EDİTÖR:
Yukarki resim Zeytinburnu olivium alış veriş merkezinin uydudan çekilmiş resmi. İlgili ilgisizlere duyrulur......
EDİTÖR:
Yukarki resim Zeytinburnu olivium alış veriş merkezinin uydudan çekilmiş resmi. İlgili ilgisizlere duyrulur......
“… Biriniz diğerini arkasından gıybet etmesin.
Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz.
O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok
merhamet edendir.” (Hucurât–12)
Ebu Hüreyre radıyellahu anh, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti; “kim Allaha ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır (faydalı sözler) söylesin ya da sussun.” Bu hadisi şeriften anlaşıldığına göre kişi hayırdan başkasını konuşmamalıdır, bu da müminin dünya ve ahirette rabbisinin rızasını kazandıracak sözlerden başkası değildir. Eğer konuşulan sözler bu özellikte değil ise susmak gereklidir. Susmak gerekir çünkü Allah celle celalühü “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf–18) buyurmaktadır. Asla gözden kaçan, kayıt altına alınmayan hiçbir söz yoktur. Ve bu sözler belki bizim için pek önemli değildir ama nicesi bizi cennete çeker, Nicesi de cehenneme sürükler, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular: “kul Allahın razı olduğu kelimelerden birini önemsemeden konuşur da bunun sebebi ile Allah onun derecesini yükseltir. Yine kul Allahın razı olmadığı kelimelerden birini önemsemeden konuşur da onun sebebi ile cehenneme düşer.” (Buharî) madem kelimeler çok önemlidir o zaman bunların arsından haramlığı ayet ile sabit olan ‘gıybet’in ne olduğunu bilmeli ve ona göre sakınmalıdır.
Ebu Hüreyre radıyellahu anh’ın anlattığına göre Peygamber efendimiz gıybeti şöyle tarif etmiştir: “gıybet nedir bilirimsiniz?” sahabeyi kiram:
- Allah ve rasülü daha iyi bilirler, dediler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’de:
-
Mü’min kardeşini hoşlanmadığı
bir şekilde anmandır, dedi. Orada bulunan birisi dedi ki,
- Benim söylediğim hoş olmayan şey gerçekten kardeşimde bulunuyorsa buna ne dersiniz? (Yani buda gıybet olur mu?) efendimiz cevaben şöyle buyurdu,
-
Eğer söylediğin şey gerçekten
kardeşinde varsa o zaman gıybet ettin. Yok, eğer o şey onda bulunmuyorsa o
zaman da ona iftira ettin.”
Demek ki, mü’minin arkasından hayırdan başkası ile konuşmak caiz değildir. Yukarıda ki ayeti kerimede gıybetin çirkinliği son derece açık bir ifade ile anlatılmasına rağmen Müslümanların çoğu tarafından pek aldırış edilmeden işlenmesi ve bu günahı basitleştirici bir takım sözcüklerle hafife alınması ise işi daha da feci kılıyor. Gıybet, İslam toplumunu saran bir tümör gibi; hep zarar veren, yıkan ve tahrib eden çirkin bir iştir. Çünkü gıybet eden topluluklarda ailelerin, akrabaların, arkadaşların kısacası sevgi ve merhametle birbirine bağlanması gereken toplulukların bedenleri birlik görüntüsü verse bile gönüllerinin bölük pörçük olduğu ortadadır ve onları bu hale düşüren sebeplerin başında gıybet gelmektedir. Çünkü arkasından konuşulan kişi orada kendisini savunamadığı için o mecliste bulunan bütün insanlar tarafından kötü olarak bilinir. O insanlar gıybeti yapılan kişiyi her gördüklerinde onun kötülükleri akla gelir ve onun kötü birisi olduğuna inanmaya başladığı için ona karşı olan sevgisini kaybetmiş olur, tâki gıybeti yapılan kişi bundan haberdar olup gerçek ortaya çıkana kadar. Bu sebeple hakiki imana eremez çünkü sevgi olmadığından kendisi için istediği güzellikleri mü’min kardeşi için isteyemez, kendi hoşlanmadığı çirkinlikleri kardeşine reva görür. Yine toplumu âtıl hale getiren “nemelazımcılığın” temelinde yatan sebeplerden bir tanesinin de gıybet olduğu aşikârdır. Velhasıl ehl-i İslam arasında sevgi bağlarını zedeleyip yok eden bütün işler ve sözler dinen yasaklanmıştır. Şuurlu her Müslüman tarafından bu gibi şeylerden sakınma konusunda yeterli gayret ve ehemmiyet gösterilmesi şarttır. Ehli islamın birbirlerini sevmekten başka çıkar yolları bulunmamaktadır, zira cennetin, dolayısıyla Allahın rızasının yolu oradan geçmektedir.
Gıybetin haramlığını beyan eden birçok hadisi şerif mevcuttur. Onlardan birkaç tanesi şöyledir:
Hazreti Aişe validemizden rivayet edildiğine göre dedi ki ben, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e “Safiyye’nin (kısalığını kastederek) şu kadar, şu kadar olması sana yeter” dedim. O zaman buyurdular ki, “öyle bir söz söyledin ki şayet o söz deniz suyuna karıştırılsa elbette onun (çirkinliği sebebi ile) kokusunu ve tadını değiştirirdi.” Yine efendimize birisini taklit edince buyurdular ki, “asla ben birisinin taklit etmekten hoşlanmam hatta bana epeyce dünyalık verseler bile” (Tirmizî)
Enes radıyellahu anh’tan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, “ben miraca çıkartıldığım gece bir topluluğa uğradım onlar bakırdan tırnakları ile yüzlerini parçalıyorlardı. Cebrail’e onların kim olduklarını sordum dedi ki, onlar (gıybet ederek) insanların etlerini yiyen ve insanların ırzlarına (kişiliklerine) dil uzatan insanlardır, dedi.”
Ebu Saîd
el-Hudrî radıyellahu anh’ın efendimizden rivayet ettiğine göre buyurdu ki, “âdemoğlu
sabaha çıktığında bütün azaları diline boyun eğer ve derler ki, bizim
hakkımızda Allah’tan kork, çünkü biz seninleyiz; eğer sen (İslam üzere)
dosdoğru olursan bizde dosdoğru oluruz. Eğer sen bozulur kayarsan bizde
bozuluruz.” (Tirmizî)
Sehl ibni Sa’d
radıyellahu
Ve bunun dünyadaki feci sonuçlarından biriside hadisi şerifte şöyle ifade edilmiştir,
“Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsvay eder.” (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).
Hal böyle olunca Müslüman’a hataları, kusurları örtmek ve görmezden gelmek yakışır. Zira efendimiz, “kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse kıyamet günü de Allah onun ayıbını örter.” (Buharî, Müslim) buyurmuştur. Son derece merhametli olan rabbimiz sevgili habîbinide öyle merhametli kılmıştır ve O sevgili peygamber, “merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”(Buharî, Müslim). O zaman mü’minler de onun ümmeti olarak son derece merhametli olmalı ve mü’min kardeşlerini çok sevmeli, onlara acımalı varsa bir ayıbı onu yaymadan hemen örtmeli ki, Allah’ta onun ayıbını örtsün. Efendimiz boşuna buyurmamış “birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsiniz”. Öyleyse Mü’min, Mü’min’i sevmeli hep sevmeli.
Kâfirlerin âlem-i islamı parça parça ettiği şu zamanda bu güzel davranışlara ne kadar ihtiyacımız var bir bilseniz.
Önemli uyarılar, güzel müjdeler…İşte Erbakan'ın konuşmasından önemli satırlar:
Öncelikle ilk vazifemi gerçekleştiriyorum. Yüce Rabbimize sonsuz
hamd ediyorum. Milli Görüşün üçüncü şahlanışını burada ifa ediyoruz.
Bunun şükründen aciziz. Allah'a şükrediyoruz. Elhamdülillah.
İkinci
vazifemi de yerine getiriyorum ve sizlere burada olduğunuz için
teşekkür ediyorum. Hanım kardeşlerimizi çalışmalarındaki itinalarından
dolayı tebrik ediyorum.
29 Mart seçimi şeklen bir yerel seçim gibi görünse de dünyamızın kurtuluşu için genel manada çok önemlidir.
Çünkü Cenab-ı Allah bu mükemmel dünyayı yarattı, mükemmel bir varlık
olarak insanı yarattı. Ve Hakkı ve Batılı yarattı. Hz. Adem (a.s.)
yaradışılından beri hak ve batıl vardır.
Siyonizmin amentüsü siz üstün bir ırksınız diğerleri sizin
kölenizdir. Filistin'de bunu birleştireceksiniz maddelerinin özetidir.
Batıl'ın ve Siyonizmin tek amacı budur. Mescid-i Aksa'yı yıkıp dünyaya
hakim olmak. Herkesi kölesi yapmaktır. Buna İslam müsaade etmiyor.
Çünkü İslam "herkes hakkına sahip olacak. Adil bir düzen olacak" diyor.
Bundan dolayı Siyonizmin hedefi İslam'ı yok etmektir.
Bugün Siyonizmin kurduğu ve tamamlamak istediği kendi dünyasının içerisindeyiz. Bundan kurtulmamız ve Saadet'i bulmamız lazım. Hedef Türkiye'dir. Bunu bozmak ve vatanımızla dinimizi muhafaza etmek mecburiyetindeyiz."
