.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

İÇİMİZDE NELER VARMIŞ....

hrst.jpgEDİTÖR:

Yukarki resim Zeytinburnu olivium alış veriş merkezinin uydudan çekilmiş resmi. İlgili ilgisizlere duyrulur......

olvm.jpg 

Pazartesi, 23 Mart 2009 06:15 tarihinde güncellendi

Dünyanın en çirkin fakat en çok yenilen yiyeceği

yangn.jpg “… Biriniz diğerini arkasından gıybet etmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât–12)

 Ebu Hüreyre radıyellahu anh, Rasulüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti; “kim Allaha ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır (faydalı sözler) söylesin ya da sussun.” Bu hadisi şeriften anlaşıldığına göre kişi hayırdan başkasını konuşmamalıdır, bu da müminin dünya ve ahirette rabbisinin rızasını kazandıracak sözlerden başkası değildir. Eğer konuşulan sözler bu özellikte değil ise susmak gereklidir. Susmak gerekir çünkü Allah celle celalühü “İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf–18) buyurmaktadır. Asla gözden kaçan, kayıt altına alınmayan hiçbir söz yoktur. Ve bu sözler belki bizim için pek önemli değildir ama nicesi bizi cennete çeker, Nicesi de cehenneme sürükler, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular: “kul Allahın razı olduğu kelimelerden birini önemsemeden konuşur da bunun sebebi ile Allah onun derecesini yükseltir. Yine kul Allahın razı olmadığı kelimelerden birini önemsemeden konuşur da onun sebebi ile cehenneme düşer.” (Buharî)  madem kelimeler çok önemlidir o zaman bunların arsından haramlığı ayet ile sabit olan ‘gıybet’in ne olduğunu bilmeli ve ona göre sakınmalıdır.

Ebu Hüreyre radıyellahu anh’ın anlattığına göre Peygamber efendimiz gıybeti şöyle tarif etmiştir: “gıybet nedir bilirimsiniz?” sahabeyi kiram:

-         ­Allah ve rasülü daha iyi bilirler, dediler. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’de:

-         Mü’min kardeşini hoşlanmadığı bir şekilde anmandır, dedi. Orada bulunan birisi dedi ki,

-          Benim söylediğim hoş olmayan şey gerçekten kardeşimde bulunuyorsa buna ne dersiniz? (Yani buda gıybet olur mu?) efendimiz cevaben şöyle buyurdu,

-         Eğer söylediğin şey gerçekten kardeşinde varsa o zaman gıybet ettin. Yok, eğer o şey onda bulunmuyorsa o zaman da ona iftira ettin.”

Demek ki, mü’minin arkasından hayırdan başkası ile konuşmak caiz değildir. Yukarıda ki ayeti kerimede gıybetin çirkinliği son derece açık bir ifade ile anlatılmasına rağmen Müslümanların çoğu tarafından pek aldırış edilmeden işlenmesi ve bu günahı basitleştirici bir takım sözcüklerle hafife alınması ise işi daha da feci kılıyor. Gıybet,  İslam toplumunu saran bir tümör gibi; hep zarar veren, yıkan ve tahrib eden çirkin bir iştir. Çünkü gıybet eden topluluklarda ailelerin, akrabaların, arkadaşların kısacası sevgi ve merhametle birbirine bağlanması gereken toplulukların bedenleri birlik görüntüsü verse bile gönüllerinin bölük pörçük olduğu ortadadır ve onları bu hale düşüren sebeplerin başında gıybet gelmektedir. Çünkü arkasından konuşulan kişi orada kendisini savunamadığı için o mecliste bulunan bütün insanlar tarafından kötü olarak bilinir. O insanlar gıybeti yapılan kişiyi her gördüklerinde onun kötülükleri akla gelir ve onun kötü birisi olduğuna inanmaya başladığı için ona karşı olan sevgisini kaybetmiş olur, tâki gıybeti yapılan kişi bundan haberdar olup gerçek ortaya çıkana kadar. Bu sebeple hakiki imana eremez çünkü sevgi olmadığından kendisi için istediği güzellikleri mü’min kardeşi için isteyemez, kendi hoşlanmadığı çirkinlikleri kardeşine reva görür. Yine toplumu âtıl hale getiren “nemelazımcılığın” temelinde yatan sebeplerden bir tanesinin de gıybet olduğu aşikârdır. Velhasıl ehl-i İslam arasında sevgi bağlarını zedeleyip yok eden bütün işler ve sözler dinen yasaklanmıştır. Şuurlu her Müslüman tarafından bu gibi şeylerden sakınma konusunda yeterli gayret ve ehemmiyet gösterilmesi şarttır. Ehli islamın birbirlerini sevmekten başka çıkar yolları bulunmamaktadır, zira cennetin, dolayısıyla Allahın rızasının yolu oradan geçmektedir.

