.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

GÜNÜN SÖZÜ

‎"Bakın, kâfire az az meyletmekten ne oldu? Dinin ismi kalktı. Yerine demokrasi geldi. İslam'ın yerine laiklik geldi ve İslam'ın yerine oturdu. İşte taviz verenlerin hali budur."

Efendi Hazretlerimiz K.S.

Bu söz, bazılarına çok basit gelir hiç kaale almazlar, ancak bu sözün tam ortasına düştüklerinin de farkında değilllerdir, zira dünya sevgisi gözlerini ve kalplerini kör etmiş artık hakikatı duymazlar....

Sümnneti seniyyeden taviz verilince iş vacibblere dayanır, ondan sonra da farzlara sıra gelir.....

Salı, 14 Ağustos 2012 10:14 tarihinde güncellendi

EFENDİ HAZRETLERİNDEN İNCİLER....

Hadis-i Şerif: ''Ölmeden evvel ölünüz.'' Niçin ölmeden evvel ölünüz diyor biliyor mususunuz? Çünkü insanlar uykudadır, öldükleri vakit uyanacaklar. Ölmeden uyanında vazife yapın. Onun için letaifler ölüyor, diriliyor. Anla bunu da kalpten pası sil, pasla gitme ahirete...
''O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar.'' '' Ancak Allah'a halis ve pak bir kalp ile varan müstesna.'' (Şuarâ: 88-89) Kalbi selimde menfaat var.

Efendi Hazretleri (kuddise sirruhu)

Allah (Celle Celâlühü) Dostlarından (Kaddesallâhu Teâlâ Esrârahüm) İnciler Kitabı Cilt 1, Sahîfe 6'dan

Salı, 14 Ağustos 2012 10:17 tarihinde güncellendi

ORUÇ FIKHI -5

İTİKAF  SADAKAYI  FITIR

İTİKAF BABI

İtikâf, sünnet-i müekkededir. Adamakla vacib olur. Bu itikâf, cemaatle namaz kılınan mescitte, niyyetle beraber beklemektir. En azı, İmamı A’zam’a göre bir gündür. Ebu Yusuf’a göre günün ekse-risidir. İmamı Muhammed’e göre bir anlıktır.

Vacib olan itikâflarda oruç tutmak şarttır. Bir rivayette nafile-de de oruç tutmak aynı şekilde şarttır. Kadın, evindeki mescid (yaptığı odasında) itikâfa girer.

İtikâfa giren kişi beşeri ihtiyaçları, cuma vaktinde cumayı sünnetleriyle beraber idrak edecek kadar bir vakitte müstesna olarak (diğer şeyler için) dışarı çıkmaz. Cuma için gittiği camide daha fazla beklemez, eğer orada beklese itikâfı bozulmaz. Özürsüz mescidden bir an çıksa itikâfı bozulur. İmameyne göre günün ekse-risinde çıkmadıkça itikafı bozulmaz.

İtikâfa giren kişinin yemesi, içmesi, uyuması mesciddedir. (Ticaret) Eşyalarını mescitte hazır etmeden satması veya satın alma sı caizdir. İtikâf ta olmayanlar için mescitte alış veriş caiz değildir.

(İtikafta olana) Cima etmek, cimaya götüren fiilleri yapmak haramdır. Unutarak ta olsa cima etmesiyle veya gece (cima etme-siyle) itikafı bozulur. Tutmakla, öpmekle veya iki yolun haricindeki bir cima (oynaşmak) ile meni gelirse yine itikafı bozulur, eğer meni gelmezse itikafı bozulmaz.

İtikâfta olanın sürekli susması veya hayırdan başka şeylerle konuşması mekruhtur.

Her kim sadece gündüzlerin itikâfını nezrederse, onların gece-lerinde de itikâf  lazımdır. Eğer iki gündüzün itikâfını nezrederse, geceler ile birlikte iki günü itikâf etmesi lazımdır. Ebu Yusuf evvelki günün gecesinde ihtilaf etti. Şayet, özellikle gündüzleri niyet etse, sahihtir. Kendine lazım getirmese bile, peş peşe itikâf etmesi lazım-dır.

Nafile olarak başlanan itikafın tamamlanması vacibtir. İmamı Muhammede göre bu lazım gelmez.

