.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

EFENDİ HAZRETLERİ'NDEN NUR DAMLALARI- 1

EFENDİ HAZRETLERİ'NDEN NUR DAMLALARI- 1

 

Allahu teala Nisa suresi ayet 80 de buyuruyor ki:

"Her kim Peygambere itaat ederse, muhakkak Allah'a itaaat etmiş olur."

Allahu teala böyle buyururken sen git Avrupa'ya uy...

O gâvurlarda ne abdest, ne gusül, ne büyük-küçük abdestten temizlen me var. Murdar olan domuz etini, sümüklü böceği, fareyi yerler. Bunlar kedi yahu! Kedi şimdi bana darıldı, onları bana nasıl benzetirsin diye. Kedi diyor ki; Allahu teala bana neyi ye dediyse ben onu yiyorum.

Şeriat bilmeyen insan aynı çakal. Çakal haram bilmez. Allahu teala çakala şundan ye, şundan yeme demedi. Onun için çakalın hayvanlığı haktır, ama insanın hayvanlığı hak değildir. Çünkü onlar emrolunmadılar, insan ise emrolundu.

Allahu teala sana kalp verdi, sen onunla anlamadın. Bu gözleri helale bak diye verdi, sen harama bakıyorsun. İşte böyle olan insanlar Allahın kanunlarını tanımamakta hayvan gibidirler. Bilakis hayvandan daha aşağıdırlar. Çünki hayvanlara ne emredilmişse onu yapıyorlar. Hayvanlar Allah'ın kanununu tanıyor, insanlar tanımıyor. Onun için de hayvandan daha aşağı oluyorlar.

Bir çok insan şeriatı istemiyor, domokrasiyim diyor. Demokrasi demek; Ben iman etmesem sen bana darılamazsın (bir şey diyemezsin), abdest gusül almasam darılamazsın, namaz kılmasam oruç tutmasam, zina etsem sen bana darılamazsın, demektir.

Şeriat: Bu lisan ne ile emrolunmuş ise onu konuşacak, göz niçin verilmişse ona bakacak, kulak niçin verilmişse onu dinleyecek. Kalp niçin verilmişse onu düşünecek. O zaman sen ormandakinden farklı olursun.

Bir çakal geldi camiye sol ayağı ile girdi, sen de sol ayağın ile girdin, o zaman senin çakaldan farkın yok.

Çakal camiye sol ayaklar girerken sen sağ ayakla gireceksin. Çakal büyük küçük abdest yapar temizlenmez, sen temizleneceksin. Çakal gusül almaz, sen alacaksın, o namaz kılmaz, sen namaz kılacaksın. Eğer bunları yapmazsan ondan aşağısın. İnsanı çakal olmaktan kurtarmanın hastaha neleri, tekkeler ve medreselerdir.

Birisi diyor ki iman şartları yazan kartı elime aldım. İsmailağa camiinden Çarşamba'ya doğru çıktım. Bir kişiye sordum iman şartlarını sayamadı, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz kişiye sordum sayamadı, ancak dokuz ve onuncu kişi saydı. Peki Çarşamba'da on kişide ikisi sayarsa, Beyoğlu'nda hiç sayan bulunmaz....

(MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNİN SOHBETLERİNDEN)

 

MUHAFAZAKARLAR ŞARABI KORUYOR

Mardin’de “şarap”lı Bianel

 

2. Mardin Bianeli’nin dün akşam gerçekleştirilen açılış kokteylinde içecek olarak sadece şarap ikram edilmesi şaşkınlıkla karşılandı.

 

GAP İdaresi, Mardin Valiliği, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Mardin Belediyesi işbirliği ve özel sektörün katkılarıyla gerçekleştirilen 2. Mardin Bianeli'nin dün akşamki açılış kokteylinde içecek olarak sadece şarap ikram edildi.

Organizatörlerin bu tavrı şaşkınlıkla karşılanırken, yetkililerin bu duruma göz yummaları yadırgandı.

Gecede kimi vatandaşlar içecek olarak sadece şarap ikram edilmesine tepki gösterdiler.

Bunun üzerine görevlilerce apar topar meyan kökü şerbeti getirildi.

Katılımcıların meyve suyu ve su talepleri ise geri çevrildi.

