.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

zilhiccenin fazileti


hilal.jpgMehmet Talu - Milli Gazete
   

Bir adamın Peygamberimize sorusu

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin işaret edilen günlerdeki ibadetin cihaddan bile faziletli olduğunu bildirmesinden maksadının, hac ibadetini engelleyeceği için sadece o günlerdeki cihadla ilgili olması muhtemeldir. Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin en üstün ibadetin ALLAH yolunda cihad olduğunu belirten hadis-i şerifleri vardır. Nitekim Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre: Bir adam Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize gelip:

- Ya ResûlALLAH! Bana cihada denk bir ibadet göster, demiş. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

"Öyle bir ibadet bulamıyorum. Sen, mücahid savaşa gittiğinde mescidine girip bıkmadan namaz kılmaya, ara vermeden oruç tutmaya muktedir misin?" cevabını vermiştir. Adam da:

- Bunu kim yapabilir ki? demiş. (Buhari, Cihad: 1; Müslim, İmare: 110, Tirmizi, Fezailu'l-Cihad: 1, Nesei, Cihad: 17, Ahmed b. Hanbel, 2/344-424.) Görüldüğü üzere Ebû Hureyre'den rivayet edilen bu hadis-i şerif açık bir şekilde en faziletli ibadetin ALLAH Teâlâ yolunda cihad olduğunu göstermektedir.

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Zilhicce ayında oruç tutardı ve tutmaya teşvik ederdi. Resûlullah (S.A.V.) efendimizin hanımlarından Ümmü Seleme (R.Anha) validemiz şöyle demiştir: Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz; Zilhicce'nin dokuz günü, Aşure günü ve her ay, ayın ilk pazartesi ve perşembe günleri olmak üzere üç gün oruç tutardı. (Ebu Davud, Sıyam: 61, Nesei, Sıyam: 83, Ahmed b. Hanbel, 5/271,6/288, 423.) Bu hadis-i şerif, zilhiccenin ilk dokuz gününde oruç tutmanın faziletli ameller arasında olduğunu belirtmektedir. Bilhassa dokuzuncu gün ki Arefe'dir. O gün oruç tutmanın faziletiyle ilgili pekçok hadis-i şerif vardır.

Hz.Hafsa (R.Anha) validemiz şöyle der: Dört şey var ki, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz yaşadığı müddetçe hiç bırakmadı:

1- Aşûra orucu,

2- Zilhicce'den ilk on gün,

3- Her aydan üç gün,

4- Sabah namazından önce iki rek'at... (Neseî, Sıyam: 83, A. b. Hanbel, 6/287.) