.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

DİYANET ARAFAT' I ANLAMIŞ NİHAYET....

<<''Ben sırtında ihram elinde sigara ile tur atan hacıları görünce üzülüyorum'' dedi.

Arafat'ta ''çiçekli böcekli ilahiler'' okunmayacağına vurgu yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, ''Arafat'ta tekbir olacak, tehlil olacak, telbiye olacak, salavat ve Kuran-ı Kerim okunacak. Başka bir şey olmayacak'' diye konuştu.

Prof. Dr. Görmez son olarak hacı adaylarına ''Arafat'ta deve üzerinde fotoğraf çektirme yarışı olmasın'' çağrısında bulundu.>>>

Gerçekten Başkan Görmez'i tebrik etmek lazım.... Arafatta gidenler bilir öyle bir curcuna ki kimin ne dediği ne anlattığı belli değil, müzik festivali mi  siyaset mitingi mi belli değil. Bu yanlışa dur demek elbette lazımdı.. İnşaallah bu bir başlangıç olur.. hacılarımız tevazu üzere zikirle göz yaşıyla samimi dualarla vakitlerini doldururlar....

ÇOCUKLARI ZAYİ ETMEYİN....

Selamun aleykum... İnternet saayfalarından birinde çocuklarla alakalı bir yazı gördüm... Yazıyı aşağıya aldım sonra bizim de bir eğitimci ve ilim erbabı olmamız hasewbince bir kaç söz yazalım dedik:

<<< Bu çocuklar çağ açıp kapatacaklar

Karabük Üniversitesi, bünyesindeki üstün yetenekliler merkezinde yaşları 9 ile 13 arasında olan 50 öğrenci, profesörlerden ücretsiz eğitim alıyor.

9 ile 13 arasında olan 50 üstün yetenekli çocuğa üstün yetenekliler merkezinde profesörler tarafından ücretsiz eğitim veriliyor.

Karabük Üniversitesi'nde 2010 yılında tarihi bir çalışmaya imza atıldı. Çalışma kapsamında Üstün Yetenekliler Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (KÜYEM) kuruldu. Merkezde 2011'dan bu yana il ve çevre ilçelerdeki ilköğretim okullarında eğitim gören yaklaşık 10 bin öğrencinin tanılaması yapıldı.

Tanılama sonucu üstün yetenekli olduğu düşünülen 50 öğrenci merkezde eğitime alındı. 'Çağ açıp çağ kapatacak' yeteneğe sahip öğrenciler, haftada üç gün ücretsiz olarak profesörlerden, yardımcı doçent ve diğer akademisyenlerden eğitim görüyor. 9-13 yaş aralığında olan öğrenciler, okulun laboratuvarları ve diğer imkanlarını kullanıyor.

Karabük Üniversitesi Rektörü Burhanettin Uysal, Şu anda üniversitelerinde üstün yetenekliler için eğitim verdiklerini, ancak bu konularda yer sıkıntısı ve yasal problemlerle karşılaştıklarını ifade ederek, KÜYEM'in üstün yeteneklilere hizmet veren diğer kuruluşlardan farklı olarak sadece fen ve matematiği yetenek alanı olarak almadığını, sanat, spor, dil ve sosyal bilimler gibi bireysel yeteneğin tüm alanlarında hizmet verdiğini vurguladı.

Bu arada yapılan araştırmalara göre, Türkiye nüfusunun yüzde 95'ini normal, yüzde 3'ünü düşük, yüzde 2'sini de üstün yetenekli bireyler oluşturuyor.>>>

Şimdi ilk bakışta dediği gibi mükemmel bir çalışma.... Ancak işin hakikatını düşünürsek asla ve kat'a hayırlı bir iş olmadığını anlarız; zira Allahu teala ne buyurdu:

"Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler için yarattım."

O hlade rabbisini bilmey ve ona kulluk etmekle vazifeli insanoğluna, üstüne gerekli olmayan şeyleri öğretmek ve onu değişik kanallara yöneltmek kimin haddine! Dünyalık işler için süper zeka olmaya hacet yok.. Normal seviyedeki kişiler de bir çok buluş ve icatı yapabilir... Devletin ihtiyacı olan konularda yeteri kadar kişi istihdam edilip ihtiyaçlar görülür.. Amam islami ilimlerde müctehid olacak vasıfta insanlar nerde? Onları bulup çıkartmak ve eğiterek ilim amel ihlas sahibi nesil yetiştirmek ne oldu? Bu vazife farz değilmi? Farzı kifaye değilmi? Ali İmran suresinde "İçinizden, hayra davet eden, iyiliği emredip kötülükten men eden bir cemaat olsun..." buyuran Rabbimiz, bizden ilim cemaatini meydana getirmeyi istemiyormu? Bu emri neden duymuyoruz.... Neden evlatlarımızı ve kendimizi ALlah yoluna vermiyoruz... İlme karşı neden soğuk kaldık.. Dünya bizi büyülemiş, diploma ve maaş tutkusu bize Firavu'nun ziyneti Karun'un süsü gibi gelmiş....