Sponsorları arasında AK Partili Belediye ve Mardin Valiliği'nin da bulunduğu Bienal'de su gibi şarap tüketilirken, kokteylde 18 yaş altındaki çocukların da alkol aldıkları gözlendi.

Mardin'i modern sanatın merkezi haline dönüştürebilmek düşüncesiyle 4 Haziran-5 Temmuz 2010 tarihleri arasında 1. Mardin Bienali düzenlenmişti. Mardin Bienali'nin ikincisi 21 Eylül-21 Ekim 2012 tarihleri arasında ve yine GAP İdaresi, Mardin Valiliği, Başbakanlık Tanıtma Fonu, Mardin Belediyesi işbirliğiyle ve özel sektörün katkılarıyla gerçekleştiriliyor. 2. Mardin Bianeli dün başladı.

FİLİMLE - KARİKATÜRLE HAKARETLER DEVAM EDİYOR

Siyonist filme dünya'da 'Öfke' hakim Türkiye'de ise sessizlik

Müslümanların Masumiyeti’ filmi tüm dünyayı ayağa kaldırdı. Hz. Muhammed’e hakaret eden filme Fas'ta, Bangladeş'te, Kuveyt'te büyük protesto eylemleri düzenliyor. Türkiye ise sessizliğini koruyor.

Fas’taki İslami Tutukluları Savunma Ortak Komitesi, Fas’ın çeşitli şehirlerindeki birçok caminin önünde Allah Resulü’ne (s.a.s.) destek eylemi düzenleyeceklerini açıkladı. Bugün Cuma namazından sonra gerçekleştirilecek eylemde Amerika’da yaşayan İsrailli bir iş adamının Mısırlı bazı Kıptileri kullanarak yapıp yönettiği İslam’a hakaret içerikli ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı film kınanacak. 

Komite yayınladığı bildiride şöyle dedi: ‘Bu eylem, Amerika’daki bazı medya kuruluşları tarafından Allah Resulü’ne (s.a.s.) saldırı içerikli bir film yayınlama aracılığıyla başlatılan çirkin kampanyanın sürdürülmesini protesto etmek için gerçekleştirilecektir. Şüphesiz bu filmle tüm değer, ilke ve norm sınırları aşılmış, İslam ve Müslümanlar açık şekilde küçümsenmiştir.’

Bildiride tüm Müslümanlar evlatları peygamberlerine desteğe ve onurunu savunmaya çağrılarak bunun Müslümanlar üzerine en büyük vaciplerden biri olduğu vurgulandı. 

Öte yandan Fas’ta rejime muhalif en büyük kuruluş olan Adalet ve İyilik Cemaati’ne bağlı ‘Ümmetin Davalarına Destek için Fas Kurulu’ da Fas halkını bu iğrenç suçu kınamak ve Allah Resulü’ne (s.a.s.) destek için bugün gösteriler düzenlemeye çağırdı.  Yüce İslam dininin tüm mukaddesatını savunmaya hazır olduğunu da vurgulayan kurul dünyanın her yerindeki Müslümanlara seslenerek İslam, İslam ümmeti ve Allah Resulü’nün düşmanları karşısında tek saf olmalarını istedi.  Kurul ayrıca, bu filmin utanç verici bir suç olduğunu belirterek amacının Müslümanların mukaddesatını küçümseyip duygularını kışkırtmak olduğunu vurguladı. 

Kurulun bildirisinde son olarak Amerika’da yayınlanan ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı film aracılığıyla İslam ve Allah Resulü’ne (s.a.s.) açık şekilde; kindar ve korkakça saldırıldığı ve bu saldırının İslam ümmetinin mukaddesatını ve sabitelerini hedef alan saldırılar zincirinin bir halkası olduğu ifade edildi.

Almanya’da Müslümanlar Allah Resulü için ayaklandı

Almanya’da Müslümanlar ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı filme tepki olarak sokaklara döküldü. Allah Resulü uğruna her şeylerini feda etmeye hazır olduklarını açıklayan göstericiler ülkedeki tüm Müslümanları eyleme katılmaya çağırdı.