 

SADAKA-İ FITIR BABI

Sadaka-i fıtır, asli ihtiyaçlarından fazla olarak, artıcı olamasa bile nisab miktarı mala sahib olan müslüman, hür üzerine vacibtir. Bu miktar nisab ile, kişinin zekat alması haram olur, kurban kesme-si vacib olur. (Kendisi zekat alamaz halde olanlar, sadaka-i fıtır verme-lidirler.)

Kendinden, fakir olan küçük çocuğundan, kafir bile olsa hizmet için olan kölesinden dolayı sadaka-i fıtır vermek vacibtir[1] Aynı şekilde müdebber kölesi ve ümmü veled olan cariyesi için de verilmesi vacibtir. Hanımından dolayı, büyük çocuğundan, zengin olan küçük çocuğundan dolayı vermek vacib olmaz. Belki küçük çocuğun malından sadaka-i fıtır verilir. Deli olanın hükmü, küçük çocuk gibidir. Mükateb kölesi için, ticaret için izin verdiği köleler için, kaçmış kölesi için sadaka-i fıtır vermesi vacip değildir. Ancak kaçmış köle döndükten sonra müstesnadır. (fitresini vermesi gere-kir.)

İki kişi arasında ortak olan bir veya bir kaç köle için de fitre vermek vacib değildir. İmameyne göre her bir ortak üzerine, sahib oldukları başlar (köleler) için fitre vacibtir; yarım hisse için  fitre vacib olmaz.

Şart muhayyerliği ile bir köle satılsa, bunun fitresi (neticede) mülkiyet kim için yerleşirse onun üzerine vacibtir.

Sadaka-i fıtır bayram gününün fecri sâdığının doğmasından sonra vacib tir. Bundan evvel ölen, veya bundan sonra müslüman olan veya bundan sonra doğanın üzerine sadaka-i fıtır vacib olmaz.

Fitreyi her hangi bir müddet farkı olmaksızın, bayram günün-den evvel vermek sahihtir; bayram namazından evvel fitreyi ver-mek menduptur. Bayram namazından sonraya bırakmak ile fitre kişinin üzerinden sakıt olmaz. (Borç olarak yerleşince, ancak ödemek le düşer.)

Fitre buğdaydan, buğday unundan, buğday kavruğundan yarım sa’dır, hurmadan ve arpadan bir sa’dır. (İmamı A’zam’a) göre kuru üzüm buğday gibidir. İmameyne göre kuru üzüm arpa gibidir, bu görüş te Hasan İbni Zeyad’ın İmamı A’zam’dan yaptığı rivayettir.

Sa’ Irak bölgesinin mercimek ve küçük bakla gibi hububattan sekiz rıtlını içine alan ölçektir.[2] Ebu Yusufa göre sa’ beş rıtıl ve bir rıtlın üçte birini içine alan ölçektir. Şayet fitre olarak iki men buğ-day verse sahihtir. Bu hüküm İmamı Muhammedin hılafınadır.

Buğday ile diğer şeylerin satın alınabildiği yerlerde, fitre ola-rak buğday vermek efdaldir. Ebu Yusuf’a göre dirhem (kıymetini) vermek efdaldir.

 [1] Zira bunlar kendi sorumluluğu altındadır.

[2] Sa’ takriben 3 kilo 200 gramdır. Bu zananda kıymetini vermek fakirler için daha uygundur.

http://www.alikarahoca.net/videolar/videobak/203/fikih-sohbetleri/oruc-fikhi-5-multeka.html

Pazartesi, 06 Ağustos 2012 15:46 tarihinde güncellendi

ORUÇ FIKHI -4

FASIL-ORUÇ TUTAMAYANLAR

Oruç sebebiyle hastalığın artmasından korkan hasta için ve misafir için iftar etmek mübahtır. Eğer yolculuk misafire zarar vermezse oruç tutması efdaldir. Hasta ve misafir o hal üzere ölseler, oruçların kazası gerekmez. Eğer hasta iyileşse veya yolcu mukim olsa, o kaçırdıkları miktarca kaza etmeleri vacibtir. Eğer böyle  olmazsa, sıhhat ve ikametleri miktarınca kazası vacibtir.

Velisi onun namına her gün için fitre gibi (fakirlere) yedirir. Eğer ölen vasiyyet etmişse, malının üçte birinden (fitre olarak yediril-mesi) vacibtir. Eğer vasiyyet etmemişse, yedirilmesi vacib olmaz. Şayet velisi teberru (bağış) olarak (fakirlere) yedirse sahihtir.

