.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

cumartesi  saat: 16.00 da  müceddidtv de.

Cumartesi, 28 Şubat 2015 17:49 tarihinde güncellendi

NECİP FAZIL'IN DİLİNDEN -AYASOFYA FATİHİNİ BEKLİYOR...

Necip Fazıl'dan Erdoğan'a Mektup

Yeni Akit Ankara Temsilcisi Yener Dönmez, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Ayasofya ile ilgili görüşlerini köşesine taşıdı. Üstad, " Türkün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya'nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler. Ancak Ayasofya bugün mü yarın mı bilemem, açılacak" diyor.

"Bana öyle geliyor ki, yalnız, manayı anlasak, yalnız onu yerine getirebilsek, Ayasofya'nın kapıları sabır taşı gibi çatlar, kendi kendisine açılır, isterse açılmasın; ondan sonra her şey, küçük bir tatbikat işinden ibaret kalır.

Ayasofya...

Bizi bu hale getiren annelerimizin cennet kokulu başörtüsünü sarhoş kusmuğuna bez diye kullanan, ahlakımızı, Paris'in dünya çapındaki Şabanek kerhanesinden daha aşağı düşüren, milli kültürümüzü çöplüğe ve milli iktisadımızı tımarhaneye çeviren, zekamızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren tarihi cereyanın kendi öz evimizde yüzümüze kapadığı oda, ruh ve mukaddesat otağımız...

Ayasofya budur...

126 yıl boyunca dışarıdan batı emperyalizmasının, içerden de onların sadık ajanları sıfatıyla kozmopolitlerin, Yahudilerin, dönmelerin, masonların ve nihayet hepsinin birden ana sermayesi ve gönüllü fedaisi halinde 'Adı Türk küfür tiptir' cümlelerinin idare ettiği bu cereyan Ayasofya'yı müzeye çevirmekle Türk'ün öz ruhunu müzeye kaldırmış olur.

Demek ki Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne hacim, ne cisim ne de bütün bunların madde senfonisi; sadece mana, yalnız mana...

İstanbul'daki Süleymaniye, Edirne'deki Selimiye, bunlara karşılık da Roma'daki "Senpiyer" ve Paris'teki "Noturdam", bizde ve onlarda daha niceleri, madde ve hatta gayelerine bağlı mana kıymeti olarak, Ayasofya'nın eşik taşına bile denk olamaz. Zira bunlardan her biri kendi gayesinin tabiî şartları içinde, tek taraflı olarak yükseltilmiş eser...

Ayasofya ise bunların yanında bir kümes bile olsa, öyle bir nasibin sahibi ki, ne madde, ne de tek taraflı mana ölçüsü ile ona varmak kabil...

Ayasofya, bir mananın, zıt manaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan abidesi...


Ayasofya, Türkün öz evi ve anayurdu içinde, güya Türklerin eliyle manasından koparılıyor, duvarlarından Allah ve Resulünün mukaddes isimleri indiriliyor, iç sıvaları kazılıp putlar meydana çıkarılıyor ve Hilalden ziyade Salib'in faziletlerini ilana memur bir müze, yani içinde İslamiyet'in gömülü olduğu bir lahit haline getiriliyor.

Artık o, basit bir taş yığınıdır, öyle bir taş yığını ki, sadece kendisinde kıyılan ulvî mananın katillerini ilan ve ihtarla kalmıyor; üstelik her an Salib'in ağzından salyasını akıtıcı bir iştah telkiniyle, Türk'ün ruhiyle beraber maddesini, maddesiyle beraber de ruhunu Hıristiyanlık alemine peşkeş çeken, 'Buyurun, ne duruyorsunuz; gelin ve bizi esir edin!' diyen bir hava yaşatıyor.

Ayasofya'nın Hilal hakimiyetinden uzaklaştırılmasiyle düşmana aşılanan gayret, bir ordunun harp planlarını satmaktan beter bir tehlike ve suç belirtir.

Eğer o kökünden tıraş edilse ve yıkılsa bir şey değil de, bu haliyle, bütün bir milleti ve tarihi her an öldürüp yine dirilten ve tekrar öldüren bir felaket...

Sebeb açık: Ayasofya'nın Kapılariyle beraber ruhumuzu kilitlediler. Onun için, her mana, her hikmet, her münasebet Ayasofya'ya bağlı...

Nasıl bütün yollar Roma'ya çıkarsa, Türk manevî kurtuluş davasının bütün meseleleri de Ayasofya'ya ve onu müzeleştiren ellere çıkar.

Ayasofya açılmalıdır!

Türk'ün kapanık bahtiyle beraber açılmalıdır.

Ayasofya'yı kapalı tutmak, manada bütün camileri ve cami mefhumunu kapalı tutmaktır.

Ayasofya'yı kapalı tutmak, Yunanlıya "ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç!' demekten farksızdır...

Ayasofya'yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 70 milyon ve altındaki 30 milyar Türk'ün, semaları tutan lanetine hedef olmaktır.

Bu gün mü, yarın mı bilemem!

Fakat Ayasofya açılacak!

Türkün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya'nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler.

Allah tarafından mühürlenmiş kalplerin kapısını mühürlediği Ayasofya, yine onların ayni şekilde mühürlemeğe yeltenip de hiç bir şey yapamadığı, günden güne kabaran akınını durduramadığı ve çığlaşacağı günü dehşetle beklediğim mukaddesatçı Türk Gençliği'nin kalbine eş açılacak..."


Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Ayasofya Hitabesi'nden özetlediğim bu satırlar, günümüzde İslam Alemi'nin öne çıkan lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın omuzlarındadır.

Fatih'in İstanbul'dan sökülen mührünü geri koymak ve İslam Alemi'ndeki liderliğini perçinlemek için Erdoğan bunu yapmalıdır.

AK Parti döneminde Akdamar dahil onlarca kilise restore edilmiştir ve kimse Erdoğan'a dini ayrımcılık suçu isnat edemez.

Müzeler de aynı biçimde trilyonlarca kaynakla mamur edildi.

Ayasofya'dan başka müzemiz çok.

Ama Ayasofya'nın temsil ettiği manaya ulaşmasını sağlayacak Erdoğan'dan başka liderimiz yok."

EZANA MÜDAHALE-DİYALOG REZALETİ

Belçikada bir kilisede ezan okuyan ahmağın biri "Eşhedu enne Muhammederresulullah" bölümünü atlayarak kafirlere yağcılık yaptı... Bunların kalplerine kafir aşkı içirilmiş, nasıl ki yahudilerin kalplerine buzak sevgisi içirilmişsei bunlar da Allahın düşmanlarının sevgisine vurulmuşlar....

Kişi sevdiği ile beraberdir, Allah ayırmasın diyemeyeceğim, bilakis ALlah tez zamanda tevbe nasip eylesin değilse kahru perişan ederek başkalarına zarar vermesinler....

linki: http://www.facebook.com/photo.php?v=325068914236435

Pazartesi, 30 Temmuz 2012 09:55 tarihinde güncellendi

EHLİ KİTAP GELİYOR......

Mardin'e 300 bin Süryani

“25 dönümlük miktar kanunla 300 dönüme çıkarılıyor. Bakanlar Kurulu kararı ile de 600 dönüme çıkarılabiliyor. Gerçekte 25 dönümlük arazi satışı 600 dönüme çıkarılıyor. Üstelik karşılıklık durumu ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda yabancılar Türkiye'de 600 dönüme kadar arazi sahibi olabileceklerdir. Biz bu kanuna Hıyanet Yasası diyoruz. Kabul edilemez bir durumdur. Ecdad, mübarek kanlarını bu toprakları satalım da para kazanalım diye dökmediler.”

Yasayı kendi topraklarına yeniden dönüş umudu olarak gördüklerini, bazı Süryaniler'in bu umudu gerçekleştirmek için adım attıklarını belirten Federasyon, “Geçmişte nüfusunun çoğunluğu Süryaniler'den oluşan Turabdin ve Hakkari bölgesinde bugün yaklaşık 4 bin Süryani bulunmaktadır. Oysa yurt dışında adı geçen bu bölgelerden göç etmiş 300 binden fazla Süryani yaşamaktadır” dedi.

 

HATAY, URFA, MARDİN

SP'den yapılan açıklamalarda ayrıca, yabancılara toprak satışının, Güneydoğu'da Büyük Asur Devleti idealindeki Nasturi, Süryani ve Asurileri harekete geçirdiği belirtiliyor; Türkiye aleyhine Stokholm, İsveç, Avustralya ve 3 ABD Eyaletinde Sözde Seyfo (kılıçtan geçirme) Soykırım Anıtı diken Büyük Asur lobisinin Avrupa ülkelerinin desteğiyle Türkiye'de özellikle Antakya, Urfa ve Mardin'de toprak alımı için harekete geçtiği ifade ediliyordu. Bu noktada Türkiye'de en çok toprak satılan iller arasında Hatay, Şanlıurfa ve Mardin'in yer alması dikkat çekerken, yasaya tepkili uzmanlar "Satılan toprağı sırtlarında götürmeyecekler ama tehlikeli ideallerini satın aldıkları bu topraklar üzerinde kuracaklar" uyarısında bulunuyordu.

 

“YASA YENİDEN DÖNÜŞ UMUDUMUZ OLDU”

Açıklamada, “Türkiye'nin modern dünyayla bütünleşme sürecinde attığı adımlar”ın, Süryaniler'in yeniden kendi topraklarına dönüş umudunu da ortaya çıkardığı ve bazı Süryaniler'in bu umudu gerçekleştirmek için adım attıkları ifade edildi.


“300 BİN SÜRYANİ TOPRAKLARINA DÖNECEK”

Süryani Dernekler Federasyonu açıklamasında şöyle dedi: “Ancak Süryaniler'in attığı bu adımlar, karanlık zihniyet sahibi ve bütün yaşam kaynağını düşmanlıklardan alanları yeniden harekete geçirdi” dinelen açıklamada, şöyle devam edildi: “Geçmişte nüfusunun çoğunluğu Süryaniler'den oluşan Turabdin ve Hakkari bölgesinde bugün yaklaşık 4 bin Süryani bulunmaktadır. Oysa yurt dışında adı geçen bu bölgelerden göç etmiş 300 binden fazla Süryani yaşamaktadır. Dürüst insanlar bunun hesabını yapmaya ve özeleştirisini vermeye çalışırken,...

NOT: Bunlara sormak lazım mademki çok seviyordunuz da bu ülkeden neden kaçtınız veya kovuldunuz? Şimdi hangi cesaretle veya vaadlerle dönmek istiyorsunuz?

Kafirden dost, domuzdan post olmaz..... Denenmiş denenmez...

 

 

 

Sayfa 30 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.