.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

İslam dünyası Mescidi Aksa için ayakta

İslam dünyası Mescidi Aksa için ayakta
 
İsrail ordusunun Mescidi Aksa baskını sürüyor. Filistinli lider Raid Salah çatışmada yaralandı. Birçok Filistinli tutuklandı. Filistinliler dünya müslümanlarından acil yardım istedi.
aksam.jpg
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Pazar 04.10.2009 - 14:35

İsrail ordusunun Mescidi Aksa baskını devam ediyor. Aksa'yı korumaya çalışan Filistinliler ile İsrail askerleri arasında çatışma çıktı. Çatışmalardan onlarca Filistinli yaralandı.

1948'de işgal edilen topraklardaki islami Hareket'in lideri Şeyh Raid Salah'in de, El-Esbât Kapısı önünde Siyonist işgal güçleriyle yaşanan çatışmada yaralandığı bildirildi.

Siyonist Şabak Başkanı Yuval Diskin, şu anda Burak Duvarı'nı çevresinde dolaşarak Mescid-i Aksâ'ya baskın girişimini ve Mescid-i Aksâ'nın çevresinde yaşananları yakından takip ediyor.

Lübnan'ın Sayda kentinde Filistinli mülteciler ve Lübnanlılar Şehitler Meydanı'nda Mescid-i Aksâ'ya destek ve Ramallah Yönetimi'nin Goldstone Raporu'nun görüşülmesini engellemesini protesto için gösteri yapıyor.

Siyonist işgal güçleri 1948'de işgal edilen topraklardaki İslami Hareket'in başkan yardımcısı Şeyh Kemal El-Hatib'i kaçırdı.

Avrupa'da yaşayan Araplar Mescid-i Aksâ'ya destek için gösterilere hazırlanıyorlar. Filistinli alimler ve önde gelen şahsiyetler televizyonlardan İslam Dünyası'na seslenerek yardım çağrısında bulunuyorlar.

Siyonist işgal polisi Mescid-i Aksâ'yı kuşatmaya devam ediyor. Onlarca Filistinli de Mescid-i Aksâ'da nöbet tutmaya devam ediyor.

Mescid-i Aksâ'nın çevresinde yaşanan çatışmalarda yaralanan Filistinlilerin sayısı 15’e yükseldi.

Siyonist işgal güçleri Mescid-i Aksâ'da nöbet tutan cemaati dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullanıyor.

Siyonist hava kuvvetlerine ait bir helikopter de Mescid-i Aksâ'nın üzerinde uçarak gelişmeleri kamerayla kaydediyor.

İsmail Heniyye başkanlığındaki Filistin Hükümeti'ne bağlı Vakıflar Bakanlığı, Filistinlileri ve İslam Ümmeti'ni Mescid-i Aksâ'ya destek için gösteriler düzenlemeye davet etti.

El-Aksâ Televizyonu, Mescid-i Aksâ'da yaşanan çatışmaların görüntülerini yayınlıyor.

Görüntülerde, Siyonist işgal polisinin Mescid-i Aksâ'yı fanatik Yahudilerden korumak için nöbet tutan Filistinli gençlere karşı aşırı şiddet kullandığı, polislerin yere yatırdıkları gençlerin kafalarına bastıkları görülüyor.

Mescid-i Aksâ'ya baskın için gelen Yahudi yerleşimcileri taşıyan birçok otobüsün şu anda Kudüs kentine girdiği bildirildi.

Beytâvi: Aksâ’ya Saldırı İşgalciyi Yakacak

İslami Hareket milletvekillerinden Şeyh Hamid El-Beytavi, halihazırda Mescid-i Aksâ’ya yapılan saldırının Siyonistlerin Mescid-i Aksâ’yı hedef alan saldırılarının son halkası olduğunu söyledi.

Şeyh Beytavi, bu saldırının işgalciyi yakacak ateşin ilk kıvılcımı olmasını beklediğini ifade etti.

