|
||
|
|
||
|
Suriye İslâm Devleti'ni kimler istemez? |
||
|
Suriye'de güçlü bir İslâm Devleti kurulmasını kimler istemez?.. |
||
|
||
|
|
||
|
Suriye İslâm Devleti'ni kimler istemez? |
||
|
Suriye'de güçlü bir İslâm Devleti kurulmasını kimler istemez?.. |
||
Feminizm İslama, bilime, Kur'ana, Sünnete, gerçeklere aykırı sapık ve bozuk bir ideolojidir.
Gizli, derin, sinsi güçler Diyanet İşleri Başkanlığına militan feminist elemanlar sokarak dinimizi bozmaya çalışıyor.
İnsanlar erkek veya kadın hukuk önünde eşittir ama mutlak eşitlik yoktur.
Kadınların erkeklerden üstün tarafları vardır.
Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu taraflar.
Soruyorum:
1. Niçin futbol takımları kadın erkek karışık değildir?
2. Niçin atletizm yarışmalarında kadınlar ve erkekler ayrı takımlarda yarışır?
3. Niçin ordularda kadınlarla erkeklerin sayısı eşit değildir?
4. Niçin millet meclislerinde kadın vekillerle erkek vekillerin sayısı eşit değildir?
Çünkü erkeklerle kadınlar her konuda eşit değildir.
Son yıllarda Diyanet kadrolarına binlerce müftü yardımcısı, vâize ve diğer kadın eleman doldurulmuştur.
İslam tarihinin hangi devrinde müftülerin kadın yardımcıları olmuştur? Hiçbir devirde...
Bir ara çok büyük bir vilayetimizin müftülüğü, imamlara açık bir hanımı müzik ve şan dersi hocası olarak tayin etmişti. Bu da İslam tarihinde görülmemiş bir bid'attir. İmamlara müzik ve şan dersi verilecekse bu iş ehliyetli erkek bir öğretmene verilemez miydi?
Büyük vilayetlerimizden birinin kadın müftü yardımcısı bundan birkaç yıl önce ilmî bir seminerde Sahih-i Buharî'de geçen bir hadis için "Peygambere söyletmişler" tabirini saygısızca kullanmıştı. Sahih-i Buharî Ehl-i Sünnet Müslümanlarının katında ve gözünde "Kur'andan sonra kitapların en doğrusudur", feminist bir Diyanetçi böyle bir sözü söyleme cesaretini nereden almıştır? Diyanet bu kadın müftü yardımcısı hakkında ne gibi muamele yapmıştır?
Kadın müftü yardımcısı olamaz.
Sadece kadınlara vaaz edecek kadın vaizeler olabilir.
Kız çocuklarını ve kadınları eğitecek kadın Kur'an hocaları olabilir.
Onların da mutlaka Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikat ve mezhebinde olmaları gerekir.
Hiçbir din görevlisi ve Diyanet mensubu militan feminist olamaz. Çünkü feminizm İslam'a aykırı bozuk bir ideolojidir. Bir Diyanet mensubu nasıl Marksist, Nazi, rasist olamazsa feminist de olamaz.
İmamlara, açık genç bir kadın müzik ve şan hocalığı yapamaz. Erkek öğretmenlerin kökü mü kurudu ki, Diyanet böyle açık bir kadın hoca bulmuş?
İslam dini erkek Müslümanların, farz namazlarını cemaatle kılmalarını emr eder. Kadınlar isterlerse camilere gelebilir ve kendilerine ayrılan yerlerde namaz kılabilirler ama onlar için cemaat sünnet-i müekkede-i 'ayn değildir, namazları evlerinde kılmaları daha hayırlıdır.
Bir yatsı ve teravih namazında büyük camiye erkek cemaati sokmamak, mâbedin içini otobüs ve minibüslerle taşınmış kadınlarla doldurmak, on dört asırlık İslam tarihinde görülmemiş bid'at ve rezalettir.
Genç kadınlardan bir koro kurup erkeklere konser verdirmek, işte bunun İslamda ve Şeriatta yeri yoktur.
Feministler Kur'andaki muhkem hükümlerin bir kısmını reddediyor.
Miras konusundaki Kur'anî hükümleri reddeden dinden çıkar.
İslam dinine göre ailenin reisi erkektir.
Bir kısım militan ve aşırı feministler Ehl-i Sünnet İslamlığını yıkmak, onun yerine bozuk Fazlurrahmancılık mezhebini getirmek istiyor.
Bu feministler dinde reform, yenilik, değişiklik yapmak istiyor. Onlar dinimizi tahrif etmek istiyor.
M. Kemal bile bu kadarını yapmamıştı, Diyanet kadrolarına kadın elemanlar almamıştı.
Ülkemizde oldukça hürriyet vardır, militan ve reformcu feministler de hürdür ama onların Diyanet kadrolarında yeri yoktur.
