.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Yahudiyi sevindirenler...

sinagog.jpgİsrail Başkonsolosu 'Mutlu oluyoruz'



Edirne'de Yahudi cemaati yok ama dünyadaki en büyük 2 sinagogtan biri olan Büyük Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilecek

Dünyanın en büyük sinagogu

Edirne Valisi Mustafa Büyük, dünyanın en büyük iki sinagogundan biri olan, ancak harabe haline gelen Büyük Sinagog'un restorasyonuna, bir ay içinde başlanacağını bildirdi. Kentte çok sayıda caminin yanı sıra Hıristiyan ve Musevilere ait ibadethanelerin bulunmasının bir kültür zenginliği olduğunu ifade eden Büyük, restore edilen 2 kilisenin kullanılmaya başlandığını ve şimdi de Musevilere ait Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagog'un onarımının yapılacağını belirtti.

İsrail Başkonsolosu "Mutlu oluyoruz"

Edirne'de yaşayan birkaç Museviden biri olan iş adamı Yasef Romano; "Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagogun restorasyonunun yapılarak yeniden kullanıma açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz." dedi. İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Mordehai Amihai de Edirne'ye yaptığı ziyarette, dedesinin bir zamanlar Edirne'de yaşadığı için bu kenti çok sevdiğini ve sinagogun onarılarak ayağa kaldırılmasından tüm Musevilerin mutluluk duyacağını ifade etmişti.

Edirne'deki, Büyük Sinagog, Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore ettirilecek. Edirne Valisi Mustafa Büyük, dünyanın en büyük iki sinagogundan biri olan, ancak harabe haline gelen Büyük Sinagog'un restorasyonuna, bir ay içinde başlanacağını bildirdi.

Vali Büyük, bin 200 kişinin ibadet yapabildiği sinagogun, ayinlerin yapıldığı büyük salonun yan duvarı ile ana giriş kapısının iki yanındaki büyük kubbenin 1997 yılında çöktüğünü söyledi.

Kentte çok sayıda caminin yanı sıra Hrıstiyan ve Musevilere ait ibadethanelerin bulunmasının bir kültür zenginliği olduğunu ifade eden Büyük, restore edilen 2 kilisenin kullanılmaya başladığını ve şimdi de Musevilere ait Kaleiçi Semti'ndeki Büyük Sinagog'un onarımının yapılacağını belirtti.

Büyük Sinagog'un restorasyonuna bir ay içinde başlanacağını bildiren Büyük, ''Sinagogun ihalesi yapılmadığı için henüz kaç paraya mal olacağını belli değil. Sinagogun onarılması, Türkiye'nin hoşgörüsünün bir göstergesi olacak. Kente, dünyanın değişik bölgelerinden sinagogu görmek ve ibadet etmek için gelenler olacak'' dedi. Edirne'de yaşayan birkaç Museviden biri olan iş adamı Yasef Romano da Kaleiçi Semti'nde yanan 13 sinagog yerine 1907 yılında Büyük Sinagog'un yapıldığını kaydetti.

Bir benzeri de Avusturya'da

Sinagogun 1970 yılına kadar kullanıldığını ve daha sonra Edirne'deki Musevilerin ABD, Kanada, İsrail ve İstanbul'a göçmeleriyle sahipsiz kaldığını ifade eden Romano, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Edirne'deki Büyük Sinagog'un bir benzeri de Avusturya'da bulunuyor. Oradaki sinagogda halen ayin yapılmakta. Edirne'deki sinagog ise kaderine terk edildiği için kısmen yıkıldı. Sinagogun restorasyonunun yapılarak yeniden kullanıma açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Bir zamanlar Edirne'de yaşamış Musevilerin çocukları ve torunları, yaşadıkları ülkelerden Edirne'ye sinagogu görmeye gelecekler. Böylece Edirne'nin ekonomisi de hareketlenecek.'' İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Mordehai Amihai de Edirne'ye yaptığı ziyarette, dedesinin bir zamanlar Edirne'de yaşadığı için bu kenti çok sevdiğini ve sinagogun onarılarak ayağa kaldırılmasından tüm Musevilerin mutluluk duyacağını ifade etmişti. (Milli Gazete)

 

 

Çarşamba, 11 Şubat 2009 10:06 tarihinde güncellendi

Daha neler var, içimizde haberimiz var mı???

