.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

AMERİKA MEZARIMIZI KAZIYOR - ATEŞ KAPIYA DAYANDI.....

"Suriye ile Türkiye çatışabilir"

 

Türkiye ile ilişkilerin iyi olduğunu belirten ve memnun olduklarını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'dan şok eden açıklamalar...

Dün yaşananlar ve ABD'den gelen bu açıklama Türkiye'ye tetikçilik görevi verildiği iddiasını güçlendirdi.

Dün Suriye askerlerinin Türkiye sınırına çok yakın bir köye baskın düzenlediği ve bir evdeki Türk bayrağını indirdikleri yönünde oldukça provokatif bir haber yayımlanmıştı. Haber Türk basınının da olduğu gibi Batı basının da hemen provokatif bir şekilde haberleştirilmişti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton konu ile ilgili, adeta Türkiye'yi Suriye'ye saldırma konusunda teşvik eder bir içerikte, açıklama yaptı.

"Türkiye sırınına 50 metre mesafedeki köye Suriye ordusu tarafından yapılan baskın konusunda çok kaygılıyız" diyen Hillary Clinton, "Eğer bu haber doğru ise, bu saldırgan hareket sadece Suriye'deki durumu daha da alevlendirecektir" dedi. Clinton, haberin doğruluğundan emin olmadan, ki haberin bir provokasyon haber olduğu ortada, bu kadar tehditkar konuşması dikkat çekti.

Sınırdaki durumu Ahmet Davutoğlu ile görüştüklerini söyleyen Clinton, Başkan Obama'nın da Başbakan Erdoğan ile görüştüğünü söyledi.

Clinton, haberin doğruluğundan emin olmasa da net konuştu ve Türkiye ile Suriye arasında "sınır çatışması tehlikesi" olduğunu iddia etti. Clinton "Bizim için çok açık ki, eğer Suriye ordusu sınır çatışması tehlikesi oluşturan provokasyonlarına derhal son vermezse, bölgedeki gerginlik artacaktır" dedi.

ABD'nin Afganistan'daki askerlerini çekme kararı alması ve bugün gündemi meşgul eden gelişmeler ABD'nin ortadoğu'da yeni planlar peşinde olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

 

NOT: Her zaman okuduğumuz ayeti kerimeyi yine hatırlatalım:

"Sakın zalimlere azıcık meyletmeyin, yoksa ateş sizi yakalar, Allah'tan başka dostlar bulamazsınız, sonra yardım da olunmazsınız."

 

Kim zalimlerle, ehli kitabla işbirliği yapmışsa sonunda tabiri caiz se kazığı yemiştir, ayrıca islam alemine verdiği zarar da cabası.....

 

Ayrıca bu olay gerçekleşirse  -Allah muhafaza eylesin- ki iş ciddiye benziyor, bu da kıyamet alametlerinden olan 80 sancak altında 12 bin askerin o bölgeye geleceği rivayetlerini akla getiriyor..... Allahu teala ehli imana yardım eylesin.....  

Cuma, 24 Haziran 2011 13:59 tarihinde güncellendi

RABITA VE TEVECCÜH ŞEKLİ DELİLLERİ - 2

المسند الجامع - (12 / 74) 3629-عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ ، أَنَّ أَبَاهُ قَالَ: رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنِّي

أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ، فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فَقَالَ : إِنَّ

الرُّوحَ لَتَلْقَى الرُّوحَ ، وَأَقْنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ هَكَذَا ، فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله

عليه وسلم. أخرجه أحمد 5/214(22208) و5/215(22222) قال : حدَّثنا عَفَّان. و"عَبد بن حُميد"

216 قال : حدَّثنا ابن أَبِي شَيْبَة ، حدَّثنا يَزِيد بن هارون. و"النَّسائي" ، في "الكبرى" 7584 قال : أخبرنا

أبو داود ، قال : حدَّثنا عَفَّان. كلاهما (عَفَّان , ويَزِيد) عن حَمَّاد بن سَلَمَة ، عن أَبِي جَعْفَر الخَطْمِي ،

عن عُمَارَة بن خُزَيْمَة بن ثابت ، فذكره.

- أخرجه أحمد 5/216(22229) قال : حدَّثنا سَكَن بن نافع ، أبو الحَسَن الباهلي ، حدَّثنا صالح ، يَعْنِي

ابن أَبِي الأَخْضَر ، عن الزُّهْرِيِّ ، أَخْبَرَنِي عُمَارَةُ بْنُ خُزَيْمَةَ ؛ أَنَّ خُزَيْمَة رَأَى فِي الْمَنَامِ ، أَنَّهُ يَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ

رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، قَالَ : فَأَتَى خُزَيْمَة رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ ، قَالَ : فَاضْطَجَعَ

لَهُ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، ثُمَّ قَالَ لَهُ : صَدِّقْ رُؤْيَاكَ ، فَسَجَدَ عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه

وسلم. مُرْسَلٌ. - وأخرجه أحمد 5/215(22227) قال : حدَّثنا عُثْمَان بن عُمَر ، هو ابن فارس. وفي

5/216(22230) قال : حدَّثنا عامر بن صالح الزُّبَيْرِي. و"النَّسائي" ، في "الكبرى" 7583 قال : أخبرنا

أبو داود ، قال : حدَّثنا عُثْمَان بن عُمَر.