            Gıybetin haramlığını beyan eden birçok hadisi şerif mevcuttur. Onlardan birkaç tanesi şöyledir:

            Hazreti Aişe validemizden rivayet edildiğine göre dedi ki ben, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e “Safiyye’nin (kısalığını kastederek) şu kadar, şu kadar olması sana yeter” dedim. O zaman buyurdular ki, “öyle bir söz söyledin ki şayet o söz deniz suyuna karıştırılsa elbette onun (çirkinliği sebebi ile) kokusunu ve tadını değiştirirdi.” Yine efendimize birisini taklit edince buyurdular ki, “asla ben birisinin taklit etmekten hoşlanmam hatta bana epeyce dünyalık verseler bile” (Tirmizî)

Enes radıyellahu anh’tan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, “ben miraca çıkartıldığım gece bir topluluğa uğradım onlar bakırdan tırnakları ile yüzlerini parçalıyorlardı. Cebrail’e onların kim olduklarını sordum dedi ki, onlar (gıybet ederek) insanların etlerini yiyen ve insanların ırzlarına (kişiliklerine) dil uzatan insanlardır, dedi.”

Ebu Saîd el-Hudrî radıyellahu anh’ın efendimizden rivayet ettiğine göre buyurdu ki, “âdemoğlu sabaha çıktığında bütün azaları diline boyun eğer ve derler ki, bizim hakkımızda Allah’tan kork, çünkü biz seninleyiz; eğer sen (İslam üzere) dosdoğru olursan bizde dosdoğru oluruz. Eğer sen bozulur kayarsan bizde bozuluruz.” (Tirmizî)

Sehl ibni Sa’d radıyellahu anh tan Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti, “kim bana iki çene kemiğinin (yani dili) ve iki ayağının arasındaki (yani avret mahalli bu ikisine sahip olacağı) hakkında bana garanti verir/kefil olursa bende ona cenneti garanti ederim.” (Buharî, Müslim)

Ve bunun dünyadaki feci sonuçlarından biriside hadisi şerifte şöyle ifade edilmiştir,

“Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsvay eder.” (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).

Hal böyle olunca Müslüman’a hataları, kusurları örtmek ve görmezden gelmek yakışır. Zira efendimiz, “kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse kıyamet günü de Allah onun ayıbını örter.” (Buharî, Müslim) buyurmuştur. Son derece merhametli olan rabbimiz sevgili habîbinide öyle merhametli kılmıştır ve O sevgili peygamber, “merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”(Buharî, Müslim). O zaman mü’minler de onun ümmeti olarak son derece merhametli olmalı ve mü’min kardeşlerini çok sevmeli, onlara acımalı varsa bir ayıbı onu yaymadan hemen örtmeli ki, Allah’ta onun ayıbını örtsün. Efendimiz boşuna buyurmamış “birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsiniz”. Öyleyse Mü’min, Mü’min’i sevmeli hep sevmeli.

Kâfirlerin âlem-i islamı parça parça ettiği şu zamanda bu güzel davranışlara ne kadar ihtiyacımız var bir bilseniz.

 

HOCANIN MÜHİM TESPİTLERİ

erbakn.jpgÖnemli uyarılar, güzel müjdeler…

İşte Erbakan'ın konuşmasından önemli satırlar:

Öncelikle ilk vazifemi gerçekleştiriyorum. Yüce Rabbimize sonsuz hamd ediyorum. Milli Görüşün üçüncü şahlanışını burada ifa ediyoruz. Bunun şükründen aciziz. Allah'a şükrediyoruz. Elhamdülillah.
İkinci vazifemi de yerine getiriyorum ve sizlere burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. Hanım kardeşlerimizi çalışmalarındaki itinalarından dolayı tebrik ediyorum.

