.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Bin Filistinli serbest olmak üzere......

 kafirisr.jpg 

'İsrail, Şalit'e karşılık bin Filistinliyi serbest bırakacak'      
İsrail ordu radyosu, 1,5 yıllık ateşkes ve Şalit'in salıverilmesi karşılığında, 1.000 Filistinli`nin serbest bırakılmasının düşünüldüğünü öne sürdü

İsrail'de, 10 Şubat'ta yapılacak genel seçimlerden önce, Hamas'ın 2,5 yıl önce kaçırdığı İsrail askeri Gilad Şalit'in serbest bırakılması için Kahire'de yapılan dolaylı görüşmelerin hız kazandığı bildirildi. İsrail ordu radyosu, 1,5 yıllık ateşkes ve Şalit'in salıverilmesi karşılığında, Tel Aviv'in cezaevlerindeki 1.000 Filistinli tutukluyu serbest bırakmayı kabul ettiğini öne sürdü.

Haberi İngiltere'de yayımlanan El Hayat gazetesine dayanarak veren radyoya göre, serbest bırakılacaklar arasında, El Fetih liderlerinden Mervan Barguti de bulunuyor. Mısır'ın arabuluculuğunda yapılan görüşmelerde öncelikle 18 aylık bir ateşkesin sağlanması ve Hamas'ın İsrail'e roket saldırılarını engellemesi ele alınıyor.

İsrail, sınır kapılarının tamamen açılmasını da kaçırılan askerinin serbest bırakılması şartına bağlıyor. Mısır sınırındaki Refah geçişinin yeniden açılması da görüşülüyor. Bu kapıda, uluslararası gözlemcilerin gözetiminde, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a bağlı personelin görevlendirileceği, ancak 2005'teki benzer anlaşmanın aksine Hamas'ın görevlilerinin de burada bulunmasına izin verileceği ifade ediliyor.

Birkaç gün önce İsrailli asker Şalit'in serbest bırakılması için Ankara'nın devreye girdiği yönünde Türk basınında da haberler çıkmış, daha sonra İsrail gazeteleri, Hamaslı bir yetkiliye atıf yaparak Şalit için yapılan pazarlıklarda gelişme olmadığını iddia etmişti. İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in, görevi yeni hükümete devretmeden önce Gilad Şalit'in kurtarılmasını sağlamak istediği belirtiliyor.

Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:40 tarihinde güncellendi

Mermi listesi yayınlandı....

boykot.jpgİŞTE İSRAİL'LE DİREKT YA DA DOLAYLI OLAN FİRMALAR

Giyim: Tommy Hilfiger, Nike, Adidas, Vakko, Polo, Ralph Lauren, Berk Çorap, Parizyen, Müjde, Hugo Boss, Calvin Klein, Levi's, Timberland, Lumberjack, Giorgio Armani 

Gıda: Danone, Maggi, Nestle, Nescafé, Nesquik, Jacobs, Banana, McDonald's, Burger King, Knorr, Calve, Komili, Becel, Sırma, Rama, Sana, First Sakız, Falım Sakız, Mis, Elittepe Kahve

İçecek: Coca Cola, Sprite, Fanta, Schweppes, Turkuaz Su, Cappy Meyve Su, Sensun

Temizlik: Pedo, Can Bebe, Prima, Orkid, Signal, İpana, Alo, Ariel, Mintax, Vim, Omo, Cif, Yumoş, Rinso, Lux

Kozmetik: Mac, Revlon, L'Oréal, Calvin Klein, Ralph Lauren, Giorgio Armani, Elida, Wichy, Gilette

Medya: Fox Tv, Cnbc, Cnbc-e, National Geographic, Cnn, Power Fm 100

Teknoloji: IBM, Intel, Dell, Nokia, Icq

Otomotiv: Opel, Ford, Mazda, Volvo, Chevrolet, Pontiac, Saab

Sigara: Phillips Morris, Parlement, Marlboro, Parliament Reserve, Parliament , Murattı, Chesterfield, L&M , Lark , Bond Street , Lider

