| Zikir Ehline Ta’n Etme Sakın | |
|
Müslümanın her daim Allah'ı zikr etmesi farz-ı ayndır. |
Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı
M.Ş. EYGİ....
BAYRAM ŞEKERİ.....
BAYRAM DA ŞEKER Mİ ....
Ya şekerler? Çikolatada söz konusu olan bütün bu sorunlar tüm şekerler içinde geçerli...
Sorun sadece bundan mı ibaret? Elbette hayır! Şekerlerin bir kısmında çoğunluğu domuzdan elde edilen, sığırdan elde edilse bile helâl kesim olup olmadığı şüpheli sığırlardan üretilmiş jelâtinler kullanılabilmekte... Bu nedenle tüketilmesi öneril(e)mez.
Çikolata, lokum ve şekerleme ürünlerine eklenen renklendirici, tatlandırıcı, kıvam artırıcı gibi bir kısmı alerjen, bir kısmı GDO’lu, bir kısmı kanserojen, bir kısmı helâl menşeden sağlanmayan katkı maddeleri sorumsuzca kullanılmakta...
‘Ürünlerimizde domuz ve alkol mamulleri kullanılmamaktadır’ diye yazıyorsa güvenebilir miyiz? Sizleri bilmem fakat bendeniz bu beyanların güvenilmediğini yakînen bilenlerdenim. Yani en azından bizim için bu beyanların hiçbir değeri yok. Bu ülkede ‘bu ürün domuz jelâtini içerir’ diye yazacak dürüst ve babayiğit tanıdığınız bir üretici var mı?
Sığır jelâtini yazsa da mı? Ne yazık ki böyle… Türkiye jelâtin üreticisi değil? Bir üründe ‘sığır jelâtini’ veya ‘yenilebilir jelâtin’ yazması hiçbir anlam ifade etmez. Bu sığır helâl kesim mi? Yetmez bu sığır helâl ürünlerle mi beslenmiştir? Bu tür şüpheler var!
Ehli Kitap kesmişse de mi? Burada ‘hangi ehli kitap?’ sorusunu sormak lazım. Teslise inanan bir kimse, sizce ehli kitap mıdır? ‘Siyonistler mi’ ehli kitap? Bu konuda ayrıntı için lütfen “Ehli kitap, koşer ve helâl” makalesini inceleyiniz!
O halde BAYRAMDA MİSAFİRE NE İKRAM EDELİM?
İkram edecek bir şey bulamıyorsanız, bir tebessüm yeter. Zaten ikram edecek güce sahip biri değilseniz önceki bayramlardan biliyorsunuz ki sizin kapıyı bu bayramda da pek çalan olmayacak!
‘Şeker ve çikolatada bu zararlılar ve en azından şüpheliler var’ diye ikram edeceklerimiz tükenmiş değil. O halde;
Geliniz, hem kendinize hem de insanlara bu bayram bir başka iyilik daha yapınız!
Geliniz, bu bayram şeker, lokum ve çikolata almayınız! Üstelik bunu sizi tasarrufa ve üretime teşvik etmek yerine tüketime çağıran devlet reklâmlarına rağmen yapınız!
Geliniz, bu bayram misafirinize hurma ikram ediniz!
Geliniz, bu bayram misafirinize gazlı içecekler, kolalar ve hazır
sağlıksız meyve suları –boyalı içecekler– yerine imkânlarınıza göre;
- Bal şerbeti,
- Meyve şurupları,
- Kompostolar,
- Kayısı kurusu,
- İncir (taze-kuru)
- Üzüm (yaş)
- Şeftali
- Armut
- Erik gibi halen pazarlarda renk renk arz-ı endam eden temiz ve lezzetli ürünlerden ikram ediniz!
Bununla yetinmeyiniz size şeker, çikolata ve gazlı içecekler ikram edildiği de bu ikramı kibarca reddediniz. Bununla da yetinmeyip ret gerekçenizi mutlaka izah ediniz.
“Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden … hem de güzel rızık edinirsiniz. Aklını kullanan bir toplum için bunda bir ibret vardır.” Nahl Suresi 67) “Kullara rızık olsun diye, küme küme tomurcuğu olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik” Kaf 10-11)
Allah’ın sözleri nasihat için yeter! O c.c. doğruyu söyledi.
ezan sesine kısıtlama
İzmir'de ezan sesine kısıtlama getirildi
|
İzmir'in Selçuk ilçesinde, ezanın duyulmadığı noktalar yerleştirilen
hoparlörler, İzmirlilerin şikayeti üzerine söküldü. |
Ezan sesinden rahatsız olan kişilerin şikayet
dilekçesi verdiği iddia edilen belediye zabıta ekipleri, 14 Mayıs ve Cumhuriyet
mahallelerinin, bir elektrik direğindeki ortak hoparlörünü aldı. Zabıtalar,
Zafer Mahallesi'ndeki hoparlörü ise bir evin çatısında bulunması sebebiyle
sökemedi.
Özellikle ramazanda iftar ve sahur vakitlerinde önemli bir ihtiyacı gideren
hoparlörler sökülerek mahallelerinin ezan sesinden mahrum bırakılmasından
rahatsız olan vatandaşlar ise uygulamanın devam etmesi için imza kampanyası
başlattı. Şimdiden binin üzerinde imza toplandı. Bir yıl önce vatandaşların
talebiyle müftülük tarafından takılan ezan hoparlörlerinin çoğunluk tarafından
memnuniyetle karşılandığını ifade eden mahalle sakinleri, yetkili makamlardan
konuya duyarlılık göstermelerini istedi
KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN...
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4
Kur’ân-ı Kerim’de methedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazileti, üstünlüğü bizzat Allahu teâlâ tarafından, Kadir suresinde açıkça bildirilmiştir. Kur’an-ı Kerim' de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyur-maktadır:
"Biz onu (Kuran’ı) Kadir gecesinde in-dirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilirmisin? Kadir gecesi, bin aydan ha-yırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle me-lekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner du-rurlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar." (Kadir suresi:1–5)
Yine Rabbimiz teala Duhan suresinde “Muhakkak biz onu (Kuran-ı Kerimi) mü-barek bir gecede indirdik.” Buyurarak, bu gecenin büyüklüğünü ifade buyurmuş olu-yor. Zira hadisi şerifte, “Allahın kelamının (Kuran-ı Kerimin) diğer kelamlara üstün-lüğü, Allah celle celalühü’nün yarat-tıklarına üstünlüğü gibidir.” buyrularak Kuranın üstünlüğü ispat edilmiş oluyor. Onun indirildiği gece de, Kuranın üstünlüğü sebebi ile diğer gecelerden daha üstün olmaktadır.
Kadir gecesi ile ilgili birçok hadisi şerif ve büyüklerin sözleri kitaplarımızda mevcuttur. Onlardan bazıları şöyledir:
Ebu Hüreyre radıyellahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Efendimiz buyurdu ki: “kim Kadir gecesini inanarak ve mükâfatını Al-lahtan bekleyerek ibadet ile ihya ederse, geçmiş günahlarının tamamı affedilir.” (Buhari, Müslim)
İbn Abbas dedi ki: Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: "Kadir gecesi oldumu ara-larında Cebrail'in de bulunduğu Sidretu'l-Münteha'da sakin olan melekler ardı arka sına inerler. Beraberlerinde birtakım san-caklar bulunur. Bu sancaklardan biri be-nim kabrimin üzerine, biri Beytu'l-Makdis 'in üzerine, biri Mescid-i Haram'ın üze-rine, biri Turu Sina'nın üzerine dikilir. Ken disine selâm vermedik Mümin erkek ve Mümin bir kadın bırakmazlar. İçki içen, domuz eti yiyen ve zağferana (Mecusilerin kullandıkları sarı boya) bulanan kimseler müstesna."
Hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur: "Bu gecenin tan vakti ortalığı aydınlatın-caya kadar, şeytan bu gecede dışarıya çıkmaz. Bu gece herhangi bir kimsenin aklına zarar veremediği gibi, herhangi bir fesat da işleyemez, bu gecede hiçbir bü-yücünün büyüsü etki gösteremez,"
El-Ferrâ dedi ki: Yüce Allah, Kadir ge-cesinde ancak mutluluk ve nimetler takdir buyurur. Diğer gecelerde ise bunlarla be-raber belalar ve türlü musibetleri de takdir eder.
Ubeydullah b. Amir b. Rabia'nın rivayet ettiğine göre Rasûlullah (s.a.v) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Kadir gecesi akşam ve yatsı namazlarını cemaat ile birlikte kılarsa, artık o kimse Kadir gecesinden payına düşeni almış olur." Bu hadisi es-Sa'lebi Tefsirinde zikretmiş bulunmaktadır.
El-Muvatta'da, Said b. el-Müseyyeb'in şöyle dediği nakledilmektedir: “Kadir gece-sinde yatsı namazında (cemaatle birlikte) hazır bulunan kimse o geceden kendi pa-yına düşeni almış olur."
Ali ve Urve dedi ki: “Peygamber (s.a.v) İsrailoğullarından dört kişiden bahsetti. "Bun-lar Allah'a seksen yıl ibadet ettiler. Göz açıp kapayacak bir süre dahi O'na isyan etmediler." dedi. Eyyüb, Zekeriya, yaşlı kadının oğlu Hazkiyl ve Yuşa b. Nün'un isim-lerini verdi. Peygamber (s.a.v)'ın ashabı buna hayran kaldılar. Ona Cebrail gelerek şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Senin ümmetin bu kim selerin seksen yıl süre ile Allah'a ibadet edip, bir göz açıp kapayacak bir vakit kadar dahi Allah'a isyan etmemiş olmalarına hayret ettiler. Allah, senin üzerine bundan daha hayırlısını indirdi, deyip; "Doğrusu Biz onu Kadir gecesinde indirdik" (Kadir s.)’ buyruğunu okudu. Rasûlullah s.a.v. buna çok sevindi.”
Mâlik, Muvatta'da İbnu'l-Kasım ve baş-kalarından gelen rivayet yoluyla şöyle de-mekledir: Kendisine güvendiğim kişileri şöyle derken dinledim: Rasûlullah (s.a.v)'e kendisin den önceki ümmetlerin ömürleri gösterildi. Uzun Ömürleri boyunca başkalarının eriştikleri nin benzerine amel itibariyle ulaşamayacak ları düşüncesiyle ümmetinin ömürlerini kısa bulur gibi oldu. Yüce Allah ona Kadir gecesini verdi ve onu bin aydan daha hayırlı kıldı.
Bir gece nasıl olurda bin aydan daha ha-yırlı olur? Denirse, cevaben: Aynı işin, farklı durumlar sebebiyle farklı hükümlerde olması normaldir. Mesela cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi de-rece daha üstündür. Hâlbuki aslında kılınan namaz her iki durumda da aynıdır. İffetli bir müslümana zina iftirası atana had (seksen kırbaç) uygulanır. Aynı iftirayı Hz. Aişe (r.ah) hakkında söylese, bu küfür olur. Çünkü bu, yüksek bir ilim rahlesi olan Hz. Aişe (r.ah) hakkında bir iftiradır. Hz. Peygamber (s.a.s), onun için, "Dininizin üçte ikisini (Aişe ana-mızı kastederek) şu Hümeyrâ’dan alınız" buyurmuştur. Ona hakaret, ilme, İslam’a, Kuran’a hakarettir. Binaenaleyh bu gibi yerlerde, şekil aynı olmasına rağmen hü-kümler farklı farklı olmuştur. Hakîm olan Ce-nab-ı Hakk'ın maksadı, insanları taata ve ibadetlere çekmektir. Böylece O bazen bir taatın ücretini (sevabını) iki katına çıkarır, bazen on katına, bazen da yedi yüz katına çıkarır. Bunu bazen zamanı açısından, ba-zen da yeri (yani yapıldığı yer) açısından böyle değerlendirir. Bütün bunlardan Cenâb-ı Hakk'ın asıl maksadı, mükellefi ibadete çekmek ve onu, bütün günahların başı olan; dünyaya dalmaktan geri durdurmaktır. İşte bu yüzden Beytullah ve Zemzem diğer yer-lere ve sulara üstün kılınır; Ramazan diğer aylardan; cuma, diğer günlerden; nihayet Kadir gecesi diğer gecelerden efdal kı-lınmıştır.
