘Artık sizin gibi imamlara ihtiyacımız var’ diyenler de çok oldu.”

İki dil biliyorum, İspanyolca ve Çince de öğreneceğim

İstanbul Haznedar’daki Kuyulu Camii imamı Mehmet Şenyiğit’in lakabı ‘Şifo Mehmet’. Futbol yeteneğiyle takdir toplayan Mehmet Hoca, dört yıl görev yaptığı Hollanda’da İngilizce ve Flemenkçe de öğrenmiş. Avrupa’daki hizmeti sayesinde ufkunun açıldığını söyleyen Şenyiğit, gençler için sportif faaliyetler düzenliyor: “Çocukları dışarıdaki tehlikelerden korumak için camimizde sportif faaliyetler başlattık. Voleybol, futbol, tenis turnuvaları düzenliyoruz. Lokalimizde çocuklar satranç, masa tenisi, bilardo, langırt gibi oyunlar oynuyor.”

Yurtdışındaki görev yerinde bilardo şampiyonlukları da bulunan Şenyiğit, camide çocuklarla birlikte bu tür aktivitelere katılmayı çok seviyor.

 HEDEFİ PROFESÖR OLMAK

Teknolojik gelişmeleri de yakından takip eden Mehmet Hoca, camiye kurduğu sinevizyon sayesinde cuma vaazlarını ve pazar sohbetlerini slaytlar eşliğinde yapıyor: “Özellikle katsayı engelinin kaldırılmasının ardından İHL mezunlarıyla ilgili birtakım tartışmalar öne çıkıyor. Örneğin, ‘Bu öğrenciler belki ileride kaymakam olacak ama kadınların elini sıkmayacak’ deniyor. Öyle bir şey söz konusu değil. Üniversite mezunu, sosyal aktivitelere katılan imamlar var. Eskiden imamlara sadece Kur’an, mevlit okuyan ve ölü gömen kişiler olarak bakılıyordu. O düşünce yeni nesil imamlar sayesinde kırılmaya başlandı.”

Gelecekte İspanyolca ve Çince öğrenmek istediğini söyleyen Şenyiğit’in hayali eğitim hayatını da sürdürerek profesörlüğe kadar yükselmek...

 Hayallerimden asla vazgeçmedim

Hiç kuşkusuz son ayların en popüler camisi Üsküdar’da bulunan Şakirin Camii. Özellikle modern mimari tasarımıyla büyük ilgi toplayan bu camiye en az kendisi kadar farklı bir imam atandı. Ramazan Kutlu; Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Radyo-TV Sinema bölümünü bitiren, çeşitli belgesellere imza atan, Kurtlar Vadisi, Aliye gibi dizilerde rol alan, müzikle ve sanatın birçok dalıyla yakından ilgilenen bir imam...  “Eskiden, oturduğum ahşap evin tabloluk gördüğüm yerlerine resimler yapıyordum. Şiirlerim var. Ayrıca görsel sanatlara da ilgi duyuyorum.”

YAŞAR KEMAL’İ DE ŞAŞIRTTI

Okulu bitirdikten sonra imamlığın yanı sıra parkecilik, dekorasyon, kuyumculuk gibi işlerle de uğraşan Kutlu, sesi çok güzel olduğu için 15 yıldır Üsküdar Hüdayi Tasavvuf Musikisi korosunda. Birçok sanat dalıyla yakından ilgilenen Kutlu bu durumu sosyal bir görev olarak görüyor. Yaşar Kemal, Ahmet Özhan, Tuluyhan Uğurlu gibi isimlerle de tanışan Kutlu, Yaşar Kemal’le ilgili bir anısını şöyle anlatıyor: “İlk tanıştığımızda Yaşar Bey ‘Hocaefendi beni şaşırtıyorsun. Bizim bildiğimiz imamlar sarıklı, cübbeli kıyafetlerle dolaşır. Ben seni tanımakta zorluk çekiyorum. Manken misin, imam mısın?’ demişti. Güzel sanatlar okumama rağmen imamlığı seçtim. Geçtiğimiz hafta ABD’de hukuk fakültesi mezunu bir hahamla karşılaştım. Dolayısıyla bu iş gönül işi. Ben hem imam oldum hem de diğer hayallerimden vazgeçmedim.”

Salı, 04 Ağustos 2009 08:01 tarihinde güncellendi

MEDİNE-İ MÜNEVVERE FACİASI.... (1925)

       
M. Şevket Eygi - Milli Gazete
   
mehmet-sevket-eygi.jpg
Büyük fâcia
 

İslâm tarihinin büyük facialarından biri 8 Şevval 1345 (21 Nisan 1925) tarihinde Medine-i Münevvere'de yaşandı. O tarihde Vehhabî inancına bağlı kral İbn Suud, Cennetü'l-Baki kabristanındaki bütün türbeleri ve kabirleri, Vehhabî alimlerinin fetvalarına dayanarak tahrip ettirdi. Bu kabristanda kimler yoktu ki...

