.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Genç adam ,,, yetersiz.....

berat_2007.jpg

 

<<<::Genc::Adam : Peki , Ahirzaman Fetret devri değildir , Fetret devri sadece Hz.İsa ile Efendimiz (SAV) dönemini kapsar diyorlar….

Dr.Şimşek :  Fetret devri genel anlamda o devri kapsadığı varsayılır , yalnız Hz.Musa (AS) , Hz.İbrahim (AS) , Hz.Nuh (AS) dönemindede fetret devrini yaşıyan insanlar vardı. Nitekim Efendimiz (SAV) Deylemi’de geçen bir Hadisinde “Benden sonra ümmetim içinde fetret devri olacak”diyor. Bediüzzaman Hazretleri gibi bir müceddid (ve dolaysıyla bir müçtehit) o fetret devri Ahirzamandır diyorsa bunu hafife alamayız …"Allah katında tek din İslamdır" ( Ali İmran :19) Hakikatına ilaveten, günümüzün fetret devri olduğu da gözardı edilmemelidir.>>>


 
Pazar, 15 Şubat 2009 11:17 tarihinde güncellendi

KUR ANIN DİLİYLE EHLİ KİTABA REDDİYE....1

diyalogcu.jpgEHLİ KİTABA (ONLARLA DİYALOĞA) REDDİYE

FATİHA SURESİ, AYET: 7

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ (Üzerlerine gazab olunanların ve sapıtanların yoluna değil)      Muaz (Radıyallahu anhu) derki peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu "Yahudiler ne kötü kavimdir, Allah onlara pek çok şeyler ihsan ettide onlar nimete nankörlük sebebiyle bunları inkar ettiler, taki Allah onları maymun ve domuza çevirdi"

"Üzerlerine azap olunanlar" yahudilerdir. Zira "Allahın lanet edip üzerlerine gazap ettiği" ayeti kerimesi onlar hakkındadır. "delalette olanlar" hırıstiyanlardır. "muhakkak bundan evvel sapıttılar" ayeti de hıristiyanlar hakkındadır.

Bu açıklamalar Bahrul Ulum tefsirinden alıntıdır.  

Günde en az kırk defa fatiha suresini okuyan bir müslüman, namaz kıldıkça dua ettikçe sürekli olarak küfür ehlinden sakınmakta, kendini ve neslini onların ahlakından ve akıbetinden koruması için Rabbisine yalvarmaktadır.

Müslüman he an rabbisine niyaz üzere olmalı, yalvarıp yakararak ibadetlerinin imanının kabulü için son derecegayret sarfetmeli, göz yaşı dökerek mutlaka Mevla tealanın rızasını kazanmalıdır.

163. mektubunda İmamı Rabbani k.s. Hazretleri, “kişi çok kere iman dairesinden çıkar da kendinin yine müslüman ehli iman olduğunu zanneder” buyurmaktadır. Son şeyhul islam Ali haydar Efendi k.s. da bir ügün fatih camiinin önünden geçerken cami cemaatinin hline vakıf olup şöyle haykırmış “Ey alnı secdeli kafirler, kaldırın kafalarınızı”

O halde, iman duvar değil ki yıkıldığı görülsün de tedbir alınsın, korunması için ilim ve ameli salih üzere devam etmeli, ahır zaman fitnelerinden sakınmalıyız. Hadisi şerifte “Kişi evinden imanlı çıkacak, akşam evine kafir olarak dönecek. Akşamleyin evine imanlı girecek, sabahşeyin kafir olarak çıkacak” Bu bela ve fitne yağmurundan nasıl kurtulacağız? İslamda teberri vardır, yani kafirlerden sakınmak, adetlerinden sözlerinden yaşantılarından son derece kaçmak, onlara hiçbir şeyde benzememek.

Hadisi şerifte “Sizden evvelkilerin yoluna karış karış, arşın arşın tabi olacaksınız, hatta onlar kertenkele deliğine girseler, siz de oraya girmeye çalışacaksınız. Dediler ki, bunlar yahudi ve hıristiyanlar mı? Buyurduki: Onlardan başka kim olabilir.”

Yani islam alemi, okuduğu ayetin zıttına ehli kitabla dost olmuş, onlarla arkadaş olup üya onları islama çekecek ve islamı onlara tanıtacakmış ve buna da islam adına büyük hizmet derler. İslamı bilmesek bize de yutturacaklar. İslamın gelişi ve hakim oluşunun izlediği merhaleleri iyi inceleyen müçtehitler, islamın her sahadaki hükmünü beyan ederek sonra gelenlere sağlam bir yol (mezhebleri) teslim etmişlerdir. Bu dört mezhebi aşıp yeni yöntemler arayanlar, başkalarının güdümünde islami çözümler sunanlar, evvela hangi mezhebe ve hangi müçtehide bağlı olduklarını açıklasınlar da biz de bilelim ve ona göre davranalım. Yok eğer, bizim yolumuz abilerimizin reislerimizin patonlarımızın istediği şekilde olup duruma göre şekillenir, ortama göre dümen çeviririz derlerse, zaten bu gibilerle islamın ve müslümanların bir alakası olamaz, ne yaparlarsa yapsınlar islam adına bir şey yapmış olamazlar.

