.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Cami avlusuna 'dede' bırakılıyor...

Cami avlusuna 'dede' bırakılıyor

camiavlu.jpg

Antalya Valisi Yüksel, cami avlusuna yaşlıların da bırakılmaya başlandığını belirterek, “Eskiden bebek bırakılırdı, şimdi dedelerini getirip bırakıyorlar” dedi.

Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, toplumda değişim gözlendiğini, suçun değiştiğini ve suçla mücadelenin de değişmesi gerektiğini söyledi. Vali Yüksel, son dönemlerde aile içi şiddet, kavga, darp ve görevi kötüye kullanma gibi suçlarda gözle görülür bir artış olduğunu açıkladı. Mala karşı işlenen suçlarda büyük oranda azalma olduğunu belirten Yüksel, “Şahsa karşı işlenen suçlar ise artıyor. Bu da toplumun yapısının değiştiğini gösteriyor. Bunlar polisiye tedbirlerle çözülemez. Akademik çevrelerin incelemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Bilim adamlarının toplumsal yapı ve ailenin korunmasına yönelik çalışmalar yürütmesi gerektiğini kaydeden Vali Alaaddin Yüksel, şöyle konuştu:

“Şahsa karşı işlenen suçlarda kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçları hiçbir dönemde bu kadar yükselmedi. Milletin sinirleri bozuk. Neden böyle, neden toplumsal hoşgörümüz yok? Görevini kötüye kullanmada müthiş bir artış var. Ali içi şiddet olayları hem polis hem de jandarma bölgesinde ilk defa karşılaştığımız yükseklikte cereyan ediyor. Özellikle de kadına şiddet konusunda. Aile bireylerinin evi terk etmesi olayları da fevkalade artmış durumda. Bu bir bunalım değil mi? Bütün televizyonlar izdivaç programları yapıyor. Oraya giden yaşlı başlı dedeler, nineler birbirlerinin gözünün içine bakarak ‘Seni beğenmedim başkası gelsin’ diyor. Gerçekten şoktayım. Aile polisiye tedbirlerle korunamaz. Akademik düzeyde araştırma yapılıp yeni çözümler üretilmeli.”

DEDELER CAMİLERE BIRAKILIYOR

Polis ekiplerinin her gün cami önünde sahipsiz ve bakıma muhtaç bir dede bulduğunu belirten Vali Alaaddin Yüksel, “Her gün Muratpaşa Camii'nin önünde bir dede buluyor arkadaşlar. Köyden getirip bırakıyorlar. Çocukları, torunları bırakıyor cami önüne. Yağmurda bekliyor. Köyden getirip bırakmışlar. Aile bağlarıyla ve gelenekleriyle övünen millettik, dedelerimizi cami önlerine bırakıp kaçar hale geldik” diye konuştu.

Türkiye’nin genel yapısında yeni istikametler belirlenmek zorunda olduğunu belirten Alaaddin Yüksel, “20 sene önce dedelerin cami bahçesine bırakılacağını söyleseler inanır mıydınız? Eskiden dedeler sofrada kaşığı çalmadan hiç kimse yemeğe başlamazdı. Bu nasıl bir sosyal doku? Sorumlu bir yönetici olarak bunları analiz ettim. Türk toplumunu koruyacak yeni projelerin ortaya çıkması lazım” dedi.

Cami bahçesine bırakılan dedeleri alan polis, resmi bir işlem yapmadan Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne ve Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı'na bilgi veriyor. İki kurumun koordinesinde sokağa terk edilen dede, huzurevi veya bakım evine yerleştiriliyor. DHA

Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:40 tarihinde güncellendi

PAPAZLARIN BİR DİĞER HİLESİ....

hrst.jpgSevgililer Günü'nün İslam'da yeri var mı?