 

nurettin_ir.jpg Olmert, Haber7 Yayın Yönetmeni oldu!
Yazar Nureddin Şirin Haber7 yayın yönetmeni hakkında öyle şeyler yazdı ki; yenilir yutulur cinsten değil.

Siyonist rejimin Gazze'de asrın soykırımını gerçekleştirme emrini veren Olmert gibi bir kan içici siyonistin zihninde oluşturduğu düşüncelerin, İslami medyada yazı yazan ve kendi camiamızın internet sitelerinden biri olarak gördüğümüz Haber 7'de yayın yönetmenliği yapan Ünal Tanık adlı kişi'nin kaleminden dökülmüş olması, İslami medyadaki kirlenmenin hangi boyutlara ulaştığının acı bir örneği olarak duruyor.

Haber 7 internet sitesinin yayın yönetmenliğini yapan Ünal Tanık'ın 30 Ocak tarihli ve "Masaya yumruğunu vuracak lider arayanlar nerede?" başlıklı yazısında okuduğumuz satırlar "siyonist ruhlu" aşağılık varlıkların islami camiada nasıl boy gösterdiğini ortaya koyuyor...

Bu satırları okur okumaz Haber 7'nin künyesine baktım önce... Bu aşağılık varlığın Haber'in yayın yönetmeni olup olmadığını kendim bizzet teyid etmek istedim. Künye aynen öyle gösteriyordu. Sadece bir yazar değil, yayın yönetmeniydi aynı zamanda...

Ardından künyü üzerinden telefonla Haber 7'yi aradım. Karşımıza çıkan sekreter hanım "buyrun Kanal 7" dedi. Çünkü Haber 7 internet sitesi Kanal 7'nin bir birimi olarak yayın yapıyordu..

Sekreter hanıma kendimi tanıtarak Ünal Tanık ile görüşmek istediğimi söyledim ve telefon bağlandı...

Telefonun ucunda siyonist ruhlu ve Ünal Tanık adlı o aşağılık vardı..

Öfkemi zor tutuyordum, söze nasıl başlayacağımı bilemiyordum... Kendimi biraz topladıktan sonra, kendisine, "30 Ocak tarihli "Masaya yumruğunu vuracak lider arayanlar nerede?" başlıklı yazınızda şöyle ifadeler kullanmışsınız... "Erdoğan’ı öfke kontrolüne çağıranlar, önce durdukları yeri gözden geçirmeliler. Türkiye’yi Hamas ile aynı cephede göstererek elini zayıflatmaya çalışanlara sesleniyorum. Bırakın bu ideolojik ihtirasları. Türkiye Hamas’ı savunmuyor. Türkiye, basiretsiz, kendi insanını İsrail’in bombalarına hedef yapan terörist ruhunu bırakmamakta direnen Hamas liderlerinin sözcülüğünü yapmıyor..." Siz bu ifadelerle Hamas hareketinin liderlerini, Halid Meşal gibi, İsmail Heniye ve Mahmud Zahar gibi liderleri "terörist ruhlu liderler" olarak mı tanımlıyorsunuz..?" dedim...

Adam konuşmuyordu...

"Size soruyorum" diyerek cevap vermesini beklerken, verdiği cevap çok kısa oldu: "Ben orada düşüncelerimi dile getirdim. Gerekirse ileriki günlerde o ifadeleri niçin kullandığımı açıklarım."

Bunun üzerine ben de kendisine "Sizin bu yazdığınız yazı Jerusalem Post gazetesinde yayınlanabilirdi ancak. Medem ki yazdığınız yazının arkasında böyle duruyorsanız, biz de bu andan itibaren kendi yayın düzlemimizde sizin "içimizdeki olmert" olduğunuzu yazacağız... Biz siyonistlerin katliamları üzerine geceli gündüzlü çalışırken, Olmert ruhlu birisinin aramızda olduğunu yeni öğrendik" dedim...

Verdiği cevap şu oldu... "Ben kendi düşüncemi dile getirdim, o da sizin düşünceniz"

İşte telefon görüşmemiz...

İnna lillah ve inna ileyhi raciun...

