.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

STV BİR AYLIK MÜSLÜMANLIK SONRA BİR AYLIK HIRİSTİYANLIK MI?????

STV'den bir aylığına Müslüman olanlar!

 

27 Temmuz 2011 Çarşamba 06:04

Barış Köprüleri, Ramazan Ayı'nda Samanyolu TV'de..

 

Ramazan'da Samanyolu TV'de yepyeni bir program başlıyor...

Abdest aldılar... Namaz kıldılar... Oruç tuttular... Farklı coğrafyalardan Türkiye'ye gelen yabancı misafirler benzersiz bir deneyim yaşadılar...

Dünya'nın dört bir yanından Türkiye'de bir ay boyunca müslüman olmayı deneyimlemek için gelen katılımcıların maceraları, “Barış Köprüleri” ile hafta içi her gün STV'de ekranlara gelecek. Samanyolu TV'den Sıra Dışı Proje Ramazan'da Ses Getirecek Yepyeni Bir Program...

“BARIŞ KÖPRÜLERİ”


Türk televizyonlarında ilk kez yayınlanacak Barış Köprüleri'nde, bir aylığına Müslüman gibi yaşamaya çalışan insanların kameraya yansıyan görüntüleri Ramazan ayı boyunca Samanyolu ekranlarında olacak.

”Her kültür ve inanç ancak kendi yerinde tadılarak ve yaşanılarak en iyi şekilde anlaşılır.” sloganıyla ekrana gelecek olan programda katılımcılar otellerde değil Türk ailelerinin evlerine misafir olacak. Tıpkı bir Müslüman gibi abdest alıp, namaz kılıp, oruç tutacak ve islami yaşamın tüm gereklerini yerine getirecek katılımcıların her anı Barış Köprüleri ile ekranlara yansıyacak.

Program kapsamında katılımcılar tecrübeli eğitmenler eşliğinde, Edirne, İstanbul
, Konya ve Bursa'yı gezecek, manevi atmosferde Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli'nin eserlerinden yola çıkarak Anadolu tasavvuf geleneğini öğrenecek. Katılımcılar önyargıların bu kadar derinden hissedildiği bir dönemde, “ötekileştirmek” yerine “birlikte yaşamak” ve diyalog kurmak düşüncesini test etmek için islam dinini ilk ağızdan tanıyacak.

Büyük ses getirecek yepyeni program “Barış Köprüleri” Ramazan'da Samanyolu TV'de

 

 

NOT:  Bir an için ehli kitab gibi olmayı düşünen kişi o anda kafir olur, bu iş bu kadar ciddi iken bu kişiler ne yapıyor? Diyanet müftileri nerde?? Milletin itikadını bozanlara neden müdahale edilmez???

İslam ile başka bir inanç bir arada olmaz..... islam itikadı ortaklık kabul etmez..

Çarşamba, 27 Temmuz 2011 20:50 tarihinde güncellendi

RAMAZANA HAZIRLANIYORLAR - EĞLENCE İLE.....

Cami de Ramazan eğlencesi olur mu?

Ramazan’da şarkı-türkü-sohbet-geleneksel gösteri gibi “kültürel etkinliklerin” yapılacağı yer olarak dini merkezlerin seçilmesi soru işaretleri yaptı....

Ankara Büyükşehir’den yapılan açıklamaya göre, Ramazan nostaljisi bu yıl Hacı Bayram’da yaşanacak. Büyükşehir Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği ramazan eğlenceleri bu yıl Hacı Bayram Cami Avlusu ve civarında düzenlenecek. Her akşam ünlü sanatçıların konser vereceği etkinlikler, geleneksel gösteriler, sohbetler, sahaflara ev sahipliği yapacak olan Hacı Bayram Camii civarı, Ramazan döneminde gece gündüz, dua etmek isteyen dindarlarla dolup taşıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin ibadet edenlerin rahatsız olmamasına yönelik herhangi bir önlem alıp almayacağı bekleniyor.

Hacı Bayram Cami avlusunda her akşam ünlü sanatçılar konser verecek, geleneksel gösteriler ve sohbetler düzenlenecek. Hacı Bayram’da Ramazan etkinliklerinin düzenleneceği alanda aralarında Sami Savni Özer, Erkan Mutlu, Ahmet Özhan’ın da bulunduğu sanatçılar konser verecek. Şiir dinletileri, edebiyat ve fikir sohbetleri, mehter konserleriyle çocuklar için oyun alanları yer alacak. Hacı Bayram’da kurulacak stantlarda kitapçılar, sahaflar, sanat ve el sanatlarının satışının yanında macuncular, pamuk şekerciler, mısırcılar gibi seyyar satıcılar bulunacak.

 

Pazar, 24 Temmuz 2011 01:12 tarihinde güncellendi

Silahlı Her PKK’lıyı Meydanda Asacaksın Efendi!

Ali İlbey
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Silahlı Her PKK’lıyı Meydanda Asacaksın Efendi!

