.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

CAMİYE AYAKKABILARIYLA GİRDİ

 
eski_cami_i--2.jpgCAMİYE AYAKKABILARIYLA GİRDİ
 
Müslüman düşünürlerden Papa'ya tepki
10 Mayıs 2009 Pazar 15:08
Ürdün'e ziyarette bulunan Papa 16. Benedikt'in İslam dünyasından özür dilememesi, Müslüman düşünürleri çileden çıkardı. Suad Salih, "Papayı karşılamak imanla ters düşer" dedi

Ürdün’ün başkenti Amman’da El Hüseyin Camii’nde konuşan Papa, Hıristiyan, Müslüman ve Yahudilerin “Tanrı’ya ibadet edenler” olarak birlik olmaları gerektiğini ve yanlış anlamalardan dolayı geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmasına izin vermemeleri gerektiğini kaydetti.

Papa’nın Ürdün’ün en büyük camiine girerken ayakkabılarını çıkarmaması dikkat çekti.

 
Papa 16. Benedikt'in 2006 yılında Müslümanları ağır eleştiren konferansından sonra ilk defa bir Müslüman ülke olarak Ürdün'ü ziyaret etmesi, birçok Müslüman'a göre özür dilemesi için bir fırsattı. Ancak önceki akşam bu ziyaretin sonuna yaklaşılmış olmasıyla beraber Papa'nın hala bir özür sunmamış olması, birçok Müslüman alimde hayal kırıklığı ve hüsrana neden oldu. Âlimlerden bazıları Papa'nın bir Müslüman ülkesinde, özür dilemeden karşılanmasını ''Müslümanların haklarını küçümsemek'' olarak vasıflandırdı.

Mısırlı bir düşünür ise diğer âlimlerden farklı olarak şöyle dedi; ''İslam'ı kötülemesine karşın Papa'yı karşılamakta bir mahzur yoktur. İslam hoşgörü dinidir. Bu nedenle de Papa'yı ''Allah geçmişi affetmiştir'' mantığıyla karşılamak daha iyi olacaktır.”

Papayı Karşılamak İmanla Ters Düşer

Ezher Üniversitesi'nde fıkıh profesörü olan Dr. Suad Salih ise konu hakkında şunları söyledi; ''Allah Resulü'ne yakışır uygun bir özür sunmadıktan sonra Papa'nın bir İslam ülkesinde karşılanmasını onaylamıyorum. Ürdün'ü ziyareti büyük bir hatadır''.

Dr. Suad Salih, sözlerine şöyle devam etti; ''Papa'nın 2006 yılında İslam ve yüce peygamberi karşıtı sözleri için özür dilemeden karşılanması imanla da ters düşmektedir. Özellikle peygambere sayı İslam’ın temel parçalarından biridir... Aynı şekilde İslam'a girmekte esas olan kelimeyi şehadet getirmek iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlardan biri Hz.Muhammed'in (sav), Allah'ın resulü olduğuna şehadet etmektir. Bu da peygambere hürmeti, saygıyı, getirdiği herşeye imanı ve O'nu savunmayı gerektirir.”

Ürdün Kralı 2. Abdullah ile Suudi Kralı Abdullah bin Abdulaziz'in daha önceden Papa'yı ziyaret etmelerini Müslümanların haklarının küçümsenmesi olarak nitelendiren Dr. Suad Salih son olarak; ''Papa'nın bir İslam ülkesini ziyaret etmesi ve özür dilememesi bizim zayıflığımızdan kaynaklanmaktadır'' dedi.

Açıkça Özür Dilemeli

Ürdün'ün başkenti Amman'ın güneyindeki Karak Bölgesi müftüsü Yusuf Ebu Hüseyin ise; ''Papa'nın İslam'ı ve yüce peygamberini kötüleyen sözlerinden ötürü açıkça özür dilemesini istiyoruz. Şu ana kadar sarfettiği sözlerin hiçbirisi özür niteliği taşımamaktadır. Bundan önce söyledikleri rahmet peygamberine yakışmayacak türden kelimelerdir. Çünkü İslam kılıç gücüyle değil iman gücüyle yayılmıştır'' diye konuştu.

