.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Şimdi neyi tezgahlıyor acaba?

 ali_kalkanci.jpg Ali Kalkancı polisleri bile şaşırttı !

  28 Şubat döneminde adını ’Sahte Şeyh’ olarak duyuran Ali Kalkancı’nın yeni marifetleri polisi bile şaşırttı!
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin dün operasyon düzenlediği ve 2 milyon adet uyuşturucu hapın ele geçirildiği Ali Kalkancı'ya ait Haramidere'deki fabrikada ilginç görüntüler kameralara yansıdı. Deterjan üretim için kurulan işyerinde ilaç fabrikalarında bulunan makineler kullanılarak uyuşturucu hap üretildiği görüldü.

  Hindistan menşeli makinelerde hammaddenin önce karıştırılarak hamur hale getirildiği daha sonra bu maddelerin kalıplara döküldüğü belirtildi. Özel kalıplar sayesinde istenilen boyutta üretim yapılabildiği ve seri üretim gerçekleştirildiği öğrenildi. Makinenin saatte 60 bin adet uyuşturucu hap basabildiği, elde edilen hapların başka makineye götürülerek fırınlama yapıldığı ve kullanıma hazır hale getirildiği belirtildi. Kilogramı 7 bin TL olan Captagon isimli hapların daha çok Afrika ve Arap ülkelerinde alıcı bulduğu öğrenildi. Baskında 2 milyon adet uyuşturucu hapla birlikte makinelerin yanı sıra uyuşturucu hammaddesi de ele geçirildiği belirtildi.

  Dünkü baskında atölyede çalışan 5 kişi gözaltına alınmıştı. İşyeri sahibi Ali Kalkancı ise polis tarafından her yerde aranıyor.
Perşembe, 19 Şubat 2009 06:48 tarihinde güncellendi

Allahu Teala'nın sıfatları

allah_c.c.jpgEHLÎ SÜNNET İTİKADI

l. cilt 266. mektup, sahife 261

   (Ey Evladım!) Allah seni mesud etsin. Akıllılar üzerine farz olan şeylerin ilki, Ehli sünnet vel cemaat mezhebinin görüşlerine göre itikadları düzeltmektir. (Allah oların çalışma larını şükrana layık eylesin) Zira fırkayı naciye (Kurtulan fırka) onlardır. Kendisinde bir nevi kapalılık bulunan itikad meselelerinin bazısını açıklıyalım.

- ALLAH TEALA -

Bilinmesi vacibtir ki Allahu Teala zatı mukaddesiyle mevcuttur. Eşyanın tamamı Allah'ın icad etmesiyle mevcuttur. Hem de Allahu Teala zatında, sıfatlarında, fiillerinde tektir. Hiçbir işte kimse ile hakikatta bir ortaklığı yoktur, ne varlığında ne de diğer hususlarda (ortağı yoktur, tektir) İsimlerin benzerliği, lafzî ortaklık, bahsimiz haricindedir. (îsîm benzerliği hakikatten ortaklık sayılmaz,)
Allah'ın sıfatları ve fiileri, keyfiyetten (şekilden) ve misalden zatı gibi münezzehtir. Bunlarla mümkünatın sıfatları ve fiilleri arasında hiçbir münasebet yoktur.

