.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

DİYALOG İÇİN HAZIRMISINIZ ???

yahudilr.jpgBebekleri öldürmek dinî bir vecibe

İsrailli hahamdan tüyler ürperten bir kitap: İşgal altındaki Filistin topraklarında en acımasız şekilde şiddet politikası yürüten İsrail'in bu şiddet politikasının arkasında “Yahudi olmayan herkesin öldürülmesi” fetvasını veren hahamlar olduğu bir kez daha ortaya çıktı.


Gazze katliamı sırasında “Öldürmek iyi bir özelliktir. Sivilleri de öldürün” ifadeleriyle askerlerini Filistinlileri katletmek için motive eden ordu hahamı General Avi Ronzki'den sonra, bir başka haham da yayınladığı kitapta “İsrail tehdit altındaysa, bebek ve çocukların da öldürülebileceğine” dair ifadelerin yer aldığı bir kitap yazdı.

 

“GEREKİRSE BEBEK VE ÇOCUKLAR DA KATLEDİLEBİLİR”
İsrail'in işgali altındaki Batı Yaka'da yaşayan İzak Şapiro, yeni çıkan “Kralın Tevrat'ı” isimli kitabında İsrail'e tehdit oluşturan bebek ve çocukların bile öldürülebileceğini ifade ediyor. İsrail'in Haaretz gazetesinde yer alan habere göre Haham İzak Şapiro, kitabında bebek ve çocukların bile öldürülmesine dair ifadelerini İncil'e dayandırırken, bunların kendi yorumu olmadığını söylüyor.

“İSRAİL'İ TEHDİT EDENLERİ ÖLDÜRMEK MÜBAHTIR”
Kitabında, “Başka halklar içerisinde, İsrail'i tehdit edilmesinden sorumlu olmayanların öldürülmesi bile mübahtır” diye yazan Haham Şapiro, “Eğer biz emredilen 7 şarta uymayanları, bize karşı günah işleyenleri öldürürsek, bunda bir yanlış yok. Çünkü biz kurallara uyuyoruz” ifadelerini kullandı. Haaretz, Şapiro'nun kitabının diğer üst düzey hahamlar tarafından kendi öğrencilerine de tavsiye edildiğini bildirdi.

“VAHŞET BAZEN İYİ BİR ÖZELLİK”
İsrail'de Yahudi olmayanlara karşı cinayet işlenmesine dair fetva daha önce İsrail ordusunun baş hahamı General Avi Ronzki tarafından da verilmişti. Gazze katliamı sırasında İsrailli askerlere dağıttığı kitapçıkta Ronzki'nin, tüm Filistinlilerin öldürülmesi gereken düşmanlar olduğu ve ‘Vahşetin bazen iyi bir özellik' olduğunu yazdığı kaydedildi. ‘Benim Savaşımı Savaşın: Savaş Sırasında Askerler ve Komutanlar İçin El Kitabı' başlıklı kitapçık, İsrail'in Gazze katliamı sırasında askerlere dağıtılmıştı. Kitapta Filistinlilerin katledilmesi gerektiğini söyleyen radikal Yahudi hahamı Shlomo Aviner'in öğretilerinden bölümler yer almıştı.

‘ULUSLARARASI HUKUKU BOŞVERİN, ÖLDÜRÜN'
Kitaptaki bir bölümde, Haham Aviner'in, İncil'de adı geçen Filistinlilerin bugünkü Filistinliler olduğu ve bunların İsrail'in varlığını tehdit edenler olduğu ifadelerini kitapçığa alan General Ronzki, askerlere sivillerin korunmasını öngören uluslararası hukuku göz ardı etmelerini tavsiye etmişti. İsrail ordusunda savaşmayı reddeden ‘Breaking the Silence' isimli grubun ortaya çıkardığı kitapçıkta Filistinlilerin tamamının İsrail'in düşmanı olduğu ve katledilmesi gerektiği belirtiliyor.

Çarşamba, 11 Kasım 2009 09:28 tarihinde güncellendi

GDO -GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR-

gdo_lu_mam.jpegDiyanet  GDO için ne dedi?
05 Kasım 2009 Perşembe 14:00
Diyanet GDO'lar için ne dedi? Genetiği değiştirilmiş gıdalar haram mı?

Aslında bu tartışma ilk olarak Slow Food Türkiye, Fikir Sahibi Damaklar Grubu’nda gündeme geldi...

