.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Ebu Hamza "Filistin bizim olduğu kadar Türklerindir" dedi.

mchd_aksa.jpgKassam komutanından Türkiye'ye mesaj

Hamas'ın askeri kanadı İzzettin Kassam Birlikleri'nin komutanı Ebu Hamza, İsrail saldırıları sonrası konuştu. Ebu Hamza "Filistin bizim olduğu kadar Türklerindir" dedi.

Hamas’ın askeri kanadı olan İzzettin Kassam Birlikleri İsrail saldırılarında en çok öne çıkan silahlı gruptu. İzzettin Kassam Birlikleri ile ilgili gerek Türk, gerekse de dünya basınında savaş boyunca birçok şey yazılıp çizildi. Biz de Gazze’ye girdiğimizin ikinci günü bir evde İzzettin Kassam Birlikleri’ne bağlı direnişçilerle bir araya geldik. Evde, hepsi Gazze’de yaşanan son savaşta cephede olan beş direnişçi vardı. Sonra odaya yüzleri maskeli ve silahlı iki kişi daha girdi. Biri Han Yunus Bölgesi’ndeki İzzettin Kassam Birlikleri’nin basın sözcüsü, diğeri de komutanlardan Ebu Hamza’ydı. Röportaj boyunca yüzünü açmayan Ebu Hamza, İsrail Ordusu’nu Gazze’nin girişinde nasıl durduklarını ve İzzettin Kasam Birlikleri hakkında merak edilenleri anlattı.

- Ateşkes devam ederken bir kara harekâtı ile karşılaştınız. Siz bu çapta bir saldırı bekliyor muydunuz?

İsrail’den her zaman her türlü saldırıyı bekleriz. Çünkü Siyonist düşman daha önce de ateşkes esnasında halkımıza birçok kez saldırmıştı. Kur-an’ı Kerim “Müminlerin İslam düşmanlarına karşı güç hazırlamaları gerektiğini” söylüyor. Bizler Şehit İzzettin Kassam’ın evlatlarıyız ve işgalci düşmandan korkmuyoruz. Kardeşlerimiz, Yahudilerin hayatı sevdiklerinden çok daha fazla şahadeti seviyorlar.

- Şu anki psikolojik durumunuz nedir?

Ümmetimize ve savaş boyunca bizim yanımızda olan Türkiye halkına artık zafer devrinin başladığını müjdeliyoruz. Gençlerimiz İslam’a yöneldiler ve dinlerini en aziz emanet olarak kabul ettiler. Rabbimiz de bu savaşta bize yardımını gönderdi. Biz bu harp esnasında Yahudilerin ne kadar korkak olduklarını bir kez daha gördük. Mücahitlerden korktukları için tanklarından dışarı çıkamadılar. Çünkü Tankların dışında onları ölümün beklediğini biliyorlardı. İşgalci İsrail Hükümeti’nin bütün hedefleri de savaşta başarısızlığa uğradı. İslam Ümmetine hediye ettiğimiz bu büyük zafer Siyonist Devletin bitişinin başlangıcıdır.

GAZZE’NİN ALTINDA BİR GAZZE DAHA VAR! 

- İzzettin Kassam Birlikleri’nin dışında bu savaşa başka hangi Filistinli gruplar dâhil oldu?

Bizim dışımızda İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri, Halk Cephesi’nin askeri kanadı Ebu Ali Mustafa Birlikleri ve El Fetih’in silahlı kanadı Aksa Şehitleri Grubu iştirak etti. Savaş esnasında aramızda görev dağılımı yaptık ve Siyonist düşmana karşı aynı safta savaştık.

- Savaşta nasıl bir strateji izlediniz?

Gazze’nin altında bir Gazze daha var. Bunu Siyonist düşman da biliyor. İsrail Ordusu Beyt Lahye, Beyt Hanun ve Gazze’den topraklarımıza girme teşebbüsünde bulunduğu an yerin altındaki çukurlardan çıkan mücahitler saldırıya geçtiler. Ayrıca evlerinin çatısında nöbet tutan Gazzeliler de İsrail Askerlerinin uçaklardan Gazze’ye indirme yapmasını engelledi. Mücahitler Siyonist Askerleri Gazze’nin girişinde durdurmayı başardılar ve Siyonist düşman Gazze’nin içine giremedi. Bu savaş gerçekten çok şiddetli geçti. Mücahitler büyük bir sabır gösterdiler ve sonunda Rabbimiz İslam Ümmeti’ne Filistinli Mücahitlerin eliyle büyük bir zafer bahşetti. Ben Allah katından gönderilen bu yardımcıları gözlerimle gördüm.