Müslüman kadınların vazifesi Hz. Hatice, Hz. Fâtimatü'z-Zehra, Hz. Âişe, diğer Ezvac-ı mutahharat, Râbiatü'l-Adeviyye, Ehl-i Beyt'e mensup saliha hanımlar, veliyye hanımlar gibi taqvalı bir hayat sürmek, kadınlar alemine güzel bir örnek ve model olmaktır.
Buyursunlar Hz. Aişe gibi ilimde, fıkıhta, edebiyatta, en yüksek dereceye çıksınlar, buna kim itiraz edebilir?
Erkeklerle ihtilât etmemek şartıyla öğretmenlik yapsınlar, insanî hizmetler yapsınlar, hayır işlerinde yarışsınlar. Bunlara kim itiraz edebilir?
Feminist kadınlar, samimî iseler, devletin TC başlıklı vesikalarla niçin KDV'li seks köleliğine izin verdiğini sorgulasın ve protesto etsinler.
Esahhü'l-kitab bâde Kitabillah olan Buharî'deki sahih bir hadîs için "Peygambere söyletmişler" diyen zihniyeti protesto ediyor, bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak hakkımı helal etmiyorum.
Laik bir düzende çarşaflı bir İslam kadını cumhurbaşkanı da olabilir, başbakan da... Feminist Müslüman kadınlar bid'at fantezilerini bir kenara koysunlar, laik rejimin başına çarşaflı güçlü kadınlar geçirmek için çalışsınlar.
İndira Gandi, Şansölye Merkel, Madam Thatcher gibi...
Bu dediğim, açık ve genç bir kadın öğretmene, imamlara müzik ve şan dersi verdirtmek kadar kolay olmasa gerek!
* (İkinci yazı)
Allah Bizi Korusun
Cenab-ı Hak bütün mü'minleri aşağıdaki felaket, bela ve tuzaklardan korusun:
(1) Zaruret olmadığı halde, faizli krediyle ev ve otomobil alınabilir şeklinde şeytanî fetvalar veren aldatan sahte müftülerin (muhtilerin) şerlerinden, onlara uymaktan.
(2) Bozuk düzenlerde bozuk işler yapılır ve haram yenilir diyen iblislerden.
(3) Kur'anı ve hadîsleri, sapık Feminist ideolojiye göre te'vil eden dall ve mudillerin hilelerinden.
(4) Kur'andaki ve Sünnetteki yüzlerce zarurî, muhkem, kesin nass tarihseldir, günümüzde geçerli değildir diyen Pakistanlı zındığın; inananları dinden çıkartan sapık inanç, fikir ve görüşlerinin tesiri altında kalmaktan.
(5) İslam Şinasi adlı kitabında "Allah gerçek bir Janus'tur=Hoda Janus-i hakikî est" diyen İranlı yazarı bir İslam büyüğü olarak tanıtanların tuzaklarına düşmekten.
(6 Hem Müslüman geçinip hem de İslam'ı yıkmak için çalışmış Stalin, Mao gibi Deccal ve Kezzab'ları, zalim ve hunhar diktatörleri sevmek, onların izinden gitmek.
(7) Erkeklerin dikkatlerini açık kıyafetlerden daha fazla çeken Avrupaî alaca bulaca sözde tesettür kıyafetlerine bürünmek ve saçlarını hörgüç gibi yapıp üzerine renkli bir eşarp bağlamak, böylece "Saçlarını hörgüç gibi yapan kadınlar Cennetin kokusunu alamayacaklardır" hadîsindeki tehdidin altına girmekten.
(8) Ehl-i Sünnet, Ümmet, Hilafet şuurunu ve hassasiyetini yitirip; hizip, fırka, grup, parça, cemaat, sekt, klik fanatizmi, holiganlığı, militanlığı bataklıklarına düşüp şeytanın maskarası olmaktan.
(9) Âlem-i İslam'da milyonlarca Müslüman ezilirken, kan kusarken, öldürülürken, evleri tahrip edilirken, yerlerinden yurtlarından sürülürken, dünyayı kendilerine yalancı bir cennet yapıp keyflerine bakanların durumuna düşmekten.
(10) Kur'anda açık olarak listesi bildirilmiş olan Müslüman miskinlerin, fukaranın, borca batıkların, yolda kalmış yolcuların, muhtaçların hakları olana zekatları gasb edip fukaranın ezilmesine sebep olmaktan.
(11) Birtakım din baronlarını erbab haline getirmekten.
(12) Büyük günah ve haram olan lükse ve israfa kapılmaktan; lüks meskenleri, lüks otoları, lüks giysileri, lüks yemekleri ile öğünmek gibi beyinsizlikler sergilemekten.
(13) Ticaretlerin en iğrenci olan din ve mukaddesat bezirganlığı yaparak bu haram yolla nârî zengin olmaktan.
