.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Hac -3

VEDA (Sader) TAVAFI

Mekke’den ayrılmayı isteyince, yedi şavt olarak, remil ve sa’y olmaksızın tavafı sader (veda tavafı) yapar. Bu, Mekke’de mukim olmayanlara vaciptir. Sonra zemzemden içer, sonra Kabe’nin kapısına gelir ve Kâbe’nin eşiğini öper, göğsünü, karnını, sağ yanağını Haceri Esved ile Mültezem[1] üzerine koyar. Bir miktar Kâbenin astarına asılır, gayretli bir şekilde dua eder ve ağlar, sonra mescidden geri geri giderek çıkar.

FASIL

Eğer ihramlı olan (hacı) Mekke’ye girmeyip Arafat’a yönelse, orda vakfe yapsa, tavafı kudüm (Mekke’ye ilk geldiğinde yapılan tavaf) üzerinden düşer, terk ettiğinden dolayı üzerine bir ceza yoktur.

Herkim, Arfat’ta zilhiccenin 9. (Arafe) günü, güneşin zevali ile bayram gününün fecri sadık’ı arasında bir an dursa veya orda yürüse muhakkak haccı yakalamış olur. İsterse uyuduğu halde veya baygın olarak veya oranın Arafat olduğunu bilmediği halde (vakfe yapmış) olsun.

Her kim vakfeye yetişemezse, muhakkak hac ondan kaçmış olur. Tavaf ve Sa’y yapar, ihramdan çıkar. Seneye haccını kaza eder, üzerine ceza olarak kurban kesmek yoktur.

Yol arkadaşına, bayıldığı vakit kendisi yerine ihrama girmesini emretse ve arkadaşı da bunu yapsa, ihramı sahihtir. Aynı şekilde emredilmeden yaparsa imamey’nin hılafına yine sahihtir. (Zira yol arkadaşlığı birbirinin hakkında izni gerektirir.)

Kadın, bütün bu sayılanlarda erkek gibidir, şu kadar var ki yüzünü açar, başını açmaz. Şayet yüzü üzerine bir şey sarkıtırsa ve onu yüzünden uzak tutsa caizdir. Kadınlar telbiyeyi sesli okumazlar, tavafta remil yapmazlar, sa’y de iki yeşil direk arasında koşmazlar. Saçlarını tıraş etmezler, belki uçlarından biraz kısaltırlar. Dikişli elbise giyerler, erkekler bulunduğu vakitte Hacerul Esved’e yaklaşmazlar.

Kadın ihramlı iken hayızlansa yıkanır, tavaf hariç bütün hac vazifelerini yapar. Tavafı ziyaretten sonra hayızlansa Mekke’de ikamet edenlerden düştüğü gibi ondan Tavafı Sader sakıt olur. Bunu terk ettiğinden dolayı üzerine bir ceza lazım gelmez. Mekke’de ikameti, Ebu Yusuf’a göre isterse ilk günkü çıkıştan sonra olsun. İmamı Muhammed’e göre ilk çıkıştan sonraki ikamette düşmez.

Her kim nafile veya adak veya av cezası veya benzeri cinayetler için bir büyük hayvan nişanlarsa ve onunla birlikte haccı murad ederek Mekke’ye yönelse, telbiye okumasa da muhakkak ihrama girmiş olur. Eğer büyük hayvanı önden gönderse, sonra kendisi Mekke’ye yönelse hayvanına yetişmedikçe ihrama girmiş olmaz; ancak Temettu’ kurbanı müstesnadır. Eğer hayvanın üzerine çul atsa veya onun hörgücünü yarsa veya koyunu nişanlasa ihrama girmiş olmaz.

Bedene, deve ve inekten olur.

KIRAN VE TEMETTU’ HACCI

Kıran haccı, mutlak olarak efdaldir. Bu kıran, umre ve hacca birlikte olarak mikattan telbiye okuyarak sesi yükselterek ihrama girmektir. İhram için namaz kıldıktan sonra “Allahım! Ben hac ve umre yapmak istiyorum, bu ikisini bana kolay et ve bu ikisini benden kabul et.” Der.

