.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Yahudi dostu olmak!

Fethullah Gülen, İsrail ordusunun, Akdeniz'de Gazze'nin ablukasını delerek yardım götürmeyi amaçlayan filoya düzenlediği operasyonda 9 Türk hayatını kaybetmesiyle ilgili görüşlerini açıkladı.

Gülen, ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal’a verdiği söyleşide, Türk bir kuruluşun önderlik ettiği bir filonun İsrail’in izni olmadan Gazze’ye yardım götürmesini eleştirdi.

GÖRDÜĞÜM ŞEYLER HİÇ DE HOŞ DEĞİL
Gazetenin haberine göre Gülen, söyleşide  olayla  ilgili izlediği haberler hakkında, "Gördüğüm şeyler hiç de hoş değildi" dedi. Gülen, "Çok çirkin şeylerdi” diye konuştu.  Gülen, organizatörlerin Gazze’ye yardım götürmeden önce İsrail’le uzlaşma yolunu seçmemelerini "faydalı sonuçlar doğurmayacak  şekilde  otoriteye baş kaldırmak” olarak tanımladı.

IHH POLİTİK BİR AMAÇ GÜTTÜ MÜ?

WSJ, Gülen’in sözlerinin İsrail tarafından iade edilen aktivistlerin Türkiye’de kahramanlar gibi karşılandığı bir  döneme denk geldiği yorumunu yaptı. Gazze’ye yardım götüren gemilerin önder organizatörlerinden biri olan ve 100’den fazla  ülkede  yardım faaliyetleri gerçekleştiren İnsani Yardım Vakfı’ndan (IHH) kısa bir süre önce haberdar olduğunu söyleyen Gülen, “IHH’nin politik bir amaç güdüp gütmediğini söylemek kolay değil” dedi.

SUÇLUYU BULMA İŞİ BM'NİN
Gülen, kendi hareketiyle ilişkili bir derneğin Gazze'ye yardım götürmek istediği zaman onlara İsrail'den izin almaları gerektiğini söylediğini belirtti. Gülen ayrıca, bu olayda suçluyu bulma işinin Birleşmiş Milletlere bırakılmasının en iyi seçenek olduğunu da sözlerine ekledi. Söyleşiyi  gerçekleştiren  muhabir, Gülen’in evinin koridorunda, büyük bir Türkiye haritası, Kuran’dan bir ayet ve Boğaz üzerinden geçen bir Türk F-16’sının resmi bulunduğunu da aktardı.

haber5
Not:
İslamdan bihaber yaşayan insanların dahi yahudiyi haklı görmeleri mümkün değilken, kendisini dini otorite kabul eden bir şahsın böyle bir söylemde bulunması gerçekten esef verici. Gazze'ye yardım filosuna düzenlenen saldırının ardından İsrail hükümet sözcüsü Mark Regev'i canlı yayında konuk eden, İngiltere'nin Channel 4 kanalının en ünlü sunucularından Jon Snow kadar  dahi bilinçli olamaması endişe verici. "Snow: Ama kimsenin önerinizi kabul etmemesinin nedeni, malzemelerden kesinti yapmanız. Gazze’ye giden yardım malzemelerinin yüzde 78’ine el koyuyorsunuz. Bunu Kızılhaç ve BM raporları söylüyor. Sizden geriye malzemelerin yüzde 20’si kalıyor." Bunu anlayamayacak kadar dünyasiyasetinden habersiz olmak veya hoşgörülü olmak Müslüman kanının akmasına sebep olmaktan başka nedir ki. Birde koca devlet adamı başbakan yardımcısınında aynı fikirde olması insanı çıldırtıyor.

Altın ve gümüş

ALTIN VE GÜMÜŞ KULLANIMI

Muhiti Burhani İsimli Fıkıh Kitabının 5. Cilt, sahife 195 te şu açıklamalar mevcuttur.

