.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

CEHALET KOL GEZİYOR...

CEHALETİN BÖYLESİ
PDF Yazdır e-Posta
Haber - ARAŞTIRMA
Çarşamba, 18 Şubat 2009 19:26

Bu haberi okuduktan sonra binlerce kez Müslüman olduğunuza şükredeceksiniz.

Hindistan'da "lanetten kurtulması" için bir bebek köpekle evlendirildi. Evet yanlış okumadınız. Sonunda bu da oldu.


Hindistan'ın United Press of India ajansı, ebeveynlerinin, 18 aylık Sangula'nın, ağzında fazladan bir dişe rastlaması üzerine bebeği dişi bir köpekle evlendirmeye karar verdiklerini duyurdu.

Ebeveynlerin üye olduğu Orissa eyaletindeki aşirete göre bu fazladan diş, bebeğin bir kaplanın saldırısına uğrayacağı ve parçanacağı anlamına geliyordu. Bu lanetten kurtulmanın tek yoluysa dişi bir köpekle evlenmekti.

Jajpur bölgesinde bir Hindu tapınağında yapılan dini nikahta dişi köpek geleneklere uygun olarak yüzükleri taşıdı.

Sangula'nın babası Sanrumula Munda, bir gün oğlunu "bir kadınla" evlendireceğini belirtti.

Hindistan'ın kırsal kesimlerinde laneti kovduğuna inanıldığı için köpek veya başka hayvanlarla evliliklere rastlanabiliyor
Milli Gazete

DEMOKRASİLERİ EBEDİ İMİŞŞŞŞ....

hukuk.jpgÖzden'den şok sözler!

Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Yekta Güngör Özden, Başkent Üniversitesi'nde katıldığı bir panelde, inanılmaz sözler sarfetti. Özden, Kurtuluş savaşının tesettüre karşı da yapıldığını iddia ettiği konuşmasında, başörtüsüne özgürlük mücadelesinde bulunanları meydanları savaş alanına çeviren PKK sempatizanlarıyla bir tuttu.

KURTULUŞ SAVAŞI BAKIN KİME KARŞI VERİLMİŞ
Özden, bir öğrencinin "1980'lerde başörtüsü sorunu yoktu, bugün sağ-sol, alevi-sünni, kürt-türk tartışmaları yaşanıyor. Bu hep böyle mi gidecek?" şeklindeki sorusuna şok bir cevap verdi...

Özden şunları söyledi: "Bizim Kurtuluş Savaşı'nı yalnız düşmanı bu topraklardan uzaklaştırmak olarak algıladık ama aslında, o dönemde yazılan notlarda, hatıra yazılarında, bu topraklarda Cumhuriyet kurulmalı, latin harfleri kurulmalı ve kadınlar tesettürden kurtarılmalı. Bu hedef var. Türkiye Cumhuriyetini kuran insanlara Türk milleti denir. Rejimin karşıtı bir anlayış yönetime oturdu. Bunlar da yapay sorunlara el atıyorlar. ABD'nin başkanları değişir ABD değişmez. 1989 Anayasa Mahkemesi kararı, inançlara saygılıyız ama üniversite ve yüksek öğretim kurumlarında öğretim üyelerinin ve öğrencilerin hangi inanca sahip olacağını belirten bir simgenin kullanılması barışı zedeler, bu bir direnmedir, çirkin ayırımları yapmak gibi... Bahsettiğiniz Türk-Kürt. alevi-sünni ayırımı gibi, işte günlerdir sokakları savaş alanına çeviren bölücü sempatizanları gibi. Hepsi Türkiye'nin Atatürk çizgisinden uzaklaştırmak içindir. Bu oyuna gelmemek de insanlık görevidir."

Cuma, 20 Şubat 2009 14:04 tarihinde güncellendi

Davet usulü hakkında malumat - 1

balk.jpg

DAVET USULÜ HAKKINDA MALUMAT – 1

 

Bu ümmet son gelmiştir ama ahırette ilk olan, evvel olarak cennete girenlerdir. İnsanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmettir.

Allahu subhanehuya davet:

Şu islam ümmetinin en mühim vazifesi, Allaha davettir. Her müslüman bununla takatınca mes’uldür.

Davetin gayeleri dört tanedir:

1-     İnsanları Allahın dinine hidayet etmektir.

2-     İnatçı ve muhalif olanlar aleyhine delili ikame etmektir.

3-     Allahu tealanın teklif ettiği emaneti yerine getirmektir.

4-     Yeryüzünde Allahın kelimesini (İslamı) yüceltmektir.

Davetin dünyada neticesi:

Salih müslümanların, salih toplulukların meydana gelmesidir.

Salih müslüman, muvahhid olup kudretince Allahu tealaya itaat eder, Allahın sınır-ları ile kaim olur, diğer salih fertlerle birleşir ve onlar ile yardımlaşıp bazı yükleri üzerine alır, kardeşlik hukukunu canlandırır.

“Onlar ol kimselerdir ki, onları yeryüzünde iktidar sahibi yaparsak, namazı ikame ederler, zekatı tam olarak öderler, ma’ruf ile emrederler, münkerden nehyederler. İşlerin akıbeti Allaha aittir.”