Akaryakıt: BP, Shell

Diğer: Carrefour, Alarko Jeneratör, Alarko Klima, Kiwi Ayakkabı Ürünleri, 20th Century Fox Filmcilik, Astel Bant, Citibank, Kodak, La Roche

İLAÇ: Hoechst, Bayer, Sandoz, Roche, Pfizer, Saned
Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:29 tarihinde güncellendi

Ehli Sünneti Savunmayı Sürdüreceğim

mehmet-sevket-eygi.jpg 

Ehli Sünneti Savunmayı Sürdüreceğim
 

ŞİÎLER kendi mezheplerine bağlılar. İçlerinden bir kısmı aktif Şiîlik propagandası yapıyor, Şiîliği destekliyor.

Vehhabîler kendi fırkalarına bağlılar. Vehhabîlik propagandası yapıyorlar.

Mezhepsizler mezhepsizlik için çalışıyor.

Onlar, bu yaptıklarını çok tabiî ve haklı buluyor. Hürriyet var Şiîlik, Vehhabîlik, mezhepsizlik için çalışabiliriz diyorlar.

Bendeniz bir Ehl-i Sünnet Müslümanıyım, Ehl-i Sünneti destekliyorum, onun propagandasını yapıyorum. Ehl-i Sünnetin bâtıl olduğunu, içinde büyük yanlışlar ve bid'atler bulunduğunu iddia edenlere karşı onu savunuyorum.

İşte bu benim yaptığım, dehşetli protestolara, tepkilere yol açıyor. Hakaret ediyorlar, sövüp sayıyorlar, iftiranın ve seviyesizliğin bini bir paraya...

Hürriyetse, benim bir Sünnî olarak hürriyetim yok mudur?

Eşitlikse ben onlar kadar eşit değil miyim?

Bendeniz hakaret etmiyorum, elimden geldiği kadar terbiyeli ve seviyeli bir üslupla yazıyorum.

İsim ve kimliğimle yazıyorum, birtakım takma adların ardına saklanmıyorum.

Muhatabım, Ehl-i Sünnet mezhebine bağlı Sünnî Müslümanlardır. Onları uyarmaya çalışıyorum.

Bir Sünnî olarak elbette Şiîleri, Vehhabîleri, mezhepsizleri memnun ve razı etmek gibi bir amacım yoktur.

Rahatsız olan kardeşlerimiz lütfen yazılarımı okumasınlar ve boş yere üzülmesinler. Çünkü ben hak yolun ehl-i sünnet olduğunu aynelyakîn ve ilmelyakîn biliyorum ve bu yolda yürüyeceğim.

Fitne çıkartmaya gelince:

Ehl-i Sünnet inanışının ve kültürünün hâkim olduğu Türkiye'de Sünnîliği savunmak fitne çıkartmak olarak yorumlanamaz. Asıl fitne, bu ülkeyi Şiî, Vehhabî veya mezhepsiz yapmak için çalışmaktır.

Sünnîliği Yezitçilik olarak gösterenler ne kadar aşırı, uç, müfrit bir zihniyete sahiptir.

Sünnîler çocuklarına, Ali, Hasan, Hüseyin isimlerini veriyorlar. Çocuğuna Yezid ismini veren bir tek Sünnî görülmüş müdür?

Şimdi Şiî kardeşlerime soruyorum: Şiî dünyasında bir tek Ebubekir, Ömer, Osman var mıdır?

Acaba ayrımcılığı kimler yapıyor?

Türkiye'nin Vehhabî olmasını elbette istemem. Bayramlarda merhum babamın ve merhume annemin mezarlarını ziyaret edip Yâsin okuyor, sevabını onlara ve âhirete intikal etmiş bütün mü'minlerin ruhlarına bağışlıyorum. Vehhabîler hakim olurlarsa bütün mezarları, bu arada annemin ve babamın kabirlerini de düzleyecekler. Resulullah Efendimiz kabir ziyaretine izin vermiştir.

