.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

DİYALOG NERDE - NASIL OLACAK?

papaz_klise.jpgKİLİSEYE GİRMEK

 

Fıkıh kitablarımızda, hakimlerin tabi olması gereken bahşslerde davalı gayrı müslim olursa, onların mabedlerine (kilise-havra) girip orda hüküm verebilir mi? Yoksa caiz değilmi?

Bu konuda Kenz şerhi Tebyin-i Hakayık  c: 13 , sah: 160

İbadet evlerinde (şahitler) yemin ettirilmezler. Zira yapılan yeminde onlara tazim vardır. Halbuki hakim, orada hazır olmaktan men edilmiştir.

 

Dürrü-l Muhtar: 5/108

İbadet evlerinde (kilise-havra) yemin ettirilmezler, zira oraya girmek mekruhtur.

 

Cevheretun-Niyre: 5/404

İbadet evlerinde (kilise-havra) yemin ettirilmezler, zira hakimin orada hazır olması men olunmuştur.

 

Nasbur-Raye: 10/104

İbadet evlerinde (kilise-havra) yemin ettirilmezler, zira hakimin orada hazır olmaz; bilakis hakim oraya girmekten men olunmuştur.

Aynı şekilde ibareler diğer fıkıh kitablarımızda mevcuttur: Hidaye şerhi İnaye 11/294 – Fethul Kadir 18/420

 

Bahrur- Raik: 19/313

İbadet evlerinde (kilise-havra) yemin ettirilmezler, zira hakimin orada hazır olması men olunmuştur. Şöyle denilseydi daha uygun olurdu: - müslüman orda hazı olmaz- Zira tatarhaniyye’de şu ibare vardır: Müslümanın kilise ve havraya girmesi mekruhtur. Zira orası şeytanların toplanma yeridir. Bundan zahir olan, haram olduğudur. Zira mutlak bırakılnca, haram olduğu kasdedilir. Muhakkak yahudiyle birlikte kiliseye devam eden kişi için, tazir cezası ile fetva vermiştim.

Reddul Muhtar’da şu ilave vardır. İçeri girilmesi haram olunca, namaz kılınmasının (haram olması hükmü) de -evla yoldan- anlaşılmış oldu. Bununla, bilmeden girilip namaz kılınmasının hükmü de (caiz olmadığı) bilindi.

 

Şu yukarki ibareler Hanefi fıkhında meşhur kitablarda zikredilmiştir. Diğer mezhebleri aktarmadık, onların bazısı Hanefi’den daha şiddetlidir.

O halde islam fıkhını bırakıp ta, abisinin, patronunun veya felsefe mantık oyunlarıyla milletin kafasını karıştıranların sözlerinin, dinimizde asla bir şey ifade etmediği de ortaya çıkmış oldu.

Cehaletin mazeret omadığını biliriz, muhasebeye çıktığımızda herkesin kendi suçunun cezasını bir de sebeb olduğu kişilerin cezasını yükleneceğini unutmayalım.

Allahu teala bizleri, düşmanı olan kafirlerden uzak eylesin, dininin bütün dünyaya hakim olması niyetiyle islamı öğrenip yaşayarak tebliğ etmeye muvaffak eylesin…

 

 

 

 

 

 

Cuma, 24 Nisan 2009 15:49 tarihinde güncellendi

İLK EZAN - BİLALİ HABEŞİ R.A.

eski_cami_i--2.jpgMüezzinlerin piri

Ezan İslam'ın şiarlarından, sembollerinden biridir. Okunduğu bölgede Müslümanların varlığının bir işaretidir. Ve tevhidin, imanın, Allah'ın büyüklüğünün, Hz. Muhammed'in Resul oluşunun bir haykırışıdır. İşte bu haykırışı ilk yapan Bilal-i Habeş'idir.

Ezandan önce Müslümanlara namaz vaktinin gelişi; "es-Salah, es-Salah, Haydi namaza..." nidasıyla duyurulurdu. Ama aslında tam olarak duyurulamıyordu. Efendimiz (sav) ashabıyla istişare eder. Bazıları 'çan çalalım' der. 'Hıristiyan âdetidir' diye kabul edilmez.

Teklifler ve reddedilişler peş peşe gelir: -Boru çalalım, -Yahudi âdetidir. -Ateş yakalım, -Mecusi âdetidir. -Namaz vakti yüksekçe bir yere bayrak asalım, -Bu da hoş değil, üstelik gece görülmez.

