.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

SÜNNETİ İHYA İÇİN YÜZ ŞEHİD SEVABI VAR...

gul.jpgSÜNNETİ  İHYA

Sünnet, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek kavli, fiili ve takrirleridir. Bütün hayatı bizim için örnek ve delildir. Bazı hususları özellikle belirterek ilerde ümmetinin başına gelecekleri evvelce haber vermiştir. O halde nefse uymadan O’nun tenbihlerini tutalım.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Enes’in r.a. rivayetiyle şyle buyurdu:

“Kim benim sünnetimi ihya ederse (tatbik ederse) beni sevmiştir. Beni seven, cennette benimle beraberdir.” Kenzul Ummal: 1/184

İbni Asakir, ibni Ömer’den r.anhuma:

“Kim sünnetimi alır (tatbik eder) se,o bendendir. Kim sünnetimden yüz çevirirse, o benden değildir.”

Aişe’den r.anha:

“Kim sünnetime yapışırsa, cennete girer.”

Ebu Hureyre’den r.a.:

“Ümmetimin fesadı anında, sünnetime yapışan için şehid sevabı vardır.”

Hakim, ibni Mes’uddan rivayet etti:

“Ümmetimin ihtilafı anında sünnetime yapışan, ateşi avucunda tutan gibidir.”

 

عن مجاهد ، عن ابن عباس ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال : من تمسك بسنتي عند فساد أمتي فله أجر مائة شهيد

Emali Kitabında:

Mücahid, ibni Abbas’tan r.anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Ümmetimin fesada uğradığı zamanda, sünnetimi ihya edene yüz şehid sevabı vardır.”

 

Beyhaki – Zühdül kebir:

Mücahid, ibni Abbas’tan r.anhuma, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:

“Ümmetimin fesada uğradığı zamanda, sünnetimi ihya edene yüz şehid sevabı vardır.”

 

Mirkatu-l Mefatih:

“Kim sünnetimi ihya ederse, muhakkak beni sevmiştir. Beni seven, cennette benimle beraberdir.” (Tirmizi)

 

Ebu Hureyre r.a., Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle rivayet etti:

“Kim, ümmetim fesada uğradığında sünnetime yapışırsa, onun için yüz şehid sevabı vardır.”

Yani: Bid’at, cehalet ve fasıklık çoğaldığı zamanda. Zira ozamanda sünneti işlemekte çok meşakkatlere uğrar. Dinin ihyası için savaşan mücahit gibidir, belki daha fazla. Ümmet o kadar bozulur ki, artık vaaz onlara fayda vermez. Özellikle alimlerde ve kendilerine tabi olunan kişilerde bu durum ortaya çıkınca… İşte o zamanda onlarla mücadele, kafirlerle olan savaştan daha meşakkatli ve zordur. Bu yüzden mükafatı, şehitlerden kat kat fazla yapıldı. 

 

Salı, 19 Mayıs 2009 17:07 tarihinde güncellendi

Rus milletvekili Sergey Markov, Fetullah Gülen'in eğitim

gulen_papa_ele.jpgGülen'in düşüncelerine sempati ile yaklaşıyorum

19 Mayıs 2009 Salı 10:21

Rus milletvekili Sergey Markov, Fetullah Gülen'in eğitim düşüncesine sempati duyduğunu açıkladı

 

Rus Parlamentosunun alt kanadı Duma milletvekili ve Rusya Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Sergey Markov, Fethullah Gülen'in eğitim düşüncesine sempati ile yaklaştığını, kendisinin ekonomi ve siyasetin dışında öngördüğü değerler dünyasına ilgi duyduğunu söyledi.

Ria Novosti haber ajansında düzenlenen, Diyalog Avrasya dergisinin Rus aydınların Gülen'e sorduğu sorular ve cevapların yer aldığı yeni sayısının prezantasyonuna katılan Markov, Cihan'a özel açıklamalarda bulundu.

Tecrübelerine önem veriyorum
Dünyada eğitime ayrılan payın 2-3 kat daha artırılması gerektiğini ifade eden Markov, "Gülen'in eğitim düşüncesine sempati ile yaklaşıyorum. Bu yolla bazı büyük sorunları çözmüş oluruz. Teknoloji gelişimi bu şekilde sağlanır. Suç oranı da eğitimle azalır. İnsanlar ne kadar eğitimli olursa, o kadar az suç işler. Ayrıca eğitim, hoşgörü ile ilgili sorunu da çözüyor. Bu açıdan Gülen tecrübesine çok önem veriyorum" dedi.