Hz. Ali radiyallahu anh ve kerremallahu vecheh efendimizi, Ehl-i Beyti sevmeyen bir tek Sünnî gösteremezsiniz.

Hz.Ali, son derece cesur, korkusuz, kahraman, tâvizsiz bir mü'mindi. İlk üç halife zamanında onun taqiyye yaptığını iddia etmek, o büyük zata hakarettir. Resulullah Efendimiz onu, kendisinden sonra vekil ve halife bırakmış olsaydı, asla boyun eğmez ve bu makama otururdu.

Biz Sünnîler, Hz. Muaviye'yi elbette Hz.Ali derecesinde görmeyiz. Görmüş olsaydık camilerimize onun ismini de yazardık. Yazmamışız. Lakin Yezit yüzünden onu küfürle, nifakla suçlamayız. Resulullah Efendimizin vahiy katipliğini yapmıştır; üzücü ihtilâflar yüzünden onu dışlamayız.

Çok rica ediyorum:

Fitne çıkmaması için, tepkici kardeşlerimiz yazılarımı okumasınlar.

Bendeniz e-mail yorumlarına meraklı bir kişi değilim. On yedi sene boyunca yazılarımın altına yorum yazdırtmadım. Birkaç aydan beri gazete bana sormadan yorumları yayınlamaya başladı.

Şiîler, Vehhabîler, mezhepsizler Ehl-i Sünneti nasıl tenkit ediyorlarsa, Sünnîlerin de onları tenkide hakkı vardır. Yeter ki, İslâmî uhuvvet (kardeşlik) sınırları aşılmasın, iftira edilmesin, hakaret ve küfür çukurlarına inilmesin.

İnanç ve usûldeki bid'atleri, kendilerini küfre götürmeyen bütün mü'minler, bid'atçi de olsalar kardeşimizdir.

Bid'atleri ve bozuklukları, kıldığı namazın sıhhatini götürüp fesada vermeyen herMüslümanın ardında namaz kılınır.

Tekrar ediyorum: Mü'minler birbirlerine karşı taqiyye ve kitman yapmamalıdır.

Sünnî bir Müslüman olarak Türkiye'nin Vehhabîleştirilmesine, Şiîleştirilmesine, mezhepsizleştirilmesine bütün meşru yollarla karşı çıkacağım.

Ehl-i Sünnet kardeşlerimi bu konuda uyarmak benim vazifemdir.

Ehl-i Kıble, ehl-i iman olan, bid'atçi olsa bile, o bid'ati kendisinin imanını ortadan kaldırmayan bütün kardeşlerime selâm ve hürmetlerimi sunar, hayır dua ederim. Onlar da, bazı inanç, fikir ve görüşlerimi beğenmeseler ve paylaşmasalar bile bize dua etsinler.

M. Şevket Eygi - Milli Gazete
Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:08 tarihinde güncellendi

Ehli sünnet, günümüze ne söyler?

ebubekir_sifil.jpgEhli sünnet, günümüze ne söyler?
 
Ümmet-i Muhammed'in "acil" gündemlerinin bulunması, "itikadda mezhebin ne?" sorusunu erteler mi? Ya da bu gündemlerle iştigal eden bir kimsenin itikadda herhangi bir mezhebin mensubu olmadığını söylemesi gerçekte neye tekabül eder?


Şurası açık ki, geçmişte Ehl-i Sünnet ile bid'at fırkalar arasında cereyan etmiş kelamî münakaşalarda gündemde olan hususların birçoğu günümüzde güncelliğini yitirmiş durumda. Kimse cevher, araz, cüz'-i la yetecezze... gibi konularla ilgilenmiyor.

Ancak bu, itikadın ve itikadî kabullerin güncelliğini, daha da önemlisi, "önemini" yitirdiği anlamına elbette gelmez. Zikrettiğim hususlar ve benzerleri, kelam sisteminin temelleri/öncülleri üzerine o dönemde tartışma gündeminde bina edilmiş meselelerdi. Bugün aynı temeller/öncüller varlığını devam ettiriyor; değişense, o öncüller üzerine bina edilen, edilmesi gereken meseleler.