Şeyh Hamid El-Beytavi, Filistin Haber Merkezi’ne verdiği demeçte, “Siyonist işgalci, Mescid-i Aksâ’ya ve Mescid-i Aksâ’da nöbet tutan Filistinlilere karşı saldırılarını sürdürüyor. Batı Yaka’daki halkımızın Mescid-i Aksâ’ya ulaşmasını ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılmasını engelliyor” dedi.

“Devam eden saldırılardan daha çok bu saldırılar karşısında kendilerine “Müslüman” diyen Arap ülkeleri yöneticilerinin sessizliği yüreğimizi kanatıyor” diyen Şeyh Beytavi, Arap ülkeleri yöneticilerinin Amerikalılardan ve Siyonistlerden daha çok Amerikalı ve Siyonist olduğunu ifade etti.

Şayh Beytavi, “Allah Teâlâ’nın, Mescid-i Aksâ’ya destek için harekete geçecek İslam ülkeleri halklarına kolaylık sağlayacağına dair ümidimiz büyük” dedi.

Bu arada, birçok Arap ülkesinde gösteriler için insanların sokaklara döküldüğü belirtildi. Mısır Müslüman Kardeşler Cemaati, Mescid-i Aksâ'da yaşananlar karşısında İslam Dünyası'nın sessizliğini kınadı.

ALİ RIZA DEMİRCAN VE BENZERLERİNE REDDİYE 2

 

Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4

kitap01.jpgHURİLER CENNET HANIMLARIDIR

ALİ RIZA DEMİRCAN VE BENZERLERİNE REDDİYE – 2

Cennette ehline döner, onlar iri gözlü huriler, mü’min kadınlar ve salih zürriyyetleridir ki Allahu teala onların bazısını ikram olarak orda biraraya topladı. (Eyseruttefasir 5/544)

“Onlar için orda zevceler var…” iri gözlü hurilerden olan hanımlar, hayızdan ve nifastan ve diğer çirkin şeylerden tertemiz olan… (Bahrul Medid 1/391)

Hadisi şerifte şöyle geldi: “Her kime bir emanet verilse de onu hakkıyla eda etse, -halbuki dileseydi manete riayet etmezdi de-, Allahu teala da onu dilediği iri gözlü huriyle evlendirir.” (Bahrul Medid 1/449)

Ahırette olana gelince, huriler ve saraylarla nimetlenmek ve halim –ğafur olan rabbi görmek… (Aynı eser 4/356)

Ebu Hureyre’den rivayetle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Cennet ehlinin derecesi en düşük olan için yedi derece vardır. O altıncıdadır, üzerinde yedincisi vardır. Onun için üçyüz hizmetçi vardır. Sabah akşam, altından üç yüz tepsi ile etrafında dolaşırlar. Her bir tepside diğerinde olmayan değişik renkli yemekler var. O kişi şöyle der: -Ya Rabbi! Şayet bana izin verseydin, elbette cennet ehlini yedirirdim ve onları sulardım da yanımda olan şeyden bir şey noksanlaşmazdı.-

Muhakkak onun için, dünya zevcesinden başka hurilerden olan yetmiş iki zevce vardır. Muhakkak onlardan her birinin turduğu (makam) bir mil miktarı mesafedir.” (Bahrul Medid 7/43)

“Muhakkak onları yeni olarak yarattık…” yani, doğum olmaksızın ilk olarak (yeni olarak) onları yarattık. (Aynı eser 7438)

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Allahu tealanın cennete girdirdiği kimse yok ki, onu hurilerden yetmiş iki tanesiyle evlendirmesin. Yetmiş tane de kafirlerden miras kalır.” (Kurtubi: 16/46)

İbni Mes’ud r.anhuma şöyle rivayet etti: Hurilerden olan cennet hanımlarının bacak kemiğinin iliği eti ve kemiğinin ötesinden görülür (o kadar safi ve güzeldir.) (Kurtubi: 16/153)

Denildiki; ziyade (cennet nimetlerinden ziyade) olan şey, iri gözlü hurilerden olan hanımlardır. Ebu Said el Hudri r.a. bunu merfu’ olarak rivayet etti. (Kurtubi: 17/ 22)

