.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Aleviler ne istiyor, iktidar ne yapıyor?

Aleviler ne istiyor, iktidar ne yapıyor?

Şu anki siyasi iktidarın biraz Alevilere şirin görünmek için biraz da

Avrupa’nın isteklerine boyun eğdiği için başlattığı alevi açılımı İslam açısından giderek çok tehlikeli bir hal almaya başlamış durumdadır.

Her şeyden önce Alevi toplumu adına

görüşmelere katılan insanların homojen bir yapılarının olmadığı, kendilerinin dahi tam olarak neyi istediklerini bilmedikleri ortadadır. Bu ynı zamanda şu anki siyasal iktidarın ne kadar gereksiz yere bu konuyu kaşıdığını ve adeta onları teşvik ederek hadi artık sizde bir şeyler isteyin anlayışına sürüklediğinin de göstergesidir.

Ben şahsen yüzde yüzü alevi olan bir köyde din dersi öğretmenliği yaptım. İşin başında öğrencilerime Fatiha suresini dahi ezberletemedim. Aynı sınıfın İngilizce derslerine giriyordum. Bakıyorum İngilizce kelimeleri her ders ezberleyen çok çalışkan öğrenciler dahi Fatiha suresini ezberleyemiyor. Sonra işin perde arkasını araştırıp öğrendim ki çocuklara evde baskı yapılıyormuş. Veliler sıkı sıkıya çocuklarına tembih ediyormuşlar. Sakın Fatiha suresini ezberlemeyin. Eğer ezberlerseniz Alevilikten çıkarsınız diye telkinde bulunuyorlarmış. Haliyle çocuklar da Sünni oluruz korkusuyla okumuyorlarmış. Fatiha’yı dahi kabullenemeyen insanları acaba İslam’ın neresine koyacağız?!

Tabii başka yerlerde namaz kılan Aleviler de gördük. Ama zaten onların Cem evi vesaire gibi dertleri yoktu. Aleviliği adeta mensup olduğu bir aşiret gibi görüyorlar, Kur’an’dan, namazdan ayrı kalmak için bir mazeret olarak ileri sürmüyorlardı.

Bugünkü siyasal iktidar vebalden korkmamaktadır. Irak’ta akan iki milyona yakın mazlumun kanındaki vebalinin üstüne yeni veballer eklemek istemektedir. CHP’nin dahi kulak tıkadığı Alevilerin İslam Dininin içersisinde bağımsız bir alan açma isteklerine maalesef bu iktidar sahip çıkmıştır.

Şu hususu açıkça ifade edelim. Bu günkü iktidardan Alevilerin istediği ayrıcalıklar sadece sosyal ve hukuki düzenlemeler olmayıp aynı zamanda İslam Dininin de temel ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Meşruiyetini nereden aldıklarını kendilerinin dahi bilmedikleri İslam’ın temel ilkeleriyle çelişen Alevi öğretilerine İslam Dini adına meşruiyet kazandırlılarak din dersi kitaplarına konmak istenmesi doğrudan doğruya dini tahriftir.

Namaz kılmayı, oruç tutmayı reddeden insanların Camilere alternatif olarak Cem evlerine dini ve hukuki bir statü kazandırmak istemeleri ise tamamen tefrika çıkarmaya matuf bir harekettir
.
Camiye yaklaşmak istemeyen ama İslam’dan da bir renk taşımak isteyen Alevilere tavsiyem siz önce ne olduğunuzun bir tespitini yapın. Sonra da ne olmak istediğinizi herkesin anladığı tarzda açıklayın. Sizler Aleviliği müstakil bir din olarak mı, yoksa İslam dini içerisinde bir mezhep olarak mı ya da dinle falan ilgisi olmayan bir fırka olarak mı görüyorsunuz önce bunu anlayalım.

İktidara da tavsiyem siz namaz niyaz ehli insanlarsınız. Çevrenizde sizin din anlayışınızı sulandıran birtakım insanlara kulaklarınızı tıkayın. Bu veballe ahirete gitmeyin.

 

AÇIKLAMA:

Bu ve benzeri işler (diyaloğ, açılım v.s) islam kardeşliğini yıkmaktadır. islamın kaynaştırıcı özelliğini kullanarak milleti bütünleştirmek lazımken, daha fazla bölmek ancak ehli küfrün işine yarar.