Mekke’ye girince umre için tavaf eder ve sa’y yapar. Sonra hac için kudum tavafı yapar ve sa’y eder. Hac ve umre için iki tavaf ve iki sa’y yapsa caizdir, fakat kötü yapmış olur. Sonra geride anlatılan şekilde haccını yapar. Bayram günü cemreyi Akabe’ye taş attıktan sonra kıran kurbanı olarak koyun veya büyük hayvan veya büyük hayvanın yedide biri olarak kurbanını keser. Kurbandan aciz kalırsa, bayram gününden evvel üç gün, haccı bitirdikten sonra isterse Mekke’de olsun yedi gün daha oruç tutar. Üç gün orucun sonunun Arefe günü olması efdaldir. Bayram gününden evvel üç gün oruç tutmazsa, kurban kesmesi kesinleşir.

Kıran haccı yapan, umresi için tavaf yapmadan evvel Arafat’ta vakfe yapsa, muhakkak umreyi kaldırmış olur, bu sebeble üzerine bir koyun kesmesi vacib olur. O umreyi kaza ederse, üzerinden kıran kurbanı düşer. (Zira kıranın faziletini kaçırdı.)

TEMETTU HACCI

Temettü, ifrad haccından efdaldir. Temettü, hac aylarında umreyi yapması, sonra aynı senede haccını tamamlamasıdır. Umre için mikattan ihrama girer, tavaf ve sa’y yapar, hedy kurbanı[2] göndermemişse tıraş olarak umreden çıkar. Tavafın evvelinde telbiyeyi keser. Sonra terviye günü (Zilhiccenin 8. günü) Harem’de hac için ihrama girer. Daha evvel ihrama girmesi efdaldir. Haccını yapar, kıran haccı yapan gibi kurban keser. Eğer kurban kesmekten aciz kalırsa, hükmü kıranda olduğu gibidir.

Umre tavafından evvel kurban kesmediği için üç gün oruç tutması caizdir, umre için ihrama girdikten sonra Şevval ayında olsa bile üç gün orucu tutabilir, ihramdan evvel orucu tutamaz. Dilerse hedy kurbanını sevk eder, bu daha iyidir. Temettu’ ihramına girip kurbanı sevk etmek, onu çekerek götürmekten daha iyidir. Eğer hayvan büyük baş ise, bir meşin parçası ile veya nalin ile onu nişanlar. Bu şekilde nişanlaması, üzerine çul atmasından evladır.

İş’ar, imameyne göre caizdir. Bu, devenin hörgücünü sol taraftan yarmaktır. Bu, Peygamber Efendimizin fiiline daha fazla benzer. Veya sağ taraftan hörgücü yarılır. İmamı A’zam’a göre iş’ar mekruhtur. (Hayvana eziyyet verilir.)

Sonra geride anlatıldığı gibi umre yapar. Umre ihramından çıkmaz. Geride anlatıldığı gibi hac için ihrama girer. Kurban bayramı günü başını tıraş edince her iki ihramdan çıkmış olur.

Mekke ehli ve mikat bölgesi içinde oturanlar için temettü ve kıran haccı yoktur. Temettu’ yapan kişi, umre yaptıktan sonra hedy kurbanı göndermediği halde vatanına dönse, temettu haccı batıl olur. Hedy kurbanı sevk ettiği halde dönse, temettü’sü batıl olmaz. Hac ayları gelmeden evvel her kim dört şavttan az olarak umre için tavaf etse ve hac ayları girdikten sonra tavafını tamamlasa temettu’ haccı yapmış olur. Şayet daha evvelden dört şavt yapmışsa hac ayları girince tavafını tamamlamakla temettu’ haccı yapmış olmaz.

Kûfe’li kişi, hac aylarında umre yapsa ve saçını keserek umreden çıksa ve Mekke’de ikamet etse, sonra hac yapsa, bunun temettu’su sahihtir. Aynı şekilde Basra’da ikamet edip sonra haccını yapsa, temettu’su sahihtir. İmameyne göre sahih olmadığı söylendi. Kûfeli hacı, umresini bozup Basra’da ikamet etse, sonra umreyi kaza edip haccını yapsa temettu’su sahih olmaz, ancak vatanına dönüp geldikten sonra umre ve haccını yaparsa müstesnadır. (temettu’su sahih olur.) İmameyne göre vatanına dönüp gelmese bile temettu’su sahihtir. Umresini ifsat ettikten sonra Mekke’de kalsa, sonra vatanına dönmeden umreyi kaza edip haccını yapsa, imamların ittifakıyla temettu’su sahih olmaz.