Bir karara varılamadan Müslümanlar dağılır. Sabah namazı vakti Ensar'dan Abdullah bin Zeyd gördüğü bir rüyayı Resulullah'a anlatır. Efendimiz (sav): "İnşallah hak rüyadır, diyerek rüyadan duyduğu memnuniyeti dile getirir ve bu aşamada vahyin de talimatıyla emrini verir: "Abdullah Bilal'le birlikte kalk, sen gördüklerini Bilal'e söyle, Bilal ezan okusun. Çünkü O'nun sesi senden daha yüksektir. (Ebu Davud)

Ve o ilk ezandan sonra Resulullah vefat edinceye kadar hep Efendimizin (sav) müezzinidir.

Bilal-i Habeşi bir sabah vakti yine namaz vaktinin geldiğini Peygamber Efendimize bildirmek için evinin önüne gitmiş ve: "es-Salah..." diye seslenmişti. Biraz bekledikten sonra Efendimizin gelmediğini görünce Bilal, tekrar evin önüne giderek; "Esselatü Hayrün minen nevm, Namaz uykudan hayırlıdır"  diye iki defa nida etmişti. Resulullah Mescide gelip Bilal'i görünce şöyle buyurur: "Bilal, bu ne güzel söz! Sabah ezanını okurken bunu da söyle..." (Ebu Davud)

Artık o günden bu güne kadar sabah ezanına hep bu söz eşlik etti. Ve Kıyamete kadar da devam edecek inşallah...

Resulullah'tan sonra

Allah Resulüne ezan okumak ne kadar zevkli, onurlu, zor ama o nispette mübarek bir iştir. Her ezandan sonra Resulullah'ın arkasında namaza durmaya alışanlar, artık O'nu göremeyince adeta çılgına dönmüşlerdi.  Bunlardan bir tanesi de Bilal'di.

Ve Resulullah'tan sonra ezan okumayı kendine bir türlü kabullendiremiyordu. Yüreği yetmiyordu buna. Bir gün Halife Hz. Ebubekir'in yanına gelerek; "Ey Resulullah'ın Halifesi. Ben Allah Resulünden; 'Ey Bilal Allah yolunda cihaddan daha faziletli bir şey yoktur' buyurduğunu işitmiştim" dedi. Hz. Ebubekir: "Ey Bilal dileğin nedir?"

Allah yolunda ölünceye kadar seferlerde cihad etmek istiyorum.

Ey Bilal, sen bizi bu hal üzere bırakıp gitmeyi uygun görüyor musun? Yanımızda otursan da bize yardım etsen olmaz mı? Hz. Ebubekir bu ricada bulunur ve yemin ederek gitmesine razı olmayacağını belirtir.

Bu kesin ifade üzerine Bilal-i Habeşi şu tarihi ve çarpıcı sözü söyler: "Eğer sen beni, kendin için satın aldın ise, seninle birlikte olayım beni yanında alıkoy. Yok, eğer Allah için satın aldın ve azad ettinse, beni bırak da Yüce Allah'ın hizmetine gideyim."

Ben seni ancak Allah için azad etmişimdir. Ey Bilal Allah aşkına üzerinde bulunan hakkımı ve hürmetimi göz önünde tut da yanımdan ayrılma. Ben zayıfladım, yaşlandım. Ecelim de yaklaşmıştır.

Bu ifadelere elbette duyarsız kalınamazdı. İslam'ın ilk devrinden itibaren beraber olmuş, pek çok ortamı paylaşmış bu iki insan ayrılamayacaktı. Ve Bilal cihad seferini erteledi. Hz. Ebubekir'in vefatından sonra Şam tarafına hicret ederek, orada cihada katıldı.

Son ezanı

Resulullah'ın irtihalinden sonra ezan okumadığını belirtmiştik.  Takriben on yıllık zaman zarfında bunun üç tane istisnası vardır.

Birincisi; Hz. Ömer'in Şam seferinde halifenin ısrarı üzerine okuduğu ezan...

İkincisi; Hz. Ömer'le Kudüs'ü fethe gittiğinde, orada yine Hz. Ömer'in, ashabın ve mücahitlerin ısrarı üzerine okuduğu ezan...

Üçüncüsü; Medine'ye geldiğinde okuduğu ezandır ki bu hayli ilginç ve hüzünlü olmuştur.

"Şam'da iken bir gece rüyasında Hz. Peygamberi gören Bilal-i Habeşi hemen yol hazırlığına başlayarak Medine'ye gelmiş ve Resulullah'ı ziyaret etmiştir. Bu sırada Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'i gören Hz. Bilal, gözlerinden yaşlar akarak ikisine de sarılmıştır. Hz. Hasan ve Hüseyin de O'ndan Birgen fecir vakti ezan okumalarını istemiştir. Hiç kimsenin isteği ile ezan okumayan Hz. Bilal, Resulullah'ın bu iki ciğerparesinin arzularını kırmamış ve bir gün sabah ezanını okumuştur.