Papa'nın konuşması sırasında Hüseyin bin Talal Camisinde hazır bulunan Amman'ın güney batısındaki Madaba'da Mesih İsa bin Meryem Camisi hatibi olan Cemal Cumua El-Seferini de Papa'nın şu ana kadar yaptığı konuşmaların bir özür niteliği taşımadığını onaylayarak; ''bizler Papa'nın kendisini konuk eden müslümanların duygularını gözeteciğini umuyorduk. Kendisinden beklediğimiz sadece bir özür kelimesi idi. Daha önce sarfettiği sözler için hala önünde bir fırsat var.”
Pazartesi, 11 Mayıs 2009 17:32 tarihinde güncellendi

Kurtulmuş tan vahşi cinayetler için .....

 numan_krt.jpgSaadet Lideri Kurtulmuş’tan vahşi cinayetler için önemli çıkış…

İdam yeniden tartışılmalı

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Mardin'de 45 kişinin hayatını kaybettiği katliamın Türkiye'de yeniden idam cezasının gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu söyledi.


10-15 Sene sonra serbest kalırlar

Kurtulmuş, "Zanlıların yakalandığı söyleniyor. Ve bu insanlara en iyimser ihtimalle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vereceksiniz. 10-15 sene sonra da infazdan yararlanarak, bu insanlık dışı caniler yeniden dışarıda gezecek. Türkiye'nin bunu da bir kere düşünmesi lazım. Bu olay idam cezasının gözden geçirilmesini gündeme getirmelidir" diye konuştu.

Ölenlere rahmet kalanlara sabır

Parti genel merkezinde Halklar İlişkiler Birimi Bölge Başkanları toplantısının açılışında konuşan Saadet Lideri Prof. Dr.Numan Kurtulmuş, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diledi. İnsanın kanının donduğu, tarif edemediği bu insanlık dışı saldırının basit sözler ve lanetlemelerle geçiştirilemeyeceğine dikkat çekti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Mardin'de 45 kişinin hayatını kaybettiği katliamın Türkiye'de yeniden idam cezasının gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu söyledi. Kurtulmuş, "Zanlıların yakalandığı söyleniyor. Ve bu insanlara en iyimser ihtimalle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vereceksiniz. 10-15 sene sonra da infazdan yararlanarak, bu insanlık dışı caniler yeniden dışarıda gezecek. Türkiye'nin bunu da bir kere düşünmesi lazım. Bu olay idam cezasının gözden geçirilmesini gündeme getirmelidir" diye konuştu.

Parti genel merkezinde halklar ilişkiler birimi bölge başkanları toplantısının açılışında konuşan Kurtulmuş, Mardin'deki 45 kişinin hayatını kaybettiği insanlık dışı saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Hayatını kaybedenlere Alllah'tan rahmet, yakınlarına sabır dileyen Kurtulmuş, insanın kanının donduğu, tarif edemediği bu insanlık dışı saldırının basit sözler ve lanetlemelerle geçiştirilemeyeceğine dikkat çekti.  "Bizim memleketimizin çocukları mı bunu yaptı? sorusunu sorduran, adeta sözü bitiren bir noktadayız. Kalanlara sabır diliyoruz. Ancak sabır kelimesinin bile bu durum karşısında eksik kalıyor. Geride kalanlara, Allah dayanma kuvveti versin" diyen Kurtulmuş, bu olay üzerinde herkesin çok düşünüp acil tedbirler alması çağrısında bulundu.

Olayın Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan masum insanların durumunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bir taraftan yoksulluk, çaresizlik, kimsesizlik. Diğer taraftan anlamsız ve acımasız geleneklerle, yıllardır baskı altında tutulmaktadır. Ayrıca, terör belası ve karanlık ölüm kuyularında sonlandırılmış faili meçhul cinayetler yetmiyormuş gibi kimin, hangi dinin, inancın, düşüncenin ve medeniyetin olduğu belli olmayan bir töre dayatması bu bölgenin insanını canından bezdirmektedir. Bu katliam, bütün çıplaklığıyla bunu ortaya koydu" dedi.

10-15 sene yatıp çıkacaklar

Devletin bu konuda çözüm için gerekli tedbirleri alması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, töre cinayetlerinde ağırlaştırılmış ceza ve müeyyidelerin yeniden bir kere daha gözden geçirilmesini istedi.  Bu vesileyle idam cezasının bir kere daha Türkiye gündeminde tartışılması ve ortaya konulması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, "Adamın biri ya da bir kaçı elini kolunu sallayarak, dağdan aşağı inecek. 45 tane masum vatandaşımızı, acımasızca; hem de bütün sülalesinin kökünü kurutacağız diyerek öldürecek. Siz bunları muhtemelen yakalayacaksınız. Zanlıların yakalandığı söyleniyor. Ve bu insanlara en iyimser ihtimalle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vereceksiniz. Ve ondan sonra 10-15 sene sonra da infazdan yararlanarak, bu insanlık dışı caniler yeniden ortada gezecekler. Türkiye'nin bunu da bir kere düşünmesi lazım. Bu olay idam cezasının gözden geçirilmesini gündeme getirmelidir"

Kurtulmuş, bu cinayetlerin insan hayatına ve masun insanlara kastedenlerin hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam etmesinin ne kadar insanlıkla bağdaştığını bir kere düşünülmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydetti.

