.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

İsrail uçakları veya Uşakları....

uak.jpgAKP Hükümetinin İsrail ile kurduğu sıkı ilişkiler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. İsrail'in Suriye'yi Türkiye üzerinden vurulduğu ortaya çıktı. Bunu kim mi açıkladı...

Şubat 2007'de İstanbul'da ortadan kaybolan ve ABD'ye sığındığı belirtilen İranlı general Rıza Asgari'nin, Suriye'nin nükleer programı konusunda CIA'ya bilgi verdiği, ardından İsrail jetlerinin Türkiye üzerinden burayı vurduğu ortaya çıktı.

İsrail'in Türk hava sahasını da kullanarak 6 Eylül 2007'de Suriye'ye yönelik hava saldırısının arkasından, aynı yılın şubat ayında İstanbul'da kaybolan ve ABD'ye sığındığı ileri sürülen İranlı general Ali Rıza Asgari çıktı.

Amerikan Associated Press ajansı, Alman Savunma Bakanlığı kaynaklarına dayanarak verdiği haberde Asgari'nin Suriye'nin nükleer tesisi ile ilgili bilgileri Amerikan istihbaratına aktardığını yazdı.

ABD istihbaratı da bilgiyi İsrail'e aktardı. Mossad hemen bir komando timi gönderilmesine karar verdi.

Ağustos 2007'de iki helikopterle 12 İsrail komandosu bölgeye gizlice indirildi. Komandolar nükleer tesisin fotoğraflarını çekip toprak örnekleri aldı. İncelemede bunun yılda 1 atom bombası üretecek kapasitede Kuzey Kore tipi bir reaktör olduğu tespit edildi. 6 Eylül 2007'de operasyon kararı alındı.

7 İsrail F-15 savaş uçağı Akdeniz sahili boyunca uçup Türkiye'nin güneyinden geçerek tesisin 50 kilometre yakınına geldi. Buradan 22 roket fırlatarak tesisi yerle bir ettiler. Suriyeliler hava savunma sistemlerini devreye soktukları zaman İsrail jetleri çoktan bölgeyi terk etmişti.

 

Cumartesi, 21 Mart 2009 11:52 tarihinde güncellendi

HAHAMLARIN ORDUSU....

haham.jpg İsrail'in Gazze'ye gerçekleştirdiği Dökme Kurşun operasyonuna katılan askerler, saldırılar sırasında Yahudi hahamların kendilerine "Yahudi olmayan kişilere karşı dini bir savaş yürüttüklerini söylediklerini" açıkladı.

Dün bazı İsrail askerlerinin sivilleri nasıl öldürdüğüne dair itiraflarına yer veren İsrail'in Haaretz gazetesi, bugün de bir komutanın sözlerini aktardı. Gazeteye Ram kod adıyla açıklamalarda bulunan İsrailli bir ordu komutanı, kendileriyle konuşan hahamlar için "Mesajları çok açıktı: Bizler Yahudi halkıyız, buraya bir mucizeyle geldik. Tanrı bizi buraya geri getirdi. Biz de şimdi bizim kutsal toprakları fethimize müdahale eden Yahudi olmayanlara karşı savaşmalıyız." ifadelerini kullandı.

Sol eğilimli olarak bilinen Haaretz gazetesi, bazı askerlerin dün de İsrail ordusunu zor durumda bırakan açıklamalarını yayınlamıştı. Gazetede yer alan açıklamalar, 13 Şubat'ta Gazze deneyimlerini paylaşmak üzere bir araya gelen ordu mensuplarının toplantısından sızdırılmış. Bazı emekli ve eski askerler, bu toplantıda sivilleri nasıl öldürdüklerini ve Filistinlilere karşı duyulan derin küçümsemenin ordu saflarına nasıl hakim olduğunu anlatmışlardı.