29 Mart seçimi şeklen bir yerel seçim gibi görünse de dünyamızın kurtuluşu için genel manada çok önemlidir.
Çünkü Cenab-ı Allah bu mükemmel dünyayı yarattı, mükemmel bir varlık olarak insanı yarattı. Ve Hakkı ve Batılı yarattı. Hz. Adem (a.s.) yaradışılından beri hak ve batıl vardır.

Siyonizmin amentüsü siz üstün bir ırksınız diğerleri sizin kölenizdir. Filistin'de bunu birleştireceksiniz maddelerinin özetidir.
Batıl'ın ve Siyonizmin tek amacı budur. Mescid-i Aksa'yı yıkıp dünyaya hakim olmak. Herkesi kölesi yapmaktır. Buna İslam müsaade etmiyor. Çünkü İslam "herkes hakkına sahip olacak. Adil bir düzen olacak" diyor. Bundan dolayı Siyonizmin hedefi İslam'ı yok etmektir.

Bugün Siyonizmin kurduğu ve tamamlamak istediği kendi dünyasının içerisindeyiz. Bundan kurtulmamız ve Saadet'i bulmamız lazım. Hedef Türkiye'dir. Bunu bozmak ve vatanımızla dinimizi muhafaza etmek mecburiyetindeyiz."

1990 yılında Milli Görüşü tanıyan dünyada Siyonizm, en büyük düşman olarak Milli Görüşü gördü. İnsanlık iki şekilde sorgulanmaya başladı. Bu sorgu Milli Görüşçü müsün? İşbirlikçi misin? oldu.

AKP en büyük Siyonizm düşmanı olan Milli Görüşle aynı kefede değildir. Siyonizm ve batının desteklediği bir kuruluştur. Refahı yıkma ve bölme çabasına giren Siyonist güçlerin bu çabalarından sonra AKP'nin kuruluşuna tüm dünya şahid oldu.

Milli Görüş'ü Saadet temsil eder

Seçimlere giren 19 partiden sadece Saadet Partisi Milli Görüş'ü temsil eder. AKP ve diğerleri işbirlikçidir.

O Hoca benim ve buradayım

Prof. Dr. Necmeddin Erbakan  Milli Görüş camiası olarak birçok tarihi yanılgıyı yendiklerini bildirirken bir de güncel yanılgıyı yenmeleri gerektiğine değindi. Erbakan "Nedir bu güncel yanılgı? O da şudur. 'Bu hoca öyle akıllı adam ki iki partiyi birden idare ediyor. Saadet Partisinin başında gibi duruyor ama AKP'yi destekliyor' diyorlar.

Ey insanlık!

O bahsettikleri hoca benim. İşte açıklıyorum. Böyle bir şey yok. Ben halkı ve hakkı destekliyorum. Bunları ve düşüncelerini değil.

'AKP de Milli Görüşçüdür. Ben Saadet Partiliyim ama halk partisi gelmesin diye AKP'ye oy veriyorum' diyen birine rastlarsanız ona Erdoğan'ın şu sözlerini söyleyin. "Irak'ta savaşan kahraman Amerikan askerlerinin ülkelerine sağlıkla dönmeleri için dua ediyorum..." şeklinde konuştu.

AKP'nin hatalarına beni alet etmeyin. Bugün AKP'nin yöneticileri başta olmak üzere bütün kadrosu yıllarca beraber çalıştığımız kardeşlerimizdir. Ben tenkit ederken şahıslarını tenkit etmiyorum. Gittiği yolun yanlış olduğunu anlatmak için tenkit ediyorum. Bunları kızgınlıktan değil, onların hocası ağabeyi olduğum için şefkatten söylüyorum.

Saadet başka diğerleri başka

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman askerinin en az zayiatla ülkelerine dönmeleri için dua ediyorum." diyor...