-Bu konuyu biraz daha açalım. Savaşta nelere şahit oldunuz?

Cebaliye’de Yahudi Askerlerle aramızda saatler süren çok şiddetli çatışmalar oldu. Ben bölgedeki birlikleri yönetiyordum. Zaman zaman da çarpışmalara da iştirak ediyordum. Birden yan tarafımızda beyaz elbiseli ve yüzü nur gibi parlayan birini gördük. Yüzü öyle parlıyordu ki yüzüne bakamıyorduk. Yanımdaki 9 mücahit de aynı kişiyi gördüler. Bu kişi uzun zaman bizimle birlikte İsrail Askerlerine karşı savaştı, daha sonra da birdenbire ortadan kayboldu. Mücahitlerin çoğu bu savaşta bu tür olaylar yaşadılar ve Allah’ın katından gelen yardıma gözleriyle şahit oldular.

- Kamplarınızın hemen hemen hepsi İsrail uçakları tarafından vuruldu. Bu sizi ne kadar zayıflattı?

Ağaçların olduğu her yere 1 saat içinde kamp kurabiliriz. Çünkü kamplarımız ağaçların arasına çekilen iplerden ve spor aletlerinden ibarettir. Gazze’nin her yeri ağaç dolu ve birkaç gün içinde tekrar kamplarımızı kurduk ve eğitimlerimize başladık.

“SİLAHLANMAYI SÜRDÜRECEĞİZ” 

- İsrail uçakları 22 gün süren savaş boyunca özellikle Gazze ve Refah arasındaki geçiş tünellerini bombaladı. Şu an bu tünellerin durumu nedir?

Tünellerin yüzde 40’ı kullanılamaz hale geldi. Fakat yüzde 60’ı şu an işliyor. İsrail bizim silahlanmamızı asla engelleyemeyecek. Her türlü engele rağmen İzzettin Kassam Birlikleri silahlanmaya devam edecek.

- İsrail Ordusu yakın bir zamanda sizce tekrar Gazze’ye saldıracak mı?

İsrail Ordusu Furkan Savaşında büyük bir hezimet yaşadı. İsrail Basını da bu hezimeti kabul etti. Biz İsrail’in yakın bir zamanda tekrar Gazze’ye saldıracağını düşünmüyoruz. Fakat önümüzdeki aylarda işgalciler mutlaka tekrar saldıracaklar. Saldırmayı denerlerse düşmanla her zaman ve her yerde savaşmaya, onlara yeni hüzünler yaşatmaya hazırız.

- Savaş sürerken bir çok medya organında İzzettin Kassam Birliklerine bağlı Şahadet Eylemcilerinin Tel-Aviv’de canlı bomba eylemleri gerçekleştirecekleri yönünde haberler çıktı. Fakat bu eylemler gerçekleşmedi. Niçin?

Tel-Aviv’de şahadet eylemleri gerçekleştiren mücahitlerin çoğu Ramallah’tan Tel-Aviv’e sızıyordu. Abbas Yönetimi savaş başlamadan önce yüzlerce Hamas mensubunu tutuklayarak Tel-Aviv’de gerçekleşecek şahadet eylemlerini engellemeye çalıştı. Ayrıca kara harekâtında elde ettiğimiz başarılar nedeniyle böyle bir eyleme gerek duymadık.

- İzzettin Kassam Birlikleri nerelerden yardım alıyor?

Hiçbir devletten yardım almıyoruz. Fakat İslam Dünyası’nın dört bir yanındaki kardeşlerimiz bize yardım ediyorlar.

- Beklenen olmadı ve Hizbullah İsrail’e saldırmadı. Ne diyorsunuz?

Seyyid Hasan Nasrallah Furkan Savaşı’nda bizimle birlikte durdu, yaptığı konuşmalarla da Müslümanları direnişe ve Gazze Halkına destek olmaya çağırdı. Biz Hizbullah’tan askeri yardım istemedik. Çünkü böyle bir yardıma ihtiyacımız yoktu. İzzettin Kassam Birlikleri Gazze’yi savunacak güce sahiptir. Hizbullah’ın yiğit direnişçilerinin ve Seyyid Hasan Nasrallah’ın Siyonist düşman karşısındaki duruşu bize güç veriyor. 

