.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Türkiye Hahambaşı.... Besle kargayı....

Türkiye Hahambaşı'nın bu sözleri çok konuşulacak!

Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta Türkiye'de bulunan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın onuruna verdiği iftar yemeğine katılan Türkiye Musevileri lideri Hahambaşı İshak Haleva, Esad'la görüşmesini İsrail gazetesine anlattı. Haleva, Esad'ın iyi biri olduğunu belirtirken, görüşmesinin Siyonist prensiplerini ihlal ettiği anlamına gelemeyeceğini söyledi. Haleva'nın Siyonizm'e bağlılığını ortaya koyan bu sözleri Türkiye'de çok tartışılacağa benziyor.

 

SURİYE'DEKİ YAHUDİ CEMAATİ…
İftar programında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile tokalaşan Haleva, Esad'ı ‘iyi' olarak tanımladı. Haleva, Esad ile tanıştırıldıktan sonra Esad'ın kendisine, “Suriye'de bir Yahudi cemaati olduğunu biliyorsunuz” söylediğini, kendisinin de “Evet biliyorum. Oradaki cemaatin ihtiyaçlarını biz karşılıyoruz” dediğini söyledi.

KONUŞTUKÇA, DAHA İYİ GEÇİNİYORSUNUZ
Esad'ın iyi biri olduğunu söyleyen Haleva, “Bizler hepimiz insanız. İnsanlar kendi aralarında konuştuklarında ve problemlerini bir masada ortaya döktüklerinde daha iyi geçiniyorsunuz. Herkesin birbirine kulak vermesi gerektiğine dair bir istek var” dedi.

“SİYONİST PRENSİPLERİMİ İHLAL ETMEDİM”
Haleva, kendisinin dini bir lider olarak politik meselelerin dışında tuttuğunu kaydederek, “Türkiye Başbakanı beni çağırdı ve ben de gittim. Ben oraya Türkiye'nin bir temsilcisi olarak gittim. Bu bir politik mesele değil ve benim Siyonist prensiplerimi ihlal ettiğim anlamına gelmez. Ben ona (Esad'a) barış istediğimizi ve İsrail'le barış yapmalarını istedim” dedi.

HANIMLAR İÇİN AYRI OTOBÜS....

Elbette istisnalar bir yana bırakılırsa hanımlar için en rahat yer evleridir, çocuklarının yanıdır. Bir kısım insanlar bu tesbitlere de karşı çıkıp, “Kimse kadınları eve kapatamaz! Burası ‘komşu ülkelerimiz’ gibi değildir!” diyebilir. Tabiî ki dilin kemiği yoktur ve insanlar düşüncelerini ifade etmekte hür olmalıdırlar. Fakat bu itirazlar Türkiye, dünya ve yaradılış gerçekleriyle ne ölçede örtüşüyor? “Hanımların yeri, evi, çocuklarının yanı olmalıdır” tesbitini, “Hanımlar evlerine kapansın” şeklinde anlamanın da gereği yok. Geniş anlamıyla ‘çocuk yetiştirmek’ basit bir iş midir ki, ‘anneler çocuklarının yanında olsun’u bazıları ‘kadınlara hakaret’ olarak anlamak istiyor? Herkes kabul eder ki; çocuk yetiştirmek, mutlu ve huzurlu bir aile yuvası kurmak ve onu devam ettirebilmek dünyanın en zor, zahmetli ve aynı zamanda o derece de önemli bir ‘iş’idir. “Hanımlar çocuklarını eğitsin, onlarla ilgilensin” teklifine tepki gösterilmesini anlamak mümkün değil. Meselâ, çocuğu olan bir hanım niçin kendi çocuğunun eğitimini ‘ücreti mukabilinde çalışan bir bakıcı’ya bırakıp da ‘ekmek parası peşinde’ koşsun?

İstisnaları bir yana bırakırsak, ‘hanımların evinde olması’ fıtrata daha uygun olan tavırdır. Aksini iddia etmek, Türkiye ve dünya gerçeklerini inkâr anlamına gelir.

Hepimiz biliyoruz ki, zaman zaman gündeme gelen “hanımlar için ayrı otobüs ihdas edilsin” talepleri bazı çevrelerden ciddî tepki alan ve ‘darbe’ye bahane edilen konulardan biridir. ‘Yanlışlıkla’ bir belediye böyle bir uygulamaya imza atsa, emin olun ki hemen bir ‘andıç’ bile yayınlanır. Bununla da kalmaz, ‘büyük gazete’ ve TV’lerde günlerce, bıktırırcasına haber konusu yapılır. Çoğunlukla da bu adımı atan belediyeler özür beyan ederek bu uygulamadan vazgeçer.