Ağalık ve koruculuk  da tartışılsın

Bu olayla birlikte ağalık sistemi ile ona güç veren koruculuk sisteminin yeniden gözden geçirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, "Bölgedeki ağalık sistemi; devletin imkanlarını da kullanarak, koruculuk sistemini sıradan masum ve kimsesiz vatandaşın üzerinde baskı unsuru olarak kullanıyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu kadar çok ağır silahın kullanıldığı bu katliam, devletin ülkeyi korusun diye verilmiş olan silahların kendi kişisel cani amaçları için kullanabileceği kadar serbest olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bunları herkesin düşünmesi lazım. Olayın şokunu atlattıktan sonra, her şeyin normale dönmüş gibi devam etmemesi gerekir" dedi.   Olayın başka bir yönünün ise, bir insanın canice başka bir insanın canına nasıl kıydığı sorusu olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Bu kadar insanlıktan, maneviyattan, sıradan bir insanda, hatta sıradan bir vahşi hayvanda dahi olan asgari düzeyde bir insani şarta; bu insanlar nasıl sahip değil. Bu insanlar nasıl bu kadar maneviyatsız, insaniyetsiz hale geldi? Türkiye bu vesile ile maneviyat eğitimini bir kez daha ciddiye alması ve gözden geçirmesi gerekir. Bir insanın canına kıyan, bütün insanlığı öldürmüş gibidir, bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir ruhuyla yetiştirilecek yeni nesillere ihtiyaç var" dedi.  Kurtulmuş, bu katliamın son, bu konudaki sorunlardan kurtulmak için ise ilk adım olmasını, namaz kılarken hayatını kaybedenlerin şehitlik mertebesine ulaşmaları temennisinde bulundu.

Perşembe, 07 Mayıs 2009 11:02 tarihinde güncellendi

İdam istiyoruz; hemen, şimdi!..




vakt.jpg“İdam istiyoruz; hemen, şimdi!..”


Mardin’de yaşanan ve 45 vatandaşımızın vahşice katledilmesiyle sonuçlanan olayın ardından, sokağın gündemine gelen tartışmalar ne denli “kritik” bir konuya el attığımı ortaya koymakta...
“Mardin’deki katliamla Avrupa Birliği’nin ne alâkası” mı var?..
Var efendim var...
Bakın anlatayım:
Malûm; nişan törenini basan caniler yakalandı...
Bunları vatandaşın önüne atsanız ya da cezalarının “maktûl” yakınları tarafından verilmesini isteseniz ne olur?..
Ve dahi;
“Kısasta hayat var” hükmünün uygulandığı bir düzende ne olurdu ve bugünkü düzende ne olur?..
¥
“Kısasta hayat var” tarafını ilahiyatçılar cevaplandırsın...
Biz bugünkü düzene gelelim;
Bugün var ya bugün olacağı şudur:
O canavarlar; aralarında çocukların, hamilelerin, kamu görevlilerinin de bulunduğu insanları, canavarca hislerle, tasarlayarak katletmiş olmalarından dolayı “Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına” mahkûm edilirler.
“Mardin’deki vahşette” maktul sayısı 44 olduğundan ve “katlama” hesabında öldürülen kişi sayısı esas alındığından 44 defa ağırlaştırılmış müebbete çarptırılırlar.
Burası çok önemli;
“Hapisteki süreyi iyi hâli olarak geçirmeleri” halinde infaz kanununun kendilerine tanıdığı ‘imkandan’ faydalanırlar!..
Bu kanunun 107. maddesine göre, yatıp yatacakları “40 yıl”dır!..
Evet, normal şartlarda “40 yıl” yatar ve çıkar bu canavarlar!...
Normal olmayan yani “Türkiye’ye özgü olan” şartlarda ise en geç 15 yıl sonra “af”tan istifade ederek özgürlüklerine kavuşurlar!..
¥
Böyle bir durumda siz olsanız ne yaparsınız?..
Yani şunu soruyorum:
Evlatlarınızı, anne babalarınızı ve diğer yakınlarınızı acımasızca katleden heriflerin 10-15 sene sonra belki de daha az bir süre sonra ellerini kollarını sallayarak dolaştıklarını göre göre yaşayabilir misiniz?..
Bir şeyler yapma ihtiyacı hissetmez misiniz?..
Hissetmeyebilirsiniz...
“Mevzuata uygun olan” da hissetmemenizdir...
Avrupa Birliği “Bana girmek istiyorsan idam cezasını kaldıracaksın” dediğinden...
Ve bu “emrin” gereği olarak da “idam cezası” kaldırıldığından...
Sizler de...
AB müktesebatının gereği olarak “hislerinizi” rafa kaldıracaksınız!..
Aksi takdirde...
“Madem kanun kesmiyor, kendim keserim göbeğimi” diyecek olursanız...
Siz de hapse atılırsınız...
Ve, hakkınızdaki hüküm de “kan gütmekten dolayı adam öldürdüğünüzden” ağırlaştırılmış müebbet olur!..
Normal şartlarda üç aşağı beş yukarı aynı cezayı alırsınız!..
Af çıkarsa ne olur?..
Ne olacak, diğerlerine ne olduysa size de o olur!..
¥
Elbette, “Herkesin yargı kararlarına saygılı olması gerektiğini” savunuruz...
Lâkin, kanunların da, kararların da muhatabı olan insandır!..
Adaletin çözüm üretmediği yerde, insanın hiç de arzu edilmeyen birtakım yollara yönelmesi doğru olmasa da, tabiidir!..
¥
“Ey Meclis” diye seslenmek istiyorum tam da şu anda:
“Gerçekten de Milletin Meclisi isen, milletin hissiyatına uygun kanunlar çıkart!..”
“Kısasa kısas” değilse bile!..
İdam!..

