.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

AKP'nin başörtüsü karşıtlığına tepki çığ gibi

tesettur-adabi-nasil-olmali.jpgBaşörtüsünü çıkartman gerekmiyor

AKP'nin, başörtülü Trabzon Belediye Meclis Üyesi Saadet Çoban'ın başını açmasını istemesine tepkiler çığ gibi büyüyor. Konu hakkında bir açıklama yapan Saadet Partisi GİK Üyesi Av. Şeref Malkoç, Çoban'a çağrı yaparak başını açmamasını önerdi.

AKP'nin başörtülü Trabzon Belediye Meclis Üyesi Saadet Çoban'ın başını açmasının istemesine tepkiler çığ gibi büyüyor. Konu hakkında bir açıklama yapan Saadet Partisi GİK Üyesi Av. Şeref Malkoç, Çoban'a çağrı yaparak başını açmamasını önerdi. Belediye meclisine türbansız girilmesi yönünde herhangi bir kanun bulunmadığını söyleyen Malkoç, "CHP başörtüsü karşıtlığından vazgeçerek yanlış yolda olduğunu anladı. Seçilmiş olan kardeşimize tavsiyemiz, çekilmesin ve Allah'tan başka kimseden korkmasın. Kendisine haksızlık yapanlara karşı haklarını ve hukukunu korusun. Bununla ilgili hiçbir yasal sınırlama yoktur. Milletin temiz oylarıyla seçilmiştir. Bacımızı çok bunaltırlarsa onun da çözümünün yolu vardır. Başörtüsüne karşı husumet besleyenlere gereken cevabı versin. Siyasi noktada bunalırsa başını açmadan çözümünü bulur" dedi.

"Vicdan özgürlüğüne müdahaleyi kınıyoruz"

Mazlumder Trabzon Şube Başkanı Mehmet Çınar, 29 Mart yerel seçimlerinde Trabzon Belediyesi Meclis Üyeliğine seçilen Av. Saadet Çoban'ın başörtüsü hakkında AKP Trabzon İl Teşkilatı'nın aldığı kararı "din ve vicdan özgürlüğüne" müdahale olarak kabul ediyor ve kınıyoruz dedi.

Mazlumder Trabzon Şube Başkanı Mehmet Çınar yaptığı basın açıklamasında AKP'nin başörtüsüne olan tutumunu eleştirdi. Çınar 29 Mart yerel seçimlerinde Trabzon Belediyesi Meclis Üyeliğine seçilen Av. Saadet Çoban'ın başörtüsü hakkında AKP Trabzon İl Teşkilatının aldığı kararı "din ve vicdan özgürlüğüne" müdahale olarak kabul ediyor ve kınıyoruz dedi. Çınar konuşmasının devamında ise, "İnancımızda, adı ne olursa olsun kadınlar açısından başörtüsü vardır. Ülkemizde de kadınlarımızın büyük çoğunluğu başörtüsünü inancı gereği takmaktadır. Anayasamızda ve mevcut yasalarımızda başörtüsünü yasaklayan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Başörtüsü "din ve inanç hakkı" kapsamında temel insan hakkıdır. Bunu yasaklama girişimleri "kılık ve kıyafet özgürlüğüne", "seçme ve seçilme özgürlüğüne" müdahale anlamı taşımaktadır. AKP'nin bu tutumunu kınıyoruz." şeklinde konuştu.

Çarşamba, 22 Nisan 2009 05:22 tarihinde güncellendi

Babanın oğla bedduası...

babanin-ogla-bedduasi.jpgHz. Hüseyin (ra) anlatıyor: "Biz Kâbe-i Muazzama'yı tavaf ediyorken birdenbire bir kişinin acı dolu sesini işittik. O kişi: 'Ey darda kalmışların duasına icabet buyuran... Ey bela ve musibete uğrayanların ıstıraplarını gideren...' diyerek, yalvara yalvara dua ediyor ve yaşlı gözleriyle Allah Teâlâ'dan merhamet talep ediyordu. Uğradığı felaketten kurtulmak için dua ediyordu.

Babam, Ali bin Ebu Talip, adamının bu durumunu görünce bana; 'Ey Hüseyin' Hakk'ın takdirine çarpılmış, günahlarının bağışlanmasını Rabbinden ağlayarak isteyen şu kimsenin arkasından git ve onu bana çağır' dedi.