     Bakın, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "ümmetimden dört sınıf var ki onlar için islamdan nasib yok, cennette nasib yok, onlara şefaatim ulaşmaz. Allah onlara bakmaz, onlarla konuşmaz, onları temizlemez. Onlar için elim azab vardır. Mürcie, kaderiyye, cehmiyye ve rafiziyye olanlar.”

Bu sayılan mezheblerin bazılarının imi kaldı kendileri yok oldu ama fikirleri bu günki müslümanlarda mevcut. En tehlikelisinden birini açıklayalım: Mürcie mezhebi derki: “İmanlı olduktan sonra artık bize günah zarar vermez.”

Bakalım, bu gün müslümanım deyip te her haltı karıştıran, her ortama girip çıkıp hala daha temiz kaldığını iddia eden, necis olan müşrik yahudi ve hıristiyanlarla tokalaşıp şakalaşıp belkide öpüşüp hala daha temiz olduğunu iddia edenler hangi kefeye konacak?

İbadet hane diyerek cami-kilise-havrayı birleştirerek törenle açılış yapan ve buna destek verenler, hangisinin musallasından kaldırılıp hangisinin mezarlığına yuvarlanacak?

Sırat köprüsü diye yaptıkları çocuk oyuncağından karşıya geçip şiddetli azabkapısı olan şu sırat imtihanını basite alarak dini imanı oyuncağa çevirerek hala daha imanlı olduğunu iddia edenler, imanınızı kime kabul ettirdiniz? Bazı amellerin iman ve küfürle alakası son derece şiddeli olup asla su götürmez. Dini hafife almak, alay etmek ve inkar etmekle kişinin dini heba olup gider.

Aynı anda okunan ezan ile çan sesi eşliğinde merasim yapanlar, bunun misalini nerde görmüşler, hangi kitapta okumuşlar, kimin eğitiminden geçmişler? Bundan sonra tevbe edeni duydunuz mu? Hata ettiğin itiraf edeni duydunuzmu? Yok…  O halde!  Hatada günahta ısrar nereye gider? Küçük günahta ısrar büyük günaha götürür, büyük günahta ısrar ise küfre götürür hadisi şerifini hatırlatırız.

Ey müslüman kardeşim, ey genç dimağ sahibleri, ey temiz kalbliler! Size sesleniyoruz! Sesimizi duyun, aklınızı başınıza toplayın, dünyanın süsüne aldanmayın, size dünyalık vaad edenlere kanmayın, ahıretinizi heba etmeyiz, ömrünüzü dünyalık yolunda harcamayın yoksa eliniz boş ameliniz yok olur, ahırette iflas edersiniz.

“Kim Tağutu inkar edip Allaha inanırsa, muhakkak ki o kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.”

Allahın ipinden başkası şeytanın (tağutların) yoludur ve kopmaya yok olmaya mahkumdur. O halde Allahın ipi olan islamı ve onun kitabı Kur’anı çok iyi bilmemiz, onunla amel etmemiz gerekir. Eğer iyi bilmezsek, başkaları bizi aldatır ve kendi tevillerine göre bir Kur’an anlayışını bize zerk eder ve bizi zehirler. Allahu teala dostlarının anladığı gibi anlayıp islamı yaşamaya bizleri muvaffak eylesin.

 

Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:31 tarihinde güncellendi

ZEGİNLİK ŞAŞIRTTI..... AZDIRDI...

londra.jpg    Araplar Londra'yı satın alıyor!


Emlak fiyatları ve İngiliz Sterlininde yaşanan tarihi düşüş, Arapların Londra'ya ilgisini daha da artırıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde yayınlanan The Nation adlı gazetenin haberine göre her zaman Araplar için en gözde kent olan Londra'da ev ve emlak alan Arapların sayısında büyük bir patlama yaşanıyor.

 

İngiliz Knight Frank adlı acentenin araştırmasına göre Londra'da emlak alan yabancıların sayısında yüzde 35 artış yaşanırken, bu Araplar arasında yüzde 52'yi buluyor.

Gazeteye göre 2008 yılında zirve yapan Londra'daki emlak fiyatları şu anda yüzde 22 ile 35 daha ucuza seyrediyor. Araplar için en gözde semtler ise Londra'nın zengin bölgeleri olarak adlandırılan Knightsbridge, Mayfair ve Belgravia.