المسند الجامع - (12 / 75) كلاهما (عُثْمَان ، وعامر) عن يُونُس بن يَزِيد ، عن الزُّهْرِي ، عَنِ ابْنِ خُزَيْمَة بْنِ

ثَابِتٍ الأَنْصَارِي ، صَاحِبِ الشَّهَادَتَيْنِ ، عَنْ عَمِّهِ ؛ أَنَّ خُزَيْمَة بْنَ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيِّ رَأَى فِي الْمَنَامِ أَنَّهُ سَجَدَ

عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فَأَخْبَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ، فَاضْطَجَعَ لَهُ رَسُولُ اللهِ

صلى الله عليه وسلم ، وَقَالَ : صَدِّقْ بِذَلِكَ رُؤْيَاكَ ، فَسَجَدَ عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم.

- في رواية عامر بن صالح الزُّبَيْرِي : حدَّثني يُونُس بن يَزِيد ، عن ابن شِهَاب ، عن عُمَارَة بن خُزَيْمَة بن ثابت

الأَنْصَارِي ، وخُزَيْمَة الذي جعل رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم شهادته شهادة رجلين ، قال ابن شِهَاب :

فأخبرني عُمَارَة بن خُزَيْمَة ، عن عَمِّه ، وكان من أصحابِ رسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فذكره.

مجمع الزوائد ومنبع الفوائد . محقق - (7 / 99) 11762-وعن خزيمة بن ثابت قال: رأيت في المنام كأني

أسجد على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم فأخبرت بذلك ص.377

رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: "إن الروح ليلقى الروح". فأقنع النبي صلى الله عليه وسلم رأسه هكذا

فوضع جبهته على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم. رواه أحمد بأسانيد أحدها هذا وهو متصل.

11763-رواه الطبراني وقال: فقال له النبي صلى الله عليه وسلم: "اجلس واسجد واصنع كما رأيت". ورجالهما ثقات.

Rüya Kitabı 1/87 de, bu rüyanın üç yoldan rivayet edildiği zikredildi, aşağıda bunlar zikrediliyor.

كتاب الرويا - (1 / 87) ومن الرؤيا الظاهرة رؤيا خزيمة بن ثابت رضي الله عنه أنه يقبل النبي - صلى الله

عليه وسلم - ويسجد على جبهته. وقد جاء ذلك من طرق. أحدها: عن أبي جعفر المديني الخطمي قال:

سمعت عمارة بن عثمان بن حنيف يحدَّثُ عن خزيمة بن ثابت أنه رأى في منامه أنه يقبّل النبي - صلى الله عليه

وسلم - فأتى النبي - صلى الله عليه وسلم - فأخبره بذلك فناوله النبي - صلى الله عليه وسلم - فقبّل جبهته.

رواه الإمام أحمد. قال الهيثمي: فيه عمارة بن عثمان ولم يرو عنه غير أبي جعفر الخطمي وبقية رجاله ثقات،

قلت: قال ابن حجر في "تقريب التهذيب": عمارة بن عثمان بن حنيف الأنصاري المدني مقبول. انتهى. ويؤيد

حديث عمارة ما سيأتي في الطريقين بعده.

الطريق الثاني: عن أبي جعفر الخطمي عن عمارة بن خزيمة بن ثابت أن أباه قال: رأيت في المنام أني أسجد على

جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فأخبرت بذلك رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فقال: «إن

الروح لتلقى الروح» وأقنع النبي - صلى الله عليه وسلم - رأسه هكذا فوضع جبهته على جبهة النبي - صلى

الله عليه وسلم -، رواه الإمام أحمد وابن أبي شيبة والطبراني في "الكبير" مختصرًا. قال الهيثمي: رواه أحمد

بأسانيد أحدها هذا وهو متصل ورواه الطبراني وقال: فقال له النبي - صلى الله عليه وسلم -: «اجلس واسجد

واصنع كما رأيت» ورجالهما ثقات.

الطريق الثالث: عن الزهري عن ابن خزيمة بن ثابت الأنصاري صاحب الشهادتين عن عمه أن خزيمة بن ثابت

الأنصاري رأى في المنام أنه سجد على جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فأخبر النبي - صلى الله عليه

وسلم - بذلك فاضطجع له رسول الله - صلى الله عليه وسلم - وقال: «صدق بذلك رؤياك» فسجد على

جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم -، رواه الإمام أحمد عن عثمان بن عمر بن فارس عن يونس عن

الزهري عن ابن خزيمة بن ثابت عن عمه. ورجال هذا الإسناد كلهم ثقات، وقد رواه ابن حبان في "صحيحه"

بنحوه.