- İLİM SIFATI -

   İlim sıfatı mesela, Allah Teala için kadîm (varlığının başlangıcı olmayan) bir sıfattır. Hakîkî basittir (bölümleri yok) , Asla ona kesret (çokluk) ve adetlenmek oluşmadı, taallukatı (ilim sıfatının alakalandığı, bilinen şeyler) adetli olsa bile. Zira bu ilim sıfatında tek bir açılma (inkişaf) vardır. Bu tek açılma ile ezelî ve ebedî malumat açıldı (Bilindi).  Bu tek inkişafla(açılma/bilinme) bütün eşyayı onların uygun halleri, zıt durumları, küllî olmaları, cüz’î olmaları, hususi vakitleriyle birlikte tek anda basit(parça parça değil tek bir bölüm) olarak o şekilde bilindi ki; mesela bir anda Zeyd (isimli şahsı)’i mevcud, ma'dum (yok), cenin (rahimde), sabi, genç, yaşlı, canlı, ölü, ayakta, oturduğu (halde), yaslandığı (halde) yan yattığı halde, gülücü olduğu halde, ağlayıcı, lezzetlenici, acı duyucu, şerefli, zelil olduğu halde, kabirde, mahşerde, cennette, lezzetlenme halinde (tek ilmi ile bir anda bilir.)
  Teallukların adetli olması, bu makamda yoktur (Tek ilimle hepsini bilir.) Zira teallukların teaddüdü onların adetli olmasını gerektirir, zamanların çokluğunu gerektirir. Halbuki orda ezelden ebede kadar tek olan basit bir an vardır, asla orda adetli olmak yoktur. Çünkü Allah Teala üzerine zaman geçmez, öne geçmek, geri kalmak onun hakkında yoktur.
   Allah'ın ilmi için malumatla alakaları isbat edince, bu, tek bir tealluk (alaka) olur; bununla bütün malumata tealluk eder. (Bütün her şeyi bilir.) Aynı şekilde bu teallukun keyfiyeti bilinmez, misalden ve keyfiyetten münezzehtir. İlim sıfatı gibi. (İlim sıfatının hakikatini bilemediğimiz gibi, bu sıfatın malumatlarla olan alakasının durumunu da bilemi yoruz. Bir anda bütün her şeyi tek ilimle hiçbir değişikliğe uğramadan bilir.)
   Bu tasavvurun uzak görülmesini, bir misal getirerek def edelim. Derim ki; Bir şahsın "kelimeyi" farklı kısımları, değişik halleri, zıt itibarları ile birlikte bir anda bilmesi caizdir. Bu tek anda o kişi bilirki kelime: İsim, fiil, harftir, sülasî, rabaidir, mu'reb ve mebnîdir, mütemekkin ve gayrı mütemekkindir, munsarif ve gayrı munsariftir, marife ve nekredir, mazi ve müstakbeldir, emir ve nehiydir. (Bu şekilde kelimeyi bir anda bilir.) Belki o şahıs şöyle diyebilir: "Ben şu kısımları ve itibarları, kelime mertebelerinde bir anda tafsilatıyla bilirim" Mümkin (olan kulun)  ilminde  zıtları bir araya toplamak tasavvur edilebilirse, Vacib Teala'nın ilminde bu niçin uzak görülsün. "En yüce misaller Allah içindir."
   Bilinmesi gerekir ki, burada her ne kadar zıt şeylerin bir araya sureta toplanması gerekirse de; halbuki hakikatta bunlar arasında zıtlık yoktur. Zira Allahu Teala her ne kadar Zeyd'i bir anda mevcud ve yok olduğunu bildiyse de, fakat Allahu Teala bu tek anda bildi ki Zeyd, mevcud olacağı vakit mesela Hicretten bin sene sonradır, evvelki yokluk vakti şu muayyen seneden (Bin sene) evveldir, sonradan yok olma vakti bin yüz seneden sonradır. (Böyle olunca) Bunların aralarında hakikatta bir zıtlık yoktur; çünkü zamanları farklıdır. Diğer hallerde, bu kıyas üzerinedir.
   Bu beyandan açığa çıktı ki Allah Teala'nın ilmine, (sonradan yaratılan) farklı cüzler üzerine alaka kurmasından dolayı, değişiklik kokusu (dahi) gelmedi. Felsefecilerin zannettiği gibi burda (değişikliğin) ortaya çıkma zannı anlaşılmasın. Zira değişiklik ancak "Allah'ın ilminin bir şeye tealluku, diğer şeye teallukundan sonradır" denilirse düşünülür. Amma (işin hakikati yukarda da açıklandığı üzere) Allah'ın ilmi herşeye bir anda tealluk edince orda teğayyür (değişim) ve sonra olmak (hudus) düşünülmez. Bu takdirce değişik taallukları isbata gerek yok ki değişiklik ve hudus o değişik tealluklara dönsün de ilim sıfatına dönmesin (Bunu bazı kelamcılar, felsefecilerin şüphelerini defetmek için söylerler. Yani "ilim sıfatından başka değişik tealluklar vardır, onlar hadistir, ilim sıfatı kadimdir" demişler.)
  Evet malumat tarafında değişik teallukları isbat ettiğimiz vakit buna müsade var. (Malumat değişiktir ve sonradan ortaya çıkar. İlim sıfatı kadimdir, değişmez.)

