.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Sümela Manastırı'nda yaşanan 'ayin' gerginliği

 
papaz_klise.jpgRus Milletvekili İvan Savidis:
"Eğer Türkiye AB'ye girmek istiyorsa böyle valileri görevden alması gerekiyor. Buradaki kilise bizim atalarımızdan kalan kiliselerdir, dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir."

Trabzon'un Maçka ilçesi Sümela Manastırı'nda yaşanan 'ayin' gerginliğinin içerisinde yer alan Rus Milletvekili İvan Savidis, kendilerine neden böyle davranıldığına bir anlam veremediğini söyledi. Rus Milletvekili İvan Savidis, hıristiyan inancına sahip insanlar olarak önümüzdeki yıllarda tekrar Trabzon'a gelerek Sümela Manastırı'nı ziyaret etmek istediklerini söyledi. Sümela Manastırı'nda yaşananlarla ilgili Brüksel'de önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyeceğini belirten Savidis, şöyle konuştu: "Açıkçası burada ne yapmak istediklerini anlayamadım. Biz her şeyden önce Türklerin gelenek ve göreneklerine saygı duyuyoruz. Bize söylenildiği gibi müzenin içinde mum yakmayacağımıza fotoğraf çekmeyeceğimize söz verdik ve bu sözleri yerine getirdik. Amacımız Türk Kanunları'na saygı göstermektir. Ancak tüm bunlara rağmen bizim Trabzon'a girmemizi yasakladılar. Bunu neden böyle yaptılar anlamadık."

"Beraberimizde getirdiğimiz papazların dini giysileri havalimanında neden çıkartıldı anlayamadım" diyen Savidis, valinin görevden alınmasını istedi. TBMM'ye de bu konuyla ilgili bir yazı göndereceğini anlatan Savidis, sözlerine şöyle devam etti: "AB'ye girmek isteyen bir ülke olarak dinlere ve din adamlarına saygı göstermelisiniz. Buradaki yöneticilere teşekkür ediyorum çünkü burada yaşananlardan sonra daha iyi bir hıristiyan oldum."

Trabzon'da Ortodoks kilisesi inşa edeceğim

Savidis, buradaki kilisenin kendi atalarına ait olduğunu hatırlatarak "Bu kiliseler, bizim atalarımızdan kalan kiliseler. Dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne kadar önemli bir olay olduğunu tüm dünyaya göstereceğim" dedi. Trabzon'da Ortodoks kilisesi inşa edeceğini anlatan Savidis, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada kilise inşa ederken buradaki Müslümanlar bize yardım edecek. Tıpkı bizim Rusya'da Müslümanlara cami yaparken yardım ettiğimiz gibi. Çünkü ben Moskova'daki caminin yapılmasına yardım ettim."
Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmine de dikkat çeken Savidis, şunları söyledi: "İki ülke arasında ticaret hacmi yüzde 35 civarındadır. Önümüzdeki beş yılda Erdoğan ve Putin 100 milyar doları aşan anlaşmalara imza atmışlardır. Biz Hıristiyanlar o kadar kötü insanlarsak neden bizimle ticaret yapıyorlar. Niçin gaz hattını buraya almak için Türkiye'ye yardım ediyoruz. Burada binlerce Rus hakaretle karşılaştı. Uluslararası boyutta ben bunu dile getireceğim. Türkiye'nin hala AB'ye hazır olmadığını söyleyeceğim. Benim istediğim burada bir teşekkürdü. Çünkü ben Trabzon'a üç bin turist getirdim."

Kaynak:Milli Gazete
Salı, 01 Eylül 2009 23:57 tarihinde güncellendi

Hırka-i Saadet

 
hrka_saadet.jpg
 
 
 
 
 
 
 
 
Hırka-i Saadet yanlış ütü kurbanı
17 Ağustos 2009 Pazartesi 08:03
Ramazan'ın sembolü olan Hırka-i Şerif bu yıl sergilenemeyecek. Hırkanın bakıma alındığını belirten yetkililer, kutsal emanetin yanlış ütü kurbanı olduğunu belirtti.
 hrka.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Hırkanın bakıma alındığını belirten yetkililer, kutsal emanetin yanlış ütü yüzünden yıprandığını kaydetti. 7 yıldır muhafazayı üstlenen kişinin ihmaline kurban giden Peygamber yadigârının bu sene cami avlusuna kurulan ekrandan halka gösterileceği duyuruldu.