“KUDÜSE GERİ DÖNECEĞİZ” 

- Türk Ordusu’nun Birleşmiş Milletler bünyesinde barış gücü olarak Gazze’ye gelmesine nasıl bakıyorsunuz?

  Türkler yıllarca Filistin’e hükmettiler ve Filistin bizim olduğu kadar Türklerindir. Fakat biz Türk Ordusu’nun veya başka bir ülkenin ordusunun Birleşmiş Milletler bünyesinde Gazze’ye gelmesine iyi bakmıyoruz. Amerikan yönetimi bölgeye gönderilecek barış gücü aracılığıyla Filistinli direnişçileri silahsızlandırmak ve Gazze direnişini sona erdirmek istiyor. Fakat biz bütün Siyonistleri işgal ettikleri Filistin topraklarımızdan çıkarana ve Kudüs’ü geri alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

- Türkiye Halkı’nın ve Türk Hükümeti’nin savaş esnasındaki tutumu hakkında neler söyleyeceksiniz?

Bizler Filistinli mücahitler olarak Furkan Savaşı’nda bizim yanımızda durdukları ve bizimle birlikte Siyonist düşmana karşı direndikleri için Türkiye Halkına çok teşekkür ediyoruz. Filistinli mücahitler gösteriler yaparak bize destek olan Türkiye Halkının bu direnişini asla unutmayacak. Ayrıca Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Üstad Necmeddin Erbakan’a Filistin Halkına verdikleri destek nedeniyle şükranlarımızı sunuyoruz. Türkiye Halkı mücahitlere destek olmak için sokaklarda gösteriler düzenlerken ve Türkiyeli gençler Siyonist düşmanın İstanbul’daki konsolosluğunu kuşatırken bizler cephede sevinçten gözyaşı döküyorduk. Fatih Sultan Muhammed ve Sultan Abdülhamid’in torunları olan Türkler bizim kardeşlerimizdir. Türkler, Sudanlılar, Endonezyalılar, Malezyalılar, Araplar bizi bu savaşta yalnız bırakmadılar. Bu savaş Ümmet-i Muhammed için bir bereket oldu. Allah’a şükürler olsun ki Müslümanlar dinlerini savunmak ve Kudüs’ü özgürleştirmek için birleşiyorlar. Furkan Savaşı İslam’a ve İslam’ın yiğit evlatlarına güç verdi ve biz Allah’a yemin ediyoruz ki Kudüs’ü bir gün Siyonistlerin elinden geri alacağız.

İSRAİL BÜYÜK HEZİMET YAŞADI

- Merak edilen konulardan biri de bu savaşta iki tarafın verdiği kayıplar. Bize Filistinli direnişçilerin ve İsrail Ordusu’nun kayıpları hakkında gerçek rakamlar verebilir misiniz?

İzzettin Kassam Birlikleri olarak 49 İsrail askerini öldürdük. İsrail Ordusu en büyük kayıplarını Cebaliye bölgesinde verdi. Cebaliye’de 10’dan fazla işgalci asker kısa zamanda imha edildi. İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri’ndeki kardeşlerimiz de 18 İsrail Askerini öldürdüler. Diğer grupların öldürdükleri İsrail Askerleriyle birlikte bu savaşta 80’in üzerinde İsrail Askeri imha edildi. Yüzlerce İsrail Askeri ise yaralandı. Furkan Savaşı ismini verdiğimiz bu savaş esnasında 4 İsrail uçağını vurduk, vurduğumuz uçaklardan biri düştü. 47düşman tankına da zarar verdik. Ayrıca düşman saflarına 980 füze fırlattık. Bu füzelerin 340’ı Kassam Roketi, 210’u Grad, 422’si ise Katyuşa Füzesi’dir. 48 Kardeşimiz de Siyonist düşmana karşı savaşırken şehit düştü. Bu şiddetli harpte Mücahitler karşısında büyük hezimet yaşayan Siyonist düşman çocuklarımızı ve kadınlarımızı öldürdü.

DİRENİŞÇİLER NASIL SEÇİLİYOR? 

- Direnişçileri neye göre seçiyorsunuz?

