.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

VAHİM GİDİŞ-KİME HİZMET-KAÇ KİLİSE AÇILMIŞ

Bakın, Sayın İçişleri Bakanımız da burada, Millî Mücadele sırasında Yunan Komutanı'nın gelip karargah olarak belirlediği Zeytinbağı kasabasını, şehrini, ilçesini neden Trilye yaptınız yeniden ve Sayın Bakan neden bunu imzaladı?

Ayrıca, elli bir tane kilise açtınız. Hani, bu, sadece tarihî nitelikte bir onarımın ötesine geçti. Hatta Alaçatı'da caminin yanını -bir tarafını da- kilise yaptınız. Onu da bir yana bıraktım, Batı Trakya'daki müftünün atanmasını bile sağlayamazken, siz, tuttunuz, Bursa'ya, Kütahya'ya, Isparta'ya metropolit atadınız ve bunlara ayin yaptırdınız orada Hristiyan nüfus olmamasına rağmen, taşımayla. Bana söyler misiniz -Selanik'i işte, dün itibarıyla kaybedişimizin 100'üncü yılıydı, elimizden çıktığının 100'üncü yılıydı- 100'üncü yılında Atina'da, Selanik'te niye bir cami açtırıp da buna karşılık bir cuma namazının kılınmasına bile müsaade ettiremiyorsunuz?

Şimdi, niye, gizli olarak yapıyorsunuz bu kiliseleri? Metropoliti atarken bunları gizli olarak yapıyorsunuz. Niye açıktan söyleyemiyorsunuz bunları? Çünkü böyle yaptığınız zaman, demek ki, kendi psikolojinizde, kendi içinizde de birtakım konularda sıkıntılar duyuyorsunuz. Bunu, bu şekilde yapmanız, açık açık yapmamanız, sizin, aslında, demokratik olmadığınızı gösteriyor. Sizin, aslında, böyle hareketiniz, "saman altında su yürütme" şeklinde nitelendirilebilecek bir konuyu gündeme getiriyor. O zaman, siz, büyükşehir belediyesiyle ilgili yapmış olduğunuz bu yasada hem korucuları hem orada yaşayan askerleri -oradan çıkmış, o köylerden çıkmış askerleri- mahalle haline getirmekle büyükşehire bağlıyorsunuz ve onların baskısı altında bırakacaksınız. Hangi köy korucusu kalacak o zaman bu büyükşehirlerin güdümünde veya onların altında kalan bir şekilde nasıl görev yapacaklar?

KİM KİME HİZMET EDİYOR, İRAN KİME?

İRAN HAKKINDA ÇARPICI İDDİA

İran'ın PKK'ya yardımı konusunda görüşlerini dile getiren Şemdin Sakık, "İran örgüte para aktarıyor mu? diye soruyorlar. İran neredeyse uçak verecekti bize." dedi. 1993'te ateşkes öncesi İran'ın örgüte bir kamyon silah verdiğini söyleyen Sakık, "Ateşkesten sonra İranlılar gelip 'biz bunları size yerde çürütesiniz veya bakasınız, satasınız diye değil, kullanasınız diye verdik' dediler. İran'ın tutumu öteden beri böyledir. PJAK ile çalışmasının nedeni İran sınırını korumasıdır. İran'ın niyeti PKK varolmasını istiyorlar ama kendilerini tehdit edecek seviyeye kadar büyümesini de istemiyorlardı." diye konuştu.

Not: Daha neler duyacağız... Arka planda kim kimle dost anlamak lazım...

PUTÇULUK OKULLARDA....

PUTÇULUK   OKULLARA DA GİRİYOR.... İLK  DERS   ZEUS

TANRILAR TANRISI ZEUS(!)'UN ÖĞRETİLERİ

MillÎ Gazete'nin ulaştığı bilgilere göre bu yıl İlköğretim 8'inci sınıf (ortaokul 4. sınıf) öğrencilerine dağıtılan Türkçe Ders Kitabı ve İlköğretim Türkçe 8 Çalışma Kitabı'nda anlatılan hikayeler görenleri hayrete düşürdü. Kitabın ilk konusu olan 'Meraklı Pandora ve Konuşan Sandık' başlıklı hikaye tamamen bir Yunan Mitolojisini anlatıyor. Epimetheus ile karısı Pandora'nın hikayesinin anlatıldığı kitapta öğrencilerin bilinç altına Haber Tanrısı Hermes ve Tanrılar Tanrısı olarak söz edilen Zeus'un öğretileri yerleştiriliyor. lgili bölümde, 'Günlerden bir gün Pandorayla Epimetheus yine sevinç içerisinde dans edip oyun oynarken Haber Tanrısı Hermes'i gördüler. Hermes tanrıların, özellikle de Tanrılar Tanrısı Zeus'un habercisiydi...' şeklinde hikaye devam ediyor.