VE ANLAMLI ÇAĞRI
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, AB baskısı ile kaldırılan “idam”ın geri getirilmesi için defalarca çağrıda bulunmuştu...
Bugün de, Mardin’deki menfur katliamın ardından Saadet Partisi Lideri Numan Kurtulmuş’tan çağrı geldi:
“Zanlıların yakalandığı söyleniyor. Bu adamlara, en iyimser ihtimalle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vereceksiniz. Bu caniler, infazdan yararlanarak bir süre sonra sokakta gezecek. Türkiye’nin bunu bir kere düşünmesi lazım. Bu olay idam cezasının gözden geçirilmesini gündeme getirmelidir!..”
Evet; aklın yolu bir!..
“İdam” cezası, “Adalet”in gereğidir!..
Perşembe, 07 Mayıs 2009 11:05 tarihinde güncellendi

DOMUZ DOMUZA YASLANIR....

   domuzun_serri.jpgBu kadar sapıklıkmı olur      

Çarşamba, 06 Mayıs 2009 10:25

Hindular, domuzun şerrinden "Domuz"a sığınıyorlar

Malezyalı binlerce Hindu 'sihirli domuzlar'dan gribin yayılmaması için yardım istiyorMeksika'da ortaya çıkan ve bütün dünyayı tehdit eden domuz gribi H1N1 için pek çok ülkede üst düzey önlemler alındı. Malezya'da ise binlerce Hindu, bir tapınakta yaşayan ve özel güçleri olduğuna inandıkları 'sihirli domuzlar'dan gribin daha fazla yayılmaması için yardım istedi.

Yerel medyanın haberine göre, Perak eyaletindeki bir Hindu tapınağı her gün binlerce ziyaretçinin akınına uğruyor. Kutsal kabul ettikleri domuzlara yemek vermek ve onlara dokunabilmek için adeta birbirlerini ezen Hindu hacılar, şu günlerde domuz gribinin daha fazla yayılmaması için dua ediyor.

Yaklaşık bir yıldır 'popüler' olan domuzların 'doğa üstü güçler' sergilediklerine ve iyi şans getirdiklerine inanılıyor. Singapur ve Tayland'dan gelen turistler, ülkelerinde oynanan piyangolarda büyük ikramiyeyi kazanmak için tapınaktaki domuzlardan medet umuyor. Tapınaktaki Hindu gönüllülerden Ah Tong, "İnsanlar piyango biletlerindeki numaraları domuzların üzerine yazıyor ve onlara yemek veriyor. Böylece şanslı olacaklarını düşünüyorlar" dedi.

Lai Chin Cheng isimli bir ziyaretçi ise, kimsenin domuz gribi endişesi taşımadığını ve bu "sihirli domuzlara" dokunmaktan çekinmediğini belirtiyor. Lai, "Burada gerçekleşen bir mucize, bu yüzden her şey yolunda" şeklinde konuştu.

Anadolu Haber
Perşembe, 07 Mayıs 2009 11:10 tarihinde güncellendi

Sayfa 190 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.