Her yıl Ramazan ayının ilk cuması, adının verildiği Fatih Hırka-i Şerif Camii'nde dualarla ziyarete açılan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (sas) ait hırka, bu sene yanlış bakım sebebiyle sergilenemeyecek. Peygamber sevgisiyle yanan gönüllerin hasretle ziyaretine koştuğu 'kutsal emanet', bu Ramazan cami avlusuna kurulan ekrandan halka gösterilecek.

İddiaya göre Hırka-i Şerif'in bugünkü 'emanetçisi' olan ve Veysel Karani'nin 57'nci kuşaktan torunu Gülay Köprülü, 2002 yılında hırkanın bakımı için bir şahsı görevlendirdi. Görevlendirilen bu kişi, bakım konusunda uzman olmadığı için hırkaya her gün ütü yaparak 'kutsal emaneti' yıprattı. Dolmabahçe Sarayı'nda tarihî eserlerle ilgilendiğini söyleyen bu şahsın, uyarıları dikkate almadan nişanlısı olarak tanıttığı bir bayanla günlerce hırkaya bakım yaptığı öğrenildi. Söz konusu kişinin bakım sırasında hırkaya yanlış ütü yaptığı ileri sürüldü. İşte bu bakımdan sonra hırkada ciddi yıpranmalar meydana geldi. Hırka parçaları bir bir dökülmeye başladı. Bu arada hırkanın hasar görmesi de yedi yıl boyunca kamuoyundan gizlendi. Cami cemaati ise bu olaya 'Hırka-i Şerif'e suikast yapıldı' şeklinde tepki gösterdi.

Yıpranan hırka bir ay önce bakıma alındı. Ancak bakımın üç yıl devam edeceğinin söylenmesi üzerine Hırka-i Şerif bu yıl ziyarete kapatıldı. Bakım için de Brezilya'dan tarihî eserler uzmanı getirtildi. Brezilyalı uzmana Türk uzmanlar da eşlik ediyor. İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı'nın geçtiğimiz günlerde beraberindeki heyetle Hırka-i Şerif Camii'ne gelerek bakımı devam eden hırkanın daha çok zarar görmemesi için bu ay sergilenmemesi kararı verdiği ifade edildi. Müftülük yetkilileri ise konuya ilişkin sorulara cevap vermekten kaçındı.

Veysel Karani'ye hediye edilmişti

Peygamberimiz Hz. Muhammed'- in (sas) miraca yükselirken üzerinde bulunan bu hırka, bizzat kendisi tarafından Veysel Karani'ye (Üveys el-Karnî) verilmiş. Bugün de hırkanın koruyuculuğunu Karani'nin soyundan gelen kişiler yapıyor. Sekiz parçadan oluşan, 1,20 cm uzunluğundaki bej renk hırka, genç develerin boğazlarının altındaki tüylerden dokunmuş. Cam kapaklı gümüş bir sandık içerisinde saklanan kutsal emanetin yanındaki küçük şişeden ise çevreye hoş bir amber kokusu yayılıyor. Ziyaretçiler, bu kokunun dünyada bir eşinin olmadığını söylüyor. Bu kutsal emanetin sergilendiği Hırka-i Şerif Camii ise 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış. 1500 yıllık bu emanet, bugün Karani'nin 57'nci kuşaktan torunu olan, babasının 1966'daki vefatından sonra Gülay Köprülü'nün sorumluluğunda. Üç kız kardeşin en küçüğü olan Gülay Köprülü, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu.

Pazartesi, 17 Ağustos 2009 07:32 tarihinde güncellendi

ezanı ve görevi istismar

minare02.jpgİmamlar merkezi ezanı istismar edince

Köylülerin imamların camiye uğramadığı şikâyetleri üzerine vatandaş gibi köylere gidip camileri denetleyen Ordu Valisi, camilerde imam bulamayınca merkezi ezan uygulamasına son verdi.

Hanefi CEYHAN'ın haberi

Ezanların makamında ve karışmadan okunması için 1998'den itibaren uygulamaya konulan merkezi ezan sisteminin, 1546 camisi bulunan Ordu'da imamların camilere gitmemesine neden olduğu öne sürüldü ve gerek valilik gerek de müftülüğe bu yönde çok sayıda şikâyet geldi.

Bunun üzerine harekete geçen Ordu Valisi Ali Kaban, kendini tanıtmadan, sıradan vatandaş gibi köylere gidip camileri denetledi. Namaz ve ezan saatlerinde camilerde imam bulunmadığını yerinde tespit eden Kaban, müftülüğe talimat vererek, merkezi ezan sisteminin kaldırılmasını istedi.