Almanya’da Müslümanlar Allah Resulü’nü (s.a.s.) savunmak için sokaklara döküldü. Aktivistler arasında yer alan bir genç şöyle konuştu: ‘Allah Resulü’nü (s.a.s.) sevdiğini iddia eden herkesi peygambere (s.a.s.) saldıran ve küfreden, kendisini karalayan resimleri yayan Almanya sokaklarına çıkmaya çağırıyoruz. Müslümanların duygularını kışkırtmak istiyorlar ve bizim için en kıymetli şeyin Allah Resulü (s.a.s.) olduğunu biliyorlar.’

Aktivist Allah Resulü’ne (s.a.s.) hakaret edenlere ‘yerinde dur! Biz burada adamlarız’ diyerek tüm kesimlerden Müslümanları sokağa çıkıp tüm gücüyle Allah Resulü’nü (s.a.s.) savunmaya çağırdı.

Daha sonra şöyle ekledi: ‘Bizim şahsımıza hakaret etseler vallahi önemsemezdik. Ancak Allah Resulü’ne hakaret ettikleri takdirde bu kesinlikle geçiştirilmeyecektir.’ Allah Resulü’nün kırmızı hat olduğunu, bu uğurda her şeylerini feda etmeye hazır olduklarını da belirten aktivist, ‘haddinizi bilin, bu işi sürdürmeyin. Eğer bizi bırakırsanız biz de sizi rahat bırakırız. Ancak dönerseniz biz de döneriz’ dedi. 

Protesto çağrıları Bangladeş’e kadar uzandı

Yaklaşık 1000 kişilik bir grup dün Dakka’daki ABD Büyükelçiliği’ne yürümeye çalıştı. Ancak emniyet güçleri kendilerini engelledi. Ülkedeki İslami Cemaatin tanınmış liderlerinden Mevlana Himayetuddin ‘bu mesele için daha büyük protesto eylemleri düzenleyeceğiz. Belki ABD büyükelçiliğini kuşatırız.’

Başlarına beyaz sarıklar takan göstericiler Amerika karşıtı sloganlar attı. Ayrıca ABD bayrağını yakarak Washington’dan acilen özür dilemesini istedi.

Öte yandan polis güçleri Cuma namazı sonrası için güvenlik icraatlarının sıkılaştırıldığına işaret etti.

Yatsı namazından sonra toplanma çağrısı

Yine Kuveyt’te de hatip ve davetçi Nebil El Avdi Twitter üzerindeki sayfasından filmi protesto etmek için bu gece yatsı namazından sonra Amerikan büyükelçiliği önünde toplanma çağrısında bulundu.

El Avdi çağrısında şöyle seslendi: ‘Müslümanların liderleri konumundaki kişiler Allah Resulü’ne destek hususunda kendilerinden isteneni yapmadıkları ve en azından kınayabileceğimiz için bu gece Allah’ın izniyle ABD büyükelçiliği önünde olacağımı ilan ediyorum.

Ürdün'de Hz. Muhemmed'e destek için 'öfke günü'

Öte yandan Ürdün’deki cihadi ve farklı İslami gruplar da bir bildiri yayınlayarak bugünü Allah Resulü’ne destek için öfke günü ilan etti.

Bildiride şu ifadelere yer verildi: ‘Yakın geçmişte Allah Resulü’nü kötüleyen filmden bir kesit gösterilmesi; İslam’ı ve Müslümanları karalamak için uygulanan, Batı tarafından kucaklanıp desteklenen sistematik ve tekrarlanan politikaların bir parçası sayılmaktadır. Kültürel düzeyde olanlar, siyasi ve askeri düzeyde olanlardan kopuk değildir.’

Bildiride Batı medyasının bu olayı bir Yahudi şahıs tarafından Müslümanlar ve Hıristiyanlar (Amerika ve Batı) arasında fitne çıkarmak için gerçekleştirilen bireysel bir işmiş gibi gösterilmeye çalışılmasına atıfta bulunularak ‘bunlar Batı ve Amerika tarafından İslam ümmetine savaş açıldığını ve savaş halinin hala sürmekte olduğunu, bu savaşlarda milyonlarcasının öldüğünü, ümmetin zenginliklerinin yağmalandığını, inançların çarpıtıldığını unutmuşlar ya da unutmuş gibi yapıyorlar’ dendi.