Kapitalist sistemin çılgınca tüketmek için kullandığı günlerden biri olan “Sevgililer Günü”, aslında bir Hıristiyan bayramı. Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu günde insanlar, pagan ve Hıristiyan adetlerine göre “kutsal” sayılan bir günü kutlarken, aynı zamanda da kapitalist sistemin istediği şekilde çılgınca bir tüketim içerisine girerek dehşet verici bir tuzağa düşüyorlar

 

 SEVGİLİLER GÜNÜ İSLÂM'DA ASLA YOKTUR

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nedim Urhan, Vakit'e yaptığı değerlendirmede; “Biz sevgilerimizin istismar edilmesine, tüketilmesine, bir güne sıkıştırılmasına ve bir Hıristiyan adetini kutlamamızı istemelerine elbette karşı çıkacağız” diye konuştu. Urhan; “İslam sevgi üzerine kurulmuştur ama bunu istismar ediyorlar” diyerek şöyle devam etti; “İslam'daki sevgi, adalete dayanır ve gelip geçici değildir. Müslümanın sevgisi, nefsin arzularının tatmin edileceği türden bir sevgi değildir. Bunlar birbirine karışmıştır, ayırmak lazım. Bugünkü manada bir Sevgililer Günü, İslam'da asla yoktur. Bir insanın hayatının bütün aşamasını İslam ve sevgi kaplamıştır. Geçiciliği İslam kabul etmez. Sevgi bütündür, devamlıdır, İslam hukuku ve ahlakında geçici bir sevgi yoktur. Nefsi tatmine dayalı bir sevgi ve Sevgililer Günü anlayışı kesinlikle İslam'da yoktur. Çünkü bir insan evlendiği insanı sever, geçici bir zaman için değil. Bu bir mendil değildir, bir zaman sonra atılmaz. Müslüman bağlandığı andan itibaren sonsuza kadar sever.” 

“ONLARA BENZEMEYİN”

“Bugünkü manada Sevgililer Günü ise karşı cinslerin tatminine dayanır ve köksüzdür” diyen Nedim Urhan şöyle devam etti; “Bugünkü sevgiler bir süre sonra atılır, gelip geçicidir. Sevgililer Günü denildiği zaman çılgınca bir tüketim akla geliyor. Devamlı kullanılmayan, kullanılıp atılacak türden şeyler alınır ve hediye edilir. Kapitalizm bunu özellikle teşvik eder. Bu İslam'a göre israftır. Tavsiyem, mü'min yüreklerin bu oyuna düşmemeleri. Sünen-i Tirmizi'de yer alan Hadis-i Şerif'te, ‘Kim, kime benzerse ondan olur' deniliyor. Yine Buhari'de yer alan Hadis-i Şerifte de; ‘Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız.' Bunun üzerine sahabe Rasulullah'a, Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Rasulullah (s) da sesini yükselterek, ‘Ya kim olacaktı?' diye cevap vermiştir' diyor. Uyanık olmak lazım.”

“SEVGİLİLER GÜNÜ BİR TUZAKTIR”

Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ağırman da Vakit'e yaptığı değerlendirmede; “Sevgililer Günü, şu günü, bu günü gibi günlerin hepsi birer tuzaktır” dedi. Ağırman; “Kapitalist sistem her şeyi olduğu gibi sevgilerimizi de harcıyor ve o sevgilerden kendisine yine devasa imkanlar, pazarlar ortaya çıkarıyor. Bunlar birer pazarlama taktiğidir ve maalesef tutmaktadır” diye konuştu. Ağırman; “Harcıyorlar sevgilerimizi. İslam buna karşıdır. Hıristiyan adeti olması sebebiyle biz karşıyız, yapımıza ters düştüğü için biz karşıyız, değerlerimize karşı olduğu için biz karşıyız ve elbette dinimize karşı olduğu için biz karşıyız. Ve insanlarımız arasında yayılmaması için gerçekleri anlatmak zorundayız. Duyarlı medya burada çok önemli bir unsurdur” dedi.

İSLÂM AKAİDİ CAİZ GÖRMÜYOR

İslam akaidi de gayrimüslimlerin dinî inanç ve kutlamalarına iştirak etmeyi caiz görmediği gibi, İslam dışı fiil ve davranışları da ciddi biçimde yasaklar. Bu kural el-Fetava el-Hindiye de şöyle belirtiliyor; “Müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah'ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini Müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir mana ifade etmez. İslam dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arz edeceği haber verilir.” 