Pazartesi, 27 Aralık 2010 19:25 tarihinde güncellendi

KABE TEHDİT ALTINDA

İngiltere Dışişleri Bakanlığı koridorunda "Savunma ve Stratejik Tehditler" panosunda, teröristler, nükleer bombalar ve füzeler arasında bir de Kâbe fotoğrafı da var. Kabe stratejik tehdit olarak gösteriliyor.

Alparslan Akkuş'un haberi

İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın koridorundaki 'Stratejik Tehditler' panosunda Kâbe fotoğrafı asılı. Yetkililer, "Bu fotoğrafın burada ne işi var" sorumuza, "Yanlışlık olmuş" cevabını verdi. O fotoğraf hâlâ orada mı?

'HEMEN KALDIRACAĞIZ'

Prevent'in amaç ve faaliyetlerini dinlediğimiz Dışişleri Bakanlığı'nın koridorunda çok çarpıcı bir fotoğraf dikkatimi çekti. "Savunma ve Stratejik Tehditler" panosunda, teröristler, nükleer bombalar ve füzeler arasında bir Kâbe fotoğrafı da var. Yetkililere, bu fotoğrafın o panoda ne işi olduğunu sorduğumuzda aldığımız cevap, "Bir yanlışlık olmuş, orada olmaması gereken bir fotoğraf, hemen kaldıracağız" oldu. Biz giderken o fotoğraf hala Dışişleri koridorundaki panoda asılıydı. İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague'e bir sorum var: O fotoğraf hala orada asılı mı?

AÇIKLAMA:

Bu gibi haberlerden anlaşılması lazım gelen husus, bütün kafirlerin, islamın bütün kutsallarına düşman olduğunun, asla vazgeçmeyecekleri bir husus olduğudur. İlk asırda neden müslüman olmamışlarsa, şimdi de aynı sebeble müslüman olmazlar ve envai tür iftira ile halklarını kendi yanlarında tutmanın gayretini gösterirler. bu yolda icabında kendi binalarını bombalarmaktan asla çekinmezler. cahil ve başsız müslümanlara ne diyelim Allahu teala islam şuuru versin, ümmet derdi versin.....

KERBELA AĞITI

Iğdır'da Caferilere ait camileri dolduran binlerce kişinin ağıtları hoparlörlerden duyuruldu. Siyah kıyafetler giyen gençler, desteler oluşturarak, zincirle sırtlarını dövdü. Kadınlar da kasım otağı denilen beşiğin altından geçip, adak olarak beşiğe başörtü bağladı, para attı.

İhsan yemeğinin dağıtılmasının ardından, vatandaşlar Asri mezarlığa giderek, burada da Hz. Hüseyin için ağıt yakıp, yas tuttu. Mezarlıkta Kur'an-ı Kerim okunarak, dua edildi.

Ehlibeyt Alimleri Derneği Başkanı Akil Yıldız, burada yaptığı konuşmada, yıllardır yas geleneğini sürdürdüklerini belirterek, binlerce insanın toplanma nedeninin Hz. Hüseyin'e olan sevgilerinden olduğunu ifade etti.

Hiç kimsenin bu kadar insanı gönüllü olarak, mezarlıkta toplayamayacağını dile getiren Yıldız, ''İsteyerek buraya geldiniz. Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilirken çektiği acıları yüreğimizde hissediyoruz. Ehlibeyt'in yaşadıklarını unutmuyoruz. Hz. Hüseyin'e layık olmaya çalışıyoruz'' dedi.

Türkiye'de bulunan Caferiler'in Muharrem ayını matem olarak bildiğini ve 60 gün içinde neşeli, eğlenceli işler yapmadığını anlatan Yıldız, şunları kaydetti:

''60 gün içinde Hz. Hüseyin'in yaşadığı eziyeti camilerde anlatırız. Halk Hz. Hüseyin ne yapmıştır bilir, niçin, ne uğruna şehit olmuştur öğrenir. Muharrem ayı nedeniyle nevruz şenlikleri yapılmayacaktır. Çünkü Ehlibeyt ağlarken, acı çekerken, susuzken, eziyet çekerken biz bayram yapmayız. Hz. Hüseyin aşkını içinde duyanlar, destelerde zincirle dövünüyorlar, ağlıyorlar. Peygamber Efendimizin biricik torunu Hz. Hüseyin'i Caferiler olarak yüreğimizde hissediyoruz.''

