.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

Ahmedinecad'ın iç yüzü

necaddd.jpgİngiliz Daily Telegraph gazetesi, İran lideri Mahmut Ahmedinecad'ın iki ay önce seçim sırasında sandık önünde poz verdiği görüntüdeki kimliğini bir adli tıp detektifi gibi araştırdı.

Gazete, önce fotoğrafı büyüttü sonra sayfada neler yazdığı belirledi. Daha sonra da bunların peşinden gitti..

     Gazete, kimlikte, Mahmut Ahmedinecad'ın daha önceden soyadının Saburjian olduğu yazılı. Saburjian, dokumacı anlamına gelen bir İbranice isim.. Biraz daha araştırıldığında Saburjianların Ahmedinecad'ın doğduğu yer olan Aradan'dan yayıldığı bulundu..
     Ayrıca İran liderinin kimliğinde, küçük bir notta, ailenin soyadını İslamiyete geçtikten sonra Ahmedinecad'a çevirdiği yazılı..
Cumartesi, 03 Ekim 2009 19:41 tarihinde güncellendi

ALİ RIZA DEMİRCAN VE BENZERLERİNE REDDİYE - 1

 

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

HURİLER CENNET HANIMLARIDIR

ALİ RIZA DEMİRCAN VE BENZERLERİNE REDDİYE – 1

A.R. Demican hoca sitesinde şu aşağıdaki açıklamayı yapmış:

<<<İki türlü cennet hizmetçisi var. Bunlardan bir tanesi genç erkek görünümlü Vildan, diğeri genç kadın görünümlü aslında cinsiyeti olmayan Huriler. Bunlar kadınlara da erkeklere de verilecek asistanlar, sekreterler konumundalar. Cinsel partnerler sadece bizim dünyadaki eşlerimiz veya eşlerimiz cennete giremeyecekse cennete girecek bakire veya dul kadınlardır. (Ali Rıza Demircan sitesinden alıntı) >>>

Şimdi ayeti kerimeler ve hadisi şerifler ve makbul eserlerimizin açıklamalarıyla cevab verelim:

Bbazıları huriyi iki kısma ayırmış ve 1- Çadırlarda yerleşen huri. 2- Cennetlikler etrafında hizmet için dolaşan huri.

Bu taksimin makbul olmadığı aşikardır, zira ayeti kerimede hizmet için dolaşanlardan bahsedilkirken “Altından tepsiler ve kadehlerle etraflarında dolaşılır” (Zuhruf: 71)

“Etraflarında gümüşten olan kablarla ve kadehlerle dolaşılır….” (İnsan: 16) şeklinde buyrularak, cennet ehlinin etrafında dolaşan hizmetçilerin (Gılman), ikram etmek için getirdikleri içecekler ve yiyecekleri altın ve gümüş tepsi ve kablarda sunarak hizmet ettikleri beyan ediliyor. Halbuki bir diğer ayette ise “Çadırlarda hasrolmuş/yerleşmiş huriler..” (Rahman:72) buyrularak hurilerin güzellkilerinden dolayı sırf çadırlarda oturdukları ve asla hizmet işinde kullanılmadıkları bildirilmiştir. (Evzaul Beyan 27/40)

Şimdi Hurilerin ne için yaratıldıklarını görelim:

Hadisi şerifte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

“Şehid için Allah katında altı haslet vardır. Günahları affolur, cennetteki makamını görür, kabir azabından kurtulur, büyük feryattan (kıyamet dehşetinden) emin olur, başına vakar tacı konur, ondaki yakutlar dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır, iri gözlü hurilerden yetmiş ikisiyle evlendirilir, akrabalarından yetmiş kişiye şefaat eder.” (Tirmizi –sahih)

Bu rivayete göre cennetteki müslüman yetmiş iki huriyle niçin evlendirilecek, hizmet için mi yoksa zevk için mi? Evlilik ne için hasıl olur? Bu kadar açık hükmü anlamayan ne yapmak ister?

“İman ve ameli salih işleyenleri yakında, altlarından nehirler akan cennetlere girdireceğiz, orda ebedi kalacaklar, onlar için orda tertemiz zevceler var.”

Bu ayetin tefsirinde: İri gölü hurileri kasdediyor ki onlar güzelliklerini ve cemallerini giderecek her türlü eziyetten temizdirler, idrar, büyük necaset ve hayızdan beridirler.

(Eyseruttefsir: 1/495)

İbni Mes’ud radıyellahu anhuma şöyle rivayet etti: “Cennetteki iri gözlü huriler, et ve kemiklerinin ötesinden (güzellik için) bacağındaki ilikler görülür.”