Şimdikiler Dans, piyes peşinde.....

teyyar_ilk.jpgİslam dünyasında ilk uçan Osmanlı kadını

 -TIMETURK-

İlk uçan, Osmanlı kadını kimdi? Müslüman kadınlar, niçin uçak aldı? Hindistanlı Müslümanları heyecana garkeden olay neydi? Şehit ilk iki pilotumuz kimlerdi?

Müslümanların ortak tarihinde bilinmeyen çok sayıda ortak fedakârlıklar, sevinçler, acılar ve hüzünlerle doludur. Bugün olduğu gibi dün de bayramımız birdi. Bugün olduğu gibi şehitlerimize her yerde gıyabi cenaze namazları kılınırdı.

Biz üniversite yıllarında hangi âlimin Türk ya da Arap olduğunu tartışırken atalarımız bunu açıklamanın bile fitne olacağını düşünerek birlik içinde güçlü olabileceğimizi aşılıyordu. Tarih bizden uzak değil. Yanı başımızda eserleriyle, hatıralarıyla, yazdıklarıyla kütüphanelerde bizi sabırla bekliyor.

Osmanlı’nın özellikle son döneminde oldukça dikkate değer hatıralar vardır. Bunlardan biri ordumuza uçak almak için açılan kampanyada bütün Osmanlı kadınlarının yardımına başvuran Belkıs Şevket Hanımdır. Bu yardımı duyurmak için de hayatını tehlikeye atarak o zamanın uçağına binmeyi göze alır.

Belkıs Şevket Hanım Tayyare elbisesi içinde. Tayyarecilik âlemi ile Hanımlarımızın ilk teması.

Kendisi Osmanlı Müdafa-i Hukuk-u Nisvan (kadınlar) Cemiyeti yönetimindendir.
Trablusgarp ve Balkan Harpleri özellikle anneleri, eşleri ve kız kardeşleri daha çok etkilemiştir. Kaybettikleri yakınlarının acısı daha tazedir. Bu arada, Balkanlardan çok sayıda mülteci de perişan halde İstanbul’da yaşıyor. Ayrıca Büyük Balat yangını da İstanbul’u daha da perişan hale getirmiştir. Harp yeni bittiği için ordunun ihtiyaçları devlet millet el ele gidermeye çalışılıyor.

OSMANLI KADINI MÜCAHİTLERE UÇAK ALIYOR


Belkıs Şevket Hanım Kadınlar Dünyası adlı dergide ilk uçan Müslüman Osmanlı Kadını olması hasebiyle uçağa olan ihtiyacın nedenlerini anlatıyor: “Trablus’ta İtalyanların tayyarelerle susuz ve har (sıcak) çöller ortasında namusu vatanı korumak için çalışan fedakâr ordumuzun karargâhlarını bombalarla taciz, kuvvetlerini keşf ettikleri sıralarda bütün Osmanlılar gibi ben de bu son buluştan mahrum olduğumuza çok üzüldüm. Bizim de acilen uçak almamız gerektiği umum tarafından kabul gördü. Padişahın alıp orduya hediye ettiği ilk uçakla halkı da teşvik etti. Devletin ve halkın yardımlarıyla çok sayıda uçak alabildik. Böylece Balkan Harbinde uçak çok işimize yaradı. Özellikle Çatalca Muharebesinde önemli rol oynadılar.”

İLK MÜSLÜMAN KADIN PİLOT

Kadınlar Derneği orduya bir uçak almak istiyor. Belkıs Şevket Hanım da İlk Uçan Müslüman Kadın fikrini anlatıyor. Dernek bu görüşü kabul ederek kendisinin uçabileceğini onaylıyor. Dernek bu münasebetle ilk uçan Müslüman kadın vasıtasıyla İstanbul semalarına broşür atarak yardımı duyurmak istiyor. Alınan izinle bu gerçekleşiyor ve uçak alınıyor. Bu anlayış yaygınlaşarak daha başka uçak ve donanmaya ihtiyaç duyulan başka şeyler de alınıyor halk tarafından.