Ancak ezanın yarısını tamamlayabilmiş, geri kalanını gözyaşlarına mani olamadığı için tamamlayamamıştır. Bu arada ezan okurken O'nun sesini duyan ve tanıyan bütün ashap hemen evlerinden büyük bir coşkunluk ve şaşkınlık içinde çıkarak, sanki Resulullah ile birlikte namaz kılacaklarmış gibi Mescidi Nebevi'ye koşmuşlardır. O gün, Resulullah'ın muhabbeti bütün kalplerde tazelenerek içi buruk bir bayram günü yaşanmıştır."

Cuma, 24 Nisan 2009 15:50 tarihinde güncellendi

Kanadalı Bakanlar 'Soykırım' gecesinde

 

ermenist.jpgKanadalı Bakanlar 'Soykırım' gecesinde

22 Nisan 2009 Çarşamba 13:46

Türkiye, ABD ile beklediği Ermeni soykırımı krizini, Kanada ile yaşadı.

 

 

Kanada’da Ermeni lobisinin düzenlediği “soykırımı anma” gecesine Kanadalı Bakanlar katıldı.

Gece, Kanada Ermeni lobisinin, bu ülkenin olaylarını parlamentosunda aldığı bir kararla resmen “soykırım” olarak tanmasının beşinci yıldönümünde gerçekleşti. Geceye davetli olan Kanada Başbakanı Stephen Harper da, Ermenilere mesaj gönderdi.

Türkiye’nin uyarılarına rağmen, Kanada hükümetinin hala 1915 olaylarından “soykırım” olarak bahsetmesi ve hükümet üyelerinin Ermenilerin “soykırım anma” gecesine katılması, Ankara’nın sabrını taşırdı. Türkiye’nin Ottowa Büyükelçisi Rafet Akgünay, “danışmalarda bulunmak üzere” acil koduyla Ankara’ya çağrıldı. 

Diplomaside böyle kriz anlarında “danışma için” Büyükelçilerin geri çağrılması, aslında “fiilen diplomatik ilişkinin düşürülmesi” anlamını taşıyor.

Ermeni lobisinin dün akşam düzenlediği “soykırımı anma” gecesine, Türkiye’nin önceden yaptığı uyarılara rağmen, Kanada Göç Bakanı Jason Kenney katıldı. Gecede bir de konuşma yapan Kenney 1915 olaylarını kastederek, “bu olaylar, etnik ve dini düşmanlığın, şiddetle birleşinde, insanlığa karşı menfur suçlara dönüştüğünü, hem bize, hem de gelecek nesillere gösteriyor” dedi.

Kanada, 1915 olaylarını Parlamentosunda 21 Nisan 2004’de onayladığı bir karar ile resmen “soykırım” olarak tanımıştı. 
 
Hürriyet

Perşembe, 23 Nisan 2009 07:58 tarihinde güncellendi

osmanlıya olan kinleri dinmedi...

iskambil_osmanl.jpgPadişahları böyle öğreneceklermiş
22 Nisan 2009 Çarşamba 12:20
Her zaman insana saygıdan dem vuran Avrupalı bu değerlerin sadece kendi çıkarları için olduğunu başkası için bir şey ifade etmediğini bir kez daha 
 
Avusturya'lı oyun kağıdı üreticisinden Osmanlı Padişahlarına büyük saygısızlık.

"Osmanlı İmparatorluğu" adında piyasa sürülen yeni iskambil kağıdı setinde, Kanuni Sultan Süleyman, Osman Gazi, Piri Reis, Barbaros Hayrettin Paşa gibi önemli tarihi şahsiyetler yer alıyor.

Çeşitli kumar oyunlarında kullanılan kağıtların arka yüzüne ise Osmanlı'nın resmi devlet armasının basılması tepkiyle karşılandı. Böyle bir seri ile oyuncuların Osmanlı tarihini öğreneceklerini savunan Piatnik firmasının yöneticisi Dieter Strehl, ayrıca Türkler arasında da kağıt oyunu meraklısının çok olduğunu ve bu yolla müşteri olarak onlara da ulaşmak istediklerini açıkladı.

Avusturya'da yaşayan Türk vatandaşları, üretici firmaya tepki gösterdi.
Perşembe, 23 Nisan 2009 07:56 tarihinde güncellendi

Sayfa 196 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.