.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Rum'un kini bitmez, diyalog biter mi?

kbrss.jpgTiyatro oyuncusu Atilla Olgaç’ın 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında 10 Kıbrıslı Rum’u öldürdüğünü söylemesi ve ardından bu açıklamasının "senaryo" olduğunu itiraf etmesi tartışılırken, Oxford Üniversitesi eski tarih profesörü Rum Ronaldos Kaçaunis, Rum Haravgi gazetesine, 12 yaşındayken Magosa’da yaşadığı ve Rumların 32 Türk’ü öldürdüğü katliamı anlattı.

Kaçaunis şu ifadeleri kullandı: "Üç Yunan subayın aracına yapılan saldırının intikamını almak isteyen bir grup, Rum bölgesindeki bankalar ve dükkanlardan Türkleri topladı. Onları kapalı araçlara doldurup kent dışında bir köyde ateşli silahlarla öldürdüler ve toplu mezara gömdüler. Bu olayın çok sayıda şahidi vardı. Ama herşeyi bilen Magosa polisi sustu. O günkü şartlar altında olay bırakıldı. Mezarlar bulunamadı, suçluların kimlikleri belirlenmedi, yargılanmadılar. Bu katliam tartışılmadı bile."

KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARACAKLAR

Öte yandan Rumlar, Olgaç için uluslararası tutuklama emri çıkarılması için harekete geçti. Rum Yönetimi’nin, Olgaç’ın açıklamalarında suç unsuru bulunursa, Rum Başsavcılığı’nın isteği doğrultusunda kırmızı bülten çıkaracağı bildirildi. Rum Başsavcı Petros Kliridis de Atilla Olgaç’ın açıklamasınının Türk makamları tarafından incelenmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı, Rıza Türmen, Rumların başvurması halinde AİHM’nin davayı kabul edebileceğini söyledi.
Salı, 27 Ocak 2009 19:48 tarihinde güncellendi

"Bismillah" ile insan korkutmak

okan_bayulgen.jpgOkan Bayülgen uçakta yabancı yolcuları nasıl korkutuyor?

Okan Bayülgen, Eylül saldırısından sonra Müslüman yolculara karşı bakış açısından dolayı yaşadığı rahatsızlığı dile getirdi.


Okan Bayülgen, Bir tv kanalında ekrana gelen "Sade Vatandaş" programında 11 Eylül saldırısından sonra Müslüman yolculara karşı bakış açısından dolayı yaşadığı rahatsızlığı dile getirdi.

Bayülgen, “Özellikle benim tipimden, sarışın mavi gözlü bir çocuk olmadığım için rahatsız olan uçakta bazı paranoid yolcular oluyor. Dönüp bakıyorlar falan. Ben de en tehditçi suratımı takınıp bir yandan da sıklıkla ‘Bismillahir-rahmanirrahim’ ya da ‘Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’ falan deyip korkutuyorum” dedi.

İsrailli bir yolcuyu da bu şekilde korkuttuğunu anlatan Bayülgen, şöyle konuştu: “Ben bunları korkutmaya bayılıyorum. Öyle bir yolcuyu da tehdit etmiştim. Business Class’ta uçuyorduk. Arkada İsrail’li bir yolcu ayaklarını benim koltuğumun üzerine dayıyordu. Birkaç kez uyarmama rağmen akıllanmadı. Sonunda ben de ‘Müslümanım’ dedim ve durdu. Yani bu işimize de yaramıyor değil." İHA

Yolculuk


bugday.jpgVaktiyle bulunduğu küçük yerde geçim sıkıntısı çeken dürüst ve temiz yaratılışlı genç bir adam, bir gün memleketine çok uzakta bulunan bir şehir merkezine giderek iş bulup çalışmaya, kendine yeni bir hayat düzeni kurmaya karar verdi Bu niyetle vakit kaybetmeden hazırlanıp yola koyuldu.