Ehl-i Sünnet, "Sünnet"e bakışıyla diğerlerinden ayrılır. Bu en temel noktadır. Burada dikkat edilmesi gereken o ki, herkes bu nokta üzerinde görüş birliği ettiği halde, bunun pratik yansımaları hakkında çoğu kimse fikir sahibi olmadığı için, bu temel kabulün ayakları çoğu zaman yere basmıyor.

Oysa mesela Kur'an'ın herhangi bir ayetinin Sünnet verileri dikkat alınmadan tefsir edilmesi veya meallendirilmesi, aynı zamanda kişinin itikadî çizgisini ele veren bir göstergedir.

Hadisler ve hadis ravileri hakkındaki mülahazalar da bu noktanın uzantısı olarak kişinin itikadî çizgisinin tebellür etmesinde rol oynar. Bir kimse, herhangi bir makbul hadis hakkında veya sahabeden herhangi birisi konusunda küçümseyici bir tavır takınıyor, kendisini onları yargılayıcı/sorgulayıcı mevkide görüyorsa, Ehl-i Sünnet çizginin dışına düşmüş demektir.

Burada bir noktayı açıklığa kavuşturalım: "Delil olmaları", "bilgi ifade etmeleri" noktasında hadislere burun kıvırmak başka şeydir, Usul-i Fıkıh sistemi doğrultusunda hadisler arasında tercihte bulunmak başka şeydir. Aynı şekilde Sahabe nesline karşı herhangi bir hassasiyet göstermemekle, tearuz esnasında sahabîlerin rivayetleri ve kabulleri arasında tercih yapmak da birbirine karıştırılmamalıdır...

Hadislerin dinde/itikadda delil olamayacağını söylemek, Kur'an'ı sırf kendi görüşüne veya günün revaçta olan telakkilerine uygun tarzda tefsir etmek, hatta amelde herhangi bir mezhebi taklid etmediği iddiasında bulunmak, Selef'e, ulemaya, sulehaya burun kıvırarak bakmak Ehl-i Sünnet dışı tutumların tezahür ettiği başlıca alanlardır. Bir kimseden bunların sadır olduğunu müşahede ederseniz, tereddüt etmeden anlayın ve bilin ki o kimse Ehl-i Sünnet değildir. İstediği kadar bizimle aynı safta namaz kılsın, istediği kadar başörtüsüne özgürlük mücadelesi versin, istediği kadar "Gazze" desin...

"Başörtüsüne özgürlükten, Gazze'den, Ümmet'in problemlerinden daha önemli mi Ehl-i Sünnet olmak? Ehl-i Sünnet olduğunu söyleyip de sırtüstü yatanlar yahut dünyevî mülahazalarla şu veya bu çevreyle aynı safta yer alanlar ne olacak?" diye sorulduğunu duyar gibiyim.

Hemen söyleyeyim: Tabii ki başörtüsü meselesi önemli, elbette Gazze ve kanayan diğer yaralarımız ötelenemez; ancak sırf bu meselelerle ilgileniyor diye bir kimsenin, -mesela- hadislerin Din'deki merkezî konumunu zayıflatmaya dönük gayretlerini yahut Sahabe nesli hakkındaki olumsuz tutum ve düşüncelerini görmezden gelmeye Din adına hakkımız var mıdır? Ümmet'in o hassas gündemlerinde, o kanayan yaralarının tedavisinde birlikte hareket etmek başka şeydir, Din tasavvurunu oluşturan temel unsurlarda gayr-i makbul tutumların benimsenmesi, hoş görülmesi daha başkadır. O hassas gündemleri öne sürüp, itikadî hassasiyeti "mezhepçilik" olarak takdim edenler, aslında kendi mezheplerinin propagandasını yapıyorlar. Bu nokta hakkında uyanık olmak gerekir.

Zaman zaman bu konuya döneceğiz kısmet olursa.

Ebubekir Sifil - Milli Gazete
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız    
Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:02 tarihinde güncellendi

Sayfa 261 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.