On birinci fasıl, altın ve gümüşün kullanımı hakkındadır:

Camu-us Sağir kitabında, İmamı A’zam Ebu Hanife’den, şu rivayet zikredildi: kendisi altın ve gümüş kaplardan yemeyi, içmeyi ve yağdanlık olarak kullanmayı mekruh –haram- görürdü.

Bu meselede asıl kaide şudur: Rasülüllah Sallallahü aleyhi ve sellem’den, altın ve gümüş kaplardan bir şey içmeyi men ettiği rivayet edilmiş ve bu kaplardan içen kişi için, tehditli söz kullanmıştır. Şöyle buyurmuştur:

“Kim altın ve gümüş kaplardan içerse, sanki karnında, cehennem ateşini döndürmüştür.” Başka bir rivayette: “Kim yerse ve içerse…” şeklindedir.

Rivayet edildi ki Ebu Huzeyfe r.a., acemlerden olan bir topluluğun yanına vardı. Ona gümüş kapta bir içecek verdiler. Onu geri çevirdi ve şöyle dedi: “Muhakkak Rasülüllah Sallallahü aleyhi ve Sellem, bizi gümüş kaplardan içmekten men etmişti.”

Bu yasaklamadaki mana, kibirli ve zalimlere benzemektir. Sakınılabilen şeylerde onlara benzemek mekruhtur.

Yemek ve içmek hususunda kerahet sabit olunca, yağdanlık kullanımında da kerahat sabit olur, zira yağlanmak bedenin menfaatine olan bir iştir, bu bakımdan yemek içmek gibi olur. Veya yemek içmekle zalimlere benzemek hâsıl olursa, yağdanlık kullanımında da bu benzeyiş hâsıl olabilir, bu yüzden bu da mekruh olur.

Bu meselede, erkekler ve kadınlar eşittir. Zira yasaklık umumi geldi.

Ancak kadınların, kocalarına karşı süslenmek için kullandığı takılar müstesnadır.

Erkeklerin mühür olarak kullandığı gümüş yüzükler, kılıç kabzası ve süslemesi gümüş olan kılıç-bıçak gibi eşyanın kullanımına cevaz verildi.

Bedai Senai, cilt 5, sahife 132:

Rasülüllah Sallallahü aleyhi ve Sellem buyurdu: “Bu ikisi –ipek ve altın-, ümmetimin erkeklerine haramdır.”

Rivayet edildi ki Nu’man ibni Beşir r.a. şöyle demiştir: Altından bir yüzük edinmiştim. Efendimiz Sallallahü aleyhi ve selemin yanına girdim. Şöyle buyurdu: “Sana ne oldu da, daha cennete girmeden evvel cennet ehlinin süsünü takınmışsın.”

Hemen onu attım ve demirden olan bir yüzük edindim. Efendimiz Sallallahü aleyhi ve selemin yanına girdim. Buyurdu: “Sana ne oldu da cehennem ehlinin süsünü takınmışsın.”

Bunun üzerine bakırdan olan bir yüzük edindim. Yine Efendimizin s.a.v yanına girdim. Buyurdu: “Muhakkak senden, putların kokusunu buluyorum.”

Dedim ki: Ey Allahın Resulü! Nasıl yapayım? Buyurdu: “Onu gümüşten edin, ancak bir miskal -4 gram- ağırlığını geçmesin.”

 

Pazartesi, 07 Haziran 2010 11:36 tarihinde güncellendi

İnsani yardımdan son haber

 


Korsan İsrail devleti Gazze'ye giden Özgürlük filosuna gerçek mermilerle saldırdı. Saldırıda 19 kişi şehid oldu, 100'den fazla kişinin yaralandığı bildirildi.

İsrail'in sivil gemilere vahşice saldırısında en az 19 kişinin şehid olduğu vurgulandı. El Cezire ve İsrail televizyonları yaralı sayısının da çok fazla olduğunu açıkladı.