Gazetenin bugünkü hafta sonu ekinde yer alan açıklamasında Ram kod adlı asker, 22 günlük operasyonun "hemen hemen dini bir misyon havasında" olduğunu dile getiriyor. Birliğindeki dindar bir çavuşun kendilerini toplayarak, askerlerine savaşa girecekler için dua ettirdiğini anlatan Ram, "İçerdeyken de bize Zebur'la dolu risaleler, tonlarca Zebur gönderdiler. Bir hafta boyunca içinde bulunduğum evin bir odasını gönderdikleri Zebur'la doldurabilirdik." diyor.

Subay Ram, Eğitim Birliği'nin gönderdikleri ile ordu hahamların gönderdikleri arasında büyük bir fark olduğunu anlatıyor. Eğitim birliğinin gönderdiği kitapçıklarda 1948'den bu yana Gazze'de yürütülen savaşların anlatıldığını kaydeden Ram, ancak hahamların askerlere ilettikleri mesajın ise "operasyonun dini bir savaş olduğu hissi olduğunu" belirtiyor.

Ram'ın Givat Tugayı'ndan Aviv adlı bir bölük komutanı ise askerlere zırhlı araçlarla kapıları kırma ve içerdekileri öldürme emri verilmesi hakkındaki endişelerini söylüyor. Saldırı sırasında ise emirlerin değiştirildiğini ve ilerleyen askerlere önlerindeki halka kaçmak için 5 dakikaları olduğunu duyurmak için bir megafon kullanma talimatı verildiğini söylüyor.

Aviv, askerlerine bunu tebliğ ettiği sırada ise "çok rahatsızlık verici bir an yaşadığını" anlatıyor. Anlattığına göre Aviv, emri askerlere ilettiğinde askerlerden biri emre karşı çıkarak "İçerdeki herkes bir terörist, bu bilinen bir gerçek…" demiş. Ardından da bu askerin arkadaşları "İçerde olan herkesi öldürmeliyiz. Evet, Gazze'de yaşayan herkes bir teröristtir" diye eklemiş. Aviv, askerlerin medya tarafından kafalarının içinde doldurulan her şeyi söylediklerini dile getiriyor.

Filistin İnsan Hakları Merkezi, saldırıda ölenlerin sayısının bin 417 olarak açıklamış ve bunlardan 926'sının sivil olduğunu belirtmişti.

İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak ise Haaretz'in dün yayınladığı asker itiraflarının ardından yaptığı açıklamada "İsrail ordusunun dünyadaki en ahlaki ordu olduğunu" söylemişti. İsrail ordusu da askeri savcının soruşturma başlattığını duyurmuştu.

Ancak Moşe adlı bir askere göre savaş meydanında yürütülen soruşturmalar çok ciddiye alınmıyor. Ona göre savcıların tutumu şu şekilde özetlenebilir: "Bunu söylemek hoş değil ama; kimse takmıyor. Biz bunu soruşturmuyoruz. Bunlar savaş sırasında olan şeyler…"


Kaynak:Yenisafak

Cumartesi, 21 Mart 2009 11:51 tarihinde güncellendi

EZAN DİNLEME EDEBİ

eyp_kubbe.jpgEzan lafızlarını tekrar ederek ezanı dinler. Şehadet kelimelerine gelince:

Kohustani, Şerhi Kebir’inde Kenzul Ubbad’dan naklen şöyle der:

<Bilki, ezanda ilk şehadetin işitildiği anda şöyle denmesi müstehabtır:

“Sallallahu aleyke ya Resulellah”

İkinci şehadeti işitince “Karret aynî bike ya Resulellah” der.

Sonra şöyle der: “Allahım, beni işitmek ve görmekle menfaatlendir.”

Bunları iki baş parmağının tırnağını iki gözünün üzerine (öperek) koyduktan sonra der. Böyle yaparsa, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu cennete kadar çekip götürür.>

 

Tefsiri Hakkı da, bu bahsin devamında şöyle der: Alimler, ameli konularda zayıf hadislerle ameli caiz görürler. Bu yüzden merfu’ olmayan hadisle amel etmeyi terk etmek gerekli olmaz. Muhakkak Kohustani müstehab demesinde isabet etmiştir.  (Terfisi hakkı cilt: 11   Sahife: 119)

                                         

Hayyeales-salah ve felahlarda: -lâ havle velâ kuvvete illâ billâh- der.