Temettu’ yapan kişi umresinden veya haccından ifsat ettiğinde, fiilleri yapmaya devam etse, ondan temettu’ kurbanı düşer.

Herkim temettu’ yapıp nafile olarak kurban kesse, bu, temettu’ kurbanı yerine geçmez.



[1] Mültezem, Haceri esved ile Kabe kapısı arasıdır.

[2] Harem bölgesinde kesilecek kurban

Cumartesi, 20 Kasım 2010 11:09 tarihinde güncellendi

Hac -2

 

Haccın Yapılış şekli

Hacı Mekke’ye girince, evvela Mescid-i Haram’dan (hac fiillerine) başlar. Beyt-i Şerifi görünce tekbir alır ve tehlil [1] eder. Haceri Esvet’ten (tavafa) başlar. Haceri Esvede yönelir. Ellerini namazdaki gibi kaldırarak tekbir alır. İnsanlara eziyet vermeksizin Haceri Esvedi öper veya onu selamlar veya elindeki bir şey ile ona dokunur ve o şeyi öper. Veya (bunlar mümkün değilse, insanlara eziyet vermemek için) Haceri Esvede yöneldiği halde tekbir, tehlil ile Allah’a hamd ederek ve Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) üzerine salât okuyarak Haceri Esvede işaret eder.

Tavaf eden kişi, Kâbenin kapısını takip eden (taraftan) sağ tarafını alıp (sağına dönerek) tavaf eder.[2] Ridasını (ihram kıyafetinin üstüne örttüğü parçası) sağ koltuğunun altına koyup iki ucunu sol omuzunun üzerine atarak izdıbağ[3] yaptığı halde tavaf eder. Tavafını, yedi şavt olarak Hatim’in[4] dışından yapar.

Yedi şavttan ilk evvelki üçünde remil[5] yapar. Diğerlerinde sekinet üzere yürür. Her geçtiğinde Haceri Esvedi selamlar. Tavafını Haceri Esvedi selamlamakla bitirir. Rüknü Yemaniyi[6] her uğradığında selamlamak güzeldir.

Tavaftan sonra Makamı İbrahim’in yanında veya mescidi haramda kolayına gelen yerde iki rekat kılar. Bu iki rekât, her yedi şavttan sonra vacibtir.[7] İşte bu, Tavafı Kudümdür.[8] Bu Mekke’de mukim olmayanlar için sünnettir. Sonra dönüp Haceri Esvedi selamlar, Safa tepesine çıkar, üzerine yükselir. Kabe’ye yönelir, dua için ellerini kaldırdığı halde tekbir ve tehlil alır, Peygamberimiz üzerine salat okur. Dilediği şekilde dua eder. Sonra Merve’ye doğru iner, sekinet üzere yürür. İki yeşil mil[9] arasındaki ‘Batnı Vadi’ye ulaşınca iki milin arasını geçene kadar süratle koşar.

Merve tepesinde, Safa’da yaptığı gibi yapar. İşte bu bir şavttır. Safa ve Merve arasında yedi şavt olarak sa’y eder. Sa’ye Safa ile başlar Merve ile bitirir.

Sonra Mekke’de ihramlı olduğu halde ikamet eder, Beytullahı dilediği kadar nafile olarak tavaf eder.

Yedinci gün: Zilhiccenin yedinci günü olunca, imam (idareci) insanlara hutbe okuyarak hac vazifelerini bildirir. Aynı şekilde dokuzuncu gün Arafat’ta, on birinci gün Mina’da hutbe okur.

Sekizinci gün: Terviye günü (sekizinci gün), sabah namazını kılınca Mina’ya doğru çıkar. Orada Arefe gününün sabah namazına kadar kalır.