Bu arada, İsrail Haaretz gazetesi de ölü sayısını en az 10 ila 15 arasında olabileceğini kaydetti.

İsrail televizyon kanalları, yaralananların Aşkelon'daki hastaneye sevkedildiklerini belirtirken, operasyonda yaralı askerler de bulunduğunu, bunlardan ağır yaralı birinin de Hayfa'ya nakledildiğini bildirdiler.

Öte yandan, Kanal 10 televizyonu, gözaltına alınanların bir kısmının cezaevlerine konulması için hazırlıklar yapıldığını duyurdu.

Televizyon ayrıca, Gazze Şeridi'nden botların denize açılmasını önlemek için, Gazze kıyılarının da tümüyle abluka altına alındığını kaydetti.

Hükümet ve halk göreve çağrılıyor. Bütün insanlar hep beraber İsrail konsolosluğuna ilerleyin çağrısı yapılıyor.

Bütün vicdanlı insanların, konsolosluğa gitmesi isteniyor.


Yaralılara plastik kelepçe taktılar

İsrail saldırısı sonrası yaralanan aktivistlerin ilk görüntüleri ajanslara düştü.

İsrail ordusu, "Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım" kampanyası kapsamında Gazze'ye doğru seyreden gemilere operasyon düzenledi. İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre 10 kişi hayatını kaybetti.

İSRAİL YAYIN YASAĞI KOYDU

El Cezire televizyonu, konvoyun önderliğini yapan Türk Mavi Marmara gemisine düzenlenen operasyonun görüntülerini yayınladı.
Görüntülerde, operasyonun helikopter destekli yapıldığı görüldü. İsrail radyosu, askeri sansürün, İsrail'deki hastanelere nakledilen ölü ve yaralılarla ilgili her türlü bilginin yayınına yasak koyduğunu söyledi.

Bazı temas ve incelemelerde bulunmak üzere Mısır'da bulunan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, İsrail saldırısı üzerine ziyaretini yarıda keserek Türkiye'ye döneceği bildirildi.


Başbuğ'un, İsrail askerlerinin Gazze gemilerine saldırısı sonucu böyle bir karar aldığı açıklandı. Başbuğ'un bugün Luksor'daki tarihi ve turistik yerleri gezmesi bekleniyordu.


Suriye, Arap Birliği'ni olağanüstü toplantıya çağırdı

Suriye, İsrail'in yardım gemilerine yönelik saldırısının sonuçlarını tartışmak üzere Arap Birliği Konseyini olağanüstü toplantıya çağıran resmi bir muhtıra sundu

İsraiil'den utanmaz davranış

İsrail: Türkiye, Yunanistan ve İspanya Büyükelöilerini geri çağırdı.

Filistin 3 günlük yas ilan etti

İHH gemilerine İsrail saldırısı üzerine, Filistin'de 3 günlük yas ilân edildi.


İHH'dan 'gemide silah var' iddiasına cevap

İHH, Filistin'e insani yardım götürmeye çalışan gemide silah bulunduğu iddialarını kesin bir dille yalanladı.

Türkiye'den Gazze'ye deniz yoluyla insani yardım malzemesi götürülmesini organize eden İnsani Yardım Vakfı İHH, İsrail resmi kaynaklarının yaptığı 'askerlerimize yapılan silahlı saldırıların ardından operasyon başladı' açıklamasını yalanladı.

İHH Başkan Vekili Yavuz Dede gemilerde insani yardım dışında hiçbir madde bulunmadığını açıkladı.

Dede, gemilerin Yunanistan, İrlanda ve Türkiye gümrüklerince incelendiğini ve içinde herhangi bir silahın olmadığını tescillendiğini söyledi. Yavuz Dede açıklamalarına son olarak şunları ekledi; "Gemilerimizde bırakın silahı, ufak bir çakı dahi yok. Ancak bu sabahtan sonra gemilerin kontrolü İsrail'in elindedir ve gemilere silah ya da mühimmat yerleştirebilir."