Davetin ahıret neticesi:

Allahın rızasına ve cennetine kavuşmaktır.

Hadisi şerifin beyanına göre, münker bir iş gören müslümanın üzerine vacib olan şey, onu eliyle değiştirmesidir, eğer gücü yetmezse diliyle söylemesidir, buna da gücü yetmezse kalbi ile buuz etmesidir, bunun aşağısında iman yoktur.

Münkeri değiştirmekte dört şart vardır:

1-Nehyedenin, neyden nehyettiğini bilmesi. (O hususta ilmi olmalı)

2- Münkeri, münkerle değiştirmemesi.

3- Değiştireceği şu münker, daha şerli bir münkere dönüşmemeli.

4- Nehyedenin, o münker işten beri olması (o işi işleyen olmaması), taki şu ayeti kerimeyle muhatab olmasın: “Niçin yapmadığınız şeyi söylersiniz.”


 

 

 

 

 

 

Cuma, 20 Şubat 2009 14:02 tarihinde güncellendi

ZULME SESSİZ KALMAMAK İÇİN....

bu_ayakkb.jpgBush'un ayaklarının altında ne gördü?


Bush'a Irak ziyareti sırasında ayakkabı fırlattığı için tutuklanan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi, olay anını anlattı. Zeydi kendisini bu kadar öfkelendirenin ne olduğunu açıkladı.


Eski ABD Başkanı George Bush'a Irak ziyareti sırasında ayakkabı fırlattığı için tutuklanan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi, olay anında "Bush'un ayaklarının altında Iraklıların kanından başka bir şey görmediğini, bu yüzden dayanamayıp ayakkabısını fırlattığını" anlattı.

El Zeydi, bugünkü duruşmasında verdiği ifadede, yaptığından pişmanlık duymadığını belirtti.

Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile düzenlenen ortak basın toplantısına gelen Bush'u gördüğünde gözlerinin karardığını söyleyen El Zeydi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O anda Bush'tan ve Bush'un ayaklarının altında Iraklıların kanından başka bir şey göremez oldum. Bu duruma tahammül edemedim ve ayakkabılarımı çıkarıp Bush'a fırlattım. Yaptığımdan pişman değilim. Bush Irak'ın misafiri değil. Bizde misafir, 3. günden sonra misafir olmaktan çıkar. Bush, 6 yıldır Irak'ta. Misafir değil, işgalcidir.

Bush, Irak'ta 1 milyon dul kadın, 6 milyondan fazla yetim bıraktı. Kadınlarımız tecavüze uğradı, evlere gelişigüzel baskınlar düzenlendi, masum insanlar tutuklandı, camiler tahrip edildi ve yıkıldı.

Bütün bunlar karşısında Bush'un sırıtarak gülmesine dayanamadım ve halkıma saygınlığını geri kazandırmaya çalıştım. Bu eylemi Bush 2 yıl önce Amman'a gittiğinde gerçekleştirmek istedim, ama olmadı. Ayakkabı fırlatma konusunda 2006'dan beri antrenman yapıyordum..."

El Zeydi, gözaltında bulunduğu süre içinde işkenceye maruz kaldığını, duruşmaya gelmeden önce Yeşil Bölgenin içinde bulunan ve Başbakanlığa bağlı Bağdat Tümeni hapishanesinin komutanı olan tuğgeneralin, "konuşması halinde kendisine tekrar işkence yapılacağı" tehdidinde bulunduğunu ve bu yüzden aynı hapishaneye geri dönmek istemediğini ifade etti.

Bu arada El Zeydi'nin üst ön dişlerinden birinin yerinde olmadığı ve yüzünde alnından burnunun altına kadar uzanan yara izi bulunduğu gözlendi.

El Zeydi'nin avukatları, "müvekkillerinin işkence gördüğü hapishaneden Yeşil Bölgenin bitişiğinde bulunan Essalihiye polis merkezindeki hapishaneye taşınması için resmi talepte bulunacaklarını" bildirdi.

Bugünkü duruşmada, davanın 12 Martta görülmesine devam edilmesi kararlaştırıldı.

Duruşmadan sonra El Zeydi'nin, ailesi ve yakınlarıyla 5 dakika süreyle görüşme imkanı oldu.

Öte yandan savunma heyetinden avukat Galip Muhammed El Rubeyi, duruşmadan sonra AA'ya yaptığı açıklamada, müvekkillerinin, cinayete teşebbüs suçu işlemediği için en kısa zamanda serbest bırakılacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Muntazar El Zeydi'nin ağabeyi Uday El Zeydi de duruşmadan sonra yaptığı açıklamada, kardeşine en basit haklarının bile verilmediğini belirterek şöyle konuştu:

"Şahit olarak mahkemeye getirilen Semir Muhammed Hüseyin, Başbakan'ın kendilerinden Muntazar'ı dövmemelerini ve ihtiyaçlarını karşılamalarını istediğini iddia ediyor. Yalan söylüyor. Muntazar, bize bu şahsın kendisini dövdüğünü, kendisine işkence ettiğini anlattı. Kardeşim, hakimden bir an önce davayı sonlandırmasını talep etti."

AA

Perşembe, 19 Şubat 2009 13:40 tarihinde güncellendi

Sayfa 247 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.