Grubun kurucularından Defne Koryürek anlatıyor: “Slow Food’un uluslararası zincirlerinden biri bize bir soru yöneltti - Yahudiler genetiği değiştirilmiş gıdalara koşer diyor, Katolik Kilisesi ise kabul ediyor, acaba Müslümanlar ne diyor?- Bu sorunun ardından biz de araştırmaya başladık...”

Fikir Sahibi Damaklar Grubu bu soruyu Diyanet İşleri’ne yöneltti....

Diyanet'ten gruba gelen cevap şöyle: İslâm dini, insan ve toplum yararına gerçekleştirilen her türlü bilimsel çalışmayı teşvik eder ve bu tür çalışmaları, topluma bir görev olarak yükler. Ancak bu tür çalışmaların hukuki, ahlaki ve manevî değerler açısından problem oluşturacak ve insanlık için tehlike arz edecek noktalara getirilmesini de asla onaylamaz. Bu alanda gerekli önlemlerin alınmasını öngörür.

"Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)" olarak bilinen; biyolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikro organizmalarla elde edilen ürünler başta insan sağlığı olmak üzere, çevre ve sosyo-ekonomik yapı üzerinde önemli riskler taşıdığı konunun uzmanları tarafından ifade edilmektedir.

Ayrıca, hayvandan bitkiye veya bakteriden bitkiye gen transferinin fıtrata müdahale olduğu da unutulmamalıdır.

Konu üzerinde araştırmalarını sürdüren bilim kurullarının; doğal ürünlerin genetik yapısının değiştirilmesinin önü alınamaz felaketlere yol açabileceği ve bu tür ürünlerin insan sağlığı üzerinde ciddi tahribatlara sebebiyet vereceği bilgisi dikkate alındığında sağlığa zarar verecek bu ürünleri yemek dinen de sakıncalıdır.

Ancak her ne suretle olursa olsun tohumlar üzerinde yapılan genetik çalışmalar sağlığa zarar vermeyecekse bu tür ürünler yenilebilir...

Biz de bu cevap üzerine Çapa Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden Doktor Yavuz Dizdar’a sorduk

“GDO sağlığa zararlı mıdır?”

Dizdar’ın cevabı: "Lüzumsüz bir teknoloji, riski çok fazla. Denenmiş bir yöntem değil, bilinmeyen bir yöntem. İşin etik boyutuna bakılırsa, Kur’an da direkt yazılmıştır “karıştırmayınız” diye...

Doğal yöntemleri kullanımının dışında bir yöntem bu. Aşılama gibi değil. Aşılama yaptığınız zaman tutarsa tutar, tutmazsa yapılacak birşey yoktur. Ancak bu yöntem öyle değil. Laboratuar ortamında yapılıyor.Doğrudan genetiğine müdahale ediliyor...

Bu konuda gen geçişinin olabileceğini biliyoruz. Ve sağlığa zararı vardır."

Çarşamba, 11 Kasım 2009 08:47 tarihinde güncellendi

'İkna siteleri' .....

'İkna siteleri'nden 7'si hala aktif
05 Kasım 2009 Perşembe 13:34
Genelkurmay'ın kamuoyunu yönlendirmek için kurduğu siteler ne durumda?

Meçhul askerin Ergenekon savcılarına gönderdiği 'e-ihbar'da, Genelkurmay'ın kamuoyunu yönlendirmek amacıyla kurduğu öne sürülen internet sitelerinin çoğuna ulaşılamıyor. 'Fethullah Gerçeği' mahkeme kararıyla kapalı. 'İkna siteleri'nden 7'si ise aktif.

DENİZ Kurmay Albay Dursun Çiçek'in hazırladığı öne sürülen 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın 'ıslak imzalı' aslını Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara gönderen meçhul askerin, elektronik postayla gönderdiği 'Andıç' belgesi tartışma yarattı. E- postadan çıkan 'internet andıcı'nda Genelkurmay Başkanlığı'nın takip ettiği öne sürülen 430 internet sitesi ile yine Genelkurmay tarafından kamuoyunu yönlendirmek amacıyla işletildiği
iddia edilen 42 internet sitesinin listesi yer alıyor.

SAMANYOLU YOK

Takip edilen 430 internet sitesi 'Kürtçü islami Site', 'ulusalcı site', 'irticai site', 'bölücü site', 'Fethullah karşıtı', 'Rus yanlısı', 'milliyetçi', 'Atatürkçü' şeklinde tasnif edilmiş. Sol grupların sitelerinden Fethullah Gülen çevresine ait sitelere kadar pek çok internet sitesinin yer aldığı listede Samanyolu Haber'in internet sitesinin yer almaması dikkat çekti.