İsrail gemisi geri çevrildi

İsrail Ordu Radyosu, 850 İsrail'i Türkiye'ye götüren Israel Magic 1 adlı lüks yolcu gemisinin, Gazze konvoyuna yapılan baskından sonra bu sabah geri çevrilerek Kıbrıs Rum Kesimi limanlarına yönlendirildiğini duyurdu.

Ordu Radyosu, kararın, Türkiye'ye giden İsrail vatandaşlarına bir saldırı düzenlenmesi ihtimaline karşı alındığını bildirdi. Radyo geminin Türkiye'deki hangi limana doğru gelmekte olduğunu açıklamadı.

Bu arada, İsrail askerlerinin el koyarak İsrail'e doğru götürdüğü gemiler henüz İsrail limanlarına varmadı. Arutz Sheva gazetesi, altı geminin, daha önce planlanandan farklı olarak, Aşdod Limanı yerine Hayfa Limanı'na götürülmekte olduğunu öne sürdü. Gazete, gemileri, Aşdod Limanı'nda bekleyen yüzlerce yerli ve yabancı medya mensubundan uzak tutmak için bu kararın alındığını öne sürdü.


Fransa: Saldırı şok edici, soruşturma istiyoruz
Fransa, İsrail askerlerinin yardım gemisine yaptığı saldırı için "şok edici" diyerek soruşturma talep ettiklerini bildirdi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada İsrail'in yardım gemilerine düzenlediği saldırı için "şok edici" tanımlaması yapıldı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı, saldırı hakkında soruşturma talep ettiklerini açıkladı.


Gözyaşları içinde bekleyiş

İsrail askerlerinin saldırdığı gemide bulunanların yakınları göz yaşları içinde haber bekliyor

İsrail askerlerinin Filistin'e insani yardım götüren gemilere düzenlediği saldırıda ölen ve yaralananların olduğu haberi gemide bulunanların yakınlarını yasa boğdu. Sabah saatlerinden itibaren Fatih'te bulunan İnsani Yardım Vakfı'na (İHH) akın eden aileler göz yaşları içinde yardım konvoyundan gelecek haberleri bekliyor.

İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisine yaptığı baskın Türkiye'de endişeye yol açtı. Gemi ile birlikte Filistin'e giden Türk vatandaşların aileleri, yakınlarından haber alabilmek için sabah saatlerinden itibaren İHH'nın Fatih'teki binasına akın etti. İHH'da bir konferans salonuna alınan aileler gözyaşları içinde endişeli bekleyişlerini sürdürüyor. Gemide yolculuk yapan Fevzi Çorlu'nun annesi ve kız kardeşi de endişe ile bekleyenler arasında. Fevzi Çorlu'nun annesi Hatice Çorlu, 'Oğlumdan gemiye bindikten sonra haber alamadık. Hiç ulaşamadık. Gece seyrettim haberleri. Allah'a emanet olsun. Allah sabredenlerle beraberdir. Niye bu millet sahip çıkmadı. Neden devlet sahip çıkmadı. O gemiler giderken arkasından silahlı gemiler gönderebilirdi. Silahsız gönderdiler." diye konuştu.

Çorlu'nun kız kardeşi ise göz yaşları içinde abisinin ölmüş olabileceğini hiçbir şey bilmediğini anlattı.

Fethin kronolojisi

 

İstanbul’un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 1452 yılında Boğaz’ın kontrolünü sağlamak için Rumelihisarı inşa edildi. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizans’ın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Ceneviz’lilerin elinde bulunan Galata’nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. Fetihin kronolojisi şu şekildedir :

6 Nisan 1453: Fatih Sultan Mehmed otağı Konstantinopolis önlerinde, St.Romanüs Kapısı (Şimdiki Topkapı) önüne kuruldu. Aynı gün şehir, Haliç’ten Marmara’ya kadar kuşatıldı.