Dünya kadınları bu şekilde vasıflanmadı.

“Onları iri gözlü hurilerle evlendireceğiz.” Bu ayeti kerime de hurilerle evlenmekten bahsediyor. İri gözlü beyazlığı siyahlığına galib.

“Orda, gözlerini zevesine kasretmiş huriler var…” Ancak kendi eşini görür. Sadece ona bakar ve şöyle der: Allahın izzet ve celaline yemin olsun ki cennette senden daha güzel bir şey görmüyorum. Seni bana eş yapan, beni de sana eş yapan Allaha hamd olsun. Burda da eş olmaktan bahsediliyor, hizmetçilik değil.

“Onlara hiç biri nsan ve cin dokunmamış” onlarla ne bir insan ve ne de bir cin daha evvel cima etmemiş. “Sanki onlar yakut ve mercan”

Bütün bu vasıflar, cennet hanımları hakkında olup onların elde edilmesi için müslümanlar Allaha kulluğa teşvik ediliyor.

“Yemin /sağ ashabı için..” Huriler, amel defterini sağ ellerinden alanlar içindir. Yani şu huriler, sağ ashabı için inşa edildiler ki onlar ile menfaatlensinler. (Aynı eser 5/244)

 

Devam edecek.....

Çarşamba, 02 Haziran 2010 13:33 tarihinde güncellendi

Ehli Sünnet'in içini boşaltmak

Ebubekir Sifil - Milli Gazete
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
2009-10-03

 
 

Dikkatinizi çekiyor mu, bilmiyorum; son zamanlarda bazı kişiler kendilerini veya başkalarını "Ehl-i Sünnet" olarak tavsif etmeye özel bir itina gösteriyor sanki. Elbette bir "meşruiyet sağlama" aracı olarak başvurulan bu yöntemi birkaç açıdan okumak mümkün:

1. "Ehl-i Sünnet", vasfen olmasa da ismen hala bu topraklarda temel belirleyicilerden birisidir.

2. Ehl-i Sünnet'in ne olduğu, kişinin hangi durumda Ehl-i Sünnet olarak tavsif edilebileceği ve hangi durumlarda bu sıfatla anılamayacağı konusu netliğini kaybetmektedir.

3. Bu durum böyle devam ederse, "Ehl-i Sünnet" kavramının dönüşmesine veya içinin boşalmasına müncer olacaktır.

Şurası açık ki, milletimizin temel aidiyetleriyle irtibatı tam olarak ortadan kaldırılabilmiş değil. Bu önemsenmesi gereken bir durum. Ehl-i Sünnet olmayı önemseyen, halka dönük işler yapan kimselerin Ehl-i Sünnet'e açıktan ta'n etmeyi göze alamaması bunun bir göstergesidir.

Ancak hemen ekleyelim ki bu durum, başta itikad olmak üzere temel aidiyetlerimizle sağlam ve canlı bir irtibatımızın bulunduğu anlamına gelmiyor. Söz konusu irtibat son derece önemli yaralar, zedeler almış durumda. İsim devam ediyor, ancak müsemmada derin problemler var.

Bu durumun sebepleri, hal çareleri ve sair boyutlar bu yazının çerçevesini aşacağı için o noktalara girmeden devam edelim.

Ehl-i Sünnet olmanın kişi için ne ifade etmesi gerektiği ya da hangi durumlarda "Ehl-i Sünnet" vasfıyla bihakkın muttasıf olunacağı ve hangi durumlarda Ehl-i Sünnet çerçevenin dışına düşülmüş olacağı meselesine, hassasiyetiyle mütenasip bir önem atfedildiğini söylemek ne yazık ki kolay değil. Burada, Ehl-i Sünnet'i Ehl-i Sünnet yapan kırmızı çizgilerin geniş halk kitleleri bakımından netliğini giderek kaybettiğini tesbit etmek durumundayız.

Bu yazıyı yazdıran problem de kendisini bu noktada gösteriyor. Bakıyorsunuz adamın Ehl-i Sünnet'in temel kabulleriyle hiç bir irtibatı yok. Edille-i Şer'iyye ve bahusus Sünnet-i Seniyye konusu, Sahabe algısı, hadislerle sabit itikad meseleleri, varlık, bilgi ve kaynak anlayışına taalluk eden meseleler... Bütün bunların birinde veya tamamında Ehl-i Sünnet'in kabulleriyle hiçbir ilgisi olmayan kimseler bakıyorsunuz alabildiğine rahat bir şekilde "Ehl-i Sünnet" olarak takdim ediliyor veya kendisini öyle takdim ediyor.

