.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

ALİME SAYGI

ism.jpgHOCAYA OLAN SAYGI
Efendi Hazretlerimiz her yıl Of'a birini ziyarete gidiyor.Ve bu ziyaretlerini hiç aksatmıyor.Bir yıl rahatsızlığı veya yoğunluğu sebebiyle gidemiyor.O her yıl ziyaretine gittiği kişi birisi aracılığı ile ''Mahmud bize darıldıda mı gelmiyor?'' diye mesaj gönderiyorEfendi Hazretleri hemen bir talebesini o kişinin gönlünü alması ve sevgilerini iletmesi için gönderiyor.
 
Efendi Hazretlerine bu kişinin kim olduğu soruluyor..
Efendi Hazretleri:''Of'ta iken hocamız bir gün dersimize giremedi., Onun yerine başka birisi bize ders verdi. O dersimize giren hocanın bir yakınıdır.''

İşte ilme verilen önem...Bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum darbı meselini şeyhimizde görüyoruz, .Öyle ki sadece bir gün derslerine giren hocanın yakınlarına hürmet gösteriyor, onların ihtiyaçlarını sorup karşılıyor
Cumartesi, 21 Mart 2009 12:03 tarihinde güncellendi

AL SANA KERAMET....

ismailaa-.jpgNE KERAMETİNİ GÖRDÜN?
Cemaatimizin görünüşü yolda yürümesi dahi vaaz oluyor..Çünkü cübbe ve takkesi ile islamı hatırlatıyor(sünneti ve tarikatı, sakallıları korkulu ve kötü göstermeye çalışmalarda)İçimizi kafirlere benzemekten koruduğumuz gibi dışımızıda onlara benzemekten koruyoruz
Eski zamanların eşkıyalarından biri İsmailağa'ya geliyorArkasında adamları olan, kötü işleri olsada doğru sözlü, mert bir insan...Mevla kalbine bir ışık atıyor ve Efendi Hazretleri'nin ihvanları arasına katılıyor.Bağrı açık gezen bu zat yaşam tarzında, içinde ve görünüşünde 180 derecelik bir dönüşüm yaşıyor.Görenler hayret içerisinde taaccub ediyorlar
Tanıdığı birisi soruyor ''Tamam gittin mürit oldun, birde Mahmud Efendi diyorsun.Peki hiç kerametini gördün mü? Ne karemeti var?'' Eskilerin eşkıyası derviş, tebessüm ettiren ve çok mana içeren şu cevabı yapıştırıyor ''Donumu değiştirdi yetmez mi?!''
(Yani dizimi örten bir don giydim) Bu cümle üç kelimeden ibaret olsada çok şey anlatıyor.İslami kıyafeti giymek çok zor bir şeydir.O zamanlar ise gazetelerin ve televizyonların karikatürler ile hicvettikleri, karaladıkları , hakaret ettikleri bir dönem. Bu zamanda böyle şeyler olmasa da yinede islami kıyafet içinde gezmek yürek isterHer kişinin harcı değildir. Er kişinin harcıdır...
Cumartesi, 21 Mart 2009 12:00 tarihinde güncellendi

EDEBİ EHLİNDEN ÖĞRENMELİ...

efn.jpgEDEB EN ÜST SEVİYEDE
Efendi Hazretlerimiz üzerinde cami, Kabe, Medine gibi rasimler olan seccadede namaz kılmıyorlarGözlerin seccadedeki şekiller ile meşgul olmasını engellemek için seccadenin sade olmasını hatta mümkünse renksiz ve şekilsiz olanını tercih ediyorlar
Cemaat ile namaz kılarken namazı uzatmıyorlar
Pazar sohbetlerinde dikkatinizi çekmiştir veya görmüş olanlarınız vardırİmam Efendi Rasulullah Efendimiz'in hadisini, Mektubatı vs okurken Efendi Hazretlerimiz hasta hali ile bile doğrulmaya çalışıyor, arkasına yaslanmıyor
Üzüm yerken ağızlarına üç tane almaya gayret ediyorlar
Yatak sarığını (kısa sarık) çıkartırken, sardığı gibi çıkarıyorlar
Çorapsız namaz kılmamaya özen gösteriyorlar
Yürürken uzun adım atmıyorlar
Boş vakitlerinde ki; namaza bir dakika bile kalsa tesbihini çıkartıyor ve zikrediyorlar
Kadınlara sohbet verirken asla ve asla gözlerini açmıyorlar
Besmelesiz lokma yemiyorlar
Cumartesi, 21 Mart 2009 11:56 tarihinde güncellendi

NASİB NE ZAMANDIR, BİLİNMEZ!

efendi_hz01.jpgSÜNNET İLE GELEN HİDAYET
O zamanlar cemaat bu günkü gibi kalabalık değil, Cami kısmı ya doluyor, ya dolmuyorİslamı bildiği kadar yaşamaya çalışan, siyah fötür şapkası ile ticaret yapan bir iş adamının yolu Fatih Çarşam'dan geçince İsmailağa'ya uğramaya karar veriyor.
İsmailağa'ya girer girmez çok tabii olarak kendisini başka bir dünyada buluyor.
En ön safa kadar ilerleyip oturuyor. Efendi Hazretleri ise o sırada sohbet ediyorEfendi Hazretleri bir kitabı, rafa koyması için bu iş adamına vermek istiyorAdam elini uzatınca Efendi Hazretleri kitabı geri çekiyorBu iki üç kere tekrarlanınca yanındakiler adama ''Sağ elini uzat'' diyorlarSağ elini uzatınca Efendi Hazretleri kitabı veriyor.
Efendi Hazretleri bu hareketinin sebebini de kürsüden açıklıyorRasulullah Efendimizin sünnetinde; işlerin sağ el ile yapılması, almanın vermenin, yemek yemenin sağ el ile yapılması gerektiğini sol elin taharet eli olduğunu ve bunlara dair hadisi şerifleri anlatıyor
Bu zat, sohbet bitiminde Mevla'nın kalbine verdiği hidayet nuru ile aydınlanıyorKendi anlatımı ile:''Böyle bir edep ve sünnet aşkı daha ne olabilir ki.
O gün sohbet çıkışı İsmailağa'nın altında bulunan terziye indim, cübbe ve şalvar aldım. Eve gittiğimde hanım ve çocuklarda beni böyle görünce sen madem böyle giyindin bizde çarşaf giyeriz dediler ve Elhamdülillah giydiler, o günden bu güne böyleyiz işte'' diyor.
İsmini burada vermeyi uyugn görmediğimiz bu zat şimdi büyük bir hocamızdır ve sohbetleri ile insanları bu yola çağırıyor
Cumartesi, 21 Mart 2009 11:55 tarihinde güncellendi

Sayfa 215 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.