1. Ashab-ı Kiram radıyallahu anhüm ecmain efendilerimizin nicesi.

2. Ehl-i Beyt efendilerimizin nicesi. Emîrülmü'minîn Hz. Hasan bin Ali, İmam Ali b. Hüseyin, İmam Muhammed bin Ali, İmam Ali b. Hüseyin, İmam Muhammed el-Bakır, İmam Cafer es Sâdık.

3. Bu kabristana ilk defnedilen sahabe Osman b. Maz'un radiyallahu anh efendimizdir. Cenaze hizmetlerinde Resulullah Efendimiz bizzat bulunmuşlar ve gömüldükten sonra kabrinin baş ve ayak taraflarına iki taş koydurtmuşlardır.

4. Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) Ashabından yedi bin kişi burada gömülüydü.

5. Seyyidetünnisa Hz. Fatima radiyallahu anha annemizin türbesi oradaydı.

6. Resulullah Efendimizin hanımları, mü'minleri anneleri, Hz. Aişe ve diğerleri (Hz. Hatice dışında) orada gömülüydüler.

7. Efendimiz bazı geceler göze görünmeden Baki Kabristanı'na gider, oradaki mü'min mevtalara selam verir, onlar için dua buyururlardı. Siyer ve hadîs kitaplarında yazılıdır.

8. Peygamberimizin halaları Safiye, Atike ve Fatima bint el-Esed (Hz. Ali Efendimiz'in annesi) oradaydılar.

9. Üçüncü Râşid Halife, şehîd-i muhterem Osman Zinnureyn efendimizin türbesi oradaydı. (Şehid edildiği gün oruçluydu, zalim ve bâğilerin kılıcı başına indiğinde Kur'ân okuyordu...)

10. Enes bin Malik hazretlerinin türbesi oradaydı.

11. Resulullah Efendimiz'in oğlu İbrahim orada gömülü idi.

12. Muhacirlerden ve Ensardan nice büyük ve velî zat orada yatıyordu.

13. Vehhabîler Baki kabristanını iki defa tahrip etmişlerdir. Onlar türbe ve mezar yapılmasını kabul etmiyorlar, kabirlerin başında Fatiha okuyanlara müşrik ve kafir diyorlardı.

14. 1924'te Baki kabristanı tahrip edilirken itiraz eden nice Sünnî Müslümanı şehid etmişler, mallarını yağmalamışlardır.

15. Resûl-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya Efendimiz hazretlerinin türbesini de yıkmak istemişler, lakin buna cesaret edememişlerdir.

16. Vehhabîler sadece Medine'deki Baki kabrisatınını değil, Arabistan'daki bütün türbeleri, kabristanları, yıkmış, tahrip etmiş ve düzlemişlerdir. Mekke-i Mükerreme'deki Cennetü'l-Mualla kabristanı, Uhud dağı civarındaki Hz.Hamza radiyallahu anh türbesi, Uhud şehidlerinin kabirleri ve Uhud Camii. Bedir şehidlerinin kabirleri ve oradaki cami, Cidde'de Hz. Havva annemizin kabri... Saymakla bitmez.

17. Vehhabîler türbelerdeki bütün kıymetli eşyayı yağma etmişlerdir.

18. 1924 yıkım ve yağmasında nice Ehl-i SünnetMüslümanı sokaklarda, yollarda şehid edilmiş, nice evler yıkılmış, nice mallar yağmalanmıştır. Kadın ve çocuklardan da öldürülenler olmuştur.

19. Hindistan Müslümanları Vehhabîlerin türbeleri ve camileri yıkması üzerine protesto mitingleri yapmışlar, bu konuda beyannameler yayınlamışlardır.

20. Sünnî Şiî bütün İslâm dünyası bu türbe, mezar, mezarlık, cami tahribatını şiddet ve nefretle protesto etmiştir.

Şimdi bir Müslüman olarak soruyorum: Bu mübarek türbeler, kabirler, kabristanlar, camiler, makamlar yıkılırken İslam dünyasının ulemasına, fukahasına, müftülerine sorulmuş mudur, onlardan fetva alınmıştır? Maalesef hayır...

Vehhabî uleması bugün bile Resulullah efendimizin (Salat ve selam olsun ona) türbesinin yıkılmasını istiyor. İslâm aleminin büyük ve kahr edici tepkisinden korkmasalar bir gün bile beklemezler.

