.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

"Seni hangi ana doğurdu, muhtar"

cehennem.jpg

 

Bir gün Efendi Hazretleri şöyle bir kıssa anlattı:

Kur'an okumak ve okutmak yasak olduğu dönemlerde idi, Of taraflarında bir köyde hocanın biri Kur'an okutuyor diye köy muhtarı tafaından jandarmaya şikayet edilmiş. Jandarmalar gidip hocayı yakalamışlar ve rahleyi hocanın sırtına yükleyerek kasabaya indirmişler. Karakol komutanına durumu haber vermişler.

Komutan şaşırmış, kim şikayet etti diye sormuş. Köyün muhtarı dediler. Çağırın muhtarı gelsin, demiş komutan. Çağırmışlar. Aşağıya indirin, demiş komutan. İndirmişler. Komutan eline bir sopa almış ve muhtara vurmaya başlamış, bir yandan da "Seni hangi ana doğurdu, muhtar" diye bağırıyormuş, küüt diye vuruyormuş. "Seni hangi ana doğurdu" küüt! 

Cuma, 15 Ağustos 2008 16:49 tarihinde güncellendi

Haricilerin Recmi İnkâr Etmeleri

gundogumu.jpgHariciler recmi kabul etmezler ve bu hususta şu delilleri ileri sürerler:

a) Allah Teâlâ, "O  (cariyeler)  evlendikten sonra bir fuhuş irtikâb ettiler mi o vakit üzerlerine hür kadınlar üzerine olan cezanın yarısı (verilir) " buyurmuştur. Binâenaleyh eğer evlilere recm cezası gerekseydi, kölelerin recminin, bunun yarısı olması gerekirdi. Fakat recmin yarısı olmaz.

b) Hak Teâlâ Kur'ân'da küfür (inkâr), adam öldürme ve hırsızlık yapma gibi çeşitli günah ve isyanlardan bahsetmiş, fakat bunların hükümlerini, zinanın ki kadar tafsilatlı bildirmemiştir. Baksana Cenâb-ı Hak, "Zinaya yaklaşmayın" buyurarak zinayı yasaklamış, sonra da bütün günahlarda olduğu gibi, peşisıra bunun cezasının cehennem olduğunu bildirmiş; üçüncü olarak sopalamaktan bahsetmiş; dördüncü olarak da bir grub mü'minin ceza verilirken orada hazır olmasını emretmiş; beşinci olarak "Allah'ın dini hususunda merhametiniz tutmasın" ifadesi ile de, o zâniye acımayı nehyetmiştir. Sonra altıncı olarak, müslüman bir kimseye zina iftirasında bulunana seksen değnek vurulmasını farz kılmış ve böyle bir cezayı, zinadan daha büyük oldukları halde, katillik ve kâfirlik iftirasında bulunanlar için vermemiştir. Yedinci olarak, "Onların şâhidliklerini ebediyyen kabul etmeyiniz" (Nûr, 4) buyurmuş; sekizinci olarak da, kendi hanımına zina isnadında bulunan kimseler için mulâaneyi (lanetleşmeyi) gerektiren ve (yalancı olanın) Allah'ın gazabına müstehak olması gibi cezalardan bahsetmiş; dokuzuncu olarak zâniye bir kadını ancak zâni bir erkeğin veya bir müşriğin alabileceğini söylemiş; onuncu olarak da zinanın tesbiti için, dört şahit bulunması gerektiğini bildirmiştir. Binâenaleyh ister az ister çok olsun zinanın hükümleri hususunda böylesine detaya inildiğine göre, bunun hükümlerinin en ileri derecesi olan recmin ihmâl edilmesi, zikredilmemesi caiz olmaz. Eğer recm meşru kılınmış olsaydı, izi ve tesiri çok olur, herkesçe bilinirdi. Allah Teâlâ, Kur'ân'da bunu açıkça zikretmediğine göre, bu onun farz olmadığını gösterir.

Cuma, 15 Ağustos 2008 16:53 tarihinde güncellendi

RUHU-L FURKAN TEFSİRİ'NE SÖZ ATANA CEVAP

Rabıtayı ve tevessülü inkar eden beşik şeyhi Ferit Aydın, kitabında haksızlık ederek şöyle bir alıntı yapmış; Ruhul Furkan Tefsirinin 2. cilt 64. sahifesinden başlayarak 20 sahife kadar devam eden ve islam aleminde meşhur olan alimler ve kitaplarının zikrettiği 23 delilin sadece lafızlarını cımbızla alıp, tenkit ederek;

<<İşte tam yedi Nakşibendî baş başa vererek “RUHU'L-FURKAN“adı al­tında kaleme aldıkları bir kitapta Bakara Sûresi'nin 152'inci âyetini, kendi inanç ve kanâatlerine göre açıklamaya çalışırlarken bu ilgiyle râbıta konu­suna girmiş ve onu kanıtlama ihtiyacını duymuşlardır. Yukarıdaki âyet ve hadis­leri de yine bu münasebetle râbıtaya delil olarak göstermişlerdir!

Ancak delil diye öne sürülen bu âyet ve hadislerin gerçekten râbıtayı çağrıştıracak bir anlam taşıyıp taşımadıkları ve harcanan bütün bu çabaların, râbıtayı kanıtlamaya yetip yetmediği ortadadır. >>

Bu fakir tevafuken rastladığım bu şahsın internet sahifesinde, olayı fark edince araştırdım ve gördüm ki, mesele en az 20 sahife devam ediyor ve hangi alimlerin bu ve diğer delilleri serdettiği açıkça yazılmış ve beyan edilmiş olduğu ortadadır.

 

Cuma, 15 Ağustos 2008 12:06 tarihinde güncellendi

Hazreti Hoca Ubeydullah Ahrar kuddise sırruhu

           Mektubat-ı Rabbani’den 1. cilt, 65. mektubtan:

<<Hazreti Hoca Ubeydullah Ahrar kuddise sırruhu der ki, ‘Şayet şeyhlik ve irşad makamında olsaydım, asla alemdeki şeyhlerden hiç birisi mürid bulamazdı. Lakin gayb aleminden başka bir işle emrolundum.”

Bu, şeriatı rağbetlendirmek, dini kuvvetlendirmektir. Bu sebeble sultanlarla sohbeti seçmiş ve onları tasarrufu ile kendine boyun eğdirmiş, onlar vasıtasıyla şeriatı rağbetlendirmiştir.>>

Sayfa 376 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.