Nebi s.a.v. buyurdu: "Dünya sevgisi bütün hataların başıdır."

O halde aklımızı başımıza toplayalım, evlatlarımızın dinsiz ateist ve dünyacı bir felsefeyle yetiştirilmesine dur diyelim...

Mektubatı Rabbani 1. cilt 73. mektubunda İmamı Rabbani k.s. fusuli şeylerden sakınmaktan bahsederken, ahıret için fayda vermeyen faydasız ilimlerin de fuzili olduğunu ve ancak dine faydalı olma niyetiyle meşgul olunabileceğini bildiriyor... Bu günki ilim yuvaları hangi ilimden bahsediyor. 18-20 sene okuyan gençlere bir sorun bakalım islamdan imandan Kur'andan Peygamberden helal ve haramdan ne kadar haberleri var.. yaşantıları haramla zina ve içki ile iç içe olan bir nesilden ne bekliyorsunuz... Uzaya gitseniz ne olcak? Yerin denizlerin dibine inseniz koca koca binalar köprüler yapsanız netice ne olacak? Hüsrandan başka bir şey değil... "En büyük rübte ilim rütbesidir" buyuran Nebi s.a.v bize yolu göstermiştir, artık sapıtan kendi bilir.....

Pazar, 21 Ekim 2012 12:27 tarihinde güncellendi

DTK EŞBAŞKANI ZERDÜŞT VE YEZİDİ AŞIĞI AHMET TÜRK'TEN HALİD BİN VELİD'E R.A.

Halid Bin Velid'e iftira

Konferansın açılış konuşmasında DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, "Sultan Selim döneminde Yezidi ve Alevilere karşı büyük soykırımlar oldu. En son Musul'da Yezidilere karşı gerçekleşen saldırıda yüzlerce Yezidi yaşamını yitirmişti. Bu saldırı bizce Yezidilere yapılan 73. soykırımdır. Çok üzgünüm ki, dedelerimizin ve atalarımızın da elinde Yezidi kanı var.

Dedelerimizin ve atalarımızın geçmişteki hatalarından dolayı yüzümüzdeki leke duruyor ve hepimiz damgalıyız. Geçmişteki hatalardan dolayı tüm Yezidilerden özür diliyoruz" demişti. Konuşmasının devamında Ahmet Türk, Hz. Peygamberin "Allah'ın kılıcı" diyerek övdüğü Halid Bin Velid'e yönelik ciddi iftiralarda bulundu. Türk, "Tarihte Yezidilerin başına gelen 72 soykırım yapılmıştır. Yezidilere en büyük soykırım Halit Bin Velid döneminde yapılmıştır. Bunu İslamiyet adına yaptıklarını söylemişlerdir" diyerek çirkin iftiralarda bulundu.

MİLLİ GAZETE

NOT: Müslüman kürtlerin önüne düşüp islam düşmanlığı yapan şu sahtekarların gerçek yüzün anlamayan doğu kökenli bazıları hadi neyse onlar da nasipsizlerdir diyelim, peki ya namaz kıldığı halde pkk ya destek verenlere ne diyeceğiz.... İman öyle kolay bir şey olsaydı sadece dille söylenen bir iki kelime olsaydı onu ebu Cehiller de yapardı, ama manasını bildikleri için asla kabul etmediler. Dolayısıyla namaz kıldığı halde imanı içine sindiremeyen kişilerin dilden şehadeti tekerleme gibi söylemesi bizi aldatmasın...

Önce şu hain kişilerin foyasını doğu halkının ortaya koyması lazım, onlara asla destek vermemesi lazım, haklarını ilahi ölçülerde islami ölçülerde araması lazım ki bütün islam alemi onlara destek versin.. haksızlıklardan çıkmak için başka haksızlık ve zulumlere gitmek ancak zulmu artırır....

SİGARA YASAK ALKOL SERBEST....

İktidarın 'Alkol' Sessizliği

Başka konulardaki kanunları bir gecede çıkarabilen 'muhafazakâr iktidar' bu konuda neden sessiz?

"Yine alkol, yine reklam


Her halde alkollü içkilerin zararlarını saymaya gerek yok. Dost da, düşman da bu zararları biliyor ve inkar etmiyor. Hatta, kendileri alkollü içki kullananlar bile "Alkollü içki çok iyidir, çok da faydalıdır!

Çoluğuma, çocuğuma, dost ve akrabalarıma tavsiye ederim" demez. Buna rağmen alıştıkları ve bağımlı hale 
geldikleri için "bile bile zararlı" yolda gidenler vardır.