İbni Asakir, İbni Amr’dan r.a. şöyle rivayet etti: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Muhakkak cennet, sene başında ramazan için diğer seneye kadar süslenir. Ramazanın ilk günü olunca, Arş’ın altından cennet yapraklarından esen rüzgar hurilerin üzerine doğru (eser.) Huriler şöyle derler: Ya Rabbi! Bizim için kullarından öyle eşler yap ki, bizim onlar sebeiyle ve onların da bizim sebebimizle gözleri aydın olsun.” (Dürrül Mensur: 1/449)

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Kim Ramazan ayında dinini ve nefsini korursa, Allahu teala onu iri gözlü hurilerle evlendirir ve ona cennet köşklerinden bir köşk verir.” (Dürrül Mensur: 1/454)

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Her kim öfkesini geçerli yapmaya kadir olduğu halde (öfkesini) yutarsa, Allahu teala onu halkın ortasında davet eder ve dilediği huriyi almakta onu muhayyer kılar.” (Dürrül Mensur: 2/317)

İbni Abbas’tan r.anhuma şöyle rivayet edildi: “Huriler ayak parmaklarından diz kapaklarına kadar zaferandan yaratıldı, diz kapaklarından göğüslerine kadar miski ezferden, göğüslerinden boyunlarına kadar anberi eşhebten, boyunla rından başın tepesine kadar da beyaz kafurdan yaratıldı.” (Feyzul Kadir: 3/598)

Ebu Hureyre’den r.a rivayetle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yanında şehid olan kişi zikredildi de şöyle buyurdu: “Şehidin elinden iri gözlü huri tutmadıkça yeryü-zünde şehidin kanı kurumaz. Ellerinden heribirinde, dünya ve içindekilerden daha hayırlı olan süsler vardır.” (Fethul Bari: 6/16)

Bu ve benzeri yüzlerce rivayeti zikredebiliriz. Dileyenler için tercüme ettiğimiz yazıların arapça metnini de gönderebiliriz. Reklam için iş olsun diye ilimle meşgul olanlara, gerçek ciddi araştırma ve ehli sünnet itikadına sadakatli olmayı tavsiye ederiz…..

Çarşamba, 02 Haziran 2010 13:33 tarihinde güncellendi

BİZLERİ DE NEFSİN ESARETİNDEN KURTAR YA RABBİİİ!

filistin.jpgFilistinliler, en küçük esirini karşıladı PDF Yazdır e-Posta
Haber - DİĞERLERİ
Cumartesi, 03 Ekim 2009 12:20

  İsrail zindanlarından bulunan 10 binin üzerinde Filistinli bayandan 19'u İsrailli Teğmen Gilat Şalit'in videosu karşılığında salıverildi. İsrail zindanlarında doğan Yusuf da bırakıldı.

İsrail zindanlarında bulunan 10 binin üzerindeki Filistinli bayandan 19'u, esir İsrailli asker Gilad Şalit'in videosu karşılığında serbest bırakıldı. Gazze'de bulunan binlerce kadın ve çocuk Filistinli esir kadınları karşılamak için Han Yunus'taki Erez kapısına akın etti.

Filistinli kadın ve çocuklar, İsrail zindanlarında doğan ve orada 2 yaşına basan Filistinli en küçük esir Yusuf'u görünce tekbirler ve ıslıklarla karşıladı. Filistinliler, küçük esir Yusuf'u öpmek için yarıştı. Esir kadınlar arasında bulunan Yusuf'un annesi Fatima ez-Zuk ise göz yaşlarına hakim olamadı.