Artan hızlı talep üzerine İngiliz emlak acentelerinin Körfez ülkelerinde ofisler açmaya başladığı da vurgulanıyor. Arapların mortgage yerine peşin para sistemiyle çalıştıklarını söyleyen emlak danışmanları, ayrıca yatırımlarının uzun süreli olmasının da cazip olduğunu vurguluyor.

Zengin Körfez ülkeleri Çin ve Rusya'dan sonra ellerinde en fazla nakit para bulunduran ülkeler arasında yer alıyor. Körfez ülkeleri, küresel ekonomik krizle birlikte gerçekleştirdikleri trilyon dolarlık projelerin bazılarını askıya alırken, dünyanın dört bir yanında sürdürdükleri emlak alımlarında ise hız kesmiyorlar. Londra'nın yanı sıra Batı Avrupa ülkeleri ve ABD de zengin Arapların halen en fazla rağbet ettiği ülkeler arasında yer alıyor.

Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:33 tarihinde güncellendi

Misyoner Hangisi ....

yahuhrs.jpgMisyonerlerin yeni tuzağı Proje İsa PDF Yazdır e-Posta
Haber - DİĞERLERİ
Cumartesi, 14 Şubat 2009 12:11
Dünya genelinde 150 dilde yayın yapan Misyoner radyosu FEBC, Proje İsa adını verdiği yeni programla, zor durumdaki Asya Müslümanlarını Hıristiyanlaştırmaya çalışacak. Yeni neo-evanjelik misyonerlik organizasyonu, Hz. İsa'ya olan sevgi ve saygılarını kullanarak Asya Müslümanları arasında Hıristiyanlığı yaymaya çalışıyor.

Radyo programlarını kullanacak Uzak Doğu Yayın Kurumu (FEBC) Başkanı Gregg Harris, Misyonerlik Ağı Haberleri'ne (MNN) 12 Şubat 2009 Perşembe günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: "İsa sevgisini Müslüman dünyasına getirmeye çalışırken Tanrı'nın insanlarından bizlere dua etmesini ve destek olmasını istiyoruz. FEBC, Müslüman dünyada uzun yıllardır yayın yapıyor ve Müslümanların Tanrı'nın sevgisini duydukça daha da öğrenmek istediklerini keşfettik".

Dünya genelinde 150'den fazla dilde Hıristiyan programları yayınlayan FEBC, Müslümanlar için uzun vadeli yeni bir plan açıkladı.


Kazakistan'da hedef

Timeturk sitesinde yer alan habere göre, Proje İsa adı verilen programla, Müslüman dünyanın neredeyse yarısını oluşturan Endonezya, Bangladeş, Hindistan ve Pakistan Müslümanları hedef alınacak. FEBC, şimdiden dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi Endonezya'da ilk Proje İsa istasyonunun tamamlama aşamasına geldi. İstasyon Kazakistan'daki Müslüman çoğunluğu da hedef alacak: "Birçok kişi Kazakistan'ın Orta Asya'daki dini iklimi belirleyecek anahtar bir ülke olduğunu düşünüyor". Uluslararası Hıristiyan radyo ağı FEBC, dünya geneline yayılmış vericileriyle Hıristiyan propagandası yapıyor. İkinci Dünya Savaşı gazileri tarafından 1945'de kurulan örgüt, Asya'nın halklarına İncil götürme amacı taşıyor.


Proje İsa

FEBC yetkilileri "Proje İsa" adının geniş bir araştırma ve çalışmanın sonunda seçildiğini söylüyor. Örgütün web sitesinde "Mesih Müslümanlara yabancı değil" diye yazıyor. Müslümanlar Hz. İsa'nın Allah'ın büyük bir peygamberi olduğuna inanıyor. Müslümanlara göre Hz. İsa, Hz. Meryem'in oğlu. Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanıyor.

Kur'an-ı Kerim'de İsa olarak anılan peygamber, el-Mesih ve İbni Meryem olarak da biliniyor. Müslümanlar ayrıca Hz. İsa'nın çarmıhta ölmediğine inanıyor. FEBC, Hz. İsa'nın adını Kur'andaki şekliyle kullanmanın Müslümanları kandırmanın en iyi yol olduğuna inanıyor. FEBC Direktörü Harris, "Onlara "Tek bir Tanrı vardır ve oğlu Mesih İsa'dır' deme şansına sahibiz. Siz de onu tanıyabilirsiniz" diyor.

Evanjelik ve Pentecostal misyonerlerin sorunlu ya da felakete uğramış Müslüman bölgeleri sürekli gözlerine kestirmeleri, Müslümanları uzun zamandır öfkelendiriyor.
Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:37 tarihinde güncellendi

Sayfa 257 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.