'Gizli' ibareli ve 3020-09/ Bilgi Des. D. Des Ş. numaralı Yüzbaşı Murat Uslukılıç imzasını taşıyan belgede Genelkurmay Başkanlığı tarafından kurulduğu öne sürülen internet siteleriyle ilgili şu değerlendirme yapılıyor: 'Tanıtım ve bilgilendirme maksatlı yayın yapacak internet sitelerinin terör örgütleri, laiklik karşıtı eylemler, kurumu tanıtma, iç ve dış kamuoyunu aydınlatma konularını içerecek şekilde dört temel konu üzerinde, dört ayrı internet sitesi ile aynı sitelere yönlendirilecek olan sekiz farklı alan adının alınmasının faydalı olabileceği kıymetlendirilmektedir' deniyor. Genelkurmay'ın 'ikna siteleri' olduğu öne sürülen 42 sitenin 7'si şu anda aktif, 35 siteye ise erişilmiyor. 35 site arasında yer alan 'Fethullah Gerçeği' isimli siteye erişim Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla engelli.

Nasıl Bir Genelkurmay Başkanı?

genelkurmay.jpgMehmet Şevket Eygi | Milli Gazete

TANINMIŞ bir köşe yazarı soruyor: "Çember sakallı, başı takkeli, eli tespihli, namazlı abdestli, her yıl hacca ve umreye giden, eşi ve kızları tesettürlü bir genelkurmay başkanı mı istiyorsunuz?"

Böyle şeyler isteyen yok. Bizim istediğimiz genelkurmay başkanı şöyle olmalıdır:

1. Ordunun başı olarak din işlerine ve Müslümanlara doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kesinlikle karışmayacaktır.

2. Orduyu iç siyasetin dışında tutacaktır.

3. Darbecilik yapmayacaktır.

4. Seçimle gelmiş siyasî iktidarın ancak seçimle gideceği ilkesini samimiyetle kabul edecektir.

5. Müslüman takkesi giymediği gibi başına kippa geçirip Kudüs'te Ağlama Duvarı önünde dua etmeyecektir.

6. Türkiye halkının din, inanç, inandığı gibi yaşamak, düşünce, tercih, kılık kıyafet hak ve hürriyetlerini kabul edecektir.

7. İslâm'ı ve Müslümanları bir tehdit ve tehlike olarak görmeyecektir.

8. Herhangi bir ideolojiyi (resmî ideoloji dahil) bir din gibi kabul etmeyecek, benimsemeyecektir.

9. İç siyasete karıştırılan ordumuzun Balkan Harbi'nde nasıl korkunç bir hezimete uğramış olduğunu çok iyi bilecektir.

10. Subay ve astsubay yetiştirilmek üzere alınacak öğrencilerin seçiminde dindarların elenmesi gibi bir ayırıma izin vermeyecektir.

11. İnançları ve ibadetleri yüzünden ordudan subay ve astsubay atılmasına yeşil ışık yakmayacaktır.

12. Yakın tarihte olduğu gibi askerî birliklerde, isteyenlerin korkusuz şekilde namaz kılabilecekleri mescidler açtıracaktır.

13. Ordu evlerine, askerî hastanelere, askerî müzelere, şehitliklere, diğer askerî müesseselere sakallı Müslümanların, tesettürlü İslâm kadın ve kızlarının girmesine engel olmayacak, toleranslı olacaktır.

14. Subay ve astsubayların eşlerinin veya kızlarının başörtülerine karışmayacaktır.

15. Devlet ile düzeni özdeş görmeyecektir.

Bendeniz Müslüman bir Türkiye vatandaşı olarak bunları istiyorum. Bu isteklerim:

A. İnsan haklarına uygundur.

B. Demokrasiye uygundur.

C. Bilgeliğe uygundur.

Ç. Türkiye'nin millî kimliğine uygundur.

D. Akla, mantığa, vicdana, sağduyuya uygundur.

"Siz çember sakallı, başı takkeli, eli tespihli, her yıl hacca ve umreye giden bir genelkurmay başkanı mı istiyorsunuz?" sorusu yersiz bir sorudur, dolaylı bir provokasyondur, iyi niyetli değildir.

Bu ülkede çoğunluğu oluşturan Müslümanların sarıklı, sakallı, tespihli, takunyalı bir genelkurmay başkanı istedikleri yoktur.

Genelkurmay başkanı namaz kılamaz mı? Kılarsa bir Müslüman olarak sevinirim ve tebrik ederim.