   Kadınlar Dergisinde resmi müracaat şöyle anlatılıyor: “Müdafa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti resmi olarak üyelerinden birinin uçması için müracaat etti. Aldığı cevap şöyle: ….Öz hemşirelerimizin her türlü arzularını yerine getirmek Türkiye’de cemiyet-i nisvandan ilki bir Müslüman kızı olmak bizler içün en büyük saadet ve iftihar olacağından lütfen yalnız birinci kolordu kumandanından bir kart almanız kifayet edebilir. Teşrif buyurulacak olursa tayaran (uçmak) etmek kabil olacağını arzla şerefyap olurum efendim. Tayyare Mektebi Müdürü Mümtaz Binbaşı Veli.”

Bunun üzerin Birinci Kolordu Kumandan Vekili Cemal Paşa’dan izin alınarak, şayet yağmur ve rüzgar olmazsa pazara gitmeye karar verdik. Pazar hava muhalefeti nedeniyle 18 Kasım 1913 pazartesi günü cemiyetin üyeleriyle otomobillerle Ayastefanos’a gittik. Yanımızda Almanya’nın Berliner Tagesblatt gazetesinin temsilcisi Madam Odon Feldman da vardı.

Osmanlı İslam Kadınlarının göstermekte olduğu cesaret-i medeniyeyi samimi sevinçlerle, iftiharlar ile alkışlarlar. Beyhude hayallerle sakim efkarlar ile vakitlerini zayi etmezler. Bu münasebetle Pazartesi günü arabalarla Osmanlı Müdafai Hukuk-u Nisvan Cemiyeti azaları olduğu halde Ayastefanos’a Tayyare Mektebine varıldı. Biraz istirahattan sonra Zat-ı Hazreti Padişahi cenab-ı alisinden muhterem ordumuza hediye ettiği Osmanlı adlı ilk uçağımıza yöneldik. Bu gün muharremin ilk günüdür. Tayyare de Osmanlı’nın ilk tayyaresidir. Savaşa sokulan ve ilk kurşunu yiyen ilk gazi tayyaredir.

   Belkıs Hanımın babası kızının alnından öperek tayyareye bindirdi. Tayyare üçü on dört geçe Pilot Fethi Bey’in kumandasında uçtu. Beyoğlu, Panğaltı, Hürriyet-i Ebediyye Tepesi Boğaziçi ve Üsküdar üzerinden bin metre irtifada (yükseklikte) bir cevelan (gezinti) yapıp Ayastefanos’a geri döndü.

 
  Resim altında şunlar kaydediliyor: Müdafa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti erkânından bazıları. Astefanos’ta Tayyare Mektebi Civarında. Türk Hanımları içinde cenah-ı fen ile semavata doğru pervaz etmek şerefini ilk ihraz eden Belkıs Şevket Hanım oldu. Kadınlar Dünyası mecmuasının muharrirlerinden ve Terbiye-i etfal ve musiki muallimlerinden olan Belkıs Hanım Efendi Teşrini Saninin on sekizinci Pazar günü Ayastafanos’ta Tayyareci Fethi Bey’in idare ettiği Osmanlı Tayyaresine binerek havayanmış ve saat 3.15’ten saat dörde kadar üç çar yek (üç çeyrek) zarfında ik yüz ile bin metre irtifa ile Mekri Köyü, İstanbul, Beyoğlu, üzerinde dolaşarak yine mebde-i tayarane avdet eylemiştir. Şayan-ı kayd olan bu tayaran-ı tarihinin muhtelif manazırını ………  kariine arz ediyoruz. Resmin en altında büyük harflerle: Bir Türk Hanımının ilk hadise-i tayaranına dair irtisamlar…

  Belkıs Şevket Hanım uçtuğu esnada gökten şu broşürü attı: “Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti azasından ve Kadınlar Dünyası Muharrirlerinden Belkıs Şevket Hanım Osmanlı ve İslam Kadınlığı Namına havada tayaran ederken Kadınlar Dünyası ismiyle muhterem ordumuza bir tayyare ihdası bila tefrik cins ve mezheb Osmanlı Kadınlığından bekler.”