Bizim hareketimiz bir cami hareketidir. İzzettin Kassam’a girecek bir kişi küçük yaşlardan itibaren yetiştirilir. Şehit İzzettin Kassam’ın evlatları akide, fıkıh, hadis, tarih, edebiyat, matematik, fizik alanlarında dersler alarak ve çeşitli dövüş sporlarında uzman olarak büyürler. Bizim için namaz, sır tutma, dürüstlük ve cesaret çok önemlidir. Cemaate, özellikle de sabah namazlarına devam eden gençler bir takım sınavlardan geçirildikten sonra İzzettin Kassam Birlikleri’ne kabul edilirler. Daha sonra da sıkı bir eğitim süreci başlar.

GERÇEK HAYAT
Salı, 03 Şubat 2009 07:09 tarihinde güncellendi

M. Şevket Eygi....

 

mehmet-sevket-eygi.jpgYahudilerin Büyük Hatâları

YAHUDİLER tarih boyunca büyük ve ölümcül hatalar yapmış bir topluluktur. Bugün de yapmaya devam ediyorlar. Bunlardan birkaçını sıralamak istiyorum:

Yedinci asırda Arabistan'da bir Peygamber zuhur etmiş, insanları Tevhid'e çağırmıştı. Onun karşısında putlara tapan müşrikler vardı. Yahudiler karşısında üç şık bulunuyordu:

* Peygambere iman etmek, Müslüman olmak.

* İman etmezlerse, Peygamberi desteklemek ve onun barışı gölgesi altına girmek.

* Peygambere cephe almak ve müşriklerle ona karşı ittifak yapmak. Yahudiler, bu üçüncü şıkkı seçtiler. Bu kötü seçim Tevrat'a, tek tanrılı inanca ve Yahudilerin menfaatlerine aykırıydı.

Avrupa'da engizisyon varken, insanlar Katolikliğe uymayan inançları ve fikirleri yüzünden ateşte yakılırken, Osmanlı devleti İspanya'dan kovulan Yahudilere kapılarını açtı, onlara kimliklerini koruyarak yaşamak hakkı tanıdı. İslâm dünyasının her yerinde Yahudiler barış ve güvenlik içinde yaşadılar, zengin oldular.

Bütün bunlara karşılık olarak şu anda İsrail ve Diaspora Yahudileri İslâm'a ve Müslümanlara savaş ilan etmiştir.

Siyonizm Tevrat'a aykırı bir ideolojidir. Vaad edilmiş Mesih gelmeden Yahudilerin Filistin'de bir devlet kurmaları kendi dinlerine uymayan bir şeydir.

Tarih boyunca çeşitli zulümlere uğramış bir millet şimdi Filistinlilere kan kusturuyor; hiç suçu olmayan kadınları, çocukları, ihtiyarları, muharip olmayan halkı öldürüyor, savaş hukukunun yasakladığı silahları kullanıyor.

Bunca acılar çekmiş, bunca zulme uğramış bir milletin merhametli, insaflı, adaletli olması gerekmez mi?

Ülkemizde 25 bin kadar Musevî/Yahudi yaşamaktadır. Bunların yanında sayılarının bir buçuk milyon olduğu söylenen Kripto Yahudiler vardır. Aksiyon dergisinin 436 sayılı ve 14.04.2003 tarihli nüshasında bu konuda bilgi bulunmaktadır.

Orta Avrupa'daki, Polonya ve Rusya'daki pogromlardan kitleler halinde kaçabilen Yahudiler Osmanlı imparatorluğuna sığınmışlar, Devlet-i Aliye onları çeşitli yerlerde iskan etmiş, bir müddet sonra bu Yahudiler dıştan Müslüman olmuşlar, gerçek kimliklerini içlerinde saklamışlardır. Bunların büyük kısmı, kendilerine kolay geldiği için Alevî ve Bektaşî olmuştur.

17'nci asırda İzmirli haham Sabatay Sevi Mesihliğini ilan etmiş, çeşitli maceralardan sonra canını kurtarmak için yalancıktan Müslüman olmuş, onun takipçileri aradan 250 yıl geçtikten sonra Türkiye'ye hakim olmuştur.

Sabataycıların, bir ayakları İshak dininde, bir ayakları İsmail dininde olmaları dolayısıyla Müslümanlarla iyi geçinmeleri, İslâm'a hürmet etmeleri gerekirken, içlerinden bazıları Müslümanlara amansız bir savaş açmıştır.

Tanzimat'tan bu yana bütün ihtilâllerde, inkılâplarda, tarihî kopukluk ve ârızalarda, büyük değişimlerde hep Yahudi, hep Sabataycı parmağı vardır.

