.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

MİLLİYETÇİLER TAKIŞTI....

 
mhp.jpg"GÖKÇEK SORULARA YANIT VERMİYOR"

Gökçek’in bugüne kadar yolsuzluk iddialarıyla ilgili belgelere yanıt vermediğini belirten Vural, “Sayın Gökçek Ankara’da imar rantının, su, otopark, hafriyat, mezarlık, sayaç rantının nereye gittiğini ilişkin ve Ankaralının nasıl soyulduğuna yönelik iddialara cevap vermeksizin meseleyi daha siyasi polemiklere indirgeme yoluna gitmiş ve özellikle ülkücüler ve milliyetçiler üzerinde oyun oynamaya başlamıştır” dedi.

Vural, “Gökçek Ankara’da Haziran 2006’da Glocal diye bir forum düzenledi. Bu glocam forumunun başında David Kimche bulunmaktadır. Bu kişi MOSSAD’ın ikinci adamıdır. MOSSAD’ın, İsrail’in istihbarat örgütünün ikinci adamının Gökçek’le ilişkisi ne?” diye sordu.

MELİH GÖKÇEK'E SORULAR

Vural, Gökçek’e şu soruları da yöneltti: “İsrailli generallerin elinden ne amaçla ödül aldın? Bir belediye başkanının İsrailli generallerle ne işi olur? MOSSAD ajanlarıyla ne işi olur? Bu karanlık ilişkinin anlamı nedir? Nelerin uğruna bu ilişki kuruldu? Kendi partisinin içinde fitne fesat çıkaran bir kişi nelere hizmet ediyor? Ankara rantı nereye kimlere hangi baronlara gidiyor?




 

 

Pazartesi, 23 Mart 2009 21:00 tarihinde güncellendi

2- TASAVVUF YOLUNDA TEMEL KAİDELER

rabta.jpg3-Sefer-der-vatan:

 

Salikin kendi beşeri tabiatında seyretmesidir. Beşeri sıfatlardan meleki sıfatlara, kötü ahlaklardan güzel ahlaklara intikal etmesidir.

Saadettin kaşgari k.s. derki: İnsan, bir mahalden diğer mahalle intikal etmekle, kötü huyları ondan yok olmaz, taki kötü huyları ondan yok olana kadar.

Müşayıhın bazısı ilk hallerinde seferi tercih etmiş, son hallerinde ikameti tercih etmiştir. Bazısı da bunun aksini tercih etmiştir. Bazısı da ilk ve son halinde ikameti seçmiş, bazısı da bununaksini seçmiştir. Bu dört kısmın da kendileri için sahih maksatlar vardır.

Nakşi büyüklerinin sefer ve imaketi seçmelerine gelince, ilk hallerinde seferi tercihleri, kamil bir mürşidin sohbetine ulaşana kadardır. Onu bulduktan sonra, onun hizmetinde mukim olur, sohbetinde daim olur. Eğer memleketinde böyle kamil bir mürşid varsa, seferi terk eder ve onun hizmetine gider. Huzur melekesini elde etmek için son derece gayret eder. Şuur vasfıyla vasıflanmak için son derece cehd-u gayret eder. Beşeriyyet kayıtlarından kurtulunca, melekiyyet vasfıyla vasıflanınca, ikamet ve sefer onun hakkında artık eşit olur.

İlk başlayanların seferinden hasıl olan ancak tefrikadır. Talip bir mürşidin sohbetine vasıl olunca, onun yanında ikamet eder, temkin vasfını ve Nakşibendi nisbeti melekesini tahsil eder, bundan sonra dilediği yere gider, onun için bir mani kalmaz.

Kalb aynası safileşip bulanıklıklardan temizlenince, nefsani zulumatların karanlığından safileşince, ilahi tecellileri kabulde artık seyr ve sülüke ihtiyaç kalmaz, zira seyri sülükten maksad kalbin yüzünü parlatmak ve safileştirmekti. Kalbi safileşip parlaklığı hasıl edince, artık seferden, seyri sülkten ihtiyaçsız kalmış olur.