  Belkıs Hanım uçağa nasıl bindiğini ve neler gördüğünü ayrıntısıyla anlatıyor: Semalara doğru nuru hidayetle parlayan Hilalli minareler şamadanlar içindeki mumlar gibi müşahede olunur. Ebniye ve emakin fenni çocuk eğlencelerindeki küçük olur gibi nazara çarpıyordu. Sevimli payitahtımız semadan kuş bakışı görünüşü hakikaten pek güzeldi…

Pervaneden sıçrayan benzin gözlüklerimin üstüne sıçrıyor, etrafımı görmek için bunları temizliyordum. Çünkü oturduğum yer makineye pek yakın idi. Sefine-i havaiyemiz iniş ve kalkışlar yapıyordu. Bu esnada muvazeneyi bozmamak ehemmiyetlidir. İstanbul’dan ayrıldıktan beş on dakika sonra karargâha ulaşıldı. Yere nüzul ettiğimiz zaman gönlümde bir mahzunluk vardı. ( … )

HİND MÜSLÜMLARINDAN İLK BAYAN PİLOTA YARDIM

Böylece ilk defa bir Müslüman kadın uçağa bindi. Bu vesileyle Osmanlı kadınlarının dikkatini ordunun ihtiyaçlarına çevirdi. Bunda da başarılı oldu. Bu haber Osmanlı ve İslam dünyasına hızla yayılarak bir heyecan oluşturdu. Zamanın tüm gazeteleri bu konudan bahsederler. Anadolu’dan ve Osmanlı’nın diğer coğrafyalarından yardımlar gelmeye başladı. Hatta Hind Müslümanları da bu yardımlara katıldı.

 

 Belkıs Şevket Hanım ile suduna muntazır olan refikaları...

Belkıs Hanım’ın bu uçuşu münasebetiyle Hind Müslümanları kendisine hediyeler göndermişlerdi. Belkıs Hanım bir yazısında Müslüman kadınların toplumdaki yeri hakkında şöyle diyor: “Bir milletin ilerlemesi ve geleceği eğitimli annelerin doğurduğu medeni cesaretle yetiştirdiği çocuklara bağlıdır. Binaenaleyh milletler cesur ve metin evlatlara malik olmalıdır. Bunları da ancak yetiştirecek biz kadınlardır. Her evlat ilk öğüdü valide kucağında alır. O halde çocuklarımızı cesur ve metin, vatana hadim, dinine sadık, sıhhatı yerinde yetiştirmeye bezl-i gayret ve fedakârlık edelim.”

Belkıs Şevket Hanım Fethi Beyin kullandığı uçakta uçmuştu. Fethi Bey kısa bir süre sonra arkadaşı Nuri Beyle aldıkları emir doğrultusunda Ortadoğu’yu gezmeye başlıyorlar. Uçakları düşünce şehit oluyorlar. (Bu iki pilotu mezarı bugün Suriye’nin başkenti Şam’dadır.)

Kadınlar dergisi bu olay üzerine üzüntüsünü şöyle bildiriyor: “Fethi Bey ve arkadaşı Nuri Bey Osmanlı sancağını göklere kadar çıkardı. Sonra o çok sevdiği milletinin bağrına düştü. Şehid oldu. Hayata veda ederken arkalarında otuz milyon Osmanlı, üç yüz milyon Müslümanlığı giryan ve hicranda bıraktı.”

Şevket Hanım, Fethi beyle uçmadan önce....

Fethi Bey Bahriye mektebini bitirdikten sonra Mülazım oldu. Kendi isteğiyle uçak eğitimi için İngiltere’de Bristol Tayyarecilik Okuluna gönderildi. Bir yıl eğitim aldıktan sonra geri döndü.

Kendisini bekleyen Mısırlıları derin bir kedere boğar. Mısır’da zamanın büyük şairlerinden Hafız İbrahim kendilerini karşılama münasebetiyle bu Osmanlı Tayyarecileri için Arapça çok güzel bir şiir yazar. Şiir uzun olduğu için ilk mısralarını veriyorum.