Türkiye'ye komünizmi onlar sokmuştur. İkinci Meşrutiyetten bugüne bütün Marksist hareketlerde liderler, önderler, başı çekenler, kızıl bayrak taşıyanlar ya Yahudi, ya Sabataycı, yahut Yahudilikten Hıristiyanlığa geçmiş Avrupa kökenli kimselerdir. Nazım Hikmet bunlardan biridir.

İslâm'ı bozmaya yönelik bütün reform hareketlerinde onlar vardır.

Bu Müslüman ülkede "Kahr olsun şeriat" diyen, sahte Türkçü ve sahte milliyetçi Tekin Alp nam-ı diğer Moiz Kohen'dir.

İnsaflı, akıllı, mantıklı, sağduyulu, vicdanlı Yahudilerin İslâm'a ve Müslümanlara düşmanlık değil dostluk etmeleri gerekir. Çünkü onların menfaatleri, varoluşları düşmanlıkla değil, dostlukla kaim olabilir.

Türkiye Yahudilerinin, tarihî kopukluk ve ârızaları değil, tarihî devamlılığı desteklemeleri gerekir.

Bugün dünya Yahudileri içinde Siyonizm ideolojisine ve İsrail devletine muhalif olanlar vardır. Azınlıktadırlar ama (Musevîliğe göre) doğru düşünen onlardır.

İsrail tarihî bir ârızadan ve kopukluktan başka bir şey değildir. Bu ârıza ve kopukluk giderilecektir.

Yahudiler Müslümanların korumasına her zaman muhtaçtır. Binaenaleyh Müslümanlarla iyi geçinmeleri şarttır.

Siyonistlerin merhametsizliklerinin acısı ileride çıkacaktır. Merhamet etmeyene merhamet edilmez, bunu unutmasınlar.

İsrail temiz, şeffaf, örnek bir ülke değildir. Orada halkın yüzde 10'u, bilemediniz yüzde 15'i dindar Yahudidir. Diğerleri dinsizdir.

İsrail ırk üzerine kurulmuş ideolojik bir devlettir.

İsrail'de dehşet verici boyutlarda kokuşma vardır.

İsrail cinsel serbestlikte Sodom ve Gomore'yi geride bırakmıştır.

İsrail'de Altın Buzağı dini, Musevîlikten daha yaygındır.

İsrail'de çoğunlukta olan Sefarad Yahudileri, azınlıktaki Eşkenaz Yahudiler tarafından ezilmektedir.

Siyonizm ideolojisi, Yahudileri korkunç bir felakete doğru götürmektedir.

Sadece Yahudileri değil insanlığı da... Üçüncü dünya savaşı İsrail yüzünden çıkacaktır. Bu savaşta büyük bir ihtimalle nükleer, kimyevî, biyolojik silahlar kullanılacak ve Ortadoğu, ardından bütün dünya cehenneme dönecektir.

Keşke Yahudiler kendi kitaplarına, kendi dinlerine yönelseler, âdil ve merhametli olsalar, gerçek ve kalıcı bir barış için çalışsalar, Büyük İsrail (Eretz İsrail) hayallerinden arınsalar.

Böyle yapmaları, hem kendileri, hem Müslümanlar, hem bütün insanlık için ne iyi olur.

Kendilerini yok etmek için her şeyi yapıyorlar...

Uzun vâdeli intihar...

Pazar, 01 Şubat 2009 18:47 tarihinde güncellendi

'İsrail'e erzak yardımı' ...???

  yahdi-mubr.jpg'İsrail'e erzak yardımı' iddiaları !!!

Mısır'da yayınlanan El-Usbu gazetesi korkunç bir iddiada bulundu. Eğer bu iddia doğruysa...

Gazze soykırımı sırasında Refah sınır kapısını kapatarak, İslam ülkelerinin Gazzeli Müslümanlara gönderdiği insani yardımı engelleyen Mısır'ın, siyonist İsrail ordusuna erzak yardımı yaptığı iddia edildi. İddiayı gündeme getiren Mısır'da yayınlanan el-Usbu Gazetesi. İddiaya göre Mısırlı bir şirket İsrail ordusuna Gazze işgali sırasından erzak yardımı yapıyor ve Mısır'da buna göz yumuyor. El-Usbu' gazetesi, konuyla ilgili olarak şu ifadeler yer aldı:

"Gazze savaşı başladıktan 24 saat sonra Mısır'ın es-Sadat şehrinden işgal yönetiminin kontrolünde olan el-Avde sınır kapısına kadar, bir araç filosu Siyonist orduya gıda yetiştirmek için yoğun bir şekilde gidip gelmeye başladı."