Ben de çabucak, koşa koşa o adama yetiştim ve Müminlerin emiri Ali bin Ebu Talip (ra) seni istiyor, kabul et' dedim. Yüzü güzel ama sağ tarafı tamamen çökmüş bu zavallı adam, sürüne sürüne babamın yanına geldi. Birlikte babamın yanına girince; babam, adama ismin nedir diye sordu. Adam: 'Menazik bin Lahak'tır' dedi. Babam: 'Bu duruma nasıl düştün, bu vaziyete maruz kalmana sebep nedir?' diye sorunca adam anlatmaya başladı:

'Ey Müminlerin emiri! Ben Araplar arasında çalar oynar, geçinen bir kimse idim. Gençliğim oyun ve eğlence ile geçiyordu. Kendimi bir türlü zevkten, gülüp eğlenmekten alamıyordum. Günahlarıma tevbe etsem, nefsim ve şehvetimden vazgeçemediğimden kabul olmuyordu. Recep ve Şaban aylarında ise; oyun ve eğlenceler daha da fazla artıyordu.

Hâlbuki benim şefkatli ve merhametli bir babam vardı. O, beni düşmüş olduğum bu cehalet bataklığından kurtarmaya çalışırdı. Sürekli, Hak Teâlâ'ya karşı günahlarımdan ve isyanlarımdan beni vazgeçirmeye çalışırdı.

Ve: 'Oğlum' derdi, 'Allah'ın cezası çok şiddetli, kahır ve galebesi ziyadedir. O'nun cehennemi ne fena bir yerdir. Cehennem ateşi ne tahammül edilmez bir ateştir. Şu halde oğlum; Allah'a asi ve seni O'na isyana teşvik eden kimselerle arkadaş olmaktan sakın. Bu yaramaz hallerini bırak. Çünkü melekler ve hürmetli aylar ve gündüzler senden feryat ediyorlar. Onlar seni Allah'a şikâyet ediyorlar' diye nasihat ederdi.

Babamın her gün devam eden bu ikaz ve nasihatlerinden canım sıkılır ve onu döverdim. Yine bir gün buna benzer bir nasihat ve azarlamasına çok daha fazla kızdım, üzerine saldırarak onu dövmeye başladım. Bu seferki dayağımdan fazla canı yanan babam yemin etti ve: 'Elbette senden intikamımı alırım' dedi. Daha sonraki yedi gün boyunca oruç tuttu ve bir deveye binerek Mekke'ye gitti.

Hac günü Kâbe-i Muazzama'nın örtüsüne yapışarak, bana beddua etmiş. Babam bedduasını bitirir bitirmez benim sağ yanım kuruyuverdi. Benim bu halimi gören insanlar; 'İşte bu adam babasının bedduasına süratle çarpılan kimsedir' derlerdi..."

Diye bütün bir hadiseyi, anlattı. Bunun üzerine babam Ali bin Ebu Talip: 'Sonra baban ne yaptı, senin hakkında ne işledi?' diye adama sordu.

Adam anlatmaya devam etti: "Ey Müminlerin emiri! Babamın bedduası ile yerlerde süründükten sonra, artık aklım başıma geldi. Gaflet uykusundan uyandım. Pederimin merhamet ve şefkatini kendi tarafıma çekebilmek için kendisine yalvarıp, yakarmaya başladım. Benim yerlerde sürünmem ve yalvarmalarım babamın kalbini yumuşattı da, daha sonra beni affetti.

Babamı bu bedduadan kurtulmam için, aynı yer ve makamda dua etmeye ikna ettim. Gönül hoşnutluğu ile onu deveye bindirdim, gerekli hürmet ve saygıyı göstererek, birlikte Irak vadisine geldik. O esnada bir ağaçtan bir kuş, aniden kaçıverdi. Kuşun parıldayarak kaçması üzerine devemiz ürktü ve devenin ürkmesinden dolayı babam devenin üzerinden düştü. Hemen oracıkta canını teslim etti..." dedi.

Adamın susmasından sonra, babam Ali bin Ebu Talip, adama sordu: 'Sana Resulullah (sav)'dan öğrendiğim dualardan öğreteyim mi? Ki o dualar ile yalvaranı Allah Teala, gam ve kederinden kurtarmış ve o duayı yapan bela ve musibetleri atlatmıştır...'

Bu sorudan sonra bir tarafı felçli olan adam; 'Ey Müminlerin emiri, görüyorsunuz, çaresizlik içinde yerde sürünüyorum. Pek muzdaripim. Buyurunuz, duayı talim ediniz, dinleyeceğim' dedi. Bunun üzerine babam duayı adama öğretti. O dua ile Allah'a yalvaran hasta, hemen şifa bulmuş olarak ertesi gün yanımıza geldi.

Dua ise şöyleydi: "Allah'ım! Senden yalvararak diliyorum. Ey gizliyi bilen; ey sema, kudreti ile bina edilen; ey yer, izzeti ile döşenmiş olan; ey, celalinin nuru ile güneşi ışık saçıcı ayı da parlayıcı kılan; ey, her inanmış temiz nefese teveccüh eden; ey, korkakların, muttakilerin korkusunu sükûna erdiren; ey, yaratıkların ihtiyaçlarını ve dileklerini yerine getiren; ey, Yusuf'u kölelik boyunduruğundan kurtaran; ey, kullarının ihtiyaçlarını Zat'ına arzetmeleri için araya aracı koymayan, her dilek sahibinin ihtiyaçlarını doğrudan dinleyen ve alıp veren bir vezir edinmeyen Rabbim! Bir Rabb ki, kendisine her müracaat edene vermekle nimetlerinde bir azalma olmaz.