Geride geçen rivayetlerde bir çok meşhur alimin ismi rivayet zincirinde mevcut ve ravilerin sika (güvenilir) olduğunu söylüyorlar. Ayrıca bazısı Mürsel olduğunu söylemiş. Bazısı Muttasıl olduğunu söylemiş.

Özellikle Ahmed ibni Hanbel, Zühri, Taberani, Heysemi, Nesei ve Ebu Davud gibileri hadisi şerif sahasında önemli şahsiyyettirler.

Bu gibi tasavvufi mana içeren hadisi şerifleri bir takım reformcu selefi vehhabi akımına mensub olanlar hemen inkar ederler ve güya islamın özüne uygun olmadığını söylerler. Şu raviler ve hadis ulemasının önem verdiği ve tasdik ederek rivayet ettikleri ve kitablarına aldıkları bir hadisi şerifi kabul etmeyenler, olsa olsa kalblerinde nifak olan marazlı kimselerdir.

Netice olarak tasavvufun bütün temelleri (rabıta, teveccüh, murakabe, zikir, fena ve beka halleri, manevi mi’raç v.s.) hepsi mutlaka kitaba, sünnete veya ashabı kiramın bir uygulamasına dayanır, özellikle Nakşi yolu, ashabın yoluna ittiba üzeredir, asla bid’atı kabul etmez.

Bu manevi yolun saliklerine dil uzatanlar, iyice düşünsünler, insafla delillere baksınlar ve pişman olmamak için acele etmeden, İslam ümmetinin bidayet ve sonunu inceleyerek, Allah dostlarına gönül versinler, inkar etmesinler.

Çarşamba, 27 Şubat 2013 14:16 tarihinde güncellendi

RABITA VE TEVECCÜH DELİLLERİ

RABITA HAKKINDA BÜYÜK BİR DELİL –teveccüh şekli-

 

Aşağıda zikrettiğimiz bir çok kitab, Huzeyme r.a. tarafından bahsedilen önemli olayı zikretmektedirler. Raviler içinde bir çok önemli şahsiyet var, Arapça asıllarında görülüyor. Biz, birkaç tanesini tercüme ettik, diğerlerini de inkarcılar tercüme etsin de belki insafa gelirler.

 

غاية المقصد فى زوائد المسند - (2 / 695)

 

حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ الْخَطْمِىُّ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ أَبَاهُ قَالَ:

 

رَأَيْتُ فِى الْمَنَامِ أَنِّى أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه

 

وسلم فَقَالَ: إِنَّ الرُّوحَ لاَ تَلْقَى الرُّوحَ وَأَقْنَعَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ هَكَذَا فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ

 

النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم.

 

Umaret-ibni Huzeymet-İbni Sabit, babasının şöyle dediğini rivayet etti:

Rüyamda gördüm ki Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek alnına secde ediyorum. Bunu Resulullah sallallahu aleyhi ve selemle haber verdim.

               

Şöyle buyurdu: “Ruh, ruha kavuşmaz. (Birbirine eklenmez. Aşağıdaki diğer rivayetler de şöylerdir: Elbette ruh ruha kavuşur-)  

Nebi sallallahu aleyhi ve selem başını  (şu şekilde) eğdi ve alnını Nebi sallallahu aleyhi ve selemin alnına koydu.”  

 

Başka bir rivayette: “Elbette ruh ruha kavuşur.” Şeklindedir.

Taberaninin rivayetinde şöyledir: Nebi sallallahu aleyhi ve selem ona dedi ki:

“Otur, secde et. (Rüyanda) Gördüğün gibi yap.”  

Başka bir rivayette: “Resulullah sallallahu aleyhi ve selem yere yattı ve (Huzeyme) onun alnına secde etti” Şeklindedir. 

 

 

Ali Haydar Efendi’yi k.s. bir alim ziyarete gelmiş. Görüşme için bekleşirken ordakilere –mürşidin alnına ve iki kaşı arasına bakmak doğru değil- demiş.

 

Sonra Ali Haydar Efendinin k.s. yanına girmişler. Daha söze başlamadan evvel Ali Haydar Efendi k.s. yukarda zikrettiğimiz hadisi şerifi okuyarak, Efendimiz sallallahu aleyhi ve selemin alnına Huzeyme isimli ashabın secde ettiğini anlatmış ve Resulullah sallallahu aleyhi ve selemin alnından daha iyi seccade olurmu! Demiş. O alim hemen sözlerinden pişman olup tarikat dersi almış.

 

İşte muhteremler, kişi namaz seccadesine alnını korken Allaha için secde ederse, tevhid ehli olarak Allaha kulluk yapmış olur. Fakat seccadeye secde etmek niyetinde olsa müşrik olur. Bunun gibi mürşidin alnına bakmakla yüzüne bakmakla onu manevi bir ayna gibi tasavvur edip feyzin kendine yansıdığını kalbine aktığını düşünmek neden şirk olsun, asıl tevhid budur, zira bu manevi akımla kalbi her türlü masivadan kurtarıp sadece Mevla tealaya döndürmek mümkün olur. Böyle olmayanların namazları ve secdeleri mutlaka masiva ile karışık olur. Karışık ibadeti Allahu Teala nasıl kabul etsin!