YARALILARA İZİN VERMEYEN İSRAİL GÜL GEÇİŞİNE İZİN VERDİ

Gazze'de soykırım yapan, binlerce Müslümanı katleden ve asla Gazze'ye giriş ve çıkışlara müsaade etmeyen terörist devlet İsrail, bugüne özel olarak tüketimi teşvik edebilmek için Gazze'den Avrupa'ya gitmek üzere gül geçişine müsaade etti. Oysa daha birkaç gün önce iki gencin tedavi için Gazze dışına çıkmalarına müsaade edilmemiş ve iki kardeş de şehid olmuştu. Gazze Şifa Hastanesi yetkilileri 10 Şubat Salı günü yaptıkları açıklamada, Hasan Ebu Tabak (17) ile beş yaşındaki kardeşi Revan Ebu Tabak'ın dışarıya çıkmalarına izin verilmemesi yüzünden hayatlarını kaybettiklerini bildirmişlerdi. Aynı terör devletinin iş tüketime geldiğinde kapılarını ardına kadar açması tüm gerçeği ortaya çıkarmakta. Tahminlere göre 14 Şubat günü, bütün dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. 14 Şubat, 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından sonra kapitalist sistem, bugünü de tüketim için bir araç olarak gördü ve bugün, Sevgililer Günü dünyada tüketimin çılgınlık seviyesine ulaştığı bir gün haline getirildi.

MALEZYA: SEVGİLİLER GÜNÜ HARAMDIR 

Malezya Devlet Din İşleri de Sevgililer Günü kutlamalarının haram olduğu duyurusunu yaptı. Yapılan açıklamada 2005 yılında Sevgililer Günü'nün haram ilan edildiğini açıklayan fetvaya gönderme yapıldı. Müftü M. Tahrir Samsudin, bugünün İslam dışı bir kutlama olduğunu belirtti. Bu tür kutlamaların Hıristiyanlıkla ilgili unsurlar barındırdığını söyleyen Samsudin, Sevgililer Günü kutlamasının İslam ilkeleri ve değerlerinin ihlali anlamına geldiğini söyledi

“SEVGİLİLER GÜNÜ PAGAN-HIRİSTİYAN ADETİDİR”

Suudi Arabistan din işleri kurulu yetkilileri de, Sevgililer Günü'nün bir pagan geleneği olduğunu ve evlilik dışı ilişkileri teşvik ettiğini savunuyor. Ülkede 2004 yılında yayımlanan bir fetvada, "Sevgililer Günü pagan-Hıristiyan tatilidir. Allah'a ve kıyamet gününe inanan Müslümanlar bugünü kutlamamalıdır. Allah'ın gazabından kaçınmak için bu bir görevdir" denilmişti. Fetvada, İslam'da yalnızca Kurban ve Ramazan Bayramları'nın bulunduğu ve bunların dışında bayram kutlaması yapılmaması gerektiği belirtilmişti.

Cumartesi, 14 Şubat 2009 19:53 tarihinde güncellendi

DİYALOG MERKEZİNDEN ALÇAK HAREKET....

diyalog1.jpgNike'tan büyük küstahlık!

Amerikan ayakkabı firması Nike'nin, Müslümanların inancını ayağa düşüren büyük bir küstahlığa imza attığı ortaya çıktı. Firmanın, ayakkabının üzerine Arapça “Allah” yazısını desen olarak kullanması ortalığı karıştırdı.

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Spor ayakkabı markalarından Nike, Amerika merkezli faaliyet gösteren ve ABD kapitalizminin simgesi haline gelmiş ürünlerden biri. Üretiminin tamamına yakınını ucuz işçiliğin hakim olduğu Doğu Asya'daki atölyelerde ürettiren firmanın, Müslüman ülkelerde de yoğun olarak satış yapmasına rağmen Müslümanlara hakaret etmesi, “Besle kargayı oysun gözünü” sözünü hatırlattı. Nike pek çok futbol takımına ve milli takıma sponsor olarak, futbolseverler üzerinden satış yapmaya çalışıyor. Nike, çocuk işçi çalıştırmak ve doğaya zarar vermek gibi konularda sürekli mahkemelik olarak gündeme gelmişti.