Türkiye’de darbelere bahane edilebilen bir konu, başka ülkelerde ‘ihtiyaç’ olarak görülüyor ve gereği de yapılıyor. Bunun son örneği geçenlerde Japonya’da sergilendi. Başşehir Tokyo’da daha önce başlatılan “sadece hanımlara özel vagon”lardan sonra şimdi de bir adım daha atılarak “sadece erkeklere özel vagon” uygulaması isteniyormuş. Dikkat edelim: Hanımlar için zaten böyle bir uygulama var.

‘Taciz’den bıkan kadınlar daha önce böyle bir talepte bulunmuşlar ve ‘insana değer veren’ idareciler bu talepleri yerine getirmiş, hanımlar için özel ve ayrı vagonlar tahsis etmiş.

Şimdi de ‘taciz iftirası’ndan korkan ve bıkan erkekler, sadece erkeklerin binebileceği özel vagonlar istiyormuş. (Yeni Asya, 18 Haziran 2009) Bu talep sebebiyle Japonya ‘geri’ gitmediği gibi, irtica da hortlamamış, ilke ve inkılaplar da elden gitmemiş. Üstelik Japon ana muhalefet partisi de bu talebe karşı çıkmamış! Çıkmış olsaydı her halde duyulurdu.

"one minute THE END" KRİZ BİTTİ DOSTLUĞA DEVAM....

one_mint.gifBaşbakan Erdoğan ABD`deki temaslarını sürdürüyor.Erdoğan Siyonist lobi faaliyetlerini yürüten ADL(Aniti-Defamation League)ile gerçekleşen görüşmede Davos`taki tavrın unutulduğunu gösterdi.Yani tam anlamıyla Başbakan`ın ABD gezisi bir kez daha "one minute THE END" diyen Saadet Partisi Lideri Kurtulmuş`u haklı çıkardı.

İşte Hürriyet`te yer alan ADL-ERDOĞAN görüşmesinin perde arkası ve o haber; Musevi lobisi Davos`ta yaşanan `One minute krizi`nin ardından Türkiye ile İsrail arasında baş gösteren krizin sona erdiği sinyalini verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD’ye ziyaretinin ilk saatlerinde yaklaşık 50 kadar Musevi kuruluşun temsilcisini, New York’ta kaldığı tarihi Plaza Otel de kabul etti. Toplantının ardından ABD’de Yahudi lobisinin önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen ve bir dönem sözde Ermeni soykırımı iddialarına verdiği tepkilerle dikkati çeken ADL’in “İnkar ve İftiraya Karşı Birlik” (Anti-Defamation League-ADL) direktörü Abraham Foxman, Davos zirvesinde  yaşanan “One Minute’’ krizinin artık tarihe gömüldüğünü söyledi. Yaklaşık 50 kadar Musevi Kuruluş temsilcisinin de önderliğini yapan Foxman, “Toplantıda ne Erdoğan ne biz bu konuyu açmadık. Çok olumlu bir görüşme oldu. Biz zaten Davos olayını tarihe gömdük diye konuştu.

Plaza otelinde gerçekleşen toplantının ardından ANKA’ya, Başbakan Erdoğan ile gerçekleştirdikleri toplantıyla ilgili görüşlerini dile getiren  Foxman, yaşanmış bazı şeylerin uzun bir sure kriz yaratsa da Türkiye ile İsrail’in  yıllardır geliştirmiş oldukları iyi ilişkileri ve dostluklarını bozamayacağını vurguladı.

DAVOS’TAN SONRA İLK KEZ BİR ARAYA GELDİK

Foxman, Musevi kuruluş ve organizasyonların Davoz Zirvesi sırasında yaşanan "One Mınute" krizi ardından ilk kez Başbakan Erdoğan ile bir araya geldiklerini belirterek, "Toplantı sırasında hiç birimiz bu konuyu açmadık, Erdoğan da bu konuyu dile getirmedi. Biz unuttuk ve yaşananları tarihe gömdük” dedi.

Türkiye ile İsrail’in ilişkilerinin önemini vurgulayan Foxman,’’ Bizim açımızdan en önemlisi, Başbakan Erdoğan’ın New York’a gelir gelmez ilk önce bizi kabul etmesidir. Bizim için en önemli olan nokta bu , çünkü Başbakan Erdoğan bize verdiği önemi göstermiştir. Erdoğan’ın, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilere ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir’’ diye konuştu.

Foxman, Davos zirvesinde yaşanan  bu olayın ardından arada geçen bir takım gerginlikler olmuştur,ancak bu tansiyon artık düştü.Biz önümüze bakıyoruz, toplantıda Türkiye’nin, ABD,İsrail,Suriye ve İran ile ilgili ilişkilerini tartıştık, bazı endişelerimizi kendisine ilettik, bazı konularda onun görüşlerini aldık. Çok olumlu bir toplantı oldu’’ dedi...
Pazar, 27 Eylül 2009 17:38 tarihinde güncellendi

DÖRT MEZHEBTE SAKAL

tarak.jpg



 

Pazar, 27 Eylül 2009 17:33 tarihinde güncellendi

Sayfa 142 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.