Gazete haberin ayrıntısını vermeye devam ederek, işgal boyunca kaç aracın, kaç ton gıda taşıdığını, şirketin ne kadar ürün gönderdiğini tarihleriyle vererek, yapılan bu ihaneti Refah kapısının kapatılması sebebiyle hayatını kaybeden insanların sayısıyla da kıyasladı.

Söz konusu şirketin uzun yıllardan beri Siyonistlerle işbirliği yaptığının anlaşıldığını yazan gazete, şirketin ticari ilişkilerini tam bir gizlilik içinde sürdürdüğünü belirtti.

Şirkerin siyonistlerle ilişkisi olan şirketlerin listesinde isminin geçmediğine de dikkat çeken gazete, İşbirlikçi şirketin yaptığı bu ticari bağlantının kamuoyuna sızmasından fazlasıyla rahatsız olduğunu yazdı.

Gazete Siyonistlerle işbirliğinin duyulması üzerine büyük bir boykot ile karşı karşıya kalacaklarından dolayı şirket yetkililerini şimdi büyük bir korku sardığını ifade etti.

 

 
Pazar, 01 Şubat 2009 18:42 tarihinde güncellendi

Yeter ki dik dur arkandayız

numan_krt.jpgKurtulmuş: Yeter ki dik dur arkandayız

Saadet lideri Numan Kurtulmuş, ''Sayın Başbakan, aman ha bu sefer dik dur. Dik dur, bu millet arkandadır, Saadet Partisi arkandadır'' dedi.


Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, partisince Kayseri Şehir Tiyatrosu'nda düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Davos'ta yaşanan gerginliğe değindi.

Kurtulmuş, ''Milletimizin sahip olduğu hassasiyeti orada yansıttığı için Sayın Başbakan'a Kayseri'den teşekkür ediyorum. Başta milli görüş camiası olmak üzere bu aziz millet, Gazze konusunda kararlılığını ortaya koymuştur'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın reaksiyon göstermesinde, milletin gösterdiği kararlılığın etkili olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

''Hem Başbakan'ı hem de bu aziz milleti tebrik ediyoruz. Sayın Başbakan'ın göstermiş olduğu reaksiyonun anlık bir reaksiyondan öteye gitmesi ve bunun siyasi bir sonuca dönmesi için daha önce açıkladığım eylem planını bir kez daha hatırlatıyor, ısrarla takipçisi olacağımızı ifade ediyorum. Sayın Başbakan, aman ha bu sefer dik dur. Dik dur, bu millet arkandadır, Saadet Partisi arkandadır.''

''İsrail'e saldırı emrini veren sivil ve askeri yetkililerin Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesine çıkarılması için Türkiye bütün gücünü kullanmalı'' görüşünü dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin, bu konudaki diplomatik çabalara öncülük etmesi gerektiğini savundu.

İsrail'in en büyük gücünü diplomasiden aldığına işaret eden Kurtulmuş, ''TBMM'deki İsrail Dostluk Grubu'nun kapatılıp, yerine Filistin Dostluk Grubu kurulmasını'' önerdi.

Türkiye'nin, üslerinin İsrail uçakları tarafından kullanılmasına izin vermemesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, ''Sayın Başbakan, İsrail ile yapılan bazı ihalelerin askıya alındığını ilan etmeli. Eğer bunları yaparsa, millet bu kararı sonuna kadar destekleyecektir. Aksi taktirde Davos'taki olay, sadece yürekleri soğutmakla kalır'' dedi.

''Türkiye'de ciddi bir ekonomik kriz yaşandığını'' söyleyen Kurtulmuş, Hükümet'i, ''kriz konusunda duyarsız davranmakla'' suçladı.

CHP'nin muhalefet politikasını da eleştiren Kurtulmuş, ''Anamuhalefet ne yaparsa AKP'ye yarıyor. Öyle bir çalışıyor ki sanki AKP'yi kalkındırma partisi'' diye konuştu.

Konuşmasının ardından partiye yeni katılanlara rozet takan Genel Başkan Numan Kurtulmuş'a, Saadet Partisi Kayseri Gençlik Kolları tarafından, adının yazılı olduğu 38 numaralı Kayserispor forması hediye edildi.

Toplantıda, Saadet Partisi'nin Kayseri'deki belediye başkan adayları da tanıtıldı.

 AA

Sayfa 267 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.