Ashâbın ileri
gelen fâkihlerinden ve aynı zamanda Abâdile'den olan sahâbi. Ebu Muhammed veya
Ebu Abdurrahman künyesiyle tanınan Abdullah, Amr b. As'ın oğlu idi. Annesi de
Râita (Reyta) binti Münebbih'tir. Abdullah, babası Amr b. el-As'dan önce
müslüman oldu ve onunla birlikte Hicri yedinci yılda Medine’ye hicret etti.
Abdullah b.
Amr (r.a.), Hz. Peygamber (s.a.s.)'in meclislerine devam ederdi. Onun tanındığı
özelliklerden biri, Rasûlullah'ın sözlerini ezberlemek ve kaydetmekti. Ashâb,
Abdullah'ın her şeyi yazdığını görerek, onu, bundan vazgeçirmek istemişler ve
ona şöyle demişlerdir: "Sen Rasûlullah'tan işittiğin her şeyi yazıyorsun.
Hâlbuki Allah Resulü, gazap ve hoşnutluk hallerinde de söz söylemektedir.
"Bunun üzerine tereddüde düşen Abdullah, durumu Hz. Peygambere anlatınca
Rasûlullah, onu dinledikten sonra şöyle buyurdu: "Yaz, çünkü canımı kudret
elinde tutan yüce Allah'a yemin ederim ki, ağzımdan haktan başka bir şey
çıkmamıştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 158).
Pazar, 15 Kasım 2009 11:49 tarihinde güncellendi
Pazar, 15 Kasım 2009 06:36
Ali Kara
SÜT BAHSİ
SÜT EMME BAHSİ
Süt, emzikte olan çocuğun hususi vakitte,
Âdem neslinden olan kadının memesinden emmesidir. Süt hükmü, müddet içinde az
veya çok emmekle sabit olur, müddetten sonra sabit olmaz. Bu müddetiki buçuk senedir, İmameyne göre iki senedir.[1]
Neseb ile haram olan, süt ile haram olur,
ancak süt oğlunun ninesi, süt oğlunun kız kardeşi, süt oğlunun halası, süt
oğlunun anası, süt kız kardeşinin anası, süt amcasının anası, süt halasının
annesi, sütten olan dayısı, süt teyzesi müstesnadır. (bunlar haram olmaz.) Yine kadının sütten olan oğlunun erkek kardeşi de
müstes-nadır. Bunun üzerine diğerlerini kıyas et.
Süt ve neseb bakımından erkek kardeşin
kız kardeşi helaldır. Bu, bir babadan erkek kardeş gibidir ki, o erkeğin anne
tarafından bir kız kardeşi vardır. Bu kızkardeşi baba tarafından olan erkek
kardeşine helaldır.[2]
Emme zamanları ihtılaflı da olsa, aynı
memeden emen iki çocuk arasında helallik yoktur; bir süt çocuğu ve süt
annesinin çocuğu arasında da, ne kadar aşağı inilirse inilsin hüküm böyledir.
Yine emziren kadının kocası ki, kadının
sütü o kocadandır, o koca süt çocuğunun babasıdır, onun oğlu süt çocuğunun
karde-şidir, onun kızı süt çocuğunun kız kardeşidir. Onun kardeşi süt çocuğunun
amcasıdır, onun kız kardeşi süt çocuğunun halasıdır (bunların arasında da helallik
yoktur.)
Koyundan, veya erkekten süt emen çocuklar
arasında haram-lık yoktur; kadının sütü ile yapılan şırıngada da haramlık
yoktur. Bekarın ve ölü kadının sütü haram edicidir; aynı şekilde burnundan sütün
damlatılması ve boğaza akıtılması da haram edicidir.
Yemek ile karıştırılan süt haram edici
değildir. İmameyn sütün galip olması durumunda ihtilaf ettiler. Süt eğer su ile
karışılırsa, ilaçla veya koyun sütüyle karışılırsa galip (fazla) olana itibar edilir.
Aynı şekilde başka bir kadının sütüyle
karıştırılırsa yine galip olana itibar edilir; İmamı Muhammed’e göre haramlık her
iki kadına tealluk eder.
Eğer kadın, küçük olan kumasını emzirse[3],
her ikisi kocasına haramdır, eğer cima edilmemişse büyük kadın için mehir
yoktur; küçük kadın için mehrin yarısı vardır. Eğer büyük kadın nikahlı olduğunu
bilse ve nikahı bozmayı kast ederek emzirse koca, küçük kadına verdiği yarım
mehri, büyüğe müraacat ederek talep eder, ancak büyük kadın nikahı bilmiyorsa
veya küçüğün helak olmasını veya açlığını def etmeyi kast ederse veya bunun
nikahı bozduğunu bilmese kocanın ona müraacat etme hakkı yoktur. Bu hususta söz
(büyük) hanıma aittir.
Mal davalarının kendisiyle sabit olduğu
delil ile süt sabit olur.[4]
Koca, ‘şu kadın benim sütten kız
kardeşimdir’ dese, sonra hata ettiğini iddia etse, sözü tasdik edilir.