6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı.

9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç’e girmek için ilk saldırıyı yaptı.

9-10 Nisan 1453: Boğazdaki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi.

11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Yer yer gedikler açıldı. Sürekli dövülen surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı.

12 Nisan 1453: Donanma Haliç’i koruyan gemilere saldırdı fakat Hıristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yol açtı. Fatih Sultan Mehmed’in emri üzerine havan topları ile Haliç’teki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı.

18 Nisan 1453, Gece: Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü.

20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans’ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donaması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa’ya gemilerini her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Osmanlı donanması, sayıca üstünlüğüne rağmen, kendilerinden büyük ve yüksek olan düşman gemilerini engelleyemedi. Bu başarısızlık Osmanlı Ordusunda bir bozgun etkisi gösterdi. Asker orduyu terk etmeye başladı. Hemen sonra bu durumdan istifade etmek isteyen İmparator bir barış önerisinde bulundu.

Sadrazam Çaldarlı Halil Paşa’nın desteğiyle bu öneri reddedilerek, kuşatmaya ve surların büyük toplarla dövülmesine devam edildi.

Bütün bu bozgun havası içinde Fatih Sultan Mehmet’e şeyhi ve hocası Akşemseddin’in fetih müjdesi mektubu geldi. Fatih Sultan Mehmet bu manevi desteğin de etkisiyle bir yandan saldırıyı şiddetlendirirken, öte yandan herkesi şaşırtan yeni girişimlerde bulundu: Dolmabahçe’de demirlenen donanma karadan Haliç’e indirilecekti.

22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hıristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed’in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karada seyrettiği gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç’e inmişlerdi.

Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç’te görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bu arada Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı.

28 Nisan 1453: Haliç’teki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları da ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı.

İmparator’a Cenevizliler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. Eğer teslim olunursa serbestçe istediği yere gidebilecek, halkın canı ve malı güvende olacaktı. İmparator bu teklifi kabul etmedi.

7 Mayıs 1453: 30.000 kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı.

12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında yapılan büyük saldırı püskürtüldü.

16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans’ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu.

Aynı gün Haliç’teki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı.

18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar.

Sonraki günlerde surların yoğun top ateşiyle dövülmesi sürdürüldü.

25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed, İmparator’a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey’i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenlerde mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi.

26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan’da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderildiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çaldarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmanın kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı.

Saldırıya devam etme kararı alındı ve hazırlıkları yapma görevi Zağanos Paşa’ya verildi.

27 Mayıs 1453: Genel saldırı orduya duyuruldu.

28 Mayıs 1453: Ordu, gününü ertesi gün yapılacak saldırılara hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Orduda, tam bir sessizlik hâkimdi. Fatih Sultan Mehmed safları dolaşarak askeri yüreklendirdi.

İstanbul’da ise bir dini ayin düzenlendi, İstanbul Ayasofya’da herkesi savunmaya davet etti. Bu tören Bizans’ın son töreni oldu.

29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu.

Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçtiler yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed’in yüreklendirmesiyle göğüs göğse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağını diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Belgrad kapıdan Yeniçerilerin içeri girmesi ve Edirnekapı’daki son direnişçileri ardından çevrilmeleri üzerine Bizans savunması çöktü.

Askerleri tarafından yalnız bırakılan İmparator sokak çatışmaları sırasında öldürüldü. Her yandan kente giren Türkler Bizans savunmasını tümüyle kırdılar. Fatih Sultan Mehmed öğleye doğru Topkapı’dan şehre girdi, doğruca Ayasofya ‘ya girerek burayı camiye çevirdi. Böylece bir çağ açılıp, bir çağ kapandı.

 

Pazar, 30 Mayıs 2010 22:29 tarihinde güncellendi

Sayfa 89 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.