.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

ALIŞ-VERİŞ HAKKINDA BAZI TABİRLER

Bey’: Satış.

Şira: Alış.

Bayi: Malı satıcı.

Müşteri: Malı alıcı.

İcab: Akti yapanlardan ilk söylenen söz.

Kabul: Akti yapanlardan ikinci olarak söylenen söz.

Bey’i münakit: Akti sahih olup tesiri mebi ve ücrette zahir olan satış muamelesidir.

Bey’i gayrı münakit: Şartları tamamen veya kısmen mevcut olmadığından batıl olan satış muamelesidir.

Bey’i sahih: Zatı ve sıfatları ile şartlarına haiz olup geçerli olan satış muamelesidir.

Bey’i fasit: Aslında sahih olup vasfı itibarıyla sahih olmayan satış aktidir. Verilen ücretin kıymeti olmayan şarap-leş gibi bir şey olması.

Bey’i batıl: Hüküm ifade etmeyen aslından sahih olmayan satışlar. Kıymeti olmayan leş-domuz gibi bir şeyi satmak gibi.

Bey’i mevkuf: Geçerli olması başkasının iznine bağlı satış muamelesidir. Fuzuli kişinin satışı gibi.

Bey’i lazım: Şartlar tamam olup sabitleşen satış muamelesidir ki taraflardan biri tek başına bu akti bozamaz.

Bey’i gayrı lazım: Geçerlilik şartları tamam olup yalnız bir tarafın muhayyerliği olan satışlardır. Bu muhayyerlik hakkı olan taraf, müddet bitmeden evvel akti bozabilir.

Ivaz: Karşılık olarak verilen ücret veya mal.

Misli: Çarşı ve pazarlarda misli bulunan hububat ve benzeri şeyler

Kıyemi: Çarşı ve pazarlarda misli bulunmayıp kıymetle değerlendirilen şeyler. Hayvanat, kumaş, kitap, vasıta gibi.

Gabn: Aldatmak. Fahiş olursa müşterinin geri verme hakkı vardır.

İkale: Evvel yapılan akti iki tarafın anlaşarak iptal etmesi.

Karz: Ödünç verilen mal, borç.

Revaç: Piyasada geçerli olması.

Kile: Hububat ölçülen kab, ölçek.

Tartı: Terazi, satılan şeyin ağırlığını ölçen alet.

Sa': Ölçek.

Zira: 45 cm lik kumaş ölçülen alettir.

Fesh: Akti iptal etmek, bozmak.

Dâr: Bina, arsa, etrafı çevrili arsa-bina.

Fasit: Bozuk.

Mebi: Satılan mal.

Semen: Ücret.

İstibra: Satınalınan cariyeye cima etmeden evvel bir hayız müddeti beklemek.

Me'zun köle: Ticarete izin verilen köle.

Ümmü-veled: Efendisinden çocuğu olan cariye.

Şuf’a: Komşunun bitişiğinde satılak akarı satınalma hakkı.

Meclis muhayyerliği: Akit yapıldığı yerde bulundukça kabul etmek veya red etmek hakkı.

Tayin muhayyerliği: Bu, iki veya üç şeyden birini, satın alınan şey dilediği herhangi biri olmak üzere satın almaktır.

Ayıp muhayyerliği: Satınalınan malda ayıp çıkınca geri verme hakkı.

Şart muhayyerliği: Satılan şeyin alınması veya geri verilmesi için üç gün müddet tanımak.

Görmek muhayyerliği: Satınalınan malı görünce, konuşulduğu gibi çıkmazsa geri verme hakkı.

Musaveme: Satış üzerine pazarlık.

Tedavül: Para veya malın elden ele dolaşması.

İstihkak: Satınalınan malın başkası tarafından sahiplenilmesi.

Müdebber: Efendisi ölmekle hür olacak olan köle.

Mükateb: Hür olmak için taksit ödemek üzere efendisi ile anlaşan köle.

Muhakale satışı: Bu, tahminen başaktaki buğdayı, tahmini ölçek ile hazırda olan buğdaya karşılık satmaktır.