1990 yılında Milli Görüşü tanıyan dünyada Siyonizm, en büyük düşman olarak Milli Görüşü gördü. İnsanlık iki şekilde sorgulanmaya başladı. Bu sorgu Milli Görüşçü müsün? İşbirlikçi misin? oldu.
AKP en büyük Siyonizm düşmanı olan Milli Görüşle aynı kefede değildir. Siyonizm ve batının desteklediği bir kuruluştur. Refahı yıkma ve bölme çabasına giren Siyonist güçlerin bu çabalarından sonra AKP'nin kuruluşuna tüm dünya şahid oldu.
Milli Görüş'ü Saadet temsil eder
Seçimlere giren 19 partiden sadece Saadet Partisi Milli Görüş'ü temsil eder. AKP ve diğerleri işbirlikçidir.
O Hoca benim ve buradayım
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Milli Görüş camiası olarak birçok tarihi yanılgıyı yendiklerini bildirirken bir de güncel yanılgıyı yenmeleri gerektiğine değindi. Erbakan "Nedir bu güncel yanılgı? O da şudur. 'Bu hoca öyle akıllı adam ki iki partiyi birden idare ediyor. Saadet Partisinin başında gibi duruyor ama AKP'yi destekliyor' diyorlar.
Ey insanlık!
O bahsettikleri hoca benim. İşte açıklıyorum. Böyle bir şey yok. Ben halkı ve hakkı destekliyorum. Bunları ve düşüncelerini değil.
'AKP de Milli Görüşçüdür. Ben Saadet Partiliyim ama halk partisi gelmesin diye AKP'ye oy veriyorum' diyen birine rastlarsanız ona Erdoğan'ın şu sözlerini söyleyin. "Irak'ta savaşan kahraman Amerikan askerlerinin ülkelerine sağlıkla dönmeleri için dua ediyorum..." şeklinde konuştu.
AKP'nin hatalarına beni alet etmeyin. Bugün AKP'nin yöneticileri başta olmak üzere bütün kadrosu yıllarca beraber çalıştığımız kardeşlerimizdir. Ben tenkit ederken şahıslarını tenkit etmiyorum. Gittiği yolun yanlış olduğunu anlatmak için tenkit ediyorum. Bunları kızgınlıktan değil, onların hocası ağabeyi olduğum için şefkatten söylüyorum.
Saadet başka diğerleri başka
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman askerinin en az zayiatla ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum." diyor...
Ey Tayyip, Milli Görüş gömleğini çıkararak girdiğin yol yanlış yoldur. Bu yol çıkmaz. Bak getirdin arabayı toslattın. Saadet Partisi başka diğerleri başka. Çünkü Saadet Partisi diğerlerinden çok farklıdır. Temelden farklıdır.
Sultan Fatih Milli Görüşçüydü
Sultan Fatih ne sağcıydı ne solcu ne de liberal, Milli Görüşçüydü. Osmanlı, Selçuklu Milli Görüşçüydü. İşbirlikçi değildi.
Türkiye bu gidişle İsrail'e vilayet olur Allah Muhafaza. Adam diyor ki
"Ben Saadet Partiliyim ama Halk Partisi gelmesin diye AKP'ye oy
vereceğim" Aman Allah'ım bu ne şuursuzluk. Saadet Partisi'ne oy vermeye
mecburuz. İşbirlikçilere oy vermeyin. Oyumuzu işbirlikçilere değil
Saadet Partisi'ne vereceğiz ve yeni bir dünya kuracağız.
Oylarınızı işbirlikçilere vermeyin
"İşbirlikçiliğin manasını iyi kavramak gerekir." diyen Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü: "29 Martta güncel yanılgıyı ortadan kaldıracak, oylarınızı aldanarak işbirlikçilere değil dünyayı zamanında istediği gibi ve haktan yana yönlendiren Milli Görüş'e döneceksiniz. Biz devrimlerimizi sürdüreceğiz. Bu açıdan oylarınız çok önemli. Türkiye'nin 94 yerel seçimlerinde yüzde 65 oranında belediyeleri biz kazandık. Şimdi bu üçüncü hamlemizde yeniden biz kazanacağız inşaallah. Ve yeniden çalışacağız. Çalışırken de kardeşlerimize şunu duyuracağız. Hiç boşuna uğraşmayın. Türkiye aslına dönüyor diyeceğiz.
Bugün eşinin başı örtülü birisi cumhurbaşkanını olabiliyorsa bu sizin (Milli Görüşün) sayesinde olmuştur. AKP'nin sayesinde değil."
İsrail askerleri, Filistinlilerin ölümleriyle dalga geçen tişörtler yaptırıyorSayfa 213 - 414
Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.