Ey doğudan uçarak yükselmiş ilk Müslüman pilot hoş geldin
Nil ve Boğaziçi her biri seninle övünmeye öbürüyle yarışır
O gün uğurlu Burağına binip de çöl ve sahraları aşıverdiğin zaman
Rüzgârlara eşlik ederken onu oynatır, deniz ve sahralar üzerinde uçarsın
Hayaller seninle yarışa kalkışsa da, ancak düşe kalka bunu yapar, yine de beceremez.

Ortak sevinç ortak keder bu olsa gerek.

Timeturk
Çarşamba, 18 Şubat 2009 09:17 tarihinde güncellendi

Dostluk Bitiyor.....

olmert.jpgVuracağımı Erdoğan'a söylemedim. Terör devletinin başı "Niye Erdoğan'a İsrail'in sırlarını anlatayım" dedi.
 

İsrail Başbakanı, Erdoğan'ın kendisine yönelttiği "Operasyonu bildiği halde bizimle hiçbir şey yokmuş gibi konuştu" şeklindeki suçlamasına ilk kez cevap verdi

İLK KEZ KONUŞTU
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrail ordusunun Türkiye ziyaretinden birkaç gün sonra Gazze operasyonuna başlaması üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisine yönelttiği "Operasyonu bildiği halde bizimle hiçbir şey yokmuş gibi konuştu" şeklindeki suçlamasına ilk kez cevap verdi. İsrail Başbakanı, ayrıca, bu cevap sırasında ABD eski Başkanı Bush için "yakın dostum" derken, Erdoğan'dan “herhangi bir başbakan" diye söz etti.

TERÖRİST SALDIRIYA SESSİZ KALAMAYIZ
Olmert, Amerikan Musevi kuruluşlarının Kudüs'te düzenlediği toplantıda yaptığı ve İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesinden tam metin olarak yayınlanan konuşmasında, dünyada hiçbir toplumun terörist saldırılara sonsuza kadar sessiz kalmayacağını ve bir gün sabrının taşacağını belirtti.

İsrail Başbakanı, “Maalesef bizim sabrımızın taşması Türkiye ziyaretimle aynı haftaya dek geldi" dedi.

ERDOĞAN'A NEDEN SÖYLEMEDİM
Ehud Olmert, Başbakan Erdoğan'ın Gazze saldırılarının başlaması üzerine "Bize haber vermediler" diye sitem ettiğini hatırlatarak, "Ona söylemememin iki nedeni vardı. Birincisi, o pazartesi günü, cumaya operasyon düzenleyeceğimizi ben de bilmiyordum. Nasıl bilebilirdim ki? Salı, çarşamba günleri güneydeki şehirlerimize 50, 70 roket, füze attılar ve biz de o an artık yeter dedik" dedi.

BUSH'A DA SÖYLEMEDİM
Olmert sözlerine, "Aynı şekilde, samimiyetle söylüyorum, yakın dostum, ABD Başkanı Bush'u da arayıp, Gazze'ye saldıracağım, demedim. Yakın dostum Gordon Brown'ı veya Nicolas Sarkozy'i veya Angela Merkel'i de aramadım. Niye herhangi bir başbakana İsrail'in kendi vatandaşlarını koruma planından söz edeyim? Bunun doğru olduğunu düşünmüyorum" diye devam etti.

UMARIM ERDOĞAN ANLAR
Kalabalık bir Amerikalı Musevi grubunun önünde konuşan Olmert, İsrail'in Türkiye ile iyi ilişkilerinin bulunduğunu ve bunun devam etmesini istediklerini belirterek, "Umarım, Türkiye Başbakanı, bazı ülke liderlerinin, eğer sırlar varsa, bu en gizli sırları paylaşmasının belli sınırları olduğunu anlar" dedi.

ARAPLAR MEMNUN
İsrail Başbakanı bu sözünün ardından, Türkiye'de bulunduğu pazartesi gününden, o haftanın sonunda Hamas'a operasyon başlatacaklarını kendisinin de bilmediğini bir kez daha tekrarlayarak, "Ayrıca ben birçok ılımlı Arap ülkesinin Hamas'a düzenlediğimiz operasyondan memnun olduğuna eminim" diye konuştu

Çarşamba, 18 Şubat 2009 09:27 tarihinde güncellendi

Sayfa 249 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.