Yutkunarak şunu ifade edeyim ki, aramıza böylesi mikropların sızmasına tanık olduktan sonra, Ehud Olmert'e söyleyecek söz bulmakta güçlük çekiyorum sadece... Olmert'lerin biri Tel Aviv'de iken, meğer diğeri de İstanbul Eyüp'te imiş...!

Şimdilik daha fazlasını yazmak istemiyor, sadece bu aşağılık siyonist ruhlu varlığın mail adresini aktarıyorum: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

İlahi adelet yerini bulur elbet...!

Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:59 tarihinde güncellendi

FİTNE ALMIŞ BAŞINI GİDİYOR....

kitap01.jpgYaygın Fitne ve Fesatlar

 

İSLAM tarihinde her zaman fitneler olagelmiştir. Çingiz ve Hülâgu istilâları, Haçlı seferleri, Timurlenk'in Osmanlı devletini yenmesi ve Yıldırım Bayezıd Han'ın esir düşmesi, Şehzade Cem vak'ası, asırlarca süren kanlı ve tahripkâr Osmanlı-İran savaşları bunlardan bazısıdır.

İçinde yaşadığımız devir âhir zaman olduğu için fitne ve fesatlar yaygın hale gelmiştir. Zamanımızda bir fitne değil, onlarca çok büyük, yüzlerce orta derecede, binlerce küçük ve yöresel fitne bulunmaktadır.

Büyük fitnelerden biri İslâm dininin usûlden (asıllardan, temellerden, esastan) değiştirilmek istenmesidir.

Dinde reformculuk büyük bir fitnedir.

Dinde yenilik, değişiklik büyük fitnedir.

Kur'ân'ın re'y, heva ve cehalet ile kasıtlı veya kasıtsız yanlış yorumlanması büyük fitnedir.

Sünnet düşmanlığı büyük fitnedir.

Fıkıh ve Şeriat düşmanlığı büyük fitnedir.

İslâm'ın hak din olmada ortakları vardır denilmesi büyük fitnedir.

Ehl-i Sünnet ve Cemaate saldırılması büyük fitnedir.

İslâm'ın sadece bir kaynağı vardır, o da Kur'ân'dır diyen Kur'âniyyûn bâtıl mezhebinin yayılması büyük fitnedir.

Muteber ve güvenilir hadîs kitaplarımıza saldırılması, nice sahih hadîsin inkâr edilmesi büyük fitnedir.

Mezhepsizlik ve telfik-i mezahib büyük fitnedir.

Cihad farzının inkârı ve tâtil edilmek istenmesi büyük fitnedir.

Beş vakit namazın ve farz namazların cemaatle kılınmasının terki büyük fitnedir.

İslâm kadın ve kızlarının, Kur'an'a ve Sünnete aykırı olarak açılıp saçılmaları büyük fitnedir.

1924'te Hilâfet'in kaldırılıp Ümmet-i Muhammed'in ve İslâm Âlemi'nin başsız kalması büyük fitnedir.

Medâris-i İslâmiyenin yıkılmış olması büyük fitnedir.

Evet korkunç bir fitne, fesat ve fetret devri yaşamaktayız.

Dinin ve Ümmet'in ayakta kalması, sağlıklı bir şekilde yaşaması, ilerlemesi ancak nasihatle olur. İslâmî nasihat yapılmazsa din hayatı bozulur, İslâm toplumu çöker.

Nasihat ne demektir?

1. İnsanların müjdelenmesi demektir. İman edenler ve salih ameller işleyenler kurtulacak ve ebedî mutluluğa nail olacaktır.

2. İnsanların uyarılması demektir. İman etmeyenler, Peygamberi (Salat ve selâm olsun O'na) yalanlayanlar, küfürde direnenler, yer yüzünü fesada verenler, Allah'a isyan edenler, Kur'ân nimetini kabul etmeyenler azaba çarptırılacaktır.

3. Allah insanları, Kendisine ibadet ve kulluk etsinler diye yaratmıştır. İbadet ve kulluk edenlere müjdeler, ibadeti terk ve inkâr edenlere azap vardır.

4. Yüce Allah putlara, sahte tanrılara tapılmasını istemez. Müşrikler için büyük azap vardır.

5. Allah doğruluğu, dürüstlüğü, istikameti emr etmiştir. Yamukluk ve eğrilik yapanlar, haram yiyenler, zulm edenler, Şeriatın kabul etmediği münker yollarla zengin olanlar, Altın Buzağı'ya tapanlar, rüşvet alıp verenler, riba/faiz geliri yiyenler Cehennemde yanacaklardır.