Bu arada, mezarlıktaki Aşure merasimiyle birlikte, 10 gündür devam eden zincirle dövünme de sona erdi.

Öte yandan, kentte düzenlenen Aşure merasimi nedeniyle birçok iş yerinin açılmadığı gözlendi.

-KARS'TAKİ TÖREN-

Kars'ta ise Hz. Ali Camisi önünde toplanan Caferi mezhebine mensup vatandaşlar, Hz. Ali ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün resimlerini taşıyarak, Ehlibeyt Işıklı Camisi güzergahından Garnizon Şehitliği'ne kadar yürüdü.

Kars Valisi Ahmet Kara, Garnizon Şehitliği'nde düzenlenen törende, Muharrem ayı ve Aşure Günü'nün İslam tarihinde önemli bir yerinin bulunduğunu söyledi.

Kara, konuşmasında 1372 yıl önce Kerbela'da 72 kişinin şehit edildiğini, bu olayın Müslümanları derinden yaraladığını ifade etti.

Kars Merkez Ehlibeyt Işıklı Cami İmamı Seyyid Ahmet Erdem de Kerbela olayının bütün İslam coğrafyasında bir matem günü olarak anıldığını kaydetti.

Konuşmanın ardından kalabalık grup, mersiyeler eşliğinde sine vurup, zincirle dövündü.

Anma törenlerine, Kars Valisi Ahmet Kara, Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, İl Jandarma Komutanı Albay Muhittin Yoran ve diğer yetkililer katıldı.

 

NOT: KErbela olayı veya benzer bir çok facia (80 kurranın şehadeti v.s) ümmeti ne şekilde üzdüğü malumdur, ancak bu gibi olaylar dillerde dolanıp yas şekline dönüştürülürse islamın yasakladığı ölüye ağıt yakma v.s. mahzurlar ve bölünmeler sürüp gider. Hainlerin cezasını o zamanki ehli sünnet mücahitleri vermiştir iş kapanmıştır, ub mübarek aşure gününü islam aleminin uyanmasına kurtuluşuna biliğine vesile yapmalıyız....

İSMAİLAĞA KÖYÜ

Pakistan'da İsmailağa Köyü

İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF), Pakistan'da yaraların sarılması için acil yardım çalışmaların yanı sıra kalıcı konutlara da başladı.

İlk etapta 25 ev tamamlanarak selde evlerini kaybeden ailelere teslim edildi. Açılan köye İsmailağa Köyü ve Mahmud Ustaosmanoğlu Külliyesi adı verildi. Anahtarların teslimini Türkiye'den Pakistan'a giden dernek temsilcileri yaptı. İDDEF yetkilileri, bundan sonra Pakistan'da kalıcı konut çalışmasına devam edeceklerini söylediler. İDDEF yetkilileri, kalıcı konutların yapımını organize eden İHH İnsani Yardım Vakfı'na da teşekkür ettiler. Bu arada İHH İnsani Yardım Vakfı sel bölgelerindeki çalışmalarını sürdürüyor.

Pencap ve KPK bölgesinde afet sebebiyle mülteci durumuna düşen ailelere gıda, bataniye, temizlik malzemesi ve ayakkabı dağıtımı yapıldı.

İHH ekipleri, ayrıca Hamzavali bölgesinde bulunan prefabrik köyde yaşayan ve sel afeti sonrası yetim kalan 10 kadına birer süt ineği hediye etti. Ayrıca Pakistan'da bulunan Afgan mültecilerin kaldığı kamp da ziyaret edildi. Mültecilere gıda ve kışlık tekstil malzemesi dağıtıldı. Yardımları organize eden İHH İnsani Yardım Vakfı Başkan Yardımcısı Ahmet Sarıkurt, "Pakistan'da daha yapılacak çok işimiz var. Sel afetinin etkileri yıllarca devam edebilir. Biz burada çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.

Cuma, 10 Aralık 2010 16:21 tarihinde güncellendi

Sayfa 67 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.