Bu hakareti bireysel görmediklerinin de vurguladığı bildiride Guantanamo’da Kur’an’a hakaret edildiği, Amerika’da yakıldığı, Danimarka’da Allah Resulü’nün (s.a.s.) kötülendiği hatırlatıldı. Dünyanın dört bir yanındaki tüm Müslümanlar ellerinden gelen tüm imkanlarla Allah Resulü’nü savunmaya davet edilirken aynı şekilde Ürdün’deki Müslümanlar da bugün Cuma namazından sonra ABD büyükelçiliği yakınındaki El Kurdi Camisi’nin önünde ‘öfke duruşu’na çağrıldı.

Türkiye ise hala sessiz

Dünya'da Siyonist yapıma filme tepkiler sürerken çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'den hala bir ses yok.

 

TEBLİĞ DİYALOG...

Tebliğ mi? Diyalog mu?

Diyalog da iki veya daha fazla fikri yapı tartışılabilir, birbirlerine yaklaşma anlamında karşılıklı ödünler verilebilir. Sonuçta ortak bir noktada buluşulur. Diyalog, herhangi bir dünyevi meselede olabilir, güzeldir.

Diyalog: Karşılıklı konuşma; Tebliğ: Bildirme, haber vermedir.

Diyalog da iki veya daha fazla fikri yapı tartışılabilir, birbirlerine yaklaşma anlamında karşılıklı ödünler verilebilir. Sonuçta ortak bir noktada buluşulur. Diyalog, herhangi bir dünyevi meselede olabilir, güzeldir. Ya da insanların kendilerine ait meselelerinde olabilir, çatışma yerine diyalog yolunun kurulması gayet yerinde ve olumlu bir iştir. 

Ancak, Allah’ın İnsanlara Dünya ve Ahiret saadeti için gönderdiği Dini ve onun hükümlerini, emir ve yasaklarını, hiçbir kişi ya da kurum tartışmaya açamaz. Bu konuda Cenab-ı Hak Peygamberine bile bu yetkiyi vermemiştir. Ve bu konuda Kuran’ın birçok yerinde Efendimiz (S.A.S.) uyarılmıştır. Bakın, ÂLİ İMRÂN – 20. Ayette ALLAH (C.C.) Peygamberine, hem ehli kitaba hem de inkârcılara karşı tavrın nasıl olması gerektiğini nasıl bildiriyor.

” Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, 'Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a verdim' de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: 'Siz de İslam oldunuz mu?' de, şayet İslam olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.” 

Ayet o kadar net ki, başka şekilde davrananların hesabı Allah’a aittir. 

Bu konuda Peygamberin (s.a.s.) davet mektupları da, bize, diğer din mensuplarıyla ilişkimizin nasıl olacağını ve onlara tek kurtuluş yolu olan İslam’ı nasıl anlatacağımızı çok net bir şekilde öğretmektedir. 

Örneğin Peygamberimizin Habeşistan Kralı Ashama'ya hitaben yazmış olduğu mektup, Müslümanların Hıristiyanlara bakış açısını göstermesi açısından son derece önemlidir. Ashama, Hz. Muhammed (sav)'in mektubunun ve Müslüman elçilerle yaptığı konuşmaların sonrasında, ülkesine sığınan Müslümanları koruyan bir politika izlemiştir. Peygamberimiz (sav), mektupta şöyle buyurmuştur:

“RahmanveRahimolanAllah'ınadıyla, 

AllahRasulüMuhammed'denHabeşNecaşisiAshama'ya.

Kendisi'nden başka İlah bulunmayan gerçek Hükümdar, Mukaddes, Selam, Koruyucu, Kurtarıcı olan Allah'ın övgüsünü sana iletirim. Tasdik edip şehadet ederim ki; Meryem oğlu İsa Allah'ın Ruhu ve Kelimesi'dir. Kendisine dokunulmamış Meryem'e nasib edilmiştir. Böylece Meryem İsa'ya hamile kalmış, Allah Teala da Ruh ve Nefesi'nden olmak üzere Adem'i nasıl yarattıysa onu da öylece yaratmıştır. Seni Tek olan ve Eşi bulunmayan Allah'a çağırıyorum. O'na itaat konusunda karşılıklı yardıma çağırıyorum. Beni takib et, bana uy ve bana gelen şeye iman et. Muhakkak ki ben, Allah'ın Resuluyüm. Bu nedenle seni ve etrafında bulunan askerlerini Allah'a iman etmeye davet ediyorum. Nasihat ve sözlerim size ulaşınca kabul etmenizi tavsiye ederim. Amca tarafından yeğenim olan Cafer'i yanında az sayıda Müslüman grubuyla beraber sana doğru yola çıkarıyorum. Selam gerçek hidayet yolu üzerinde bulunanlara olsun.”

