.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Bakara Suresi: 75-76

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

belge_2.jpg

Bakara Suresi 75-76. Ayetlerin Mealleri:

75- Şimdi siz, onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlar içinde öyle bir grup var ki, Allahın kelamını işitirler ve onu anladıktan sonra onu bile bile değiştirirlerdi.

76- Onlar müminler ile karşılaştıklarında "inandık" derler. Fakat birbirleri ile başbaşa kaldıkları zaman "Rabbiniz katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi Allahın size açıkladıklarını onlara anlatıyorsunuz? Bunun yanlış olduğuna aklınız ermiyor mu? Derler.

 

 

 

Pazartesi, 12 Nisan 2010 14:49 tarihinde güncellendi

Ali İmran Suresi 113- 115. Ayetlerin Tefsiri:

kuran_yaz.jpg

 

Ayetlerin mealleri:

113- Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.

114- Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere ko şuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.

115- Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.

Ali İmran Suresi 113- 115. Ayetlerin Tefsiri:

لَيْسُوا سَوَاءً (Eşit değillerdir.) Ehli kitap aralarında eşit seviyede değildir.

مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ (Ehli kitaptan kaim olan bir cemaat vardır.) Eşit olmadıklarını beyan etmektedir. İstikamet üzere olan, adaletli bir cemaat vardır. Bunlar müslüman olmuşlardır. Abdullah ibni Selam gibileri.

يَتْلُونَ آيَاتِ اللهِ آنَاءَ اللَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ (Allahın ayetlerini gece nin saatlerinde okurlar, secde ederler.) Teheccüd namazında Kur’an okurlar, secde ederler. Namazın temeli olan secde ile onları vasıfladı, zira taatın en güzel hali secdedir. Onların namazlarında secde olmadığından secde ile kılınan müslümanların namazı olduğunu ifade etti.

يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ اْلآخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ

(Allaha ve ahıret gününe iman ederler, iyi likle emreder, kötülükten nehyederler. Hayırlara sür’at eder- ler.) Yahudilerde olmayan sıfatlarla bunları medh etti. Zira yahudiler gece ibadeti yapmazlar, Allaha şirk koşarlar.

وَأُولَئِكَ مِنَ الصَّالِحِينَ (İşte bunlar salihlerdendir.) Şu sıfatta kiler salihlerdendir. Onlar Allah indinde halleri salih olanlardır. Onun tarafından rıza ve senayı hak ettiler.

وَمَا يَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ يُكْفَرُوهُ (Hayırdan hangi şeyi yaparlar sa, asla ondan mahrum olunmazlar.) Asla sevabı zayi olmaz, noklanlaşmaz.

وَاللهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ (Allah, takva sahiblerini bilicidir.) Takva ları üzere sevaplanacaklarını müjdelemektedir. Feyze nail olanlar ancak takva sahibleri olup takva, bütün hayırların başlangıcıdır.

Pazar, 22 Şubat 2009 09:40 tarihinde güncellendi

Topraklarımızda gözleri var...

haritaosmanl.jpgTürkiye her fırsatta Ermenistan'a taviz üstüne taviz verirken Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan Türkiye ile neden ilişki kurduklarını açıkladı.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'dan son dönemde gelişen Türkiye-Ermenistan ilişkilerine darbe vuran açıklama geldi.

Serj Sarkisyan, Büyük Ermenistan'ın kurulması için var gücüyle çalışmasının boynunun borcu olduğunu söyledi.

Novasti Armeniya Ajansının haberine göre Sarkisyan, Lori şehrinin Dseh köyünde yaptığı konuşmada, Türkiye karşıtı sözler söyledi.

Sarkisyan: "Büyük Ermenistan'ı kurma uğrunda çalışmayı, devlet imkânlarının tamamını seferber ederek çalışmalıyız" şeklinde konuştu.