"TANRININ YERİNDE OLSAYDINIZ..."

Hikâyenin son kısmında ise öğrencilerin sözde zeka gelişimlerini desteklemek ve yorumlama gücünü artırmak için sorulan sorular da skandalı başka bir boyuta taşıyor. Sorular kısmında ise öğrencilere kendilerini tanrının yerine koymaları istenerek olayla ilgili nasıl davranabilecekleri soruluyor. Sorularda, 'Hermes'in yerinde olsaydınız Pandora ve Epimetheus'a karşı tepkiniz ne olurdu?' 'Tanrılar Tanrısı Zeus'un yerinde olsaydınız Pandora'yı sandığı açtığı için cezalandırır mıydınız? Nasıl bir ceza verirdiniz?' şeklinde ifadelerle yöneltilmesi de dikkat çekiyor.

"DİNDAR NESİLDEN KASITLARI ZEUS'UN DİNİ Mİ?"

Konuyu değerlendiren Şuurlu Öğretmenler Derneği Kayseri Şube Başkanı Halil İbrahim Kabak, bazı olumlu gelişmelerle birlikte eğitim sisteminde muhteva itibariyle hiçbir gelişmenin görülmediğini söyleyerek, "Talim ve Terbiye bu konuda bir değişikliğe gidilmedi, Mili Eğitim siyasetimize hâlâ Batıcılığın hâkim olduğu görülüyor. AB kıstasları istikametinde batılıların istediği gibi bir nesil yetiştirme hedefinden dönülmedi. Mili Eğitim siyasetimize halen hâkim olan Batıcılık zihniyetinden vazgeçilmeli, AB kıstasları istikametinde Batılıların istediği gibi bir nesil yetiştirme hedefinden dönülmelidir. Bilmeliyiz ki, biz batılıların bize dayattığı anlayışla geleceğimizin teminatı nesiller yetiştiremeyiz" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu 4 4 4 eğitim sistemi ile yapılan bazı olumlu düzenlemeler sonrası sistemde hala bazı aksaklıkların olduğu gözüküyor. Avrupa Birliği'ne uyum yasaları çerçevesinde okulkitaplarına dahi giren hoşgörü ve diyalog çalışmalarından sonra bu sefer de Yunan Tanrısı Zeus çocuklarahikaye olarak okutuluyor.

İSTİANE/YARDIM İSTEME HAKKINDA BİR MAKALE



Ölüden Ne Yardım Ne de Başka Bir Şey İstenmez mi.?

Ölüden Ne Yardım Ne de Başka Bir Şey İstenmez.
---------------------------------------------
İddiâ: Allah celle celâlühû Mü’minlerin “sadece senden yardım isteriz” dediklerini Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve selem de “yardım istediğinde Allah celle celâluhû’dan yardım iste,” söylüyorlar.[57] Öyleyse, ölüden ne yardım ne de başka bir şey istenmez.

Cevâb: Sadece ölüden mi? Ya diriden? Hadîste bir ayrım yok… Delilsiz böyle bir ayrıma gitmek hevâya tâbi’ olmaktır. Hadîse göre, ne ölüden ne diriden yardım da, başka bir şey de istenmez. Ama nasıl?

Bir: Kur'ân haber veriyor ki, Zülkarneyn çevresindekilere, kuv-vetle bana yardım edin dedi ve onlardan yardım istedi.