    

4-Halvet-der-encümen:

Hoca Nakşibend Kuddise sırruhu ya soruldu; tarikınız hangi şey üzere bina edilmiştir?

Cevabında bu ibareyi söylemiştir. Yani, halvet der encümen. Manası, celvette halvet. Zahirde halk ile birlikte olup, batında (kalb ile) Hak subhanehu ve teala ile olmaktır.

“Öyle adamlar ki, hiçbir ticaret ve satış, onları Allahı zikretmekten men edemez.” Ayeti bu makama işarettir.

Yine buyurmuştur: bu yolda batının nisbeti o şekilde olacaktır ki, kalb cem’iyyetinin hasıl olması, kalabalıklar ve tefrika içinde iken, halvette hasıl olandan daha fazla olmasıdır.

Yine şöyle demiştir: Şu yolumuz, sohbet üzere bina edilmiştir. Zira halvette şöhret vardır. Şöhrette âfet vardır. Bütün hayırlar cem’iyyettedir, cem’iyyet sohbettedir, ancak herkesin diğerinde fâni olması şartıyla .

Hoca Evliya kebir k.s. derki: Halvette celvet, zikirle meşgul olmak ve zikirde istiğrak haline dalmak bir mertebeye ulaşır ki, şayet zikreden sokakta yürüse, söz ve seslerden bir şey işitmez, zira zikir kalbin hakikatını istila etmiştir.

Hazreti Şeyhimiz (Reşahat Müellifinin Şeyhi) derki, salik ciddi zikirle meşgul olmakla beş veya altı günde bir mertebeye ulaşır ki, bütün insanların sözü ve mahlukatın sesleri onun için zikir olarak tahayyül eder, bilakis kendi kelemını da zikir olarak tahayyul eder. Ancak bu durum, ciddi çalışmak ve ihtimamlı olmaksızın tahakkuk etmez.   

 


 [A1]

Pazartesi, 23 Mart 2009 20:55 tarihinde güncellendi

1- TASAVVUF YOLUNDA TEMEL KAİDELER


islamic.jpgAbdul Halık Gucduvani k.s. tarafından tespit edilen sekiz kelime üzerinne, Nakşi büyükleri manevi yolu tesis etmişlerdir.

1-Hoş-derdem,

2-Nazar-ber-kadem,

3-Sefer-der-vatan,

4-Halvet-der-encümen,

5-Yâd-kerd,

6-Bâz-keşt,

7-Nigâh-daşt,

8-Yâd-daşt.

Bunların ötesi, zanlar ve vehimlerdir. Bu yolun büyüklerinin üç kaidesi daha vardır:

1-Vukufu zamani,

2-Vukufu adedi,

3- Vukufu kalbi. Toplamı on bir kaide eder. Bu büyüklerin yolunu bilmek, bu kaideleri bilmeye bağlı olduğundan, bunların izahını yapmamız gerekir.

 

1-Hoş-derdem:

Salikin (dervişin) herbir nefesi, huzur ve şuur üzere çıkmalıdır, gaflet ve gevşeklik üzere değil. Bir nefesten diğer nefese intikalin huzur üzere olması gerekir, gafletle olmamalıdır. Her nefes alıp verirken, Hak subhanehu ve tealadan gafil olmamalıdır. Her nefese riayet edilmeli, huzur ve şuur üzere nefesler sarfedilmelidir. Büyükler, birinin nefeslerini muhafaza etmediğini gördüklerinde “Filancı nefeslerini zayi etti” derlerdi. ‘Yani yolunu ve seyrini yitirdi’ manasında.

Muhammed Bahauddin Nakşibend k.s. derki: Bu yolda işin dayanaüını nefes üzere yapmak gerekir, şöyleki, şu haldeki meşgalen seni mazi ve istikbal ile meşgul olmaktan almalı, nefesini zayi olmaya bırakmamalıdır. İki nefes arasında nefesin çıkışı ve girişi arasını muhafaza etmeli ki, nefesin giriş ve çıkışı gafletle olmasın.

