.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

MİLLET KAFAYI ÇEKİYOR....

  alkol.jpgAlkolde geçen yıla göre: % 19,6 artış

Toplam nüfusu 71,4 milyon olan 26,5 milyon turistin ziyaret ettiği Türkiye'deki alkollü içki satışları geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 19,6 oranında artarak, 1 milyar 101 milyon 582 bin 924 litreye ulaştı.

İthalat dahil, 2006 yılında 880 milyon 971 bin 67 litre olan alkollü içki satışları, 2007 yılında 921 milyon 241 bin 826 litreye yükseldi. Satış miktarı, geçen yıl ise 180 milyon 341 bin 98 litre daha arttı ve 1,1 milyar litreyi buldu.

2008 yılındaki satışların 1 milyar 95 milyon 621 bin 44 litresini yerli üretim, 5 milyon 961 bin 880 litresini de ithal ürünler oluşturdu. Geçen yıl 78 milyon 913 bin 915 litre de alkollü içki ihraç edildi.

GÜNDE 122 BİN 199 LİTRE RAKI SATILDI

TAPDK verileri, geçen yıl rakı tüketiminde de belirgin bir artış olduğunu ortaya koydu. 2007 yılında, 2006'ya göre 3 milyon 801 bin 657 litre azalan rakı satışları, geçen yıl yeniden yükselme gösterdi ve 44 milyon 602 bin 479 litre oldu. Böylece, 2008 yılında bir önceki yıla göre 1 milyon 886 bin 456 litre daha fazla rakı satıldı. Günlük rakı satışı da 122 bin 199 litreyi buldu.

Alkollü içki satışlarında en yüksek artış ise şarapta yaşandı. 2008 yılında 2007'ye göre, satış miktarında yüzde 66'lık artış kaydedilen şarapta, bir önceki yıl 22 milyon 840 bin 795 litre olan toplam satış, geçen yıl 37 milyon 907 bin 519 litreye yükseldi. Bu şekilde, şarap satışı 15 milyon 66 bin 724 litre arttı.

2007 yılında 399 bin 97 litre olan şampanya satışları da 460 bin 547 litreye çıktı.
Bu süreçte viski satışları 1 milyon 433 bin 995 litreden, 1 milyon 671 bin 75 litreye, votka satışları 5 milyon 978 bin 868 litreden, 8 milyon 808 bin 434 litreye, cin satışları 1 milyon 145 bin 477 litreden, 1 milyon 234 bin 617 litreye yükseldi.

Böylece, viski satışlarında 237 bin, votka satışlarında 2 milyon 830 bin, cin satışlarında da 89 bin litrelik bir artış kaydedildi.

Likör satışları da bir önceki yıla göre 634 bin 923 litre artış göstererek, 1 milyon 284 bin 706 litreye çıktı. Vermut satışında 77 bin, rom satışında 51 bin litrelik artış meydana gelirken, kanyak satışları ise 516 bin 124 litreden, 482 bin 481 litreye geriledi.

BİRAHANELER DOLDU

2008 yılında, 2006 ve 2007'de olduğu gibi bira satışlarındaki artış trendi devam etti. Geçen yıl, bir önceki yıla göre ülkemizde 80 milyon 256 bin 814 litre daha fazla bira tüketildi ve toplam satış 925 milyon 20 bin 469 litreye ulaştı.

Geçen yıl, Türkiye çapında günde ortalama 2 milyon 534 bin 303 litre bira satılırken, Almanya ve Danimarka'da 120 litre olan kişi başına yıllık bira tüketimi, Türkiye'de 10,5 litreden 13 litreye çıktı. Avrupa'da ortalama 60 litre civarında olan şarap tüketimi de Türkiye'de 0,5 litre oldu.

MUTLAK ALKOL DERECESİ

Alkollü içkilerde mutlak alkol derecesine göre bir değerlendirme yapıldığında ise 2007 yılında ithal ürünlerle birlikte 68 milyon 689 bin 374 litre olan toplam satış, geride bıraktığımız yıl 76 milyon 900 bin 803 litreye yükseldi.

Bu arada, 2008 yılında 1 milyon 671 bin 75 litre viski ithal edilirken, votka ithalatı 1 milyon 150 bin 75 litre, şarap ithalatı 926 bin 226 litre, likör ithalatı 465 bin 606 litre olarak gerçekleşti.

Alkollü içki ihracatında en büyük kalemi ise bira oluşturdu. Geçen yıl 73 milyon 611 bin 503 litre bira, 2 milyon 711 bin 534 litre rakı, 2 milyon 342 bin 914 litre şarap, 152 bin 9 litre de votka ihraç edildi.  Star

Pazartesi, 20 Nisan 2009 09:02 tarihinde güncellendi

Türkiye'nin stratejik limanları kimlerin kontrolüne geçiyor?

liman.jpgAmerika'nın çok önemli bir sözü var...
20 Nisan 2009 Pazartesi 12:25
İnternette dolaşan bir elektronik posta kafalarda soru işareti yaratıyor. Türkiye'nin stratejik limanları kimlerin kontrolüne geçiyor?

Günlerdir sessiz sedasız bir şekilde, elektronik posta kutularına bir mesaj düşüyor. O mesajda insanların kafalarında soru işaretleri uyandıran, şok edici bir iddia bulunuyor. Yakında merkez medyanın da gündemine oturması beklenen o iddianın en yalın halini taşıyan mesaj özetle şöyle:

''İtalya Napoli'deki NATO üssü İzmir Urla'ya taşınıyor...4000 amerikan askeri Urla'da ev tutmaya başladı bile. BİP (Büyük İşgal Projesi) sebebiyle üs doğuya kaydırılıyor. Tehlikeli kısım bir havaalanı inşaatının da Mordoğan'da başlamış olması...Adana İncirlik üssü İran ve/veya Suriye atış Menzilinde olduğu için ana hava üssü İzmir olacak..