 

 

 

المسند الجامع - (12 / 74)

 

  3629-عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ ، أَنَّ أَبَاهُ قَالَ:

 

رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنِّي أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ، فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللهِ صلى

 

الله عليه وسلم ، فَقَالَ : إِنَّ الرُّوحَ لَتَلْقَى الرُّوحَ ، وَأَقْنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ هَكَذَا ،

 

   فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.

 

مجمع الزوائد ومنبع الفوائد . محقق - (7 / 99)

 

  11762-وعن خزيمة بن ثابت قال: رأيت في المنام كأني أسجد على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم

 

فأخبرت بذلك رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: "إن الروح ليلقى الروح". فأقنع النبي صلى الله

 

عليه وسلم رأسه هكذا فوضع جبهته على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم.

 

رواه أحمد بأسانيد أحدها هذا وهو متصل.

 

  11763-رواه الطبراني وقال: فقال له النبي صلى الله عليه وسلم:

 

  "اجلس واسجد واصنع كما رأيت".    ورجالهما ثقات.

 

مجمع الزوائد ومنبع الفوائد . محقق - (7 / 100)     11764-وعن ابن شهاب عن عمارة بن خزيمة

 

بن ثابت الأنصاري - وخزيمة الذي جعل رسول الله صلى الله عليه وسلم شهادته شهادة رجلين - قال

 

ابن شهاب: فأخبرني عمارة بن خزيمة عن عمه - وكان من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم - أن

 

خزيمة بن ثابت رأى في النوم أنه سجد على جبهة رسول الله صلى الله عليه وسلم فجاء رسول الله صلى

 

الله عليه وسلم فذكر ذلك له فاضطجع رسول الله صلى الله عليه وسلم فسجد على جبهته.

 

رواه أحمد عن شيخه عامر بن صالح الزبيري وثقه أحمد وأبو حاتم وضعفه جماعة،وبقية رجاله ثقات.

 

Bu rivayetin evvelinde Huzeyme’nin, Efendimiz s.a.v tarafından iki kişinin şehadeti yerine sözü kabul edilen kıymetli bir sahabi olduğu zikrediliyor.

 

  11765-وعن خزيمة بن ثابت أنه رأى في منامه أنه يقبّل النبي صلى الله عليه وسلم فأخبره بذلك فنام له النبي صلى الله عليه وسلم فقبل جبهته.

 

Bu rivayette Huzeyme’nin Efendimiz s.a.v in alnını öptüğü zikrediliyor.

 

مسند أحمد - (36 / 201)     21878 - حَدَّثَنَا عَفَّانُ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ أَنَا أَبُو جَعْفَرٍ

 

الْخَطْمِيُّ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ أَنَّ أَبَاهُ قَالَ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنِّي أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ

رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنَّ الرُّوحَ لَا

يَلْقَى الرُّوحَ وَأَقْنَعَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأْسَهُ هَكَذَا فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ

 

صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

Bu rivayet Ahmed ibni Hanbel’in müsnedinde no: 21878 ve 21864 no da.

 

البرزخ - (1 / 251)   عَنْ أَبي جَعْفَرٍ الْخَطْمِيِّ ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ ، أَنَّ أَبَاهُ قَالَ:

 

رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ

 

صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، فَقَالَ : ( إِنَّ الرُّوحَ لا تَلْقَى الرُّوحَ ) ، وَأَقْنَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

 

رَأْسَهُ هَكَذَا ، فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ ، عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ .

 

التخريج :   خرجه أحمد 5/214،215ح21913،21927   دراسة الإسناد :-

 

رجال إسناده كلهم ثقات إلا أن في إسناده أبو جعفر الخطمي .

 

قال ابن حجر : عمير بن يزيد بن عمير بن حبيب الأنصاري ، أبو جعفر الخطمي بفتح المعجمة ،

 

وسكون الطاء المدني ، نزيل البصرة ، صدوق من السادسة 4 .(530)

 

Bu rivayet Berzah isimli eserin 1/251 de. Tahriç eden şöyle demiş: Ahmed bin Hanbel 5/215, 214.  21927, 21913

İsnad ricalinin tamamı sika (güvenilir) dir, ancak Ebu Cafer el Hatmi hariç.

İbni Hacer derki: Bu zat sadatları tarafından saduk (doğru sözlü) görülmüştür.