İran İmparatoru Kisra'ya Gönderilen Mektup…

“Bismillahirrahmanirrahim,

Allah Resulü Muhammed'den, İranlıların büyüğü Kisra'ya: Selam, hakikat yolunu izleyip Allah'a ve Resulüne iman edenlerin ve Allah'tan başka İlah olmadığına, O'nun bir ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna şehadet edenlerin üzerine olsun! Seni İslam'ı kabule çağırıyorum. Zira Ben, Allah'ın, canlı olan herkesi uyarmak ve ilahi kelamın kâfirlere karşı hükmünü tamamlaması için tüm insanlara gönderdiği elçisiyim. Şimdi İslam'a teslim ol ve felaha er. Ama eğer reddedersen, o zaman Mecusilerin günahları da senin üzerine olacaktır.” 

Peygamberimizin birçok topluluğun liderine gönderdiği bu tarz mektupların içeriğine ve üslubuna dikkat edilirse, kesinlikle taviz verilmemiş ve tek kurtuluşun son dine ve son peygambere uymaktan geçtiği net bir şekilde vurgulanmıştır. Müslümanların vakarını zedeleyecek, karşıdaki kâfir muhataba yağ çekecek tek bir ifade yoktur. Kim dini adına Papa’ya veya başka bir kişiye mektup yazacaksa Peygamber metodunun dışında bir yöntem uyduramaz.

Bizim, Hz Âdem’den Hz Muhammed’e kadar bütün peygamberlere inanmamız, İmanımızın şartlarındandır. Her hangi birini inkâr bizi dinden çıkarır. Ancak, aynı esasları anlatmış olan tüm Peygamberlerin Risaletlerinin, Hz Muhammed’in gelişiyle bitmiş olduğuna ve kıyamete kadar tek geçerli dinin İslam olduğuna da inanırız, çünkü Allah öyle diyor. (Maide S.3) 

Batılın tarih boyu uyguladığı metotlardan biri, Hakkı ifsat ederken topyekün bozamazsa, ufak tavizler kopararak içeri girip, daha sonra yıkımı gerçekleştirmektir. Yahudiler hem kendi dinlerini hem de Hıristiyanlığı bu metotla tahrif etmişlerdir. 

Kureyş'in ileri gelenlerinden bir takım, Resulullah'a, sen gel bizim dinimize tabi ol, biz de senin dinine tabi olalım, bir sene sen bizim tanrılarımıza ibadet edersin, bir sene de biz senin mabuduna ibadet ederiz, dediler. Resulullah: "Allah korusun, Allah'a başkasını ortak koşmaktan." dedi. Onlar, o halde bizim tanrılarımızın bazısına el sürüver de seni tasdik edelim ve tanrına ibadet edelim, dediler. Bu sebeple Kâfirûn Suresi nazil oldu. Resulullah sabahleyin Mescid-i Haram'a gitti, Kureyş'ten dolgun bir heyet vardı. Başları üzerine dikildi de bu sûreyi okudu,

“De ki: Ey kâfirler, Sizin taptıklarınıza ben tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”

Şimdi, Ortadoğu’daki problemlere, problemin sebebi olan siyonistlerle, evangelistlerle ortak toplantılar yapıp din adına diyalog kuranlar, bilmelidirler ki bu dünya imtihan yeridir. 

İslam sadece tebliğ edilir. Uyanlar karşılığını alır. Uymayanlar hesabını verir… 

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” Âl-i İmrân / 85

Cumartesi, 18 Mayıs 2013 11:46 tarihinde güncellendi

Sayfa 21 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.