Bey’i ine: Sattığı şeyi, sattığından daha az bir fiyatla, daha ücreti ödenmeden evvel aynı kişinin satınalması. Bu zamanda galeriden sıfır arabayı taksitle alıp, daha ödemeden evvel aynı galericiye düşük olarak peşin satmak gibi.

Nevruz: Mecusilerin tazim ettiği bahar bayramı denilen gün.

M ihrecan: Mecusilerin tazim ettiği günlerden biri.

Batıl akit: Anlaşması temelde geçersiz olan akit.

Fasid bey: Akti içine bozukluk dahil olan satışlar. Fesadı kaldırılırsa sahihe dönüşebilir.

Neceş: Alıcı olmadığı halde fiyatı artırmak için satışa dahil olmak.

Celeb: Simsardır. Köylüleri yollarda karşılayıp mallarını ucuza alırlar ve şehirlilere pahalıya satarlar. bu zamandaki kabzı-mallar gibi.

İkale: Akti yapanların anlaşarak akti bozmaları.

Murabaha: Kârlı satış.

Tevliye: Maliyetine satış.

Vazıa: Zararına satış.

Menkul: Nakledilen şeyler.

Gayr-ı menkul: Nakledilmeyen arazi-bina gibi şeyler.

Riba: Faiz.

Kader: Miktar.

Cins: Aynı özellikleri taşıyan şeyler.

Merafık: Satılan arazi-binanın hakları.

Beyyine: Delil, şahit.

Hucceti müteaddiye: Karşı tarafa hükmü geçerli yapan delil.

Kâsır huccettir: Hükmü karşı tarafa geçerli yapamayan noksan delil. İkrar gibi.

Tenakuz: Zıtlık. Delil ile dava arasındaki çelişki.

Fuzuli: Yetkisiz kişi.

Selem: Veresiyeyi peşine karşılık satmaktır.

Re'sul-mal: Selem yapılmak için verilen ücret, ana para.

Müslemün-ileyhi: Ücret karşılığında verilecek olan hububat veya vasfetmekle zabtı mümkün olan mal.

Rabbus-selem: Selem aktini yapan kişi.

Adedi mukarib: Büyüklükleri birbirine yakın olan yumurta, ceviz gibi şeyler.

Adedi mütefavit: Büyüklükleri farklı olan şeyler, karpuz, hıyar.

Fulus: Para.

Fulusu nafika: Piyasada geçerli olan para.

Perşembe, 24 Haziran 2010 13:20 tarihinde güncellendi

Bakara Suresi: 22

 

22- Size yeryüzünü döşek, gökyüzünü tavan yapan gökten su indirip onunla size rızık olarak meyveler çıkartan odur. O halde bunları bile bile Allaha ortakla koşmayın.

الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اْلأَرْضَ فِرَاشاً (O Allah ki yeryüzünü sizin için döşek yaptı) üçüncü bir sıfattır. Veya medih için gelmiştir. جَعَلَ fiili gibi müteaddi olarak kullanılır. صَيَّرَ gibi iki mef'ule geçişli olur. Ayette bu şekilde kullanıldı. Yeri döşek, yaygı, beşik yapmanın manası bazı kısımlarını sudan ayırdı, çok yumuşaklık ve sertlik arasında bir halde yaptı, o şekilde ki üzerinde oturmak, uyumak, öteberi gidip gelmek, üzerinde insanın dönüp durduğu yatağı gibi olmasıdır. Döşenmiş olması, beşik gibi olması ve dümdüz olmasını gerektirmez. Zira şeklinin küre gibi olması, hacminin büyüklüğü, kenarlarının uzaklığı ve genişliği ile yatak gibi döşenmiş olmasına mani değildir.

وَالسَّمَاءَ بَنَاءً (Semayı da bina yaptı) çatılmış kubbe. Sema: Cins ismi olup aza ve çoğa söylenir. Bina: masdar olup bina edilen şey bununla isimlendirildi. Oda, ev, kubbe, çadır gibi şeylerdir. Arapların çadırlarıdır. Hanımı üzerine bina yaptı, tabiri bundandır. Zira evlendikleri vakitte hanımın üzerine yeni bir çadır gererlerdi. Veya çamur kerpiç ve kıldan oda yaparlardı.

Kubbe, çadır gibidir. Deri, yün ve kıldan yapılırdı.

وَأَنزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْ (Gökten su indirdi, onunla meyvelerden sizin için rızık çıkarttı) Meyvenin çıkması Allahın kudreti ve dilemesiyledir. Fakat suyu, çıkmasına ve maddesine sebep yaptı. Çocuğun yaratılmasında erkeğin suyunu sebep yaptığı gibi. Adeta suret ve keyfiyetleri su ile karışmış madde üzerine atmakla devam eder. Veya suda yapma kuvveti, yerde kabul etme kuvveti yaptı. Her ikisinin karışmasıyla envai türde meyveler ortaya çıkar. Şu ayette olduğu gibi "O su ile sizin için ekin, zeytin, hurma, üzüm ve her türlü meyve bittirir" Allahü Teâlâ eşyayı sebepler ve maddelerle yaratmaya kadirdir. Sebeplerin kendilerini de o icad eder, fakat icatta bir halden diğer hale girdirme dereceleri vardır. Akıl sahipleri için ibret ve kudretinin büyüklüğüne karşı sükûnet vardır. Bunların yaratılması bir anda olmamaktadır.

مِنَ السَّمَاءِ Buradaki مِنْ ibtida manasındadır. İsterse sema lafzından bulut kastedilsin, isterse felek (atmosfer) kastedilsin yine yukardan aşağıya inen yağmur manasındadır. Zira yukarıda olan şey sema manasındadır.

Yağmur semadan buluta iner oradan yere dökülür, görünüşte böyle geçerlidir. Veya semavi sebeplerden dolayı yerin rutubetli cüzleri havaya saçılır ve onlardan yağmur damlaları oluşur.

مِنَ الثَّمَرَاتِ Kavlindeki مِنْ baziyet bildirir. Bu manada gelen ayetler buna muvafıktır. "Şu sebebi ile bütün meyvelerden bazısını çıkarttı" Buradaki مِنْ kelimesinin beyan için olması gerekmez. Zira daha evvelde kapalı bir şey yokki beyan edilsin.

Rızık suyun bazısından hâsıldır. Mana meydana gelene uygundur, zira gökten suyun tamamı inmez, belki bazısı iner yağmurla meyvelerin tamamı da çıkmaz.

لَكُمْ (Sizin için) lafzı mefuldür. Yani sizin rızkınız için meyvelerin bazısını çıkarttı.

فَلاَ تَجْعَلُوا ِللهِ أَندَاداً (Allah için eşler yapmayın) Burası "Rabbinize ibadet edin" lafzına bağlıdır. Rabbinize ibadetle emrolunduğunuz vakitte artık ona hiçbir şeyi ortak koşmayın ki ibadetiniz tevhid üzere olsun ki dinin ve ibadetin aslı ve esasıdır. "Allaha ibadet edin, ona şirk koşmayın"

Mana: sizi takva uman kişi suretinde yarattı, yani azaptan korkan. Bu durum sizin şirk koşmamanıza sebep olsun. O Allah ki sizin için tevhid delillerini dikti, ona şirk koşmayın.

Nidd: Nida edilene muhalif olan mislidir. Putları "denk" (nidd) diye isimlendirmek, müşrikler onlara yakınlaşıp tazim ettiklerinden Allaha ibadeti terk ettiler putlara ibadet ettiler ve onları ilah diye isimlendirdiler. Bu durum putları, zatı ile vacib olan zatlar gibi itikad etmelerini gerektirdi. Denk lafzı (nidd) ile onların durumu ile alay edilip hallerinin şenaati ortaya kondu. Şöyle ki denk olması imkânsız olan Allah'a, denkler yaptılar.

Amr Bin Nevfel kavminin dinini bıraktığı zaman şöyle dedi "Bir Rab mi, bin Rab mi dine daha uygundur? İşlerin taksimatını yapınca lat ve uzza gibilerinin hepsini terk ettim. Basiretli kişi işte böyle yapar."

وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ(Halbuki siz biliyorsunuz) denkler yapmayın, kavlinden hal dir. Yani: sizin haliniz ve sıfatınız şudur ki sizler sahih ile fasidin arasını ayı-rabilen, işlerin inceliklerini bilen, hallerin kapalılıklarını keşfeden kişiler oldu-ğunuz halde bundan geri durmuyorsunuz. (Başka ilahları denk tutuyorsunuz)

Mefulu terk edilmiştir, yani siz ilim, marifet ve isabetli görüş ehli oldu-ğunuz halde burada tevbih (azarlama) vardır. Yani siz arifler, temyiz edici olan isabetli kişiler şayet azıcık düşünse idiniz mümkünatı yaratanı isbat emeye mecbur kalacaktınız, o zat misalden ve denk tutulmaktan münezzehtir. Kadimlikte tektir, bekada tektir. Zatının varlığının vacib olması ile tektir. Fiilleri son derece sağlam, isimleri son derece güzeldir. Sizin üzerinde olduğunuz putlara ibadet hali ve onları denk tutmanız son derece cehalet ve nihayet derecede ahmak akıllılıktır. Zira mümkünatın var olması, istikamet üzere olması, her şeyin vakti gelince ortaya çıkması, bütün bunların hepsi onun tarafından mevcut olup onun tek olduğuna delalet eder. Bu izahları herkesin fıtratı kabul eder.

Sizler bilirsiniz ki putlar bir şey yapamaz, bir şeye gücü yetmez. Mevla Teâlâ şöyle ferman buyurdu. "Ortaklarınızdan sizin için bunlardan bir şey yapabilen var mıdır?"

İki ayetin ihtiva ettiği mana, Allahü Teâlâ’ya ibadet ve ortak edinmekten uzak durmaktır.

Hak Sübhanehü Hazretleri ibadet ile olan emrini, Rab olmasına bağlayınca anlaşıldı ki Rab olmak ibadetin gerekliliği için illet ve sebebtir. Zira ihsan edene teşekkür etmek vaciptir.

Sonra Rab olduğunu beyan ederek onları canlılar ve gücü olan varlıklar yaptı. Bütün nimetler buna bağlıdır. Nimetlerin ihsanı üzerine bu, takdim edilir. İbadete imkân vermesi, şükür, mutlaka lazım olan yeryüzünü onlar için döşemesi, semavâtı yaratması insanlar üzerine çatılmış kubbe gibi, çadır gibi onları muhafaza eder. Ve diğer yaşantıda ihtiyaç duyulan yiyecekler ve giyecekleri yaratması, meyve tabiri yiyecek şeylerin hepsini kaplar. Yenilen, üstlerinde ve altlarında olan şeylerin yaratılmasını düşünün. Bu yaratılanlar-dan hiç biri bunlardan bir şeyi yaratmaya kadir değildir anlaşılır ve bu anda yakinen bilinir ki bütün bunlar için elbette bir yaratıcı olup ona hiçbir şeyi denk koşmasınlar. İşte şu işler Allahın tek olmasına şahitlik edince bunun üzerine yasakları tertip eyledi, şirkten uzak durmayı emreyledi.

Denildi ki, Mevla Teâlâ bu ayetten anlatılanlarla birlikte ayrıca insanın yaratılış merhalelerini murat eylemiştir. İnsana verilen manalar, sıfatlar temsil yolu üzerine belirtildi. Bedeni araziye, nefsi semaya, aklı suya misal getirdi. Ona akıtılan ilmi ve nazarı faziletler ve aklı kullanmakla elde edilen şeyleri hislere (duyu organlarına) temsil etti. Nefsin kuvvetleri, bedenin kuvvetleri, semavi ve arzî kuvvetler, faili muhtarın kudretiyle birleşmesi neticesinde meyveler hâsıl olmaktadır.

Netice olarak son iki ayette beş delil vardır, İkisi nefisten, üç tanesi dıştan.

Nefiste ki delillere gelince evvelkisi sizin yaratılmanızdır. İkincisi, sizden evvelki asıllarınızı, hayvanlarınızı ve çeşitlerinizi yarattı.

Dıştaki delilleri yerlerin, göklerin yaratılması, meyvelerin çıkartılmasıdır.

Sonra bunlardan her birinde olan alametler vardır ki ustasının varlığına ve birliğine, kudretine, hikmetine ve tedbirine delalet eder.