 

مسند الصحابة في الكتب الستة - (45 / 62)   حَدَّثَنَا عَفَّانُ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ أَنَا أَبُو جَعْفَرٍ

 

الْخَطْمِيُّ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ أَنَّ أَبَاهُ قَالَ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ

 

صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنَّ الرُّوحَ لَا تَلْقَى

الرُّوحَ وَأَقْنَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأْسَهُ هَكَذَا فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ

وَسَلَّمَ ( حم ) 21357

 

Bu rivayet, kütübü sitteden olan Sahabilerin müsnedi, 45/62 de. 21 357 ve  21371

 

Ayrıca Müsned’in Zevaidi’nde 2/695

 

المسند الجامع - (12 / 74)     3629-عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ ، أَنَّ أَبَاهُ قَالَ:   رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنِّي

 

أَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ، فَأَخْبَرْتُ بِذَلِكَ رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فَقَالَ : إِنَّ

 

الرُّوحَ لَتَلْقَى الرُّوحَ ، وَأَقْنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ هَكَذَا ، فَوَضَعَ جَبْهَتَهُ عَلَى جَبْهَةِ النَّبِيِّ صلى الله

 

عليه وسلم.    أخرجه أحمد 5/214(22208) و5/215(22222) قال : حدَّثنا عَفَّان. و"عَبد بن حُميد"

 

  216 قال : حدَّثنا ابن أَبِي شَيْبَة ، حدَّثنا يَزِيد بن هارون. و"النَّسائي" ، في "الكبرى" 7584 قال : أخبرنا

 

أبو داود ، قال : حدَّثنا عَفَّان.   كلاهما (عَفَّان , ويَزِيد) عن حَمَّاد بن سَلَمَة ، عن أَبِي جَعْفَر الخَطْمِي ،

 

   عن عُمَارَة بن خُزَيْمَة بن ثابت ، فذكره.

 

  - أخرجه أحمد 5/216(22229) قال : حدَّثنا سَكَن بن نافع ، أبو الحَسَن الباهلي ، حدَّثنا صالح ، يَعْنِي

 

ابن أَبِي الأَخْضَر ، عن الزُّهْرِيِّ ، أَخْبَرَنِي عُمَارَةُ بْنُ خُزَيْمَةَ ؛   أَنَّ خُزَيْمَة رَأَى فِي الْمَنَامِ ، أَنَّهُ يَسْجُدُ عَلَى جَبْهَةِ

 

رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، قَالَ : فَأَتَى خُزَيْمَة رَسُولَ اللهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ ، قَالَ : فَاضْطَجَعَ

 

لَهُ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، ثُمَّ قَالَ لَهُ : صَدِّقْ رُؤْيَاكَ ، فَسَجَدَ عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه

 

وسلم.    مُرْسَلٌ.     - وأخرجه أحمد 5/215(22227) قال : حدَّثنا عُثْمَان بن عُمَر ، هو ابن فارس. وفي

 

  5/216(22230) قال : حدَّثنا عامر بن صالح الزُّبَيْرِي. و"النَّسائي" ، في "الكبرى" 7583 قال : أخبرنا

 

أبو داود ، قال : حدَّثنا عُثْمَان بن عُمَر.

 

المسند الجامع - (12 / 75)   كلاهما (عُثْمَان ، وعامر) عن يُونُس بن يَزِيد ، عن الزُّهْرِي ، عَنِ ابْنِ خُزَيْمَة بْنِ

 

ثَابِتٍ الأَنْصَارِي ، صَاحِبِ الشَّهَادَتَيْنِ ، عَنْ عَمِّهِ ؛   أَنَّ خُزَيْمَة بْنَ ثَابِتٍ الأَنْصَارِيِّ رَأَى فِي الْمَنَامِ أَنَّهُ سَجَدَ

 

عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فَأَخْبَرَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِذَلِكَ ، فَاضْطَجَعَ لَهُ رَسُولُ اللهِ

 

صلى الله عليه وسلم ، وَقَالَ : صَدِّقْ بِذَلِكَ رُؤْيَاكَ ، فَسَجَدَ عَلَى جَبْهَةِ رَسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم.

 

  - في رواية عامر بن صالح الزُّبَيْرِي : حدَّثني يُونُس بن يَزِيد ، عن ابن شِهَاب ، عن عُمَارَة بن خُزَيْمَة بن ثابت

 

الأَنْصَارِي ، وخُزَيْمَة الذي جعل رسولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم شهادته شهادة رجلين ، قال ابن شِهَاب :

 

فأخبرني عُمَارَة بن خُزَيْمَة ، عن عَمِّه ، وكان من أصحابِ رسُولِ اللهِ صلى الله عليه وسلم ، فذكره.

 

مجمع الزوائد ومنبع الفوائد . محقق - (7 / 99)     11762-وعن خزيمة بن ثابت قال: رأيت في المنام كأني

 

أسجد على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم فأخبرت بذلك ص.377

 

رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: "إن الروح ليلقى الروح". فأقنع النبي صلى الله عليه وسلم رأسه هكذا

 

فوضع جبهته على جبهة النبي صلى الله عليه وسلم.    رواه أحمد بأسانيد أحدها هذا وهو متصل.