Din aşırılıkçı amaçlar için kullanılmamalı


Gülen'in mutedil İslam anlayışının çok önemli olduğuna işaret eden Markov şu tespitlerde bulundu: "Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın fikirlerini de aynı paralellikte görüyorum. Bu, onlara özgü bir yaklaşım. Dünya tam olarak bu yaklaşımı kavrayamadı. Bize düşen görev bunu kavramaya çalışmak. Bu, Rusya açısından çok önemli. Biz de manevi değerlerin artmasından yanayız. Dinin aşırılıkçı amaçlar için kullanılmasına karşıyız"

Gülen'in ekonomi ve siyasetin dışında öngördüğü değerler dünyasına ilgi duyduğunu ifade den Markov, "Gülen, ekonomi ve siyaset sahasında çatışmalarda takılıp kalınmasını istemiyor. Ben bunu sempatik buluyorum. Ben de toplumun aşırı tüketmesi ve maddiyatla şekillenmesinden rahatsızım. Toplumların ihtilaflarını çözmek için genel değerlere yönelmeleri gerekiyor" şeklinde konuştu.

Gülen Rusya'da yasaklı değil
İnsanlar ve özellikle de Rus toplumunun Fethullah Gülen hakkında çok az şey bildiğini ifade eden Markov, şu şekilde konuştu: "Şimdi yeni yeni gelişmeler yaşanıyor. Diyalog Avrasya Platformu ve Türk okullarını bazılarımız tanıyor. Gülen yaklaşımlarının ve değerlerinin Rusya'da anlatılmaya ihtiyacı var. Bu hareketin düşmanları olduğunu da biliyoruz. Bunu normal olarak değerlendirmek gerekiyor. Hakkında çıkarılan yalan haberleri de biliyoruz. Gülen çok ilerici bir İslam anlayışını temsil ediyor"

Rusya ve Türkiye ittifakkı oluşmalı
Ankara'nın 40 yıldır sürdürdüğü politikalarının değişmesi gerektiğini de ifade eden Markov, "Ben Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini mümkün görmüyorum. ABD politikaları da Ankara'nın çıkarlarından uzaklaşıyor. Türkiye'nin etkili olabilmesi için Rusya ile siyasi, ekonomik ve stratejik alanda ittifak kurması gerekiyor. Öncelikle de ekonomik alan oluşturulmalı. Rusya'nın da Türkiye'nin dev bir ülke olduğunu görmesi gerekiyor. Türkiye bizde henüz yeterince anlaşılamıyor. Türkiye, artık ABD'nin gölgesinde değil. Ankara ortaya koyduğu bağımsız politikalarla kendinin önemli bir ülke olduğunu gösteriyor" dedi.
 

Haber toplam 137 kez okundu.

YORUMLAR Toplam (1) adet yorum yapılmıştır

tarık ziyad   sorunda bu zaten

bir müslümanın dünya görüşünü bir gayri müslim beğeniyor ve sempati duyuyorsa buna çok dikkat edilmelidir. bu durum övünülecek değil düşünülecek bir durumdur. bir gayri müslim hiçbirzaman bir müslimanı sevmez, bununla ilgili ayet-i kerime vardır. Üstad Necip Fazıl derki: Liderini tanımak istersen gavura bakacaksın. Cemaatin böyle bir saplantısı var, bir gayri müslimin kendilerini övmesi okadar hoşlarına gidiyorki. ben bunu anlayamıyorum. anlayabilen varsa anlatıversin.

Salı, 19 Mayıs 2009 17:05 tarihinde güncellendi

Alnı secdeli terörist....

  kpr_sis.jpg “Alnı secdeli adam nasıl terörist olur?” demeyin

Çünkü dünya siyasetini Beyazsaray gözlüğüyle görenlerle, tankın namlusunun gördüğü yeri fotoğraflayan insanların haberine göre kendisini ayarlayanları

Müslüman bunu yapmadığı halde "Alnı secdeli bir adam bunu nasıl yapar?" diye sorarsanız yaptığını kabul etmiş olursunuz ve asıl katilleri gizlemiş olursunuz.