 

Birçok bakan, milletvekili ve önemli şahsiyetle birlikte serbest kalan Fatima ez-Zuk’u hükümet binasında karşılayan ve ardından bir basın açıklaması yapan Başbakan İsmail Heniyye şöyle dedi: “Bugün büyük bir ulusal bayramdır. Bizler bugün Siyonist asker Şalit’i elinde bulunduran direniş gruplarıyla İslamî Direniş Hareketi (Hamas)’ın düşmanla yaptığı anlaşma çerçevesinde serbest kalan esir bayan kardeşlerimizi, yavrularımızı karşılıyoruz. Özgürlüğe kavuşan bayan esirlere Filistin hükümeti ve Filistin halkı adına geçmiş olsun dileklerimi sunuyor ve kendilerini kutluyorum. Bu mübarek günde kahraman kardeşimiz Ummu Mahmud (Fatima ez-Zuk) ile daha bugün dünyayı özgür bir gözle görebilen küçük yavrusu Filistin’in özgür bir parçasına ayak basıyorlar. Bu gelişme Filistin halkıyla Filistin direnişinin bir zaferidir. Bu vesileyle direniş yolunda şehit olan kardeşlerimizi de yâd ediyoruz. Onlar, bugün sevinelim diye Rablerine yürüdüler.”

Heniyye, bu büyük başarının kazanılmasında büyük rol üstlenen Mısır ile Almanya’ya teşekkür ettikleri gibi, Filistin halkı ve davasının yanında yer alan herkese de teşekkür ettiklerini sözlerine ekledi.

Batı Yaka’da serbest bırakılan esir bayanları da tebrik ettiklerini belirten Heniyye, bu esirlerin mensup oldukları bütün hareketlere de tebriklerini sunduklarını ifade etti.


İsrail zindanlarında 10 Filistinli bayan bulunuyor.

Diğer taraftan özgürlüğüne kavuştuktan hemen sonra Başbakan, bakanlar, toplumun önde gelen liderleri ve Gazze halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılanan Fatima Ez-Zuk da Başbakan Heniyye ile birlikte katıldığı basın toplantısında şunları ifade etti: “Siyonist zindanlarından çıktığım için mutluyum. Fakat benim bu sevincim ancak diğer esirlerin de serbest kalmasıyla tamamlanır. Burada bulunan herkese ve çaba gösterenlere selamlarımı takdim ediyorum. Bu sevinçten dolayı Allah’a hamd ediyorum. Fakat sevincim eksiktir. Çünkü içerde çok değerli kardeşlerimi bıraktım.”

Başta İslamî Direniş Hareketi (Hamas) olmak üzere Siyonist asker Şalit’i ellerinde bulunduran bütün direniş gruplarına da teşekkür ettiğini belirten ez-Zuk, yaşadığı mutluluğu kelimelerle ifade etmesinin imkânsız olduğunu dile getirdi

Çarşamba, 07 Ekim 2009 18:31 tarihinde güncellendi

Halku'lKur'an fitnesi ve Emeviler 2

ebubekir_sifil2.jpgEbubekir Sifil - Milli Gazete

2009-10-04

Halku'lKur'an fitnesi ve Emeviler 2
 

Halku'l-Kur'an tartışmalarının arkasında, geçen hazfa zikrettiğim iki husus dışında başka Saikler tesbit edenler de olmuştur.1 Sebep her ne olursa olsun, bu iddiayı "siyasî" olarak nitelendirip Emevîler'le irtibatlandırmaktan daha anlamsız ve "Uçuk" bir tez olamaz. Zira Mu'tezile'nin bu tezi siyasî planda Emevîler'e muhalefet maksadıyla ortaya attığına ve kullandığına dair en küçük bir veri yoktur!

Söz konusu tartışmanın ve tarihî gerçeklerin az-buçuk farkında olan herkes bilir ki, Mu'tezile, ne Emevîler dönemindeki muhalefet konumunda, ne de 218-234 (833-849) yıllarını kapsayan Mihne sürecindeki iktidarları döneminde Kur'an'ın mahluk olup olmadığı tartışmasını siyasî bir temelde gündeme getirip sürdürmüşdir. Zira Kur'an'ın mahluk olduğu söyleminin Mu'tezile tarafından Emevîler'e karşı bir siyasî muhalefet silahı olarak devrede tutulduğunu söylemek doğruysa, aynı silahın Mihne döneminde bu kez iktidarda olan Mu'tezile'ye yönelmesi kaçınılmazdır. Oysa Mu'tezile ne evvelki muhalefetleri döneminde, ne de sonraki iktidarları döneminde bu meseleyi siyasî bir tavrın dinî gerekçesi olarak asla kullanmamıştır!