[2] Burdaki babanın iki hanımı vardır ve hanımını
birisinin daha evvelden olan başka bir kocadan kızı vardır. Bu kız, kocanın diğer
hanımından olan oğluna helaldir.
[3] Evli birisi, beşik kertmesi ile başka bir kız çocuğu
ile de evlendirilse, evvelki hanımı bu küçüğü emzirse, süt annesi olması
sebebiyle bunların her ikisi de koca üzerine haram olur. Bu boşanmaya sebeb
olan kadın mehirden mahrum olur.
Birinci
maddeye göre ferci dahilden -iç kısmından- ne gelirse gelsin abdesti bozar. Fercin
dışı –ferci hariç- zaten fercin dışa dönük kısmıdır, ondaki ıslaklık bedendeki
ter gibidir, bundan hasıl olan nem abdesti bozmaz.
İkinci maddeye
göre akıntı varsa bakılır, gusül ve abdestte yıkanması vacib olan yere ulaşırsa
abdest bozulur, dışarı çıkmasa bile. Aşağıdaki metinler iyi incelenirse
görülür: mesela erkeğin zekerinin kamışına idrar akıntısı gelse, pamuk tıkamakla idrar dışarı
çıkmadıkça abdest bozulmaz. Ama kadının fercine akıntı gelirse abdest bozulur,
zira kadınlar oraya gelen akıntıyı tutamaz.
Eğer akıntı
değilse sadece rutubet veya nem gibi ise, ozaman o fercin içinden değildir, zira
oradan dışarıya çıkan şey mutlaka akıntıdır.
Üçüncü maddeye
göre: İmamı A’zam’ın temiz dediği şey –fercin rutubetidir- ki bu da dış fercin
nemidir. İmameyn buna da necis demiştirler, zira ihtiyat bunu gerektirir. Zaten
ibadetlerde asıl olan ihtiyatlı olmaktır.
O
halde akıntının necis olduğu ve içten geldiği anlaşılmış olur. Nem ve rutubet gibi ise fercin dışından veya baldırların sıkışmasından, dar elbise giyinmekten veya sıcaktan hasıl olan terle karışan nemdir ki bu temizdir ve abdesti bozmaz...
Pazar, 15 Kasım 2009 09:30 tarihinde güncellendi
Cuma, 13 Kasım 2009 12:57
Rehnüma
Türkiye Kur'anı ne kadar okuyor?
Kuran'ı Kerim Arapça'dan mı yoksa Türkçe
meali mi okunuyor? Kuran'ı kadınlar mı yoksa erkekler mi daha fazla okuyor?
İslam dinin yüce kitabı için yapılmış en kapsamlı araştırmadan çıkan çarpıcı
sonuçlar:
Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak Platformu (KAP) Türkiye’deki
Müslümanların dindarlık ve Kuran’ı Kerim okuma anlayışıyla ilgili kapsamlı bir
araştırma yaptırdı.
41
ilde düzenlenecek olan ve 1500'den fazla kişinin başvurduğu yarışmanın
öncesinde şimdi de Türkiye'deki Kuran Kerim görüntü ortaya çıkan araştırmanın
çok ilginç sonuçlarını yayınlıyoruz. Anket
sonuçları, cinsiyet, yaş okur-yazar durumu
ve sosyo ekonomik şartlara göre de ayrı ayrı sınıflandırıldı...
YÜZDE 94: EVET
Anar Araştırma şirketinin 12 il merkezinde
toplamda 2224 kişi ile yüzyüze görüşerek yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre,
"Evinizde Kuran'ı Kerim var mı?" sorusuna "evet"
diye cevap verenler yüzde 94 oranında... Evinde Kuran'ı Kerim olanların
yüzde 74'ünde ise Türkçe meali de bulunuyor. Kuran'ı Kerim'i Türkçe
mealinden okuyanlar arasında en yüksek oran yüzde92,3'le
doktora-master yapanlar. Kuran'ı Arapçasından okunma oranlarında
kadınlar yüzde 44,9'la erkeklerden 14,7 puan önünde...
KURAN’I HERKESİN ANLAYABİLMESİ İÇİN
KAB'ın
düzenlediği Kuran'ı Kerim'i Türkçe mealinden okuma yarışması, ülkemizde her yıl
düzenlenen diğer Kuran-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarından ayıran nokta ise ilk kez
Kuran-ı Kerim’in mealinin de anlama uygun şekilde okunması şartının
getirilmesi.
Türkiye’nin 7 bölgesinde
düzenlenecek olan yarışmaların il finalleri 15 Kasım’da, bölge finalleri 7
Şubat- 18 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olup yarışma finali ise 30
Mayıs 2010 tarihinde İstanbul’da düzenlenecek.
CEZAEVLERİNE
KURAN-I KERİM MEALİ
Kurulduğu 2007 yılından bu yana
Kuran-ı Kerim’in mealini 400 bin kişiye ulaştıran KAB Platformu'nun hedef
kitlesinde kader mahkûmları da yer alıyor. Platform bugüne kadar Sakarya,
Midyat, Ümraniye, Kartal - Maltepe cezaevlerindeki mahkûmlara Kuran-ı Kerim
meali ulaştırdı.
Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir. Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.