Dokuzuncu gün: Sonra Arafat’a yönelir.[10] Güneş (öğle üzeri) zail olunca, imam Cumadaki gibi iki hutbe okur ve insanlara hac vazifelerini bildirir. Hutbeden sonra insanlara bir ezan ve iki kamet ile öğle ve ikindiyi birlikte kıldırır. Bu iki namazı cem etmenin şartı, imam ile birlikte onları kılmak ve ihramlı olmaktır, imam ile bulunmak şartına imameyn muhalefet etti. Sonra binekli olduğu halde abdest veya gusül alarak imam ile birlikte Cebeli Rahme (Rahmet Dağı) yakınında vakfe yapar. Gusül etmesi sünnettir.

Arafatın tamamı, Batnı Urene hariç vakfe yeridir. Ellerini kaldırdığı halde, açarak, hamd ederek, tekbir alarak, tehlil okuyarak, telbiye okuyarak, Peygamberimize salat okuyarak, ihtiyaçları için gayretle/aşkla dua ettiği halde kıbleye yönelir. İnsanlar imamın peşinde ona yakın olduğu halde, sözünü dinleyerek kıbleye doğru dönerek vakfe yaparlar.

Güneş battıktan sonra imamla beraber Müzdelife’ye inerler. Cebeli Kuzah (dağı) yakınına inerler. Akşam ve yatsıyı bir ezan ve bir kametle birlikte kılarlar. Yolda veya Arafat’ta akşamı kılanın, fecri sadık doğmadıkça onu iade etmesi gerekir. İmamı Yusuf buna muhalefet etti.

Onuncu gün: Müzdelife’de geceler. Fecir doğunca erkenden sabahı kılar.  Meş’aril Haram’da vakfe yapar, burada Arafat’ta yaptığı gibi yapar. Müzdelife’nin tamamı, Vadi-i Muhassır hariç vakfe yeridir.

Aydınlık vaktinde, güneş doğmadan evvel Mina’ya çıkar. Mina’da vadinin ortasındaki Cemre-i Akabe’ye[11], çakıl taşları gibi yedi taş atar. Her taş ile birlikte tekbir alır. İlk taş ile birlikte telbiyeyi keser. (Cemre-i Akabeyi) Taşladıktan sonra yanında durmaz.

Sonra isterse[12] kurban keser, sonra başını tıraş eder, bu efdaldir veya saçını kısaltır. Hanımından başka her şey ona helal oldu. Sonra o gün veya yarın veya daha sonra Mekke’ ye gider, eğer daha evvelden yapmışsa remil ve sa’y[13] yapmaksızın, ziyaret tavafını yapar. Eğer böyle değilse[14], tavafta remil yapar, sonra sa’y eder. Tavafı ziyaretin vakti, kurban gününün fecrinin doğmasından sonradır. Bu vakitte tavaf efdaldir. Kurban bayramı günlerinden sonraya tavafı ziyareti tehir etmek mekruhtur.

Sonra Mina’ya dönüp ikinci günde, zevalden sonra üç cemreye de taş atar. Mescidi Hayfı takip eden cemreden taş atmaya başlar. Ona yedi taş atar, her taş ile birlikte tekbir alır. (taşlar bitince) yanında durur ve dua eder. Sonra bunu takip eden ikinci cemrede aynı şekilde yapar. Sonra Cemreyi Akabe’de aynı şekilde yapar, şu kadar varki Cemre-i Akabe yanında durmaz.

Sonra üçüncü gün de aynı şekildedir. Bundan sonra dilerse Mekke’ye gider. Hacının dördüncü günde, fecrin doğmasından evvel Mekke’ye gitme hakkı vardır; fecir doğduktan sonra (cemrelere) taş atmadıkça Mekke’ye gidemez. Dilerse Mina’da kalır, evvelde anlatıldığı gibi cemreleri taşlar. Bu şekilde yapması güzeldir. Eğer dördüncü günde zevalden evvel cemrelere taş atarsa caizdir.

Binekli veya bineksiz taş atmak caizdir, Cemreyi Akabe’nin gayrisinde bineksiz olmak efdaldir. Taş attığı (günler) Mina’da geceler. Kendisi gitmeden evvel Mekke’ye eşyalarını göndermesi mekruhtur. Mekke’ye doğru gidince, bir an bile olsa Muhassab denilen yere uğrar.