 

  11763-رواه الطبراني وقال: فقال له النبي صلى الله عليه وسلم:     "اجلس واسجد واصنع كما رأيت".   ورجالهما ثقات.

 

Rüya Kitabı 1/87 de, bu rüyanın üç yoldan rivayet edildiği zikredildi, aşağıda bunlar zikrediliyor.

كتاب الرويا - (1 / 87)   ومن الرؤيا الظاهرة رؤيا خزيمة بن ثابت رضي الله عنه أنه يقبل النبي - صلى الله

 

عليه وسلم - ويسجد على جبهته. وقد جاء ذلك من طرق. أحدها: عن أبي جعفر المديني الخطمي قال:

 

سمعت عمارة بن عثمان بن حنيف يحدَّثُ عن خزيمة بن ثابت أنه رأى في منامه أنه يقبّل النبي - صلى الله عليه

 

وسلم - فأتى النبي - صلى الله عليه وسلم - فأخبره بذلك فناوله النبي - صلى الله عليه وسلم - فقبّل جبهته.

رواه الإمام أحمد. قال الهيثمي: فيه عمارة بن عثمان ولم يرو عنه غير أبي جعفر الخطمي وبقية رجاله ثقات،

 

قلت: قال ابن حجر في "تقريب التهذيب": عمارة بن عثمان بن حنيف الأنصاري المدني مقبول. انتهى. ويؤيد

 

حديث عمارة ما سيأتي في الطريقين بعده.

 

الطريق الثاني: عن أبي جعفر الخطمي عن عمارة بن خزيمة بن ثابت أن أباه قال: رأيت في المنام أني أسجد على

 

جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فأخبرت بذلك رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فقال: «إن

 

الروح لتلقى الروح» وأقنع النبي - صلى الله عليه وسلم - رأسه هكذا فوضع جبهته على جبهة النبي - صلى

 

الله عليه وسلم -، رواه الإمام أحمد وابن أبي شيبة والطبراني في "الكبير" مختصرًا. قال الهيثمي: رواه أحمد

 

بأسانيد أحدها هذا وهو متصل ورواه الطبراني وقال: فقال له النبي - صلى الله عليه وسلم -: «اجلس واسجد

 

واصنع كما رأيت» ورجالهما ثقات.

 

الطريق الثالث: عن الزهري عن ابن خزيمة بن ثابت الأنصاري صاحب الشهادتين عن عمه أن خزيمة بن ثابت

 

الأنصاري رأى في المنام أنه سجد على جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم - فأخبر النبي - صلى الله عليه

 

وسلم - بذلك فاضطجع له رسول الله - صلى الله عليه وسلم - وقال: «صدق بذلك رؤياك» فسجد على

 

جبهة رسول الله - صلى الله عليه وسلم -، رواه الإمام أحمد عن عثمان بن عمر بن فارس عن يونس عن

 

الزهري عن ابن خزيمة بن ثابت عن عمه. ورجال هذا الإسناد كلهم ثقات، وقد رواه ابن حبان في "صحيحه"

 

بنحوه.

 

Geride geçen rivayetlerde bir çok meşhur alimin ismi rivayet zincirinde mevcut ve ravilerin sika (güvenilir) olduğunu söylüyorlar. Ayrıca bazısı Mürsel olduğunu söylemiş. Bazısı Muttasıl olduğunu söylemiş.

Özellikle Ahmed ibni Hanbel, Zühri, Taberani, Heysemi, Nesei ve Ebu Davud gibileri hadisi şerif sahasında önemli şahsiyyettirler.

Bu gibi tasavvufi mana içeren hadisi şerifleri bir takım reformcu selefi vehhabi akımına mensub olanlar hemen inkar ederler ve güya islamın özüne uygun olmadığını söylerler. Şu raviler ve hadis ulemasının önem verdiği ve tasdik ederek rivayet ettikleri ve kitablarına aldıkları bir hadisi şerifi kabul etmeyenler, olsa olsa kalblerinde nifak olan marazlı kimselerdir.

Netice olarak tasavvufun bütün temelleri (rabıta, teveccüh, murakabe, zikir, fena ve beka halleri, manevi mi’raç v.s.) hepsi mutlaka kitaba, sünnete veya ashabı kiramın bir uygulamasına dayanır, özellikle Nakşi yolu, ashabın yoluna ittiba üzeredir, asla bid’atı kabul etmez.

Bu manevi yolun saliklerine dil uzatanlar, iyice düşünsünler, insafla delillere baksınlar ve pişman olmamak için acele etmeden, İslam ümmetinin bidayet ve sonunu inceleyerek, Allah dostlarına gönül versinler, inkar etmesinler.

 

 

Salı, 07 Ağustos 2012 15:35 tarihinde güncellendi

NAKŞİ YOLUNUN TEMELLERİ

Abdulü Halik Gucduvanî (k.s.) tarafından zikredilmiş ve tarikatın üzerine bina edildiği asıllar.

