.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Efendi Hazretlerinin -k.s.- Duasından...

Yarabbı yükselt bizi suretten hakikate, hakikatten fazlına, fazlından muhabbete çıkart, terakkiye mani olacak her engelden muhafaza eyle, tez yatmayı tez kalkmayı nasip eyle, helal rızık nasip eyle!  Âmin!                                           

Ya erhamerrahimin! iyi niyetle çalışanlara yardım eyle!

Okuyan talebeleri tez yetiştir, yardım eyle bize, tut elimizden,  sen idare et bizi, Kalplerimizi sabit kıl, Bizi taatine çevir, -Gecenin ve gündüzün girdiği yere İSLAM girecek- Bizi bu müjdeye nail eyle, Rızan üzere çalışmak, hizmet etmek bakımından gün be gün müzdat (ziyade) eyle! (AMİN) 

Pazar, 07 Eylül 2008 11:34 tarihinde güncellendi

Şeyh Kimdir?

mderris-.jpgAltmışbirinci mektup, Seyyid Mahmud’a yazılmıştır.

Kamil ve mükemmil şeyhin sohbetine teşvik, nâkısın sohbetinden sakınmak ve bunlarla alakalı hususların beyanı hakkında olucudur.

 

61. MEKTUBUN TERCÜMESİ

Allahu subhanehu, talebinde ziyadelikle, matluba ulaşmaya mani olan şeylerden sakınmakla sizi rızıklandırsın. Beşerin Efendisi, göz kaymasından korunmuş sallallahu aleyhi ve sellem hürmetine. O’nun ve âlinin üzerine salavatlar ve selamlar olsun.

Şerefli mektubunuz gelmekle şereflendik. Vaktaki talepten, şevkten haber verici; aşk, susuzluk ve zevki bildirici olunca, nazarımızda cidden güzel oldu. Zira talebin bulunması, matlubun(talep edilenin) husulünü (meydana gelmesini) müjdeler. Susuzluğun hasıl olması, maksudun hasıl olmasının mukaddimesidir(öncüsüdür).


Çarşamba, 22 Ekim 2008 12:53 tarihinde güncellendi

Rabıtanın En Büyük ve İlk Delili!

10.jpgHilye-i Şerif

Hazret-i Ali (ALLAH ondan razı olsun),
Hazreti Peygamber (ALLAH'ın salât ve selamı Onun üzerine olsun)' i vasfettiği zaman, şöyle buyurdu:
Hazreti Peygamberin boyu ne çok kısa, ne de çok uzundu, orta boyluydu. Ne kıvırcık kısa ne düz uzun saçlı; saçı, kıvırcıkla düz arasında idi. Değirmi (yuvarlak) yüzlü, duru beyaz tenli, iri ve siyah gözlü, uzun kirpikliydi.
İri kemikli ve geniş omuzluydu. Göğsü, ortadan karnına kadar kılsızdı. İki avcu ve tabanları dolgundu. Yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iner gibi rahatlıkla ilerlerdi. Sağına ve soluna baktığında bütün vücuduyla dönerdi.
İki omuzu arasında "Nübüvvet Mührü" vardı. Bu Onun sonuncu peygamber oluşunun nişanesi idi.  O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak huylusu, en arkadaş canlısıydı. Kendilerini ansızın görenler Onun heybeti karşısında sarsıntı geçirirler, fakat üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, Onu herşeyden çok severlerdi.

Cuma, 15 Ağustos 2008 12:55 tarihinde güncellendi

Rabıtayı İnkar Eden Ferit Aydın'a Reddiye

Beşik Şeyhi Ferit Aydın’ın - Tarikatta Rabıta isimli eserindeki yorumu:

<<Zaman zaman önemini kaybeder gibi olan bu râbıta olayı, son birkaç yıl­dır yeniden gündeme getirilmiş bulunmaktadır. Özellikle tefsir çalışması olarak RUHU'L-FURKAN adı altında kaleme alınan bir kitapta râbıtaya çok geniş bir yer verilmiştir. Merkezleri İstanbul-Çarşamba'da bulunan gele­nekçi bir Nakşî cemaatinin lideri ve bir grup yandaşı tarafından yazılan bu kitapta râbıtanın bir Allah ve Peygamber emri olduğunu kanıtlamak için dokuzu âyet, on dördü ise hadis olmak üzere toplam yirmi üç delil ileri sür­müşler­dir.

 Noktalamaya varıncaya kadar, üslûp, anlatım ve yorumlarıyla tama­men onlara ait olan bu deliller sırayla şöyledir:

1. «O, sizin aranıza sevgi ve acıma koydu. (Rum Sûresi: 21)»

 2. «Enes (r.a.) den rivâyet edilmiştir ki: Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğ­radıkları zaman Ömer İbnul Hattab, (Peygamber'in amcası) Abbas İbni Abdilmuttalib'i vesîle edinerek yağmur duası yapar  ve duada "Ya Allah ! bizler, peygamberimizi vesîle edinerek sana niyaz ettiğimizde bize yağmur ihsan ederdin. (şimdi de) Peygamberimizin amcasını vesîle edinerek senden niyaz ediyoruz. (yine) yağmur ihsan eyle (Buhari, İstiska:3)»

 3. «İmanın en üst derecesi, Allah için (Allah dostlarını) sevmen, Allah için (Allah düşmanlarına) buğz etmen ve dilini Allah'ın zikrinde çalıştır­mandır. (Ali el-mütteki, kenzü'l-Ummal: 1/37-38 H. No:6773)»

 4. «Yusuf (a.s.) kasıtsız olarak, elinden gelmeyerek, ona, (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi, (o meyline göre hare­ket edebilirdi.) (Yusuf Sûresi: 24)»

Cuma, 15 Ağustos 2008 11:38 tarihinde güncellendi

Sayfa 377 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.