Tepemizden bomba yüklü bir sürü uçak geçecek her gün. Daha sonraki aşamada 6. Filo'nun ana üslerinden biri olabileceği söyleniyor..

Uzun ada'nın da kullanılacağı (ki şuan zaten kullanılıyor) öğrenilmiş...

Adamlar evlerini tuttular bile.. Urla'da emlak işi yapanlara teyit ettirebilirsiniz...

Kimisi aman gelsin iş olur para kazanırız derken, sağ duyulu vatandaşlar bunun ilerde çok büyük sorunlara yol açacağının farkında..

Güzelim İzmir yada ülkemizin herhangi bir yeri, kısaca biz bu işe alet olmamalıyız...

Stratejik olarak Uzun ada, İzmir körfezi çıkışını tutan yer. Burayı kontrolünde tutan donanmayı körfeze hapseder..

Güney Deniz Saha Komutanlığı merkezi de ablukaya alınmış oluyor ileriki aşamalar için..

Amerikan'ın Yeni Dünya Düzeni projesinde çok önemli bir söz var..

Diyor ki düşman zaten düşmandır, bellidir, önemli değil... Önemli olan dost/müttefik ülkenin ordusunun önemli komutanlarını/komuta merkezlerini ele geçirmek kontrol altına almaktır. Projeye inandırmaktır, boyun eğdirmek itaatkar yapmaktır.''

Bundan sonrası konuyla ilgili olarak devletin gerekli birimlerinin yapacağı açıklamaya kalıyor.
 
İyibilgi
Pazartesi, 20 Nisan 2009 09:00 tarihinde güncellendi

"Başörtüsünü yargılayanları keserim. İsrail'e gidin"

 
tesettur-adabi-nasil-olmali.jpgBaşörtüsünü yargılayanı keserim!
20 Nisan 2009 Pazartesi 11:09
Sanık Alparslan Arslan, "Başörtüsünü yargılayanları keserim. İsrail'e gidin" dedi.
 
Danıştay saldırısı davasında olay çıktı. Sanık Alparslan Arslan, "Başörtüsünü yargılayanları keserim. İsrail'e gidin" dedi. Daha sonra mahkeme başkanıyla tartışan ve olay çıkaran Arslan, duruşma salonundan atıldı.

AA-Yargıtay'ın Danıştay üyelerine saldırı davasıyla Ergenekon davasının birleştirilmesi için verdiği bozma kararının ardından Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün yapılan ikinci duruşmada olaylar çıktı.

 Sanık Alparslan Arslan, mahkeme heyeti ara karar vermek için duruşma salonunda ayrıldıktan kısa bir süre sonra üzereyken ayağa kalktı.

 Arslan, “Bu nasıl memleket? Başörtüsüne dokunanı keserim” diye bağırdı.
 

 Arslan, 5- 6 jandarma eri tarafından güçlükle kontrol altına alınarak duruşma salonundan çıkartıldı.

 Mahkeme heyeti, Ergenekon davasıyla birleştirilebilmesi için Danıştay saldırısı davasınının bozulmasına karar verdi.

Pazartesi, 20 Nisan 2009 08:55 tarihinde güncellendi

Antalya Müftüsü Mahmut - T.v de evlilik

evlilik.jpgTV'de eş arayana müftüden sitem

Televizyonların vazgeçilmezleri arasına giren evlendirme programlarında eş arayanlara Antalya Müftüsü Mahmut Yeleser tepki gösterdi. Yeleser'in gerekçesi ise..

18 Nisan 2009 19:45

Antalya Müftüsü Mahmut Yeleser, ''Bu asil, bu aziz milletin, yarının annesi olacak, beyine eş olacak, canını malını koruyacak eş, televizyon stüdyosundan böyle fiziki yapısı ve rengine bakılarak mı alınır?'' dedi.

Mahmut Yeleser, Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde düzenlenen ''İslamda Aile Konferansı''na katıldı.

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her yerde ''İslam'da Aile'' konusunu işlediklerini belirten Yeleser, ''Çünkü aile müessesi çatırdıyor. Yuvasını terkeden anneler, çoluk çocuğunu bırakıp evini, eşini terkeden anneler veya yavrusunu eşini evini bırakıp giden, ülkeyi, memleketi terkeden ev reisi erkekler var. Antalya'da son 1 ay içinde 101 aile boşanmış'' diye konuştu.

Hz. Muhammed'in, Müslümanlar'a, eş seçerken dindar olanını tercih etmeleri konusunda tavsiyelerde bulunduğunu vurgulayan Yeleser, izdivaç programlarından eş seçenleri de eleştirdi.

Yeleser, şunları kaydetti:

''Evlilik aşamasında en büyük sıkıntımız böyle gelişigüzel, cadde ve sokaklardan gelin alınması. Yeri geldiği için arzediyorum, sıkıntımız var, televizyon ekranlarında izdivaç programları var. Allah aşkına, bu asil, bu aziz milletin, yarının annesi olacak, beyine eş olacak, canını malını koruyacak eş, televizyon stüdyosundan böyle fiziki yapısı ve rengine bakılarak mı alınır?''

Hz. Muhammed'in anlaşıldığı zaman renklerin, ailelerin, evlerin, sokak ve caddelerin değişeceğini belirten Yeleser, ''Çünkü Hz. Muhammed'in nuru, cehalet asrını Asrı Saadet'e çevirmiş, eşya olarak satılan kadını evin sultanı yapmış. Tarih, insanlık buna şahit'' dedi.

 

Pazar, 19 Nisan 2009 09:39 tarihinde güncellendi

Sayfa 198 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.