Hoş derdem, Nazar ber-kadem, Sefer der-vatan, Halvet der-encumen, Yâd kerd, Baz-keşt, Nigah-daşt, Yad-daşt.

Nakşi büyüklerinin kullandığı ıstılahlardan ayrıca üç tane daha vardır. Tamamı on bir lafız eder.

Vukufu kalbi, Vukufu adedi, Vukufu zamani.

Bunların ötesi zan ve evhamdır.

1- Hoş derdem : Saliğin nefesinden her bir nefesi, huzur ve şuur üzere çıkmalıdır, gafletle ve tembel/gevşek halde nefes alıp vermemelidir. Bu yolda büyükler, her bir nefesin alınıp verilmesinin huzur üzere olmasını son derece mühim görmüşler, bir nefesi bile gafletle alıp vermekten sakındırmışlardır.

Bu vasıta olmayan müridler için –nefesini zayi etti- derlerdi, yani tarikını ve siyretini yitirdi. Şöyle denir: usulü zayi eden, vusulden mahrum olur.

2- Nazar ber-kadem : Saliğin bütün hallerde ve zamanlarda, her yerde –ister mamur beldelerde, isterse boş arazilerde olsun- sürekli olarak bakışını ayağı üzerine çevirmesi, bakılması uygun olmayan yerlere bakmamasıdır.

Bu lafzın manası şöyle de olabilir. Saliğin seyrinin mesafeleri kat’ etme ve aşmadaki sür’atine, nefsinin enaniyyetinden sıyrılmasındaki sür’atine işaret olabilir. Yani, adımını o mahalle atar ki, bakışı o anda o yere ulaşıyor.

3- Sefer der-vatan : Saliğin beşeri tabiatında seyretmesidir. Beşeri sıfatlardan meleki vasıflara intikal eder. Kötü ahlaklardan, övülen ahlaklara intilak eder. Sadettin Kaşgari k.s. derki: İnsan bir mahalden bir mahalle intikal etmekle nefsinin rezil ve kötü huyları ondan gitmez.

Meşayıh hazeratının sefer ve ikameti tercihte bir takım usulleri vardır. Bazıları bidayette seferi tercih etmiş, nihayette ikameti tercih etmiştir. Bazıları da bunun aksini tercih etmiştir. Bazıları başlangıçta ve sonda ikameti tercih etmiş, bazıları da bunun aksini tercih etmiş. Bu dört kısım ehlullah için sadık niyet ve maksad vardır.

Nakşi büyüklerinin sefer ve ikamette tercihine gelince, onlar başlangıçta kamil ve mükemmil olan şeyhin sohbetine vasıl oluncaya kadar seferi tercih eder. Bundan sonra, o zatın hizmetinde mukim olur, sohbetine mülazemet eder. Dervişin kendi vatanında kamil bir Nakşi şeyhi varsa, tamamıyla seferi terk eder. Onun hizmetine girer, huzur melekesini elde etmek için son derece gayretle çalışır. Şuur vasfıyla vasıflanmak için son derece cehd-u gayret eder. Beşeriyyet kayıtlarından kurtulunca, melekiyyet vasıflarıyla vasıflanınca artık ikamet ve sefer onun hakkında eşit olur.

4- Halvet der-encumen : Celvette halvet, yani zahirde halk ile, batında Hak Teala ile olmak.

Meşayıhımız şöyle der: Şu yolumuz, sohbete dayalıdır. Zira halvette şöhret vardır, şöhrette âfet vardır. Hayırların tamamı cem’iyyettedir, cem’iyyet sohbettedir. Ancak her bir derviş, diğerlerinde fani olması şartıyla.

Hoca Evliya Kebir k.s. halvet der encümeni şöyle açıklar: Zikirle meşgul olmak ve istiğrak halinin kaplaması o hadde varacak ki, zâkir sokakta dolaşsa, zikrin hakikatı kalbini kaplaması sebebiyle sesler ve sözlerden hiçbir şey işitmez.

Kıymetli meşayıhımız derki: sâlik ciddi zikirle meşgul olması sebebiyle beş veya yedi gün müddetinde, öyle bir mertebeye ulaşır ki, insanların ve mahlukatın tüm sözleri ve sesleri kendisine zikir olarak tahayyül ettirilir, belki kendi sözleri de ona zikir olarak tahayyül ettirilir. Fakat bu durum, ciddi çalışma ve ihtimam olmadıkça hasıl olmaz.

5- Yâd kerd : Kalble ve lisanla yapılan zikirdir. Zikirden maksad, mahabbet ve tazim vasfıyla zikredenin kalbinin Hak Teala ile birlikte hazır olmasıdır. Cem’iyyet erbabının sohbetinde bu huzur hali hasıl olursa, muhakkak zikrin hulasası hasıl olmuş olur. Netice, zikrin özü, ruhu ve dayanağı, Hak Teala ile huzurun hasıl olmasıdır. Bu huzur sohbetle hasıl olmazsa, o zaman zikirle meşgul olur.

Zikrin şekli dervişlere anlatıldığı şekilde, her dersin kendine has usulle olmalıdır.