 



[1] Allahu Ekber. Lâ ilâhe illelah.

[2] Böyle başlamakla Kâbe solunda kalır.

[3] İhram elbisesinin sağ omua açık kalacak şekilde sol omuz üzerine atılması.

[4] Hatim, altın oluk tarafında yarım daire şeklindeki duvardır. Burası da Kâbe’den sayıl-dığından tavafta onun dışından dolaşılır.

[5] Remil: Ayakları yere sert vurarak süratli yürümektir.

[6] Haceri esved’den önceki köşedir.

[7] Kerahat vakti kılınmaz.

[8] Tavafı kudüm: Dışardan gelenlerin yaptıkları ilk tavaf olup Kabeyi selamalamak manasındadır.

[9] Yeşil renkli iki direk arasıdır.

[10] Zilhiccenin 8. günü Mina’ya gidilir, akşam orda kalınır, 9. günün sabah namazını kıldıktan sonra Arafat’a doğru yola çıkılır. Öğle vaktinde Arafat’ta toplanılır. Orda öğle ve ikindi birleştirilerek kılınır. Akşama kadar orda dua ve zikirlerle meşgul olunur. Güneş batınca ordan inilip Müzdelifeye gelinir. Akşam ve yatsı geç vakitte birleştirilerek Müzdelife’de kılınır, sabah namazı erkenden kılınır ve bir miktar vakfe yapılır. Güneş doğmadan evvel ordan çıkılıp Mina’ya şeytan taşlamak için gidilir.

[11] Büyük şeytan denilir.

[12] Haccı Temettu’ ve Kıran yapanların kurban kesmesi vacibtir.

[13] Bunların izahı 81. sayfada  geçti.

[14] Remil ve sa’y yapmamışsa bunları farz tavafta yapacaktır.

Salı, 16 Kasım 2010 02:29 tarihinde güncellendi

Teşrik tekbirleri

 

Kurban Bayramının birinci gününe "Yevm-i Nahir", diğer üç gününe de "Eyyam-ı Teşrik" denir. Bu bayramdan önceki gün ise, "Yevm-i Arefe"dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür. Ramazan Bayramında Arefe yoktur. Arefe gününün sabah namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara Teşrik Tekbirleri denir:
"Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilahe illallahu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd."
Bunun tercümesi şöyledir:

"Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allahtan başka ilah Yoktur. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Hamd O'na mahsustur."

Tekbirlerin bu miktar okunması iki imamın görüşüdür, işlem de böyle yapılmaktadır.

Teşrik Tekbirleri, fıkıh âlimlerinin çoğuna göre vacibdir. Sünnet diyenler de vardır, iki İmama göre farz namazları kılmakla yükümlü olan herkes için bu tekbirler vacibdir. Bu hususta tek başına namaz kılan, imama uyan, misafir (yolcu) ile mukim, köylü ile şehirli, erkek ile kadın eşittir.

Teşrik tekbirleri, namaz münferiden kılındığında dalgınlıkla unutula­bilir; bunu önlemek için cemaate katılmaya ve böylece hep birlikte tekbirleri getirerek, bunun sevabını elde etmeye gayret edilmelidir.

Bir kimse, teşrik tekbirlerinin alındığı gündeki kazaya kalan namazı­nı, bu günler içinde kaza ederse tekbirleri alır, bu günler çıktıktan son­ra kaza etse, teşrik tekbirini almaz.

Salı, 16 Kasım 2010 02:03 tarihinde güncellendi

Hadisi şeriflerde Kurban

 

 

Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Ey Fâtıma! Kurbanın için kalk ve yanın­da bulun. Zira kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır." Dedi ki:

"Bu, sadece biz Ehl-i beyte mi mahsustur, yoksa bütün Müslümanlar da buna dahil mi­dir?"

"Bilakis bize de tüm Müslümanlara da şa­mildir." buyurdu. [Bezzâr]

Çarşamba, 17 Kasım 2010 02:13 tarihinde güncellendi

Sayfa 68 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.