.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Fetih Şiiri

Fethi gerçekleştiren runun ihyası için yazılan bir şiir. Fethin kutlamalarla, filimlerle tiyatrolarla, fener alayları ile değil de fetih nesli yetiştirmekle olduğunu ifade ediyor Arif Nihat Asya. Maneviyattan uzak insanımızn ibretle okuması gereken bir şiir.

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır!..

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın!..

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!..

Bakara Suresi: 21

21- Ey İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin. Ta ki takva sahibi olasınız.

Perşembe, 27 Mayıs 2010 14:57 tarihinde güncellendi

ASLANDAN KORKMAK

 

“Orman ahalisi huzur ve sükünet üzere yaşıyorlardı. Ah bir de aslana yem olma korkusu olmasa. Bu korku hepsinin canına tak etmişti. Nihayet bir toplantı tertip edip bu sıkıntıdan kurtuluş yolunu aramaya başladılar. Ve şu karara vardılar: herkesin bir sırası olacak. Sırası gelen gidip aslanın kendisini yemesi için teslim olacak. Buraya kadar tamam, fakat bu kararı aslana tebliğ edecek cesur kim? Derken oradan geçmekte olan bir sinek kahraman edasıyla atıldı: ‘ben yaparım bu işi’. Listeyi ona teslim ettiler. Uçtu, uçtu ve yüksekçe bir yere konup: ‘çabuk bana aslanı çağırın’ diye haykırdı. Ortalık birden sessizliğe boğulmuştu. Herkes sesin geldiği tarafa baktı. Manazara son derece vahimdi; zira zavallı densiz sineğin konduğu yer hayvanların korkulu rüyası aslanın burnuydu.”

Sinek yaratılış itibariyle bayağı bir mahluktur. Büyük işlerle uğraşmaktan uzak, düşük işlerin adamıdır. Hal böyle olunca büyüklere ve büyük işlere ve akıl erdiremez, onlardan anlamaz. Bu bir kabiliyet meselesidir. Tıpkı ceylan gibi: o, yapısı itibariyle ormanlar kıralını en iyi tanıyıp, sakınandır. Öyleyse aslandan korkmak için ceylan olmak lazımdır.

Bütün mahlukatı yoktan var eden, koruyup gözeten, dünya ve ahiretlerini tanzim eden yaratıcının hatırını sayıp, ona karşı gelmekten sakınan insanların hor görüldüğü devirde zamane insanları için bu hikayede çok önemli ibretler vardır. Zira, Allah yücelerden yüce, eşi ve benzeri olmayan, padişahlar padişahıdır. Ondan kormak, onu darıltmaktan, ona karşı gelmekten kormak er kişinin işdir. Ondan korkanlar gerçekten padişahı tanıma şerefine nail olan insanlardır. İşte onlar, insan olduklarını farkeden ve bunun hakkını veren kişilerdir. Bu sayede sinek olmaktan kurtulup ceylan olabilmişlerdir. Elbette sinek bunu kavrayamaz. Bunun için de ceylanın haline şaşar, bir anlam veremez. Ama bu hal ceylanı küçük düşürmez bilakis yüceltir: zira, sineğin düşüklüğü, ceylanında yüceliği ortaya çıkmıştır artık. Onun için Rabbimiz Fâtır süresi, 28 de, “Allah'tan kulları arasında da ancak ilim sahipleri olanlar korkar” buyurmuştur.

 

Çarşamba, 26 Mayıs 2010 13:39 tarihinde güncellendi

Başörtülü artistler!

Normal 0 21 false false false TR X-NONE AR-SA MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}

"Başörtülüler dizilerde HANGİ ROLDE?" Haber5 adlı haber içerikli internet sitesinde -Dunyabizim.com- isimli siteden naklen bu başlıkla bir haber yayınladı. Memleketimizde ve hatta İslam âleminde bir başıboşluktur aldı gidiyor. İnsanların içinin boşaldığı gibi kelimelerin de içi boşalmış, her şey suretten ibaret olmuş, her şey bir bez parçasına, bir tüye, bir renge indirgenmiş heyhat.

İşte bu perişanlığın tezahür ettiği yerlerden birisi de bahsettiğimiz yazı. Bu yazıda işlenen konu gerçekten ilginç: beyefendi tv. Ekranlarında, memleketimizdeki aile yapısını zedeleyen, İslamî ilkeleri yerle bir eden dizilerde başörtülü hanımların rol almamasına yanıyor. Ne dert ama!

İnsaflı bir Müslüman boşboğazlık, kalemşorluk yapmaz, biraz düşünür. Gerçek manada ilim sahibi olan, ehlisünnet ve takva sahibi zatlara sorup danışır ona göre düşünür, konuşur ve yazar.

Binaen aleyh hangi tv kanalında İslam aile yapısına uygun programlar yapılıyor? Bu kadar bozuk ve çirkin bir alanda İslam toplumunu şekillenmesinde en büyük rolü oynayan hanımların ne işi var? Yazarımız bir de “Ülkemizde kadınların %50 si başörtülü olmasına rağmen televizyonda, sinemada ve reklam sektöründe asla görünmüyorlar.” Diye hayıflanmış. Be gafil kardeşim, neden “kadınlarımız evlerinden başka her yerde görünüyorlar da evlerinde oturup Fatihler Yavuzlar yetiştirmiyorlar?" Diye yakınmıyorsun. Kadınlar amir olacak, kadınlar memur olacak, kadınlar mühendis olacak, kadınlar radyo-televizyoncu olacaklar, kadınlar da her sektöre girecekler de peki, geleceğimizi ellerine ısmarlayacağımız anneliği kim yapacak? Erkeklerin ve kadınların yaratılmasındaki gaye bumudur Allah aşkına. El-insaf. Bu yazıyı yazan kardeşimizin acaba İslam’da kadının yerinin neresi olduğundan haberi var mı? Tesettür sadece başörtüsünden mi ibarettir? Kadınların orada görünmesi diye bir zaruret mi var? Daha böyle bir düzine sorular sorulabilir.

Bunların cevabını bilmeden sağda solda başörtüsü, tesettür ve Müslüman kadın gibi büyük öneme haiz konular hakkında yazı yazmak çok büyük vebali gerektirir. Rabbim cümlemizi böyle yanlışlara alet olmaktan korusun. İnşaallah yazıyı yazan ve haberleştiren kardeşlerimiz de bu yanlışlarından dönüp tevbe ederler.

Sayfa 90 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.