MÜFTÜ KARARDAN MEMNUN

Merkezi sistemle imamların görevi suiistimal ettiklerini savunan Vali Kaban, bundan sonra her imamın ezan ve namaz saatlerinde camilerde olacağını ve ezanı okuyacağını söyledi. Ordu'nun köylerinin çok dağınık bir yapıya sahip olduğuna, bundan dolayı camileri kontrol etmenin zor olduğuna değinen Ordu Müftüsü Veysel Çakı da yeni sistemden memnun kaldıklarını söyledi. Çakı, "Yeni sistem köylülerimizi memnun edecek. Onların isteği camilerde imamın olmasıydı. İstekleri yerine geldi" diye konuştu.

"CAMİ ÇOK AMA GELEN YOK"

İsminin verilmesini istemeyen bir cami imamı ise, "Her köyün her mahallesinde cami var. Camilerin fazla olmasına rağmen sadece yaşlılar ibadete gidiyor. Zaten ezan da merkezi olunca birçok meslektaşım, yaşlıları camiye bırakarak kaçamak yapıyordu" diye konuştu.

 

Salı, 01 Eylül 2009 23:53 tarihinde güncellendi

Cübbeli - sarıklıları da yemeğe davet edin....

 patrk.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok özel yemekte neler oldu?

Erdoğan beş bakanı ile, Büyükada Anadolu Kulübü'nde diğer dinlerin liderleri ve temsilcileriyle bir araya geldi. İşte Azınlıklar toplantısında konuşulanlar:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir demokratik açılımın mücadelesini, kavgasını verdiklerini ifade ederek, ''Eğer birilerinin ağzına bakacak olsak, bu adımı atmamız mümkün değil'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Büyükada Anadolu Kulübü'nde Adalar'daki cemaat vakıfları, bazı sivil toplum kuruluşları ve Adalar Vakfı işbirliğiyle organize edilen yemekte, diğer dinlerin liderleri ve temsilcileriyle bir araya geldi.

 

ETNİK VE DİNSEL MİLLİYETÇİLİK KARŞITLIĞI

Başbakan Erdoğan, etnik milliyetçiliğe da karşı olduklarını, bu ülkede Türkü, Kürtü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü ve Abhazının hiçbir zaman hiçbir ayrıma tabi olmaması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, dinsel milliyetçiliğe de karşı olduklarını vurgulayarak, Türkiye'de hangi dinin, hangi mezhebin mensubu olursa olsun herkese aynı mesafede bulunduklarını belirtti.

Çünkü Türkiye'nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

 ''Ülkemizdeki tüm insanları vatandaşlık ortak paydasında bir defa, bir arada gördük. Onun için de kucaklaştık. Futbolla ilgilendiğim zaman da Ermeni vatandaşlarımız arasından beraber top oynadığım arkadaşlarım oldu. Bunları hep yaşadık. Bu özellikleri ortaya koyarken şahsıma buradan bir övgü vesilesi çıkarmak, kendime bir gurur zemini oluşturmak için ifade etmiyorum. Bu ülke insanının meselelerine, sizlerin meselelerine karşı bu zamana kadar duyarlılığımızı gösterdiğimizi ve bundan sonra da göstermeye devam edeceğimizi ortaya koymak istiyorum. Ne Kürt ne Alevi ne azınlık kardeşlerimin sorunları hiçbir zaman birbirine üstün veya az değildir. Hepsine yaklaşım tarzımız aynıdır.'

Büyükada Anadolu Kulübü'nde, diğer dinlerin liderleri ve temsilcileriyle yemekte bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, ''doğadaki müstesna yerlerden biri'' olan Büyükada'da bir araya gelmenin çok farklı bir zemin oluşturduğunu vurgulayarak, buluşmanın sonuçlarının da çok farklı olacağını söyledi.

Büyükada Anadolu Kulübü'ndeki yemeğe, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bazı AK Partili milletvekilleri, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Süryani Kadim Kilisesi Patrik Vekili Yusuf Sağ, Ermeni Patrikhanesi temsilcisi Başpiskopos Aram Ateşyan, Süryani Ortodoks Kilisesi Metropoliti Yusuf Çetin, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, iş adamları Cem Hakko ve İshak Alaton da katıldı.

Sayfa 149 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.