Hacca gidemez mi?

Kıyafet tercihi olarak hanımı başını örtemez mi?

Demokrasi ve insan hakları sadece dinsizler, ateistler, çağdaşlar için değildir. Müslümanların da en az onlar kadar hakkı vardır.

Gelin anlaşalım:

Ne takke geçirsin başına, ne de kippa...

Razı mısınız?

(İkinci yazı)

"KEMALİZM TÜRKÜN DİNİDİR"

GEÇEN Pazar, Dolapdere Rum kilisesi civarındaki bitpazarına gittim. Neler satılmıyor ki... Epey eşya, ıvır zıvır aldım. İki sapı olan, kapaklı, el boyaması eski bir Japon porselenine 1 lira istediler, verip aldım. Tekerlekli arabasında kitap satan seyyardan on kadar kitap aldım. Bazıları "numeroté" lüks edisyonlar. Onlara fazla para verdim, 25 lira...

Aldığım kitaplar içinde Ankara'daki TürkDil Kurumu'nun Türkçe Sözlüğü'nün eski bir baskısı da var. Din maddesini açıyorsunuz şu satırları okuyorsunuz:

"3. mec. İnanılıp çok bağlanılan fikir veya ülkü. Kemalizm Türkün dinidir."

Çok itiraz ve tenkide uğradığı için sonraki baskılarda bu cümle Sözlük'ten çıkartılmıştır.

Çağdaşların, devrimcilerin, resmî ideoloji meftunlarının, İslâm karşıtlarının zihniyetini aksettirir bu cümle. "Kemalizm Türkün dinidir..."

Mustafa Kemal Paşa'nın ölümünden sonra Kemalistler, resmî bir ideoloji uydurmuşlar, bunu din gibi benimsemişler, Müslüman halka da benimsetmek istemişlerdir.

CHP'nin, halkın çoğunluğunun oylarını alamamasında bu "Kemalizm Türkün dinidir" cümlesinin, zihniyetinin, takıntısının büyük rolü vardır.

1950'li yıllarda Mehmet Kaplan (sonradan profesör olan) Komünizmle Mücadele gazetesinde "Kemalizm bir ideoloji midir?" başlıklı nefis bir yazı yazmıştı. (Kaplan sonradan rejimle barışmış ve uzlaşmış, bu yazısındaki fikir ve görüşlerinden feragat etmiştir.)

Kemalizm bir ideoloji bile değildir. Nerede kaldı ki, din olsun...

Türkiye halkının büyük çoğunluğunun dini İslâm'dır. İslâm'ın yanında, mecâzî de olsa, başka bir dine ihtiyaç ve yer yoktur.

(Üçüncü yazı)

YAZMASAM DİYORUM

BİR bakıma, artık yazılarıma son vermem gerekir diye düşünüyorum. 1991'den bu yana, yazılması gereken her şeyi yazdım sanıyorum. Kellim kellim lâ yenfa...

Geçenlerde tanıdık bir Müslümanla yolda karşılaştık, ayak üstü birkaç laf ettik. "Bir yerde yazı yazıyor musun?" diye sordu...

Hâlâ yazmamın birkaç sebebi var:

Birincisi: Aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar Ehl-i Sünnet İslâmlığını savunmak, bid'atlerle mücadele etmek.

İkincisi: Din ve mukaddesat sömürüsüyle mücadele etmek.

Üçüncüsü: Çok cüz'î de olsa, emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmak.

Dördüncüsü: Kimsenin yazmadığı bazı faydalı konulara temas etmek, yine faydalı ve olumlu bazı tenkitler yapmak.

Beşincisi: Gayet az da olsa hizmet etmek.

 

YORUMLAR Toplam (1) adet yorum yapılmıştır
murat gül   yazmanız için tek sebep
lütfen yazmayı bırakmayınız.belki siz farkında değilsiniz ama sayıları hiçte azımsanmayacak kadar öğütlerinizi dinleyen var.hemde her kesimden. not:2000 yılında edebiyat fakültesinde talebe idim yakın çağ tarihi dersimize giren bir hoca 70'li yılların buhranından bahsederken şunu dedi:"arkadaşlar bizim fikir, kültür ve medeniyet tasavvurumuzun olşmasında m.şevket eyginin katkısı çok büyük"dedi.o an anladımki akademisyende olsanız dışardan münevver insanlara ihtiyaç var.allah rızası için devam
Perşembe, 05 Kasım 2009 05:05 tarihinde güncellendi

Sayfa 128 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.