Hariciler recmi kabul
etmezler ve bu hususta şu delilleri ileri sürerler:
a)
Allah Teâlâ, "O (cariyeler) evlendikten sonra bir fuhuş irtikâb ettiler
mi o vakit üzerlerine hür kadınlar üzerine olan cezanın yarısı (verilir) "
buyurmuştur. Binâenaleyh eğer evlilere recm cezası gerekseydi, kölelerin
recminin, bunun yarısı olması gerekirdi. Fakat recmin yarısı olmaz.
b)
Hak Teâlâ Kur'ân'da küfür (inkâr), adam öldürme ve hırsızlık yapma gibi çeşitli
günah ve isyanlardan bahsetmiş, fakat bunların hükümlerini, zinanın ki kadar
tafsilatlı bildirmemiştir. Baksana Cenâb-ı Hak, "Zinaya yaklaşmayın" buyurarak
zinayı yasaklamış, sonra da bütün günahlarda olduğu gibi, peşisıra bunun
cezasının cehennem olduğunu bildirmiş; üçüncü olarak sopalamaktan bahsetmiş;
dördüncü olarak da bir grub mü'minin ceza verilirken orada hazır olmasını
emretmiş; beşinci olarak "Allah'ın dini hususunda merhametiniz
tutmasın" ifadesi ile de, o zâniye acımayı nehyetmiştir. Sonra altıncı
olarak, müslüman bir kimseye zina iftirasında bulunana seksen değnek
vurulmasını farz kılmış ve böyle bir cezayı, zinadan daha büyük oldukları
halde, katillik ve kâfirlik iftirasında bulunanlar için vermemiştir. Yedinci
olarak, "Onların şâhidliklerini ebediyyen kabul etmeyiniz" (Nûr, 4)
buyurmuş; sekizinci olarak da, kendi hanımına zina isnadında bulunan kimseler
için mulâaneyi (lanetleşmeyi) gerektiren ve (yalancı olanın) Allah'ın gazabına
müstehak olması gibi cezalardan bahsetmiş; dokuzuncu olarak zâniye bir kadını
ancak zâni bir erkeğin veya bir müşriğin alabileceğini söylemiş; onuncu olarak
da zinanın tesbiti için, dört şahit bulunması gerektiğini bildirmiştir.
Binâenaleyh ister az ister çok olsun zinanın hükümleri hususunda böylesine
detaya inildiğine göre, bunun hükümlerinin en ileri derecesi olan recmin ihmâl
edilmesi, zikredilmemesi caiz olmaz. Eğer recm meşru kılınmış olsaydı, izi ve
tesiri çok olur, herkesçe bilinirdi. Allah Teâlâ, Kur'ân'da bunu açıkça
zikretmediğine göre, bu onun farz olmadığını gösterir.