Kısasa kısas. Elin Amerikalısı, Çinlisi bırakın PKK’lı gibi teröristi, uyuşturucu ve yüz kızartıcı suç
işleyeni dahi idam ediyor da Darülislâm olan bu ülkede sen de silahlı yakaladığın her PKK’lıyı din-i
mübin ve vatan-ı İslâmiye gereğince meydanda asacaksın efendi!

Önce adam gibi devlet ve hükümet olacaksın. Hz. Ömer Efendimiz gibi İslâmî merhamet, hoşgörü
ve sevgini bütün ülkeye yayacak, Hakkari’den Edirne’ye kadar her vatandaş başlattığın birleştirici
muamelene inanacak ve sonra da eylem üstünde yakaladığın her teröristi bulduğun yerde sallandıracaksın
efendi!

Asılan teröristin döşüne de gerekçeli fermanını iliştireceksin ki, teröre tevessül edecek olan her
PKK’lının yüreğine merhamet ve korku aynı anda yerleşsin.

Evvel emirde Meclis’ten terör suçları için anında idam kararını gerçekleştirme kanununu çıkartacaksın.
AB gibi uyduruk ve yalanlar topluluğuna da şöyle diyeceksin: “Bundan böyle benim ülkemde askerimi ve
vatandaşımı şehit eden ve kanlı eylem yapan her PKK’lı ve benzeri teröristi anında asacağım.”

PKK’lılara destek veren ve el altından manipüle eden Ergenekoncu gibi iç ve dış destekçilerini,
başlattığın gibi tek tek bulup adalet önüne çıkarmaya hızla devam edeceksin. Etnikçi, ulusalcı, laikçi
ve Kürt karşıtı olmayacaksın. Kürt milletdaşımıza zorla Türküm dedirtmeyeceksin. Kürdü sevip Türk
milletinin bin yıllık din ve devlet üzere kardeşi olduğunu inandıracaksın. İslâm üzere merhametli ve âdil
olacaksın, diline hürmet edeceksin.

Köy köy, şehir şehir dolaşıp din kardeşiyiz diyeceksin. Medreselerine, ulvî mekânlarına, türbelerine,
geleneklerine izin verip zamanın ihtiyaçlarıyla terkip yapacaksın. “Seni Türk’ten ayırt etmiyorum, ona
sağladığım her imkânı sana da sağlamakla sorumluyum diyeceksin. Türk’te de fakir ve işsiz var, Kürt’te
de fakir ve işsiz var, bu durumu düzeltmeye çalışacağım, diyeceksin ve samimiyetinle bu görüşlerine
inandıracaksın.

Sonra da PKK adıyla askerimizi şehit edenleri anında orta yerde asacaksın efendi! Hazreti Ömer
Efendimiz gibi merhametli ve otoriter yüzünü göstereceksin. Gözü küllü, âciz ve hamakat içinde
olmayacaksın. “Kenar-ı Dicle’de bir kurt bir kuzuyu kapsa” ondan sen sorumlu olduğunu, İslâm’dan
beslenmiş adaletinle, kanununla, icraatınla ispat edeceksin. Allah (cc.)’ın verdiği kadar bir sevgiyle
kucaklayacaksın Kürdü ve Türkü.

Sonra da Kürtçülük adına PKK’lı silahlı teröristleri İslâm’ın âyetince ve çıkartacağın kanun gereğince
yakaladığın mekânda idam edeceksin efendi! Asmazsan, sallandırmazsan olmaz.

Daha sonra da güvenlikten sorumlu herkesten hesap soracaksın. “İstihbaratçılar uyuyor mu?”
diye masaya yumruğunu vuracaksın. Nasıl oluyor da Silvan gibi orta bir yerde teröristin varlığından
istihbaratçıların haberi olmuyor, diyeceksin. Yatanları, uyuyanları, gevşek davrananları affetmeyecek,
derhal görevine son vereceksin. Bu tür hadiselerde kimlerin ihmali var astsubayından generaline kadar
hesap soracaksın.

PKK’yla mücadele edecek inançlı bir gerilla ordusu kuracaksın. Türk’e ve Kürde bir gözle bakan,
dinini ve milletini köklerinden öğrenen, dağda, belde terörist ararken kazara bir bahçeden geçse habersiz
bir meyve koparmayan, yüreği merhamet ve sevgiyle donanmış inançlı yeni bir güvenlikçi ordusu ihdas
edeceksin. Ali Hocam’ın dediği gibi “dünyanın hiçbir yerinde terörist gerillaya karşı düzenli orduyla
mücadelede başarılı olduğu görülmemiştir. PKK’yla gerilla metoduyla ancak netice alınır.”

İçeride zaaf var efendi! Güvenlik birimlerin atalet ve hamakat içinde yüzüyor. Asıl işi bir bölgede
PKK’yla savaşmak olan görevlinin nereden terörist geçebileceğini, nereden saldırabileceğini çeyrek asırdır bilemez mi? Uyuyorlar efendi! Bir kısmı hainlik ediyor, bir kısmı beyinsiz ve mantalitesiz.