6. Yüce Allah fuhşiyyatın her türlüsünü yasak ve haram kılmıştır. Ebedî saadete nail olmak isteyen mü'minler fuhşun her türlüsünden uzak durmalıdır.

7. İnsanın en büyük düşmanı nefs-i emmâresidir. Mü'min nefs-i emmâresiyle cihad yapmalıdır.

8. İslâm yardımlaşma, paylaşma dinidir. Mü'min, Allah'ın kendisine vermiş olduğu nimet ve nafakayı muhtaçlarla paylaşmalıdır. Komşusu aç gecelerken, kendisi tok sabahlayan bizden değildir.

9. İslâm birlik ve beraberlik dinidir. Ümmet, çeşitlilik içinde sarsılmaz bir vahdet teşkil etmelidir. Müslümanların bir başı olmalıdır.

Zamanımızda Türkiye Müslümanlarının böyle bir nasihat teşkilâtı var mıdır? İnsanlar tesirli bir şekilde müjdelenip uyarılıyor mu?

İslâm ümmeti içinde nasihat hizmet ve faaliyetlerinin yetersiz kalması, hattâ hiç olmaması çok ama çok büyük bir fitnedir.

İnsana nasihat edilmezse, insan uyarılmazsa, insan başıboş bırakılırsa azgınlık ve sapkınlık başlar.

Kur'ân'a, Sünnete, Şeriata ve ahlâka aykırı olarak; lüks, sefahat, aşırı tüketim, gösteriş, kibir, gurur, israf, beyinsizlik içinde yaşayanlar uyarılmalıdır.

Namazı terk edip şehvetlerine uyanlar uyarılmalıdır.

İnsanların itikadlarının sahih itikad olması için çalışılmalıdır.

Halka ilmihali öğretilmelidir.

Emr-i mâruf ve nehy-i münker yapılmalıdır.

Birtakım rühbanların, Müslümanların paralarını, zekâtlarını, mallarını Dine ve Şeriata aykırı olarak toplamaları önlenmelidir. Mü'minler bu konuda uyarılmalıdır.

Birtakım rühbanların erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılması önlenmelidir.

İslâm ümmetinin içine sızmış kâfirler, münâfıklar, bozguncular, casuslar, ajanlar, provokatörler, yönlendiriciler, fitne ve fesat çıkarıcılar konusunda mü'minler uyarılmalıdır.

Mü'minler gıybet, nemîme, diğer lisan âfetleri konusunda uyarılmalıdır.

Bütün bu uyarılar, müjdeler, bilgilendirmeler tesirli (etkili) bir şekilde yapılmalıdır.

Bıktırmayacak şekilde devamlı yapılmalıdır.

Bu uyarma, müjdeleme, bilgilendirme, aydınlatma hizmet ve faaliyetleri Allah için ihlâsla yapılmalıdır.

Bu hizmetler paraya, menfaate, benliğe, riyaset ihtirasına âlet edilmemelidir.

Evet tekrar ediyorum: Müjdelemek, uyarmak, bilgilendirmek, aydınlatmak, ıslah etmek...

Bunlar yapılmazsa fitne ve fesatlar bizi boğar, yıkar.
M. Şevket Eygi - Milli Gazete
Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:51 tarihinde güncellendi

Parayı veren düdüğü öttürüyor....

lions_logo-t2.jpgDevletin okuluna Lions adı!

Gaziantep Şehitkamil ilçesinde iki ilköğretim okuluna kökü dışarıda olan Masonların yan kuruluşu olan Lions ve Rotary kulübünün adının verilmesi tepkilere yol açtı.

Devletin imkanlarıyla yapılan okullara Lions adının verilmesine tepki gösteren Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Zekeriya Efiloğlu, “6 bin 100 şehit evladı olan Gaziantep'te Milli Eğitim Müdürü bu okullara verecek isim bulamamış mıdır?” diye sordu.

Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Zekeriya Efiloğlu, Gaziantep Şehitkamil ilçesinde

Çarşamba, 11 Şubat 2009 09:46 tarihinde güncellendi

Sayfa 260 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.