Gazete haberlerine göre Afganistan'da el-Kaide örgütü liderliği yapan el- Libi, Libya hapishanesinde intihar etmiş.

El-Libi, Pakistan'da yakalandıktan sonra Guantanamo'da sorgulanmış, işkence altında iken "Evet, Saddam'la el-Kaide arasında ilişki var" demiş ve buna dayanarak Amerika, Irak'a saldırmış.

El-Libi, daha sonra işkence altında söylettirildiklerini inkar etmiş ama "Kurt kanunu" işlemeye başlamış.

Bildiğiniz hikaye:

Kurt, ırmağın alt tarafında bir kuzu görmüş:

-"Suyumu bulandırıyorsun seni yiyeceğim" demiş.

Kuzu: "Ben alt taraftayım, senin suyunu nasıl bulandırayım? Deyince

-"Geçen sene bulandırmıştın" demiş.

Kuzu: "Geçen sene ben dünyada yoktum"

Kurt: "Fazla uzatma seni yiyeceğim" demiş.

Üyesi olduğumuz NATO'nun genel sekreteri Nisan 1995 yılında "Komünizmin çöküşünden sonra yeni düşman İslâm'dır" der, siyasilerimizden ve basınımızdan tek tepki gelmez.

Sevgili peygamberimize hakaret eden karikatüristi sonuna kadar koruyan Danimarka Başbakanı, NATO Genel sekreterliğine özelliği nedeniyle seçilirken "Red" yerine ileride kabul edilmeyecek istekler sürerek "Kabul" deriz.

Bush, "Haçlı seferleri başlamıştır"  der, biz onunla Müttefikliğimize devam ederiz ve İslam  aleminde katiller ordusuna direniş gösterecek kuruluşları tasfiye edip, diri ve dik duran insanlara "Biz, ne yaptığımızı biliyoruz, bize güvenin" diyerek yumuşatma, iğdişleştirme işlemine BOP diyoruz.

Siyasilerimiz, kendilerini savunurken, suçluluk psikolojisiyle "Alnı secdeli insanların adam öldürmesini anlayamıyorum" diyerek Amerika ve İsrail'in cinayetlerini de Müslümanların üzerine yüklediğinin farkına varamıyor.

Bazı gazetelerin Irak'ta intihar saldırılarında ölenleri gözlerin önüne koyarak Amerikan askerlerinin öldürdüğü bir buçuk milyonluk cinayeti görünmez hale getiriveriyorlar.

Amerikalı askerler, yerle bir ettiği köylerden sağ kalan aileleri de hapse atıyor.

On beş yaşındaki çocuğun gözleri önünde babasıyla annesine akıl almaz işkenceler yapıyor.

Bazı işkencelerin, Ebu Garip hapishanesinden dünyaya sızdığını gördünüz.

Bu işkencelere anne ile baba dayansa bile seyreden çocuk dayanamıyor.

Çocuk Sünni ise "Şii camisine intihar saldırısı düzenlersen annen, baban ve kardeşlerin serbest kalacak. Bak şu karşı koğuştaki ailenin Şii çocuğu, Sünnilere ait camiyi bombaladı, kendisi de öldü ama ailesini serbest bıraktık. Kendi gözlerinle gördün" dedikten sonra on beş yaşındaki çocuğu ölüme gönderiyor, ölüyor, öldürüyor arkasından dünya basın yayın organları "Bakın Sünnilerle Şiiler birbirini öldürüyorlar" diye haber yapıyorlar, buna dayanarak siyasilerimiz de "Alnı secdeli insanların adam öldürmesini anlayamıyorum" diyebiliyor.

Veya Amerikan şirketlerinde iş bulma şansını yakalayan yirmi yaşlarındaki delikanlı altı aydır çalıştığı işyerinde kurumlar arasında paket getirip götürürken "Şii cami imamına verilmek üzere götürdüğü paketi vermek için camiye girdiğinde dışarıdan düğmeye basan ajan, patlamanın fotograflarını da gazetelere servis yapıyor ve "Üzerinde Sünni kimliği olan bir genç intihar etti ve Şii camiinde otuz kişiyi öldürdü" haberi geçiyor.