Ezandan sonra duasını okursa, şefaate nail olur.

 

Ezanın sonunda vesile ile dua eder ve şöyle der. “Ey şu tam davetin ve hazır olan namazın sahibi Allahım, Muhammede (Sallallahu aleyhi ve sellem) vesile ve fazile’yi ver, onu, vaad ettiğin makamı Mahmud’a yükselt.”

Cumartesi, 21 Mart 2009 11:44 tarihinde güncellendi

Cüzlere bölünmeyen şeyin bazısını zikretmek..

kuran_tesbh.jpg63. MADDE:                        


  Cüzlere bölünmeyen şeyin bazısını zikretmek, tamamını zikretmek gibidir.

  Bu yüzden bütününü zikretmek hangi hükmü gerektirirse, cüzünü zikretmek te aynı hükmü gerektirir. Cüzün zikri, tamamı-nın zikri yerinde olmasa, o zaman kelamın manası mühmel kalırdı.

 

Misal: Bir kişi, başkasına kefil olurken, “Ben falancının yarısına veya dörttebirine kefil oldum” dese, kişi bölünmek kabi-linden olmadığı için, bazısını zikretmek, tamamını zikretmek kabi linden olup kefaleti tamamı hakkında sahihtir.

Şuf’a hakkı olanın, bu hakkının yarısını ıskat etmesiyle, şuf’a hakkınnın tamamı sakıt olur, zira şuf’a hakkı bölünmez.

Kısasta veli olanın, katilden kısasın bir kısmını affetmesiyle kısasın tamamı sakıt olur, zira kısas bölünmez. Çünkü bir insa-nın bazısını öldürüp, bir kısmını diri bırakmak mümkün değildir.

Cüzlere bölünen şeyin bazısını zikretmek, tamamını zikret-mek gibi değildir. Misali: Birisini, 600 lira olan borcundan 200 liralık kısmına kefil tayin etse, borç bölündüğü gibi, kefaleti de bölünmüş olur, yani 600 liranın tamamına kefil olmuş olmaz.

Birisinden alacağının bir kısmını ibra etse, kalan kısımda ibra tahakkuk etmez.

İstisna:

Birisi, başkasına şöyle dese: “Benim yarım veya üçte birim, sana kefildir.” Burda kefalet akti tahakkuk etmez, burda cüzün zikredilmesi, tamamının yerine kaim olmadı.

 

64. MADDE:

اَلْمُطْلَقُ  يَجْرِى عَلَى اِطْلاَقِهِ اِذَا لَمْ يَقُمْ دَلِيلُ التَّقْيِيدِ نَصًّا اَوْ دَلاَلَةً

Kayıtlama delili açıkca veya delaleten yok ise, mutlak, ıtlakı üzere cari olur.

Mutlak ıtlakı üzere, mukayyed takyidi üzere caridir. Mutlak, kemale sarf edilir. Mutlakın mukabili, mukayyettir.

Mutlakın tarifi: Tahsis, umum, tekrar ve adet üzere delalet eden karinelerden soyulmuş bir iştir.

Mukayyed: Şu karinelerden birine yakın olandır.

Misal: Birisi cübbe diken terzi ile bunun üzerine anlaşsa, ancak bizzat terzinin kendisinin dikmesi şart koşulmasa, terzi olan kişi, cübbeyi yanında çalışan başka bir ustaya diktirebilir. Bu sıra, teaddi ve kusur olmaksızın meydana gelen telefi/zararı, terzinin ödemesi gerekmez. Zira akit mutlak yapılmıştı.

Fakat müşteri, terzinin kendisinin bizzat dikmesini şart koşmasında durum böyle değildir, zira burda kayıtlanan şarta riayet edilmezse, terzi ödeme sorumluluğunda olur.

Birisi başkasına bir malı ödünç verse ve menfaatlenmenin nevisini ve kullanacak kişiyi kayıtlamasa, ödünç (emanet) alan kişi kendisi emaneti kullandığı gibi başkasına da verebilir. Zira emanet verirken kayıtlamadı.