Ey Tayyip, Milli Görüş gömleğini çıkararak girdiğin yol yanlış yoldur. Bu yol çıkmaz. Bak getirdin arabayı toslattın. Saadet Partisi başka diğerleri başka. Çünkü Saadet Partisi diğerlerinden çok farklıdır. Temelden farklıdır.

Sultan Fatih Milli Görüşçüydü

Sultan Fatih ne sağcıydı ne solcu ne de liberal, Milli Görüşçüydü. Osmanlı, Selçuklu Milli Görüşçüydü. İşbirlikçi değildi.
Türkiye bu gidişle İsrail'e vilayet olur Allah Muhafaza. Adam diyor ki "Ben Saadet Partiliyim ama Halk Partisi gelmesin diye AKP'ye oy vereceğim" Aman Allah'ım bu ne şuursuzluk. Saadet Partisi'ne oy vermeye mecburuz. İşbirlikçilere oy vermeyin. Oyumuzu işbirlikçilere değil Saadet Partisi'ne vereceğiz ve yeni bir dünya kuracağız.


Oylarınızı işbirlikçilere vermeyin

"İşbirlikçiliğin manasını iyi kavramak gerekir." diyen Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü: "29 Martta güncel yanılgıyı ortadan kaldıracak, oylarınızı aldanarak işbirlikçilere değil dünyayı zamanında istediği gibi ve haktan yana yönlendiren Milli Görüş'e döneceksiniz. Biz devrimlerimizi sürdüreceğiz. Bu açıdan oylarınız çok önemli. Türkiye'nin 94 yerel seçimlerinde yüzde 65 oranında belediyeleri biz kazandık. Şimdi bu üçüncü hamlemizde yeniden biz kazanacağız inşaallah. Ve yeniden çalışacağız. Çalışırken de kardeşlerimize şunu duyuracağız. Hiç boşuna uğraşmayın. Türkiye aslına dönüyor diyeceğiz.

Bugün eşinin başı örtülü birisi cumhurbaşkanını olabiliyorsa bu sizin (Milli Görüşün) sayesinde olmuştur. AKP'nin sayesinde değil."

Pazartesi, 23 Mart 2009 06:03 tarihinde güncellendi

Filistinlilerin ölümüyle dalga geçiyorlar !

filistin.jpgİsrail askerleri, Filistinlilerin ölümleriyle dalga geçen tişörtler yaptırıyor
Gazze'de katliama imza atan İsrail askerleri, şimdi de Filistinlilerin ölümüyle dalga geçmeye başladı. Tel Aviv'de bir firmanın ürettiği tişörtlere Filistinlileri aşağılayan fotoğraf ve slogan basıldığı ortaya çıktı. Haaretz'in haberine göre bu tişörtleri giyen İsrail askerleri Filistinlilerin acısıyla alay ediyor.

Bir askerin üzerindeki tişörtte hamile bir Filistinli kadının vücudu hedef tahtası ve onun altında 'Bir atışta iki ölü' yazısı dikkat çekiyor. İnsanı dehşete düşüren bir diğer tişörtte ise "Her Arap annesi bilsin ki, oğlunun kaderi ellerimizde" ifadesi yer alıyor. İnsanı dehşete düşüren bir başka tişörtte ise Filistinli bir çocuğa atfen 'daha küçük, daha zor' deniyor. İsrailli bir asker bu ifadenin çocukları vurmanın hem ahlaki açıdan hem de hedefin daha küçük olmasından kaynaklanan zorluğuna vurgu yaptığını anlatıyor.

İsrailli askerlerin Gazze'deki katliam ile ilgili itiraflarını yayımlayan, Yahudi din adamlarının askerleri motive etmek için dini mesajlar gönderdiğini duyuran Haaretz gazetesi, bu sefer de İsrail ordusunun hiçbir etik kaygı duymadan Filistinlilerin ölümlerini alaya alan giysileri kullandığını yazdı. İsrail'de yayımlanan gazete, söz konusu kıyafetleri kullanan askerlerin görüşlerine de yer verdi.