Nefiste olanlar başlangıçta, bir halden bir hale değişmesi, batında zahir olup fehimleri hayrete düşüren şeyler. Özellikle kalb ve içine konan parlak ayetler. Yaratıcının birliğine ve kudretine delalet eden kesin delillerdir. "En güzel yaratıcı Allah, ne bereketlidir"

 

 

Salı, 22 Haziran 2010 13:36 tarihinde güncellendi

ŞİMDİ Mİ ???

CEMİL ÇİÇEK KÜKREDİ AMA....ÇOK GEÇ....

Senelerdir tererü besleyen dış güçlerin oyunlarından bahsedilir, siyonizmin avrupanın düşmanlığı anlatılır ama yine bizim muhafazakarlar ab ye girmek için kuyruk sallardı... Şimdi ne oldu?  İşte aşağıdaki açıklamalar:

"PKK; TAŞERON, DAĞDAKİ ADAM C 4'Ü NEREDEN BİLECEK"

Toplantıda konuşan Cemil Çiçek, Türkiye'nin kilit ülke olduğunu ifade ederek, "Ülkemizin büyümesinden rahatsız olanlar var. Terör örgütleri uluslar arası gücün maşasıdır. Okur yazarlığı bile olmayan kişilerin yapacağı bir iş değildir bu. Türkiye tekrar toparlanıp, güç, kuvvet kazanırsa, burada bize ekmek yok diyenler, adına PKK dedikleri bu örgütü kullanır hale geldiler. Bu örgüte silah, mühimmat sağlayanlar, örgütü yaşatanlar bunlar. Okuması yazması olmayan adam patlayıcı bomba yapmayı, C-4'ü nereden bilecek? Bunları kim veriyor diye baktığımızda işte uluslar arası güçleri görürsünüz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, her türlü desteğin verildiği uluslar arası bir güçle karşı karşıyayız. Bundan en evvel istifade edenler silah tüccarlarıdır. Bu 5 bin kişilik bir örgüt, silah alacak, yiyecek içecek. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Kandil Dağı'nda buğday mı yetişiyor? Pamuk mu, zeytin mi var? Onlara aşı kim veriyor, silah nasıl gidiyor? diye baktığınızda arkasındakileri görürsünüz" diye konuştu.

"İTİ KÖPEĞİ YARGILA YA DA İADE ET"

Türkiye'nin gelişmesine devam edeceğini, 1.Lig'de şampiyonluğa oynayacağını vurgulayan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü: " Türkiye'nin gelişmesinden rahatsız olanlar var. Bakmayın siz PKK'yı terör örgütü olarak kabul ettiklerine. Bu güne kadar bir tek teröristi iade etmediler. Halbuki sözleşmelerin altına atılan imza o ülkenin, devletin namusudur. Ne yazıyor onun altında? Bu it ve köpeği ya yargıla, ya iade et. Ne yargılıyorlar, ne iade ediyorlar. Yaptıkları şey himaye etmek. Silah vermek, mühimmat vermek. Bu alçaklar topluluğu hiç kimseyi temsil etmiyor. Bu ülkenin hiçbir kesimini temsil etmiyorlar. Bu vatanın esas sahipleri bizler değiliz. Aziz şehitlerimizdir. Bir başka ülkenin toprağını 2 - 3 metre kazarsınız petrol çıkar kömür çıkar. Ama bizim vatan coğrafyamızın toprağını 2 metre kazın altından şehit kemikleri çıkar. Böylesine mübarek bir coğrafyada bize düşen bir an evvel güçlenmektir" diye konuştu.

 

Not: Bu hakikatleri açıklayanlar, inşaallah zararın neresinden dönersek kardır kabilinden şu avrupa sevdasından vaz geçerler, islam birliğine sarılırlar da Allahın yardımı ile başarılı olurlar, yoksa işler felaket.....

Salı, 22 Haziran 2010 15:31 tarihinde güncellendi

RECEB AYI VE REGAİB

Allaha hamd olsun, habibine salat ve selam olsun.

Elhamdulillah! üç aylara girmiş bulunuyoruz, bu gece regaib gecesi. Allahu teala tekrar tekrar nasib eylesin, islamın hakimiyyetine islam birliğine ve Kur'an nizamına kavuşmaya vesile eylesin.