İki: Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem, buyurdu: “Kul kardeşine yardım ettiği müddetçe Allah celle celâlühû da ona yardım içredir.”[58]

Üç: “Câbir şöyle dedi: Abdullah İbnü Amr İbni Harâm üzerinde borç olduğu halde öldü. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’den alacaklılarına karşı, borcundan düşmeleri için istiâne ettim/yardım istedim.”[59]

Dört: “Gündüzün orucu için sahur yemeğinden, gecenin namazı için gündüz kaylûle uykusundan istiâne edin/yardım isteyin.”[60]

Beş: “Sizden biriniz, arkadaş bulunmayan bir yerdeyken, birşey kaybettiğinde veya bir yardım murâd ettiğinde, Ey Allah’ın kulları!.. Bana yardım edin, desin. Zîrâ Allah celle celâlühû‘nün göremediğimiz kulları vardır.” Bunu Taberânî rivâyet etmiş olup ravîleri sağlam bulunmuşlardır. Bununla beraber bazılarında zayıflık vardır. Şu kadar vardır ki, Yezîd İbnü Ali, Utbe’ye yetişmemiştir. (Senedi kesiktir.)[61]

Altı: “Hafaza dışında, yeryüzünde Allah celle celâlühû’nün düşen ağaç yapraklarını yazmakta olan melekleri vardır. O hâlde sizden birinize çorak bir yerde aksaklık (topallama) isabet ederse, Ey Allah’ın kulları!.. Bana yardım edin, desin!” Bunu Taberânî rivâyet etmiştir. Râvîleri sağlam kimselerdir. [62]

Altı: İmâm Buhârî’nin rivâyet ettiği şefaat hadîsinde Mü'minler, Kıyâmet gününde) Âdem aleyhisselâm'dan, sonra Mûsâ aleyhisselâm'dan, sonra da Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'den istiğase edecekler/şefaat yardımı isteyecekler.[63]

Yedi: Gene İmâm Buhârî’nin İbnü Abbas radıyallahu anhumâ dan yaptığı rivâyette, İmâm Buhârî rivâyet etti: İbnü Abbâs radıyellâhu anhümâ Hâcer kıssasında şunu anlattı: Ne zaman ki Hâcer ve çocuğu (İsmâil aleyhisselâm) susadılar, su aramak için koşmaya başladılar; Hâcer, bir ses işitti. Bir şahıs görmüyordu. Ona, Yanında bir ğavs (meded/yardım eli uzatma) varsa, yetiş imdâdıma!.. dedi.[64]

Sekiz: “Mazluma ğavs/medet edin.”[65]

Dokuz: “Ya Resûlellah! Bana ğavs/medet et.”[66]

On: “Çaresiz Mazluma ğavs/ medet etmeniz (müstesna)” [67]

Demek ki, Kur'an, Sünnet ve akıl ölçülerine göre mahlûktan yardım istenir. Sadece senden yardım isteriz âyetiyle yukarıda zikrettiğimiz âyet ve hadîsleri yan yana getirirsek anlarız ki yardım hakîkatte Allah celle celâlühû’dan istenir ve ondan gelir. Vâsıta olarak da (sebeb olmaları yoluyla mecazen) O’nun güç ve kudret verdiği ve yardımına müsâade edeceği kullardan istenebilir veya gelebilir. Yukarıdaki hadîsi de böyle anlarız.

Kaynak :http://www.gurabamecmuasi.com/Dergi/...evessul-4.html

Dipnotlar :
[57] [Tirmizi Kiyâme:45-59. Ahmed İbnü Hanbel:1/ 293-303-307], Mu’cem
[58] [Müslim, Zikir: 37-38, Ebû Dâvûd, Edeb:60, Tirmizi, Hudûd 3, Kurân 10, İbnü Mace, Mukaddime: 17, Ahmed İbnü Hanbel: 2/ 252-296-500-514], Mu’cem
[59] Buhârî, (2127)
[60] [İbnü Mâce, Hâkimi, Taberânî, Beyhakî, İbnü Abbas radıyallahu anhumâ’dan.], Et-Teysîr:1/147
[61] Mefâhim: 152
[62] Mefâhîm: 153
[63] [Buhârî, Sahîh: Zekât, 52], Mu’cem: 21
[64] [Buhârî, Enbiyâ, 9], Mu’cem:5/21
[65] Ahmed İbnü Hanbel, 4/291.
[66] Buhârî, Cihâd:189, Müslim, İmâret:24
[67] Ebû Dâvûd, Edeb:13 H:4817.

 

Sayfa 17 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.