6- Baz-keşt : Tevhid kelimesini tekrar ettikten sonra her yüz başında – ilâhi ente maksudi, ve rızake matlubi- demek. Bu lafız, kalbte hasıl olan hertürlü hayır veya şer hatıraları def eder. Taki kalbi her şeyden boş kalsın, zikri halis olsun, sırrı masiva nakşından kurtulmuş olsun. Yeni başlayanlar da bu kelimeyi, manasını elde etmekte sadık olmamak gibi bir düşünceyle terk etmesinler. İnşallah bunu tekrar etmekle sonunda sadakat eserleri zahir olur. Bir çok Allah dostu da ilk hallerinde samimi olmadıklarını düşünerek utanırlarmış.

7- Nigah-daşt : Hatırı murakabe etmek/muhafaza etmek, şöyleki bir nefeste tevhid kelimesini tekrar ederken bile, arada hatırını ağyara yönelmeye terk etmemek. Bazı büyükler şöyle der: Salikin bir saat veya iki veya daha fazla saat müddetince, ağyarın kalbine gelmemesi için hatırını muhafaza etmesidir. Bazı büyüklerden, kalbin bütün alakalardan kesilmesi halinin, fecrin doğuşunda kaba kuşluk vakitne kadar devam ettiği zikredilmiştir. Aslında yarım saatlik bir müddet murakabe halinde olmak bile bu yolda çok büyük ve kıymetli sayılmıştır ve nadirlerdendir.

8- Yad-daşt : Bu lafız, geride geçenlerin hepsinden maksud olandır. Bu, zevk hali üzere Hak Teala ile beraber huzureda olmaktır. Bazıları: Gaybetsiz huzurdur der. Ehli tahkik derki: Hubbu zati –Zat sevgisi- vasıtasıyla kalbi, Hakkın müşahedesinin isiti’lası, bu mananın hsulünden kinayedir.

Bazıları da, evvelki huzurun muhafazasının son derece derinleşip yerleşmesidir demişler.

Diğer üç kelime:

1-Vukufu zamani : Salikin hallerine her an vakıf olmasıdır. Hali şükrümü yoksa özrü mü gerektiriyor, bunu bilmesidir.

Bazı sofiyyeye göre vukufu zamani, muhasebeden ibarettir. Nakşibend k.s. şöyle buyurmuş: Muhasebe, her anı muhasebe etmektir, huzurlumu gafletlimi geçmiş. Şayet şu müddet içinde noksan bir şey yapmışsak, yeniden başa döner, amelleri tekrar yaparız.

2-Vukufu adedi : Zikirde adede riayet etmektir. Bu riayet, dağınık olan hatıraları toparlayıp cem’iyyet elde etmek içindir. Hapsi nefeste beş yedi dokuz gibi tek sayılara dikkat edlmelidir.

Alauddin Attar k.s. derki: Zikrin çok olması şart değildir, şart olan zikrin huzur ve vukuf halinden neş’et etmesidir, taki üzerine faideler terettüp etsin. Şayet bir nefeste 21 kereyi geçerse, bu faidesinin olmadığına delalet eder.

Zikrin eseri, nefiy anında beşeri varlığın nefyedilmesi, isbat halinde de, ilahi cezbelerin eserlerinin zuhurudur.

Yeni başlayanlara göre ledunni ilmin ilk mertebesi vukufu adedidir denilmiştir. Son mertebelere ulaşana göre vukufu adedinin ledunni ilmin ilk mertebesi olmasının manası, zikredenin, hakiki vahidin sırrının adet mertebelerine sereyanına vakıf olmasıdır. Bu durum, hissi adet mertebelerine vahidi hissinin sereyanına vakıf olması gibidir.

Bilmek lazım ki ledunni ilim, kurbiyyet ehli için ilahi talimle ve rabbani tefhimle hasıl olur, akli delillerle ve nakli şevahidle değil.

İlmi yakin ile ilmi ledunni arasında fark vardır.

İlmi yakin: Nuru zati ve nuru sıfatiyi idrakten ibarettir.

İlmi ledun: Hak’tan gelen ilham vasıtasıyla, manaları idrak ve kelimeleri fehmetmektir.

3-Vukufu kalbi : İki manası vardır.

Birincisi: Zikredenin kalbinin Hak subhanehu ile hazır olmasıdır. Bu manada, yad daşt ile aynı olur.

Zikir esnasında bazı şartlar aranır: Zikredilenle irtibat, onunla birlikte huzur. Bu huzur için şuhud, vusul, vucud ve vukufu kalbi denir.

İkincisi: Zikredenin kalbine vakıf olmasıdır, şöyleki zikir esnasında honi gibi olan et parçası (kalbi) na yönelmeli ve onu zikirle meşgul etmeli, gaflete terk etmemeli, zikrin manasından habersiz olmamalıdır.

Çarşamba, 22 Haziran 2011 21:31 tarihinde güncellendi

Sayfa 48 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.