Olayların sür'atle gidişi bizi bir çok hakikatleri görmezlikten gelir hale getirdi, ama Allahu teala "Durun bakalım, nereye gidiyorsunuz" dercesine,  hiç kimsenin beklemediği olayları gündeme getirmekte ve şer gibi görünen bir çok olayı,lutfu ve keremiyle hayra vesile etmekte, kullarının kazanmasına sebeb kılmaktadır.

İşte Gazze deniz şehitleri! Önümüzde ibreti alem olarak zuhur etmiş ve hak ile batılı bir anda ayırıvermiştir. Hak ehli her yerde sesini yükseltmiş, bir çok yerde iman ve cihad aşkını yenilemiştir. Batıl sev dalıları da körü körüne gittikleri yanlışta ısrar etmekle, kalblerinin mühürlü olduğunu göstermiştir.

Ümmet içinde güya tibarlı hizmetleriyle bilinen ve dünya çapında icraat yapan bazı kesim mensubları ve meşhur hocaları da boş durmamış, hemen yükselen hak nidalarını bastırmanın ve uyuşturmanın planını icraya sokmuşllardır, zira iş ilerlerse kendi düzenleri de bir anda alt üst olabilir, bu duruma kayıtsız kalınamaz, hükümeti ve etkilileri terbiye edercesine bir amir pozuyla, taa küfrün merkezi ABD ülkesinden olaya müdahale etmek ihtiyacını hissetmişlerdir.

Bu gibi müdahaleler, belli zamanlarda sürekli düzenli yapılmaktadır ama gözden kaçtığından işin ciddiyetinin farkına varılamıyordu, ama bu son olayda durum değşiktir, zira ortada 9 müslüman kalleşçe hunharca şehid edilmiştir, özellikle türkiyeli olmaları çok önemlidir.

Bu meseleyi çok iyi okumak, yapılan hile ve desiseleri çok yönlü görüp milleti ve idarecileri uyarmak kimin harcı olacak??? İç içe sarmaşdoal olan dünya siyonistleri ve zulum şebekeleri, karanlık hesaplarını tatbik ederken, kullandıkları kişiler ve malzemelere dikkat etmek lazım, hiç bir ayrıntıyı kaçırmamak, önemle iinceleyip işin ardını bırakmamak lazım. Bir kaç sert nutukla işi kapatmak, yahudinin ekmeğine yağ sürmekten başka biri şe yaramaz, onu şımartır ve daha büyük kalleşliğine zemin hazırlatır.

Bu noktada, dini, siyasi, ilmi, sosyal ve tarihi bilkgisi firaseti açık olanların, meseleyi geniş boyutta ele almaları, sürekli olarak bu akan kanı canlı tutmaları, bu vesileyle cihad şuurunu, hak ve adalet arzusunu, kulların esaretten kurtulmalası ve hakiki hürriyete ulaşma arzularını pekiştirmelidirler.

İsrail ve yandaşları, insanların özellikle de Türklerin, kısa zamanda unutan bir millet olduğunu bildiklerinden, belli bir zaman sonra yine ahlaksızca ve utanmadan, başka bir kalleşliğe cesaret etmeleri, nerdeyse kesin gibi açık bir gerçektir. Bu kötü gidişatın önüne geçilmesi için, gerçek iman sahiblerini eğitip ahıret sevgisine, şehadet arzusuna, fedakarlık duygusuna, çile ve vefa hasletlerine sımsıkı bağlı hale getirmek lazım.

Hadisi şerifte "Dünya sevgisi, bütün hataların başıdır." buyrulur. O halde dünyayı sevmeyen, ahıreti kazanmak Allahın rızasına nail olmak ve şehadet şerbetini içmek için yarışan bir topluluk hasıl etmeli ki, bütün dünya onların karşısında, sivri sineğin kanadı kadar değersiz ve güçsüz kalsın......

Allahu teala böyle kenetlenmiş bir şekilde cihad eden topluluğu yetiştirmeye bizleri muvaffak eylesin, islamın zaferini bizlerede göstersin, Receb ayınız ve Regaib geceniz mübarek olsun, Allahın selamı üzerinize olsun.

 

 

Sayfa 87 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.