Bizim "Güdümlü İslamcılarımız" da "İslam, teröre karşıdır, terörü lanetliyoruz, İslam'la terörü yan yana getiremezsiniz" savunmasına girerken Müslümanların terör eylemini kabul ettiklerinin farkında değiller.

Bundan sonra "İslam teröre karşıdır" diyerek bir kısım Müslümanları terörist gösterme projesinin aleti olmayın.

Mardin'in Mazıdağı ilçesinin Bilge köyündeki olayın arka planı henüz ortaya çıkmadı.

Ben, bu konuda kendisi Kürt olan, Kürt kültürü üzerine doktorasını da tamamlayan bir dostuma sordum "Kürt tarihinde böyle bir töreyi tarih kaydetmiyor" dedi.

Ondan sonra ben haberleri yeniden dikkatle izlemeye başladım.

Kamyona eşyasını yükleyen bir korucu, muhabirlerin "Nereye gideceksiniz?" sorusuna "Eğer kabul ederse İsrail veya Amerika ...." cevabı beni düşündürdü.

İsrail, Yahudi olmayanların göçünü kabul eden bir ülke değil.

Kaçaklar hep Avrupa ve Amerika yollarında çile çekerek ölürler veya varırlar.

Ama hiçbir kaçak sandalı veya gemisi İsrail'e gitmezken bu korucu neden İsrail'e göçten bahsetti.

Göç kamyonunda silah ve mermi bulunduğu için tutuklanan bu korucuya "Neden İsrail?" diye bir soru sorulur zannederim.

İslama göre dini, dili, ırkı ne olursa olsun kişilerde "Beraeti zimmet asıldır" yani aksine bir delil olmadıkça her insanın suçsuzluğu esastır.

Batılı askerlerin tankları üzerinden namlunun gösterdiği yerlerin fotoğraflarını çekip servis yapan ajansların haberleriyle Müslümanları veya başkalarını töhmet altında bırakmayacağız.

Müslümanın hatasının amelde olduğunu, Kafirin hatasının temelde olduğunu çok iyi bileceğiz.

Bizi parçalayıp yutmak için uydurdukları Şeriatçı, Tarikatçı, Radikal, Ilımlı, Hoşgörücü, Müteassıp, Barışçı, Siyasal İslamcı, Aşırı dinci..... gibi isimlere takılıp birbirimizle kavga ederek terörist devletlerin ekmeğine yağ sürmeyeceğiz.

Efendimiz buyurmuş; "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir. Onu yardımsız bırakmaz, kafire teslim etmez" buyurmuş.

Buhari Sahihinde Mezalimde 2442 nolu hadisinde, Müslim Sahihinde K.Birr de 2580 nolu hadisinde ve diğer Sünenlerde de rivayet edilen bu sahih hadisin Tarih-i Yakubi'deki rivayetinde ise "Mümin, kardeşini üzmez, aleyhinde konuşarak gıybetini yapmaz, hased etmez, aşırı gitmez. Şeytan, ordularına "Müslümanlar arasına düşmanlık ve hasedi atın. Çünkü bunlar Allah katında şirke denktir der" rivayeti vardır. (Tarih-i Yakubi 1/143)

Salı, 19 Mayıs 2009 17:02 tarihinde güncellendi

Allah yazısı

 domates_1.jpg  Domatesin içinde Allah yazısı      
Viranşehir ilçesinde, içinde Arabi harflerle 'Allah' yazan domates görenleri hayrete düşürüyor.

Viranşehirli Abdullah Ekinci, öğle saatlerinde manavdan aldığı domateslerden birinde Arapça Allah yazılı olduğunu gördü. Neye uğradığını şaşıran Ekinci, olaya hayret etti.

Bunun bir ibret vesilesi olduğunu belirten Abdullah Ekinci, "Manavdan aldığım iki kilo domatesi işyerime götürdüm.

Doğradığım domateslerden birinin üzerinde Arapça Allah yazdığını fark edince şaşırdım. Şaşkınlığımı domates aldığım manavla paylaştım" dedi. Domatesi buzdolabında muhafaza edeceğini söyleyen Ekinci, domatesin bir fotoğrafını da çekip evinin baş köşesine asacağını söyledi.

Manav sahibi Bahri Bozkurt ise, ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını belirtti.

Salı, 19 Mayıs 2009 16:59 tarihinde güncellendi

Sayfa 185 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.