(14) İhalelere fesat karıştırmaktan.
(15) Nemrud'un kulesine nazire yaparcasına göğe ser çeken deccalhâneler inşa etmekten.
(16) Parayı, zenginliği, kazancı put haline getirmekten.
(17) Münâdilerin "Ey Allahın kulları, ey âbidler, ey müstağfirler, ey günahlarına tevbe edenler, ey afvedilmek isteyenler, Allahın lütuf ve keremiyle kurtulmak ve Cennete konulmak isteyenler!.. Haydi kalkın sabah namazı kılın, Allahı anın" dedikleri mübarek vakitte leşler gibi uyumaktan.
(18) Komşusuna eziyet etmekten.
(19) Gıybet etmek suretiyle ölü kardeşinin etini yemek kadar iğrenç ve büyük bir günahı işlemekten.
(20) Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışıp âhireti unutmaktan.
(21) Hem Müslüman geçinip, hem de Şeriati kabul etmemek beyinsizliğinden.
KİLİSELER SERBEST-YAPIM HIZLANACAK
Büyükşehirlere ilişkin yeni kanunda 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu'na eklemeler gizlenerek yapıldı. TBMM'ye sevk edilen tasarıda mabetlere ilişkin maddeler 'Bazı Kanun' diye tabir edilerek, Yeni Büyükşehir Kanun Tasarısı'nın içine gizlendiği ortaya çıktı. Sözü edilen kanunda mabet kelimesinin altında Cami'nin yanı sıra Kilise ve Havraları da kapsadığı da belirtiliyor.
5216 sayılı Büyükşehir Kanunu'nda yapılan eklemelerde, en dikkat çekeni ise '5216 sayılı Kanunun 7'nci maddesinin birinci fıkrasının (n) bendindeki "Gerektiğinde" ibaresinden sonra gelmek üzere " mabetler ile" ibaresi eklenmiştir' maddesi. Eski hali 'Gerektiğinde sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri için bina ve tesisler yapmak, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bu hizmetlerle ilgili bina ve tesislerin her türlü bakımını, onarımınıyapmak ve gerekli malzeme desteğini sağlamak' olan maddenin başına böylece 'mabet'lerde eklenmiş oldu.
Belediyeler Kilise ve Havra yapabilecek
Kanuna 'mabet' kelimesinin eklenmesiyle de yetinmeyen siyasi iktidarın yasada bu mabetlerin belediyeler tarafından yapılmasına da olanak sağlıyor. 5393 sayılı kanunun 14'üncü maddesinde yapılan değişiklikte ise '5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmış, aynı bendin sonuna aşağıdaki cümleler eklenmiş, aynı fıkranın (b) bendinin birinci cümlesindeki "sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;" ibaresinden sonra gelmek üzere "mabetlerin yapımı, bakımı, onarımınıyapabilir;" ibaresi eklenerek, büyükşehir belediyelerinin Cami'nin yanı sıra Kilise ve Havra yapmalarının önü de açılmış oldu. Kanun da yapılan bir başka değişiklikle de mabetlerin beceri kursları açabileceği yönündeki değişiklik. Yasanın 13'üncü maddesinde ise 5216 sayılı kanunda yapılan değişiklik dikkat çekiyor.
İlgili kanunun 7'inci maddesi için '7'nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendindeki "beceri kursları açmak;" ibaresinden sonra gelmek üzere "mabetler ile" ibaresi eklenmiştir' ibaresi eklenerek, mabetlerin kurs açabileceği de kaydediliyor.
Kilise ve havranın suyu da belediyeden
Kanuna mabet kelimesinin eklenmesi ve bu mabetlerin büyükşehir belediyeleri tarafından yapımı ve onarımınıneklenmesinden sonra yasa da dikkat çeken bir başka unsur daha göze çarpıyor. Mabetlerin su ve diğer giderlerinin de büyükşehir belediyeleri tarafından karşılanması da kanuna da yer alıyor. 28'inci maddesinde yer alan 5393 sayılı kanunun 15'inci maddesinde ise mabetlere ücretsiz içme suyu teminin de yolu açıldığı değişiklik şöyle: '5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki (r) bendi ve dördüncü fıkranın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir: 'Belediye ve bağlı idareler, meclis kararıyla mabetlere indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu verebilirler'
Misyonerlik faaliyetlerine çanak
Yeni Büyükşehir Yasası'nda yapılan bu eklemelerden sonra ise ülkede tartışma konusu olan Misyonerlik faaliyetlerinin hız kazanacağı belirtiliyor. Mabet kelimesi altında Cami'nin yanı sıra Kilise ve Havra'yı da kapsadığı ve bu şekilde bir değişiklikten sonra ülkede giderek artan misyonerlik faaliyetlerini de tekrar gündeme taşıyacağı kaydediliyor.
Sayfa 16 - 414
Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.