Erivan, Büyük Ermenistan tanımını Fırat Nehri'nden Kür Nehri'ne, Hazar Denizi'nden Urmiye Gölü'ne kadar olan topraklar için kullanıyor.
Pazar, 22 Şubat 2009 09:32 tarihinde güncellendi

Yahudiyle mücadele....

kl.jpg
 
Efendimiz’in (s.a.v) Yahudilerle mücadelesi
   
 
M. Emin Yıldırım

Önceki yazılarımızda değindiğimiz gibi Efendimiz (sav) Medine’ye hicret ettiği zaman, orası 10.000 nüfuslu bir yerleşim yeri idi. Bu nüfusun yarısı Araplardan, diğer yarısı ise Yahudilerden oluşuyordu. Medine’de, ya da o günkü ismi ile Yesrib’te sayı itibari ile bu şekilde eşit oranlar olsa da, genel anlamda toplumun tüm sosyal, siyasal ve iktisadi hayatının ipleri, bugün olduğu gibi yine Yahudilerin ellerinde bulunuyordu. Özellikle Yahudiler, Evs ve Hazrec kabilelerinin kendi aralarında olan çekişmelerini büyük bir fırsata dönüştürüyor, onların kaybettikleri güçlerinden epeyce istifade ediyorlardı.
İşte Efendimiz (sav) Medine’ye hicret ettiği zaman Yahudiler böyle bir durum üzereydiler. Allah Resulü (sav) geçen yazılarımızda da belirttiğimiz gibi önce Medine Vesikası ile sonra Müslümanların en temel ihtiyaçları olan Rûme kuyusunun satın alınması ile Yahudilerle bilinçli ve planlı bir mücadele başlatmıştı. Bu mücadelenin en büyük ayağı elbette ticarette yaşanacaktı.
O gün için Medine’de üç büyük Yahudi kabilesi vardı. Bunlar; Benû Kaynuka, Benû Nadir ve Benû Kurayza idi. Bu üç kabile adeta şehrin ticaretini ellerinde paylaştırmış bir halde idiler. Şöyle ki; Benû Kaynuka, isminden de anlaşılacağı üzere kuyumculuk ile uğraşırlardı. Bunlar genellikle altın ticareti yapar, ama bunun da ötesinde tefecilik yaparlardı. Çok yüksek faizlerle özellikle Araplara borç para verir ve onları bir ömür sömürürlerdi. Benû Kaynuka’nın yaptıkları iş, bugünün lisanı ile konuşursak bir yönü ile para borsasını ellerinde tutmak ve bu borsayı lehlerinde kullanmaktı.
İkinci büyük kabile olan Benû Nadir’e gelince, onlar ise tarım ile uğraşırdı. Özellikle Medine’nin en önemli geçim kaynağı olan hurma üreticiliği yaparlardı. Büyük hurma bahçelerinin sahipleri olarak o gün bile dışarıya ihracat edecek düzeyde bir pazar oluşturmuşlardı.
Benû Kurayza’ya gelince bunlar ise debbağdılar; yani deri üretimi ve işletimi yaparlardı. Onlar bu alanda o kadar kendilerini geliştirmişlerdi ki, başta çizme olmak üzere birçok mamulün üretimi ile uğraşırlardı. Bunlar da ürettikleri bu deri ürünlerini hem Medine pazarına, hem de başka yerlere satarlardı.
Yahudiler bu üç farklı alanda ticareti ellerinde tutukları için, ticari sahada da söz onlarındı. Onlar pazarın kurallarını koyar, fiyatları belirler, tabiî ki şartları hep kendi çıkarları doğrultusunda oluştururlardı. O gün için Medine’de insanların ticaret yaptıkları dört büyük çarşı vardı. Bu çarşıların ya da pazarların tüm ipleri de elbette Yahudilerin ellerinde idi. Mesela; oradaki dükkanların en işlek olanlarını ellerinde tutar, işe yaramaz kıyıda köşe de olanları ise Araplara yüksek paralarla kiraya verirlerdi. Pazardaki malların satış bedellerini kendi istedikleri şekilde belirler; satarken de alırken de onlar kazançlı çıkarlardı.