Komutanların onayı var

Tişörtleri evde ve askerî birlikler içinde giydiklerini, dışarıya bunlarla çıkmadıklarını söyleyen askerler, basılacak çizim ve yazıların komutanların onayından geçtiğini anlatıyor. Ancak, bu noktada ortak bir karar mekanizması yok. Bazı birliklerde yasaklanan tişörtler, bir başkasında serbest olabiliyor. Baskı merkezinin müdürü Haim Yisrael, birkaç kez komutanların 'nasıl böyle bir tişört basabilirsiniz' diye çıkıştığını, kendisinin ise onlara bu yerin özel bir şirket olduğunu, içerikle ilgilenmediğini söylediğini aktarıyor. Ürünleri en çok alanların İsrail'in keskin nişancı birliklerindeki askerler olduğu ifade ediliyor. İsmini vermek istemeyen bir asker, giysilerdeki konularla hayatlarında da karşılaştıklarını dile getiriyor. Kendisinin de bir kere silahı olmayan bir kadını yasak bir bölgenin yakınında olduğu için vurduğunu anlatan İsrailli keskin nişancı, Haaretz muhabirinin "Herhalde bunun için pişmansındır." demesi üzerine "Hayır, kimi vurmam gerekiyorsa, vururum." şeklinde konuşuyor.

'Geldik, gördük, yıktık'

İsrailli askerlerin favorisi olan bir başka tişörtte ise dev bir şeytan bir camiyi parçalarken resmediliyor. Bu resmin üzerinde de 'Sadece Tanrı affeder' ifadesi var. Yine bir başkası, kaybettikleri yakınlarının mezarları başında feryat eden Arap kadınlarının gösterildiği bir çizimi ve popüler bir şarkı sözüne atıfla 'Sonrasında ağlarlar, sonrasında ağlarlar' ifadelerini içeriyor. İsrail ordusunun üyeleri, Roma İmparatoru Sezar'ın 'Geldim, Gördüm, Yendim' sözlerinden hareketle 'Geldik, Gördük, Yıktık' diye de baskı yaptırmış. Askerlerden bazıları, söz konusu ifadelerin çok fazla bir şey ifade etmediğini, meselenin abartılmaması gerektiğini savunuyor. Askerleri ifadelerine göre Filistinlileri aşağılayan bu baskılar ceket ve pantolonlarda da kullanılabiliyor.

Filistinlilerin Kudüs'teki kültür etkinliklerine yasak

İsrail, Arap Birliği tarafından üç yıl önce "2009 Arap Kültür Başkenti" ilan edilen Kudüs'te Filistin Yönetimi tarafından düzenlenmesi planlanan kültürel etkinlikleri yasakladı. "Arap Kültürünün Başkenti Kudüs" adı altında İsrail'in Arap nüfuslu kentlerinden Nasıra'da da yapılması planlanan etkinliklerin iptaline gerekçe olarak, 2000 yılı intifadasından sonra, Kudüs'te Filistin Yönetimi'nin faaliyetlerinin yasaklanması gösterildi. Ancak etkinliklerin Arapların Kudüs üzerindeki Filistin egemenliğine vurgu yapmayı hedeflediği için yasaklandığı dile getiriliyor.

İsrail İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter de etkinlik teşebbüslerinin önlenmesi talimatını verirken, Filistinliler karara tepki gösterdi. Nasıra Belediye Başkanı Ramiz Carayesa, Dichter'i Araplara karşı katı söylemleriyle tanınan aşırı sağcı İsrail Evimiz partisi lideri Avigdor Lieberman ile yarışmakla suçlayarak, demokrasiye ve fikir özgürlüğüne inanan herkesi bu yasağa karşı çıkmaya çağırdı. Festival Komitesi Başkanı Necva Silvadi de tehditlerin planlarını değiştirmeyeceğini, küçük çaplı etkinlikler yapacaklarını söyledi. İsrail, 1967'de Kudüs'ün Filistinlilerin yaşadığı Doğu kesimini de işgal etmişti. Filistinliler Kudüs'ü, gelecekteki Filistin devletinin başkenti olarak görüyor.

AA - CİHAN
Pazartesi, 23 Mart 2009 06:13 tarihinde güncellendi

Sayfa 213 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.