Bir süre önce, dinî konularda etkin ve yetkin olduğu düşünülen bir isim, sahasıyla ilgili bir heyeti toptan Ehl-i Sünnet olarak takdim, dolayısıyla tebrie etmişti. Oysa aralarında yukarıda kısaca çizdiğim çerçevede Ehl-i Sünnet'in kabulleriyle önemli farklılıklar arz eden görüşlere sahip kimseler bulunduğunu biliyoruz...

Bir diğer örnek Yaşar Nuri Öztürk. Kendisine şu anki şöhretini sağlayan ne varsa neredeyse hepsini Ehl-i Sünnet'e muhalefete borçlu olan Öztürk'ün, son kitabı İmamı Azam Ebu Hanife'de (12) kendisini Ehl-i Sünnet'e mensup göstermesine aslında şaşırdım desem yalan olur. Zira bir yandan Ehl-i Sünnet olduğunu söyleyip, diğer yandan adeta hayatını Ehl-i Sünnet'le savaşmaya adamak tam da onun tarzına uygun davranış. Konuyla ilgili daha başka örnekler verilebilir...

Temel birtakım kabullerde Ehl-i Sünnet ile ayrı istikametlerde seyredenlerin bu tavrı netice itibariyle "Ehl-i Sünnet" kavramının içinin boşalmasına, dolayısıyla işlevini kaybetmesine yol açıyor.

Bu gerçek, itikad noktasında bilinçlenmenin önemini bir kere daha önümüze koyuyor. Bu nokta sadece birilerinin istismarına konu olmakla kalmaz, böyle devam ederse bir süre sonra Sünnet'in yerini bid'atlar alır ve insanlar Ehl-i Sünnet'e ittiba ediyorum diyerek ehl-i bid'atın dümen suyuna girer. Böyle bir şeyin hesabını kim verebilir?

Kilisede sistemli tecavüz - Papazların ikinci mesleği

Kilisede sistemli tecavüz skandalı

klse.jpg

Aralarında bir de piskoposun bulunduğu kilise papazlarının, 1950'den bu yana çocukların ırzına geçtiğinin ortaya çıkması, Vatikan yönetimi ile Kanada Katolik Kilisesi'ni zor duruma soktu.

Kanada'nın Nova Scotia eyaleti Katolik Kilisesi, Piskopos Raymond Lahey'in ve papazların skandalıyla sarsılıyor. Aralarında ülke genelindeki 5 piskopostan biri olan Raymond Lahey'in de bulunduğu kilise papazlarının, 1950'den bu yana çocukların ırzına geçtiğinin ortaya çıkması, Vatikan ile Kanada Katolik Kilisesi'ni zor duruma soktu.

Mağdurlardan David Martin'in 2002'de intihar etmeden az önce yazıp bıraktığı mektup sonucu ortaya çıkan olayda, ilginç gelişmeler oldu.

Maktulün ağabeyi Ron Martin'in 2002'de açtığı davada suçlanan Rahip Hugh Vincent MacDonald, dava devam ederken 2004'te öldü. Ron Martin'in, davada ısrar etmesiyle derinleşen soruşturmada, Nova Scotia Antigonish Katolik Kilisesi papazlarının, 1950'den bu yana onlarca çocuğa tecavüz ettikleri belirlendi.

Bunun üzerine kilise yönetimi suçlamaları kabul ederek, mahkemeye anlaşma teklif etti. Mahkeme ile kilise arasında mağdur ailelerine verilmek üzere 15 milyon Kanada doları tazminatta anlaşmaya varıldı.

Anlaşma metnine kilise adına imza koyan ve davada da suçlu bulunan Piskopos Raymond Lahey, Vatikan'a istifasını sunarak görevinden ayrıldı. Geçtiğimiz günlerde ABD'ye giden Piskopos Lahey, Kanada'ya dönüşünde Ottawa Havaalanı'ndaki polis araması sırasında dizüstü bilgisayarında çocuk pornografisine rastlandığı için tutuklandı. Lahey'in çocuk pornografisi dağıtımı suçlamasıyla yakında hakim karşısına çıkarılacağı açıklandı.

Raymond Lahey, hem Vatikan;a hem de mağdur ailelerine bir mektup yazarak yaptıkları için özür diledi. Mahkeme kayıtlarına göre bulunan mağdur sayısının 39 olduğu belirtiliyor

Sayfa 139 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.