Namaz (hakkındaki hükümler) oruç gibidir. Her bir namazın fidyesi, bir günün orucunun fitresi gibidir, sahih olan budur.

Ölü yerine velisi oruç tutamaz, namaz kılamaz.

Ramazan orucu kazasını, dilerse ayrı ayrı tutar, dilerse Rama-zanın peşinden hemen tutar. Diğer Ramazan ayı gelene kadar kazasını tehir etse, Ramazan orucunu tutar sonra (evvelki Rama-zanın) kazasını tutar. Üzerine fidye vacib olmaz.

Şeyhi fani (yaşlı ihtiyar) oruç tutmaktan aciz olursa, iftar eder ve her bir gün orucu için fitre gibi miktarla (fakirleri) yedirir. Eğer fitre verdikten sonra oruç tutmaya kadir olursa, tekrar kaza etmesi vacib olur.

Hamile veya çocuğunu emziren kadın, eğer kendisinin veya çocuğunun helak olmasından korkarsa iftar eder, (sonra) fidye vermeksizin kaza eder.

Oruç tutması yasak olan günler hariç, başlamış olduğu nafile-yi tamamlaması vacibtir. Bir rivayette, başladığı orucu özür olmak-sızın bozması mübah olmaz. Ziyafet özürü ile (nafile) orucunu bozması mubahtır. Eğer iftar ederse ,orucunu kaza etmesi gerekir.

Yolcu, iftar etmeye niyet etse, sonra o yerde mukim olsa ve vakti içinde oruca niyet etse sahihtir; eğer bu durum Ramazanda ise orucunu tutması vacibtir; bu durum Ramazan günü yola çıkan mukimin orucunu tamamlaması lazım geldiği gibidir; fakat orucunu bozsa, her iki durumda da üzerine kefaret yoktur.

Bir kaç gün baygınlık geçiren, (ayılınca) onları kaza eder. An-cak baygınlık olduğu gün veya gecenin orucu hariçtir. Ramazanın tamamında delilik geçirse, sonradan bunları kaza etmez, şayet Ramazandan bir an ayıksa, bütün kaçırdıklarını kaza eder. İsterse bu kişi deli olarak  baliğ olsun, isterse buluğundan sonra üzerine delilik gelsin, zahir rivayette hüküm böyledir. Ramazan gününde çocuk buluğa erse, kafir müslüman olsa, yolcu ikamet etse, hayızlı kadın temizlense o günün kalan kısmında (sanki) oruç tutmaları lazımdır. İlk ikisi üzerine (çocuk, ve müslüman olan kafir) o günü kaza etmesi gerekmez. Son ikisi (misafir ve temizlenen kadın) bunun hılafınadır. (Bu ikisi kaza ederler)

NEZİR (adak) HAKKINDA BİR FASIL

İki bayram günü ve teşrik günlerinin orucunu adamak sahih-tir, fakat o gün iftar eder ve sonra bunları kaza eder. Senenin tama-mını adamak ta böyledir, şu yasak günlerde iftar eder, sonra (onları başka günlerde) kaza eder, o yasak günlerde oruç tutarsa üzerine bir sorumluluk (ayrıca kaza etmek) yoktur.

Eğer nezreden sadece nezre niyet etse, nezre ve yemin olma-maya niyet etse, veya hiç bir şeye niyet etmese (bu durumlarda) sadece nezir olur. Eğer yemine ve nezir olmamaya niyet etse sadece yemin olur. (Bu durumlarda) iftar etmekle, yemin kefareti vacib olur, kaza vacib olmaz.

Eğer yemin ve nezre niyet etse, veya sadece yemine niyet etse (bu durumda) nezir ve yemin olur ve orucu bozmakla kaza ve kefaret lazım olur. Ebu Yusuf’a göre evvelkisinde nezir olur, ikin-cisinde yemin olur.

Şevval ayının altı gün orucunu, bayram gününe eklemek mekruh değildir. O altı gün orucu, bayram gününden ayırmak kerahetten ve hıristiyanlara benzemekten daha uzaktır. (Bayram günü oruç tutmaz, sonraki gün nafile altı günü tutar.)

http://www.alikarahoca.net/videolar/videobak/200/fikih-sohbetleri/oruc-fikhi-4-multeka.html

Pazartesi, 06 Ağustos 2012 15:48 tarihinde güncellendi

Sayfa 24 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.