Şimdi o gecede kim üç kez, "Lâ ilahe illallah" derse;
- Biriyle günahları bağışlanır;
- Biriyle cehennemden kurtulur
- Biriyle de, Cenab-ı Hak onu cen-netine sokar.
Gökyüzüne ilk çıkan Cebrail (a.s) olur. O, güneşin önüne kadar çıkar ve iki yeşil ka-nadını açar. O, kanatlarını, o gecenin gün-düzünün bu saatinde açar. Sonra da me-lekleri teker teker çağırır. Böylece hepsi yukarı çıkarlar ve meleklerin nuru ile Cebrail (a.s)’in kanadının nuru birleşir. Bunun üzerine Cebrail (a.s) ve beraberindeki o meleklerin tümü, o gün dua, rahmet ve mü'minler ile Ramazan orucunu, sevabını Allah’tan umarak tutan herkese istiğfarda bulunmak için, güneş ile dünya seması (birinci gök) arasında du-rurlar. O günün akşamında da, dünya sema-sına girerler ve halka halka otururlar. Derken yanlarına, bu semanın melekleri de gelir ve onlara dünyadaki erkek kadın insanları tek tek sorarlar. Hatta "Falanca ne yapıyor, onu nasıl buldunuz" derler. Sidre melekleri de, "O falan-cayı ilk yıl âbid olarak bulmuştuk. Fakat bu yıl bidatçi olarak bulduk. Falanca ise geçen yıl bi-datçi idi, bu yıl âbid olmuş" derler. Bunun üzerine gök melekleri birinciye dua etmeyi bırakır, ikinciye dua etmeye başlarlar. Yine Sidre melekleri, "Falancayı Kur'ân okurken, falancayı rükûda, falancayı secdede bulduk. Bu insanların geceleri ve gündüzleri hep böyle" derler.
Sidre melekleri sonra ikinci göğe çıkarlar ve ta Sidre'ye varıncaya değin, her gökte, birinci gökte yaptıklarını yaparlar. Sidre'ye varınca o, bunlara, "Ey sakinlerim, bana insanlardan bahsedin. Çünkü benim sizde hakkım var ve ben, Allah'ı sevenleri severim" der."
Ka'bûl-Ahbar sözüne şöyle devam eder: "Bu melekler Sidre'ye, dünyadaki erkek-kadın her şahıs, isimleri ve babalarının isimleriyle tek tek sayıp anlatırlar. Sonra da bu haberler cennete ulaşır. Bunun üzerine cennet "Allah'ım, onları çarçabuk bana gönder" diye dua eder. Sidre ve melekleri "Âmin âmin" derler."
Bundan anlaşıldığına göre şimdi biz diyo-ruz ki: Cemaat ne kadar kalabalık olursa, ora-ya rahmetin inişi de o nisbette çok olur. İşte bu yüzden, en büyük kalabalık Arafat'ta vakfede bulunur. Şüphesiz Allah'ın rahmetinin oraya ini şi de, o nisbette çok olur. Aynen bunun gibi, Kadir gecesinde de mukarreb meleklerin bir araya gelip, büyük bir cemaat oluşturmaları söz konusudur. Binaen aleyh o gecede Allah 'ın rahmetinin inişi de o nisbette çok olmuştur. (Tefsiri Kebir: Kadir s.)
Daha Fazla İçerik...
Sayfa 144 - 414