Ülke bütçesinin en çoğu alan güvenlik sorumluları ne işe yarıyor Allah aşkına? Bunların boş zamanı
olur mu? Sayrı zamanlarında ne iş tutar bunlar? Güvenlik tâlimi üstüne ne tür teati yaparlar? Yoksa boş
zamanlarını PKK’nın cirit attığı mıntıkaların dışında mı geçirirler?

Ah, efendi! Bu denli ağır sualler ettik diye bizi yadırgama. Ciğerimiz yanıyor efendi! 13 Şehit var
ortada. Devletin ve hükümetin aczini gösteriyor bu elim hadise. Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı,
İçişleri Bakanı ve devlet erkanı aynı klişelerle konuşuyor ve yürek soğutmuyorlar. Sonra da kaz adım
yürüyüşünde şehit cenazeleri kaldırılıyor.

Yetkililerin gözlerinde ve dillerinde Hazreti Ömer Efendimizin celadet ve merhametini ve dahi
mesuliyet ateşini göremedim efendi! Sancısız salon adamları gibi konuşup geçiyorlar. PKK’nın gezdiği
sanılan dağlarda dolaşan kurttan çakaldan dahi haberi olmalı devlet-i âlinin. Hep aynı terane, aynı elim
hadise ve şehit ailelerinin gözyaşları.

Yarın bir gün bu necip milletin çocukları güvenlik ordusundan tiksinirler, inançlarını kaybederler diye
endişe ederim. Ayrıca, güvenlik zaafı içinde olanları bulup ibret için unvanı açıklayarak görevlerinde el
çektireceksin. Yerine inançlı ve işi sadece teröristle savaşmak olan güvenlikçiler alacaksın.

Dikkat ediniz efendi! Sabır ve gözyaşı bitti mi bu ülkenin Ergenekoncu ve Kandilci canilerine
gün doğar. Silah çeken her PKK’lıyı yakaladığın yerde asacaksın ve bu hadiselerin güvenlikten
sorumlularını “defolun bu makamlardan!” diyeceksin.

İslâm’dan neşet eden merhamet ve sevgini, otorite ve korkuyu âyet üzere göstereceksin
vatandaşlarına.

BERAAT GECESİ

BERAAT GECESİ

 

Evvela Mukadderat-ı Beşeriye’nin tayin edildiği bu gecenin tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını ve zamanın kutbu, müceddidi, kamil-i mükemmil Mahmud Efendi Hazretleri için hayırlı uzun ömürlere vesile olmasını Cenâb-ı Haktan niyaz ederiz.

Duhan Sûresinin 2.3.ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir.
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur."

Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Eb-i Cehil'in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir.

Bu gecenin fezâili çoktur. Bu mübarek ayın değerini bilerek ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Şöyleki; Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ayıdır.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
         Ebu Hüreyre (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildiğine göre: Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (Aleyhisselam) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır” deyince
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Diye sordum. Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teâlâ onları bağışlamaz.

         Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. 
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku’ edenlere. 
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu". 
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu". 
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu." 
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. 
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? 
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teâlâ, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder." 

         Hz. Aişe (Radıyallahu Anhâ) anlatıyor: "Rasûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Allah-u Teâlâ Hazretleri, Nısf-u Şa'ban gecesinde (Beraat Gecesi) dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."

Yine Rasûlüllah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki; "Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."

Rasûlüllah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu gecede şöyle dua yaptığı rivayet edilmiştir;

اللهم أعوذ بك من عقابك وأعوذ برضاك من سخطك وأعوذ بك منك لاأحصي

 

ثناء عليك أنت كما أثنيت علي نفسك           

 

    "Allahım   ! Azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

          Bu gecede yapılacak ibadet hususunda Mahmud Efendi Hazretlerimiz şöyle buyurmuşlardır;

            Kitaplarımızda her şey yazılıdır. Beraat gecesinde kılı­nacak 100 rekât namaz var, her rekâtında 10 ihlas-ı şerif oku­nacak. Bir gecede kılamazsan 10 günde 10'ar rekât kılarsın. 100 rekât olmuş olur. Ve bin tanede ihlâs okumuş olursun.

Rasûlüllah Efendimiz buyurdu ki; "Bin tane ihlâs-ı şerif okuyan kişi canını cehennemden satın almış olur." Kaza namazı da mühimdir, kazası olan da kaza kılsın. Bizim mezhe­bimizde kazası olan nafile kılamaz diye bir şey yok. Niye gel­din dünyaya? Niçin yaratıldık? Kazada kılacaksın, nafilede. Mevlâ Teâlâ buyuruyor; "Ben cinleri ve insanları ancak beni bilsinler ve ibadet etsinler için yarattım." (Zâriat 56)

Allah-u Teâlâ’dan cümlemizi bu geceden hakkıyla istifadeye muvaffak kılmasını niyaz ederiz.

Allah’ın Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun…

 

 

Sayfa 42 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.