Alkollü içkilerin gazeteler eliyle reklam edilmesi maalesef devam ediyor. Nedense bazı sivil toplum kuruluşları ve uzmanların bu noktadaki ikazları Türkiye'yi idare edenlerin uyanmasına yetmiyor. Bununla beraber bu kötülüğe karşı olması gereken tepki ve ikaz da yapılmıyor. Neticede, sigaranın reklamları yapılamazken, alkollü içkilerin reklamları tam sayfa olarak gazeteleri kirletmeye devam ediyor.


Peki, başka konulardaki kanunları bir gecede çıkarabilen 'muhafazakar iktidar' bu konuda neden sessiz? Neden haklı olarak 'kurban derileri'nin vatandaştan zorla alınmasına itiraz eden 'muhafazakar medya' sessiz? Neden bu konuda bir kampanya açılıp, gazetelerdeki alkollü içki reklamına yol açan varsa kanun ya da yönetmelikler değiştirilmiyor?

Hatırlamak lazım ki, hemen her gün alkollü içki reklamı yapan büyük bir gazetenin en üst yöneticisi iktidarın en yakınında bulunan bir isim. 

Ve elbette alkollü içkilerin zararını ve 'haram' olduğunu herkes gibi onlar da bilir. Peki, sadece para gelsin diye bu ap açık yanlış nasıl devam eder? Alkollü içki reklamlarının yayınlanmasından dolayı, o gazeteleri yönetenlerin sorumluluğu yok mu? Türkiye'yi idare edenlerin sorumluluğu yok mu?


Geçen günlerde (6 Kasım 2012) İstanbul Küçükçiftlik Parkında bir konser düzenlenmiş. Konsere, yaşları 13 ila 18 arasında 15 bin kişi katılmış. Başka konserlerde olduğu gibi bu konserde de 'çocuklar'a [dikkat edelim, 'çocuk' sayılanlar 18 yaşın altındakiler oluyor] alkollü içki servisi yapılmış. 

Neticede, arzu edilmeyen görüntüler ortaya çıkmış. Ailelerin şikayetini köşesine taşıyan Sabah yazarı Sevilay Yükselir, emniyet müdürüne ve diğer yöneticilere "O gece yaşananlardan haberiniz var mı?" demiş ve şöyle sormuş: "Nasıl olur da 15 yaşındaki çocuklara içki satılmasına göz yumulur bilmiyorum! Kim sattı tekilaları [tekila: alkollü Meksika içkisi] o çocuklara? Hangi alçak ve namussuzlar 15'lik bebelerin cebindekinden medet umdu? Kime soracağız bunun hesabını?" (Sabah, 17 Ekim 2012)


Sevilay Hanım, konuyu takip etti ve "18 yaş altına alkol satışı nasıl önlenecek?" başlıklı (Sabah, 19 Ekim 2012) bir yazı daha yazdı. Böyle önemli bir konuyu gündeme taşıdığı için Sevilay Hanımı tebrik ediyoruz. Ancak alkollü içkilerden zarar görenler sadece 18 yaş altı gençler mi? Yani, 16 yaşındaki gence alkollü içki satılmasına itiraz edip, 19 yaşındakine içki satılmasını nasıl savunuruz? Savunursak haklı olur muyuz? Kim koymuş bu 16 ila 18 yaş sınırını, ölçüsünü?


Bu hadiselere, yasaklara ya da serbestlere insanı Yaratan ve onun için bir anlamda "Kullanma Kılavuzu" tanzim edenin çizgisi dışında baktığımızda doğruyu bulmak mümkün değil. Çünkü, bugün için alkol kullanma yaşını 18 ilan eden 'sistem' yarın bunu 20'ye ya da 25'e çıkarabileceği gibi; 12'ye de indirebilir. Nitekim, uzun yıllar alkollü içkileri teşvik eden Avrupa ülkeleri, bugün bunlara karşı ciddî mücadele veriyor. Mesela, İngiltere, Rusya, Almanya ve diğer ülkeler; değil gençlerini, 'ihtiyar'larını bile alkollü içkilerden uzak tutmaya çalışıyor.


Boşuna çıkmaz sokaklarda ilerlemeye çalışmayalım. İnsanlık için gerçek doğru ve huzur, bu kötülüklerden uzak kalmaktadır. Alkollü içkilerden uzak durmak gerektiğini İslam dini emretmiş diye karşı çıkmak, "Biz din dışı bir çözüm bulacağız" diye uğraşmak boşunadır.

Bir günde borsa kapatan, ilçe sınırları değiştiren TBMM bu derde çözüm bulamaz mı? Alkollü içkilerin reklamlarına karşı bugünden tezi yok, kampanya açalım. Bu yanlışa dur demeyenlere biz dur diyelim!"

Faruk Çakır / Yeni Asya

Sayfa 19 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.