Allah Teâlâ, Muhammed (sav)'a ve âline salât ve selam etsin. Duamı kabul buyur, isteğimi ver. Şüphesiz sen her şeye kadirsin."

Babam, Ali bin Ebu Talip (ra), adama duayı öğrettikten sonra şöyle demişti: 'Bu duaya sıkı sarılınız! Çünkü bu dua, arz hazinelerinden bir hazinedir'

[Duanın metni, Abdülkadir Geylani'nin Üç aylar ve faziletleri adlı eserinden alınmıştır]

Salı, 21 Nisan 2009 19:22 tarihinde güncellendi

RAKICI HAYYAM....

alkol.jpg900 bin rakısı bondrolsüz çıktı

Hayyam Garipoğlu’nun sahibi olduğu Trakya Sanayi fabrikasına operasyon yapan ekipler usule aykırı olduğu belirlenen 900 bin şişe içkiye el koydular.

Uzunçiftlik beldesi sınırları içerisinde bulunan Hayyam Garipoğlu’nun sahibi olduğu Trakya Sanayi fabrikasına İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri usule aykırı bandrollerle içki satıldığı ihbarı üzerine operasyon düzenlediler. Fabrikanın bulunduğu yerde arama yapan ekipler bir depo içerisinde usule aykırı yaparak bandrollerin yapıştırıldığı belirlenen 900 bin içki şişesine el koydular. Ayrıca deponun da ruhsatsız olduğu gerekçesiyle mühürlediler. Usulsüz olarak yapıştırılan bandrollerle vergi kaçakçılığı yapıldığı iddia edildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediliyor.

Pazartesi, 20 Nisan 2009 18:30 tarihinde güncellendi

İşte AKP de yaşanan travmanın kanıtı

akpartilogocq1.gifTrabzon Belediye Meclisi'ne seçildikten sonra ilk toplantıya türbanını çıkararak katılan ve katip üye seçilen AKP'li kadın üye avukat Saadet Çoban,AKP'yi karıştırdı.

Trabzon Belediye Meclisi'ne seçildikten sonra ilk toplantıya türbanını çıkararak katılan ve katip üye seçilen AKP'li kadın üye avukat Saadet Çoban, "Toplantılara türbanla girmek istiyorum" deyince, AKP'de krize neden oldu.

Başını açtığı ilk toplantıdan sonra gazetecilere açıklama yapan Çoban, mayıs ayında yapılacak ikinci toplantıya türbanıyla girmek istediğini söyledi. Çoban, "Başörtümü isteyerek çıkarmadım. Başörtülüyken kendimi daha rahat hissediyorum. Bunu yaparken de kimseye meydan okumuyorum. Avukatlık mesleğimi yaparken türbanımı çıkartıyorum. Seçilmeden önce türbanlı olarak meclise girebileceğimi düşünüyordum. Ama, meclisten önce bana 'türbanı çıkarmam' söylendi. Ben de çıkardım" dedi.

ZİHİNLERİ BULANMIŞ

AKP İl Başkanı Balta, il yönetimi olarak seçimlerden önce "Belediye Meclisi'ne türbanla girilmeyecek" diye karar aldıklarını ve bu durumu adaylara bildirdiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Sayın Çoban'ı adaylık sürecinde de, meclise girmeden önce de bilgilendirmiştik. Farklı istekler olabilir. Ama, bu konuda bir karar aldık ve uyguluyoruz. Seçilmiş bir meclis üyesi türbanıyla meclise giremediği gibi, milletvekili de türbanıyla meclise giremiyor. Bu konuda yerel ve genel fark etmez. Başka yerde sorun olmayabilir. Trabzon'daki uygulamamız böyle."

İL BAŞKANI AYRI MİLLETVEKİLİ AYRI KONUŞUYOR

Balta'nın sözlerine tepki gösteren AKP Trabzon Milletvekili Mustafa Cumur, "Belediye başkanını ilgilendiren bir konuya il başkanı karışamaz. Bu konuda tavır belirlemesi gereken biri varsa o da belediye başkanıdır. İnsanların bireysel haklarını kendilerine verelim. Bizim Türkiye genelinde 130 türbanlı meclis üyemiz var. Başörtüleriyle meclise girebiliyorlar. İl Başkanı maksadını aştı, hemen özür dilemeli" diye konuştu.

Pazartesi, 20 Nisan 2009 09:06 tarihinde güncellendi

Sayfa 197 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.