Bu gerçekler Kelam tarihi sahasında mübtedi olanların dahi gizlisi değilken, "Emeviler atalarının günahlarına bir kılıf bulmak için, Kur'an'ın ezelde yazıldığını, müşrik atalarının da bu senaryonun kötü rol oyuncuları olduğunu, sonuçta mazur sayılabileceklerini zımnen söylemeye çalışıyordu. Ayrıca bu yaklaşımla kendi zulümlerini de meşrulaştırmış oluyorlardı. Yezid'e "katil" diye bağıran Fatıma bt. Ali'ye Yezid'in cevabını hatırlayalım: "Onu Allah öldürdü" tarzında cümleler kurmak için insanın aklını peynir-ekmekle yemiş olması gerekir.

"Kur'an'ın ezelde yazılması" ne demektir? Kur'an "Ezelde yazılmış" olunca zulme geçit verir de, "Mahluk" olduğunda aksi nasıl söz konusu olur? Emevîler, "ezelde yazılmış" olan bu Kur'an'ın, kendi iktidarlarına ne suretle "meşruiyet" kazandıracağını düşünmüş olabilir? Eğer Kur'an'da Emevîler'in işbaşına geçeceği yazılıysa (!), onun mahluk olması ile olmaması neyi değiştirir? "Ezelde yazılmış Kur'an"da yazılı olan bağlayıcıdır da, "Mahluk Kur'an"da yazılı olan niçin değildir? Mu'tezile Kur'an'ın mahluk olduğunu ileri sürmekle Emevî zulmüne ne suretle muhalefet etmiş oluyordu? Kur'an'ın mahluk olup olmadığı tartışması ile Yezid'in mezkûr tavrı arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu düşünmeliyiz?...

İslamoğlu'na bu soruyu yönelten kişi ne düşünmüştür; aldığı cevaptan tatmin olmuş mudur, bilemiyoruz. Ama bu alakasız, tutarsız ve en önemlisi de yanlış kurgulara dayanan cümlelerin soruyla hiçbir ilişkisi olmadığı açıktır. Tabii, "Mutezile'nin Kur'an mahlûktur görüşünü savunmasıyla, Hasen el-Basri'nin katı kaderciliği/fatalizmi savunan Emevi halifesi Abdülmelik'e karşı "iradeyi" savunan Risale fi'l-Kader'i (Kader hakkında mektup) aynı kaygının eseriydi" şeklindeki tesbitin de.

Mu'tezile'nin Kur'an'ın mahluk olduğunu savunması ile Emevîler'e muhalefetleri arasında İslamoğlu'nun kurmaya çabaladığı -bu tam anlamıyla "zorlama"- ilişki, anlaşıldığı kadarıyla şöyle bir "vehim"e dayanıyor: Kur'an'ın mahluk olmadığını savunmak, Cebriye'nin savunduğu anlamda "kaderciliği" savunmak demektir. Bunlar birbirinin lazım-melzumudur.

Dolayısıyla bu sakat mantık tersinden kurgulandığında, "adaleti savunan, zulmü onaylamayan herkesin Kur'an'ın mahluk olduğunu söylemesi gerekir" gibi bir sonuç doğmaktadır. Acaba bu "Hikmetli kurgu"nun sahibi bize, Kelam kitaplarında Kur'an'ın mahluk olduğunu savunan Mu'tezile'nin ya da bu görüşü reddeden Ehl-i Sünnet'in böyle bir zeminde hareket ettiğini gösteren bir polemik örneği lütfeder mi?

1) Bkz. DİA, XV, 371 vd.

Çarşamba, 07 Ekim 2009 18:32 tarihinde güncellendi

Sayfa 138 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.