 

2-Nazar-ber-kadem:

Salikin bakışı, her halinde -gidişinde gelişinde, sahrada veya beldesinde- devamlı olarak ayağı üzerine bakmalı ki, bakışı dağınık olmasın. Bakılması uygun olamayan yerle re gözü vakı’ olmasın.

Bu söz ayrıca, varlık mesafelerini ve enaniyyet sahasını aşmakta, salikin seyrinin sür’atine işaret olabilir. Yani adımını o kadar uzağa atar ki, o anda gözünün bakışı oraya ulaşır. Bazıları da şöyle demiştir: Misafirin edebi, hemminin adımını geçmemesidir.

Pazar, 03 Mayıs 2009 14:49 tarihinde güncellendi

DİNDE DEVRİM

diynt_log.jpgDiyanet devrim yapıyormuş!

MÜSLÜMANLARIN büyük çoğunluğunun haberi yok ama Ankara'da Diyanet İşleri Başkanlığı'nda devrim çapında dehşetli çalışmalar yapılıyor. Bana inanmazsanız, Sabah gazetesinde okuduğum şu habere bir göz atınız:

"Amerikan Time dergisi "İslâm'ın Soft (yumuşak)Devrimi" başlığını verdiği yorum analizinde İran'daki İslâm devriminden 30 yıl sonra Müslüman dünyanın kendi içindeki modernleşme çabalarıyla bir devrim yaşadığını yazdı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 80 din adamıyla yürüttüğü, hadislerin yeniden yorumlanması ve doğruluğunun incelenmesinin önemine dikkat çekilerek "Ortaçağdan beri İslâm'a en entelektüel bakış bu" yorumu yapıldı. Çalışmada, kadınları erkeklerden daha az zeki gösteren hadislerin çıkartıldığı belirtildi." (22.03.2004)

Müslümanlar günü birlik yaşıyorlar, olup bitenlerin iç yüzünü bilmiyor, anlamıyor, anlamak da istemiyorlar.

Yıllardan beri Türkiye'de din sahasında şunlar yapılıyor:

1. Geneleksel İslâm'ı kaldırmak, onun yerine; Haçlıların ve Siyonistlerin istediği reforme edilmiş, light, ılımlı, sulandırılmış, evcil bir din getirmek.

2. Sünneti kaldırmak, büsbütün kaldırılamazsa erozyona uğratmak.

3. Herkesin kendi kafasına, hevasına, re'yine göre Kur'ân'dan mânâ ve hüküm çıkartmasına yol açacak bir zihniyeti yaygın hale getirmek.

4. Fıkhı ve mezhepleri kaldırmak.

5. Şeriatsız bir İslâm türetmek.

6. Müslümanların ashaba duydukları sevgi ve güveni yıkmak.

7. Feminist görüşler uğruna sahih hadisleri inkâr etmek.

8. Cihadı kaldırmak.

9. İslâm'ın tek hak, geçerli, muteber, doğru din olduğu inancını yıkıp, onun yerine "Üç ibrahimî din... Yahudiler ve Hıristiyanlar da cennetliktir..." gibi inançlar getirmek.

10. İslâm dinini, Siyonist ve Haçlı Batı alemine ve medeniyetine zarar veremez uysal bir ideoloji veya hümanizma haline dönüştürmek.

11. İslâm Ümmetini sekülerleştirerek Müslümanları yığın veya sürü haline getirmek.

Tekrar tekrar dikkatinizi çekerim. Diyanet 80 uzman ile hadîsleri ayıklıyormuş.

Diyanet bir din devrimi yapıyormuş.

Müslümanlar!.. Siz kaçıncı uykudasınız?

Maşaallah siz yatakta uyuyorsunuz, ayakta uyuyorsunuz, yürürken, konuşurken hep uyuyorsunuz uyuyorsunuz. Karada uyuyorsunuz, denizde uyuyorsunuz.

Lakin onlar uyumuyor. Gece gündüz çalışarak hadîsleri ayıklıyor. Hadîslerin ayıklanması ne demektir?

Bilmeyenler bilenlere sorsun. (Basından)
Pazartesi, 23 Mart 2009 09:52 tarihinde güncellendi

Sayfa 212 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.