Genç adam bu yolculuğu sırasında yorum ve açıklaması kendisi için imkânsız olan bir takım olaylarla karşılaştı.

Bunlardan biri şuydu: Bazı kimseler bir tarlaya buğday ekiyorlar, ekilen buğdaylar hemen yetişip olgunlaşıyor, onlar da hiç vakit kaybetmeden hasat ediyorlar, sonra bunları ateşe verip yakıyorlardı

İkinci olarak şuna şahit olmuştu: Bir adam büyük bir taşı kaldırmaya çalışıyor, kaldıramıyor; ama bu taşa bir tane daha ekleyince kaldırabiliyor, bir üçüncüyü ekleyince daha da rahat kaldırabiliyordu

Şahit olduğu bir başka olay da şu idi: Bir adam bir koyuna binmiş, onun üzerine birkaç kişi daha binmiş koşturuyorlar, arkalarından birileri de onlara yetişmek için çabalıyor ama yetişemiyorlardı

Adam bunlarla kafası karışmış birhalde uzun yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadan şehrin kapısına geldi Burada nurani bir ihtiyar kendisini durdurup nereden geldiğini, niçin geldiğini yolculuğun nasıl geçtiğini sordu Adam herşeyi anlattı ve yolda karşılaştığı alışılmamış hadiseleri de serüvenine eklemeyi unutmadı Bunun üzerine ihtiyar bu genç adama rastladığı olayları bir bir açıkladı:

"Senin yolda ilk rastladığın buğday ekip hemen hasat eden ve sonra ateşe verip yakan insanlar, iyilik edip de onu sağda solda konuşarak değerini sıfıra indiren insanları simgeler. (Atalarımız boşuna dememişler 'iyilik yap denize at balık bilmezse hâlık bilir' diye. Zamanımızda ise Hacı falancanın hayratı, vs' diye kocaman tabelalarla iyilik ilan edilir oldu. Acaba o iyiliği millet için mi yaptı? Yoksa Allah c.c. için mi?)

Taş kaldırmaya çalışan kimse de şunu anlatır: İnsana ilk işlediği günah ağır gelir, onun altında ezilir Ama ona tevbe etmeden başka günahlar işlemeye devam ederse artık o günahlar ona hafif gelmeye başlar. (Hazreti Resulü ekrem efendimiz 'elbette kalpler demirin paslandıgı gibi paslanır. Dikkat edin! Muhakkak kalplerin cilası 'Lailahe illallah'tır, buyurdu. Ve yine 'kişi bir günah işlediğinde kalbine siyah bir nokta atılır, tevbe ederse ne âlâ. Yok eğer tövbe etmezse tekrar günah işlediğinde yanına bir nokta daha atılır, bir daha, bir daha derken nihayet kalbisimsiyah ve kaskatı olur artık ona vaaz ve nasihat kâr etmez.' mealindeki hadisi şerifi buyurdu. Dolayısı ile cilalanmayan kalp paslı demir gibi sahibinin işine yaramaz ya onu zikrullah ile parlatır, ibadet ehli olur ve işlediği günahtan rahatsız olur. Yada onu cehennemde parlatırlar. -bundan Allah'a sığınırız-   

Koyun ve ona binenlere gelince, koyun cennet hayvanıdır Sırtındakileri cennete taşımaktadır Koyuna ilk defa binen alimlerdir Ondan sonra binenler her sınıftan müminlerdir Bunlara yetişmek için koşanlar ise inançsızlardır."   -Alıntı-
















 






Pazartesi, 26 Ocak 2009 11:47 tarihinde güncellendi

Birlik ve beraberlik nasıl ve ne şekilde?