Eğer emaneti verirken kullanış nevisini ve kullanacak kişiyi kayıtlarsa, o şartlara muhalefet sebebiyle emaneti alan kişi öder.

Satışa vekil tayin edilen kişi, mutlak olarak vekil olmuşsa, malı uygun gördüğü fiyatla ve vadeyle satabilir. Eğer müvekkil ücreti kayıtlamışsa, vekil o fiyattan aşağı satamaz. 

Geride geçen misaller, nass ile (açık ifade ile) yapılan kayıt lamaların misalidir. Delaletle olan kayıtlamaların misalleri de şöy ledir.

Misal: Kervancılık yapan biri, başkasına vekalet verip ken-disi için at almasını istese de vasıflarını beyan etmese. Vekilin, müvekkilin işine ve haline itibar etmesi gerekir. Sürat için olan binek atı alamaz, belki halin delaletiyle yük taşıyan at almalıdır.

Mutlak olarak bir şey satın almaya vekalet verilince, vekilin misli ücretle alması gerekir, fazla fiyatla (gabnı fahiş) alması geçerli olmaz.

Kurban bayramına yakın zamanda birisini kendine bir koyun almakla vekil tayin etse, veya yazın buz almasıyla veya kışın odun-kömür almakla vekil tayin etse, sözle müddetin kaydı olmasa da, halin delaletiyle bu sayılan işler, o mevsimlerle kayıt-lanır; yani kurbandan sonra vekil koyun almaya yetkili değildir. Yaz geçmekle buz almaya olan vekalet biter. Kış tükenmekle kömür almaya olan vekalet biter.

 

65. MADDE:

اَلْوَصْفُ  فِى الْحَاضِرِ لَغْوٌ  وَ فِى الْغَائِبِ مُعْتَبَرٌ

Hazırda vasıf lağv olur, gaibte itibar edilir.

Mesela: Satıcı mecliste hazır olan kır atını satmak istese ve –şu yağız atımı, şu kadar ücrete sattım- dese, icab söz sahihtir, söylediği –yağız- lafzı luzumsuz olur. Eğer kır at hazırda olmasa, -yağız- diyerek vasfederek satsa, kır at satılmış olmaz. Zira burda gaib olan atın vasfına itibar edilir.

Yani kişi bir şeyi beyan ederek cinsini ve vasfını açıklasa, eğer vasfedilen şey hazırda ise ve vasfedildiğinde ona doğru işaret edilse, vasfedilen ile zikredilen aynı cinsten ise, vasfa itibar edilmez. Eğer vasfedilen şey meclisten gaibte ise, o zaman vasıflara itibar edilir.

Bu kaidenin hükmü nikah, satış, icare ve diğer akitlerde caridir. 

Hakimin huzurunda iddia eden kişi, şu demirlerin yüz kilo olup kendinin olduğunu iddia etse, tartılmakla ağırlığın yüz on kilo olduğu anlaşılsa, burdaki davası kabuldür, zira işaret edilen şeydeki vasıf lağvdır.

Vasıf lağv olunca, iki şartın bulunması gerekir.

1- Vasfedilen şeyin mecliste hazır olması.

2- Vasfedilen şeyin mecliste vasfedildiği gibi olması.

Eğer birinci şart yok ise, sadece ikinci şart mevcut olsa, vasıf itibar edilir. İlk şart olsa, ikinci şart olmasa, vasıf yine itibar edilir.

Hazır olup vasfedilen şey, işaret edilenin cinsinden olma-lıdır. Yoksa kişi bir taşa işaretle –şu elması sana sattım- derse, muhatabı kabul etse ve taş denen şeyin sırça olduğu zahir olsa, satış akti hasıl olmaz. Ancak akti yapanlar, o taşın zaten elmas olmadığını bilmeleri durumunda ise akit hasıl olur.

Cuma, 20 Mart 2009 11:21 tarihinde güncellendi

Sayfa 216 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.