Efendimiz (sav) Medine pazarının bu halini çok iyi gözlemledi. Tabii sadece işin mahiyetini anlamakla kalmadı, kesinlikle bazı alternatiflerin geliştirilmesinin gerekliliğine karar verdi. Efendimiz (sav) çok iyi fark etmişti ki; eğer ticaret Medine’nin var olan, dört büyük çarşısında devam ettirilse, asla ipler Yahudilerin ellerinden alınamayacaktı. Çünkü işin başında pazarın şartlarını onlar oluşturmuşlardı. Onların ellerinden bu şartları alıp, Müslümanların lehlerine dönüştürmek çok da kolay değildi. Bu gerçeği çok iyi gözlemleyen Efendimiz (sav) ticari sahadaki mücadeleye yeni bir pazar oluşturarak başlanması gerektiğinin kararına vardı. Bunun üzerine Sahabenin içerisindeki tüccarlarla istişare ederek Müslümanlara has bir çarşı oluşturmak için seferber olundu.
Tabii bu ilk çarşı öyle çok büyük ve kapsamlı değildi; Yahudilerin çarşılarına yakın Bakîyü’z-Zübeyr diye bilinen bir bölgede idi. Efendimiz (sav) buraya büyük bir çadır kurdurarak, orasını Müslümanların pazarı olarak ilan etti. Artık Müslümanlar ticaretlerini bu yeni çarşıda yapacaklardı. Çok kısa bir zaman zarfında bu çadırdan kurulan çarşı, kendinden söz ettirmeye başlamıştı. Medine’de yıllardır Arapları sömürmeye alışmış Yahudiler, böyle bir gelişme karşısında büyük bir şaşkınlık geçirdiler. Bir müddet bu yeni olayı sessizce ama sinsice izledikten sonra, kendilerine alternatif olacak olan bu pazarın bir an önce ortadan kaldırılması gerektiği kararına vardılar. Çünkü onlar çok iyi biliyorlardı ki Müslümanlar, ticari sahada kendi ayakları üzerine durmaya başladıkları gün, sosyal ve siyasal hayatta da bunu başaracaklar ve artık kimselere ipleri vermeden izzet ve şeref üzere yaşayacaklardı. Böyle bir durum ise elbette Yahudileri oldukça endişelendiriyordu.
Bu endişe ilerleyen günlerde büyük bir öfkeye dönüşmüştü. Yahudilerin en meşhur şair ve savaşçılarından biri olan ve ilerde Müslümanlar tarafından yaptığı ihanetlerin bir karşılığı olarak öldürülecek olan, Ka’b b. Eşref bir gece adamlarını da yanına alarak Müslümanların pazar olarak kullandıkları bu çadırı yıkmak için harekete geçtiler. Onlar gecenin karanlığından istifade ederek önce çadırın iplerini keserek, sonra orayı ateşe vererek, bu çarşıyı yerle bir ettiler. Efendimiz (sav) sabahın erken saatlerinde bu durumdan haberdar olunca, herkesin öfke ile ellerini sıktıkları bir zamanda, tebessüm etti. Sahabe merakla bu tebessümün sebebini sorduklarında; Efendimiz (sav) dedi ki: “Yaptığımız bu iş Yahudileri kızdırdı. Demek ki biz doğru bir iş yapmışız. Bundan sonra kendi çarşımızı öyle bir yere taşıyacağız ki, onlar bu sefer daha fazla kuduracaklar.”
Efendimiz (sav) bu olay üzerine ileride Hz. Ebubekir’in halife seçileceği yer olan Benû Saide Sakife’sinin hemen yanı başında büyükçe bir arsa satın aldı. Bu arsayı kıyamete kadar Müslümanlara bu iş için vakfetti. Burada kalıcı bir çarşı inşa ederek, tüm Müslüman tüccarları buraya davet etti ve bu çarşının kurallarını bizzat kendisi koydu. Mesela; Efendimiz (sav) bu çarşıda yaptığı dükkânları aynı kişilere kiraya vermek yerine, hiçbir kira bedeli almadan sabahın erken saatlerinde kim erken gelirse ona verilmesi gerektiği kararını çıkartmıştı. Efendimiz (sav) böyle yapmakla da, ticaretin tekelleşmesini önledi ve tabii ki Müslümanlar arasında tatlı bir yarış oluşturarak, Yahudilerin ellerinde olan ticaret hacmini kademeli olarak Müslümanların eline geçirtti. Yavaş yavaş Yahudiler ellerindeki imkânları kaybetmeye başladılar ve çok değil dört yıl içerisinde Medine’nin tüm ticari ipleri Müslümanların eline geçti.
Devamı inşallah haftaya…

Pazar, 22 Şubat 2009 09:18 tarihinde güncellendi

Sayfa 242 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.