karnc.jpgÜmmet-i Muhammedin en büyük eksikliği gerek siyasi sahada gerek iktisadi alanda ve gerekse ictimai hayatta fikir birliği gönül birliği ve dava birliğine gidememesi olarak özellikle şu son asırda tebayun etmiştir. Bunun nedeninde hep enaniyet, kendi fikirlerinin doğru olup sair efkarın hatada olduğu yaklaşımını görüyoruz. Fakat bizler önderi olmayan, hakkı batıldan temyiz edecek kitabı bulunmayan bir tartışmaya, muhasamaya tutuştuğunda danışacak yeri bulunmayan kimseler değiliz elhamdülillah. Bizim kitabımız var bizim Muhammed mustafamız var ve bizim meşayıhımız var. Biz de onlara danışalım dağilmayalım, bölünmeyelim parçalanmayalım, birbirimizi 'bunyanı mersus' gibi teyid ve takviye eden kimseler olalım. Şeyh es-seyyid Mustafa İsmet Garibullah (k.s.) büyük şeyh efendi çıkacak arızaları biliyor biz garib evlatlarına 200 yıl evvelinden nasihatlerde bulunuyor. Kendi üstadı Abdullahi Mekki (k.s.) nin şeyhi Halid-i Bağdadi'den nakledilen bir mektubu bizimle paylaşıyor. Ve nasihat tutmamızı emrediyor.

Bir olun cümleniz! Halid buyurdu     Kamu ihvana mektubla duyurdu

Bu kemter gördü ihvanlar okurdu      Sakın ayrılmayın ferman buyurdu

Aziz tut emrini hakka gidelim           Cemali ba kemale seyredelim.

Beytin manası “Halid-i Bağdadi –kuddise sirruhu- (ihvanlarına) ‘hepiniz bir olun! buyurdu. Bütün ihvanlara bu emrini mektupla duyurdu. Bu ziyade noksan (İsmet garibullah tevazu ederek kendisine kemter/noksan diyor) gördü ihvanlar okurdu. Bu mektupta Halid-i bağdadi (k.s.) “sakın ayrılmayın” diye emir buyurdu. Aziz kardeşim Halid-i bağdadinin emrini tut hakka gidelim cemali ba kemale seyredelim.

Peki bir olacağız ama bizi birleştirecek ve bir araya getirecek; bu binanın tuğlalarını birbirine yapıştıracak şey ne? Bu harc  bir milliyetmi yoksa kullandığı lisan mı yoksa maddi güç mü? V.s. Hayır hayır!! Bilakis bu harc kelime-i tevhid ehli olan herkesin gönlündeki sapasağlam imanından başkası değil. İman ne kadar sağlamsa o kadar bir aradayız ne kadar zayıflattıysak o kadar birbirimizden koptuk demektir. Eğer birbirimizden ayrılıp koparsakta işte bugünkü felakete düçar oluruz. Bizi bir araya getiren kuranı kerim ne emrediyor.

“ Allah’ın ipine (kurana) sımsıkı sarılın”Al-i imran suresi

“ İşte bu Kuran en doğru yola ileten (bir rehberdir)” İsra suresi

“Allaha ve ahiret gününe kavuşamayı uman ve Allahı çokça zikreden kimseler için Resulullah ( sallallahu aleyhivesellem)de en güzel bir örnek vardır.

Daha nice emirler bu Kur'anı Kerim'in tutulacak en güzel bir yol ve ona uyanlarında ne büyük bir saadet içinde olduğunu bizlere müjdeliyor. O zaman günümüzde bir takım fikriyatlar ortaya atarak kuranı kerime ehl-i sünnet vel cemaat akidesine muhalif akımlara kalkışan kimseleri görüşlerini ehli sünnetin görüşlerine uydurmaya davet ediyoruz. “Bugünün şartlarında böyle olur” diyerek kendine kılıf arayanları da minare çalmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz. Biz elçiyiz bizim vazifemiz ancak tebliğ etmektir. Buyrun hep birlikte aynı çatının altına, buyurun selamete, buyurun saadete, buyurun  velayete…








Sayfa 270 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.