TÜRKİYE'DEKİ ORTAKLARI YEŞİM TEKSTİL

Ürünleri Türkiye'de de satılan ABD'li Nike firmasının CEO'luğunu ise İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile aynı soyadı taşıyan William D. Peres yapıyor. 2007'de 16, 3 milyar dolar gelir elde eden şirketin işletme geliri ise 2,1 milyar dolar. 2007'de 1,5 milyar dolarlık net gelir elde eden şirket, Türkiye'de de büyük satışlar yapıyor. Uluslararası piyasada tanınan bir çok markanın üretimini yapan Yeşim Tekstil, Nike firmasına da üretim yapıyor. Nike firması, iki yıl önce Yeşim Tekstil'e “Nike Akreditasyon Sertifikası” da vermişti. İnternet müdavimlerinin büyük tepkisine neden olan ayakkabıları sorduğumuz Nike'ın Türkiye temsilciliği, tepki çeken ayakkabıların bundan birkaç yıl önce Türkiye dışında başka bir ülkede üretildiğini ancak büyük tepki çekmesi üzerine bu serinin üretimine son verildiğini bildirdi.

 
Çarşamba, 18 Şubat 2009 17:26 tarihinde güncellendi

Sigara dumanına günde 70 milyon lira.....

sigara2ml3.jpg

Sigara kullanımının yüksek olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye'de, sigara almak için günde 70 milyon lira harcandığı bildirildi.

 

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir, ''Ulusal Tütün Kontrol Programı'' çerçevesinde Bursa Sağlık Müdürlüğünde düzenlenen toplantıda, ''Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkındaki Kanun''un kapsamının, 19 Temmuzda restoran, bar ve kahvehaneleri kapsayacak şekilde genişleyeceğini belirtti. 

Kapsamıyla Türkiye'yi dünyadaki 13 ülkeden biri haline getiren kanunla, sigara içmeyenin sağlığının korunması ve içilmesinin azaltılmasının hedeflendiğine işaret eden Bilir, kanunların uygulandığı ölçüde hayat bulduğunu, bu nedenle ilgili tüm kuruluşlara büyük görev düştüğünü anlattı. 

Türkiye'de günde 70 milyon liranın sigara için harcandığını belirten Bilir, şunları kaydetti:

Ak Parti göreve geldiği zamandan bugüne, Türkiye’ye yada dünya Müslümanlarına karşı yapmış olduğu en güzel icraatı ve en büyük hatası ne olmuştur?

                -Türkiye yada dünyada Müslümanlarının yüzlerini güldürecek, arkalarından hayır dualarla anılacak bir tane İslami, ahlaki bir icraatları yoktur. Hizmet vermemekle kalmayıp, ahlaksızlığın en zirve noktasına getirdiler insanları ekonomik sıkıntılardan dolayı. Kur’an kursları açmayarak, imam hatiplerde ki adaletsizliği çözmeyerek, başörtüsü problemini halletmeyerek vs. vs… Bununla da yetinmeyip Emine Erdoğan çıkıp ne diyor? ‘’Haydi, kızlar okula’’! Ne demek bu ?  Şu demek; aç başını kızım git okula! Özellikle bu söylemi Emine Hanımın hayâsına hiç yakıştıramadım, beni derinden yaraladı.

                Fakülte zamanında bu konuda verdiğim mücadeleyi, o dönemde eğitim alan talebelerle birlikte, eğitim veren hocalarda iyi bilir. Hatta bir keresinde bana, ‘’Nedim hoca, senin bu başını açmayan öğrencilere bir şey söyleyecek durumun yok mu? Açsalarda başlarını bizi de sıkıntıdan kurtarsalar’’ diyen sözde milliyetçi ve İslamcı birçok öğretim görevlileri vardı. Allah bu zamanları tespit etmiştir, bunların hakkından ahirette geleceğim.

                İşte tüm bunlardan dolayı konuşmamızın başından beri ifade etmek istediğim şudur ki, kaliteli insan yetiştirmek. Profesör olabilirsiniz, ordinaryüs olabilirsiniz, orgeneral de olabilirsiniz ama şunu hiç unutmamak gerekiyor, en önemlisi Allah’ a kul olabilmektir.

Cumartesi, 14 Şubat 2009 20:00 tarihinde güncellendi

Sayfa 258 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.