Çağımızın süper bid'atçisi, icazetsiz muhaddis Nasuriddin Elbanî aynı görüştedir. Türbe yıkılsın, Efendimizin mezarı düzlensin...

Bugün ülkemizde maalesef petro-dolarlarla Vehhabîlik itikadı yayılmaktadır.

Bir Müslüman vicdanî ve samimî şekilde Vehhabî olmuş. Ona fazla bir şey demem ama Vehhabîliğe geçişi parayla, menfaat ve telif ücreti karşılığında olmuşsa doğrusu çok ayıplarım.

Gün gelecek, Arabistan'daki tahrip edilmiş bütün kabirler, kabristanlar, icazetli ulemanın fetvaları ve irşadları doğrultusunda tekrar imar edilecektir.
Pazar, 02 Ağustos 2009 13:28 tarihinde güncellendi

BU GÜNLÜK ....... HASBIHAL

ferman.jpgKızın başına dayamış tabancayı "Beni sevmezsen seni öldürürüm" diyor. Kız da can derdine düşmüş ve "Seni seviyorum" diye bağırıyor.

Misyoner, Afrika'da açlıkla boğuşan adamın karşısına geçmiş "Hıristiyan olursan bu ekmeği sana veririm" diyor.

Aç adam da vaftiz suyuna balıklama dalıyor.

Köyüne elektrik gelmemiş adamın evine çamaşır makinası, buzdolabı veriyorsun o da onu reddetmiyor teldolabı olarak kullanıyor ama oyunu vermiyor.

Mafya babası, yanında çalışanına ev, araba, yüksek maaş veriyor ama karşı taraf daha yükseğini verdiğinde babayı vuruyor.

Ajanlar, uluslararası piyasada parayı daha çok verene çalışıveriyor.

Patronunun bir dediğini iki etmeyen bazı gazeteciler, karşı patron tarafından satın alındığında eski patronunun foyasını bitpazarına döküveriyor.

Omzuna rütbe taktığı teğmenin namlusundan general güvende olamaz.

Hortumcunun yıldızının yükseldiği dönemlerde verdiği partilere katılmak için yollar arayıp yatağına girmeyi başarıp villa, araba elde edenler, hortum kesilince o elde ettiklerini başkalarıyla yemeye devam ederler.

Para zoruyla, silah zoruyla insanlara takla attırılabilir ama gönlü kazanılamaz.

Birlikte açlığa, yokluğa, soğuğa karşı dayanışma içinde olan aile fertleri, bir gün gelir kendi aralarında meydana gelen bir adaletsizlik yüzünden parçalanabilirler.

Baba ölünce mirası bölüşemeyen iki kardeş, dostken düşman olmaya başlamışlar.

İkisi de malı ikiye bölerken kendi tarafına yontarmış.

Şehrin saygın bir hocasına gitmişler ve taksimi yapıvermesini istemişler.

O saygın hoca da "Sen malı ikiye böl, bu da istediğini alsın" demiş.

Alırken satıcı gibi, satarken alıcı gibi davranırsak adaletten ayrılmayız.

Sevgili peygamberimiz buyurur: "Sizden biri kendisi için arzu ettiğini kardeşi için de arzu etmedikçe (gerçekten) iman etmiş olmaz" buyurmuş. (Buhari, Sahih, K.İman Bab 7, Müslim, İman, Ahmet, Müsned, 3/176,272, 278)

Medine'ye hicret ettiğinde yıllardır süren savaşı durduran sevgili peygamberimizin bu hareketi bu çağda bize örnek olsun diye Rabbimiz tarafından haber veriliyor:

"Onların (Birbirine düşman Evs ile Hazrec kabilelerinin) gönüllerini birleştirdi. Eğer sen yeryüzündekilerin hepsini harcasaydın onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onların arasını birleştirdi. Şüphesiz O, aziz'dir, hakim'dir." (Enfal suresi ayet 8/63)

"Hepiniz topluca Allah'ın ipine (Kur'ân'a) sımsıkı sarılın, parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de, O kalplerinizi birleştirdi ve O' nun nimetiyle siz kardeş oldunuz. Ve siz ateş çukurunun kenarında idiniz de, O sizi kurtardı. Allah doğru yola gelesiniz diye ayetlerini işte böyle açıklar." (Al-i İmran suresi ayet 3/103)
Pazar, 02 Ağustos 2009 13:12 tarihinde güncellendi

AYASOFYA ELDEN GİTMESİN.....

 
 
 
 
 
 
AYASOFYA KİLİSE OLSUN kampanyası
30 Temmuz 2009 Perşembe 08:19
Kıbrıslı Rumlar, Ayasofya Müzesi'nin kiliseye dönüştürülmesi için kampanya başlattı.
 

Sayfa 156 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.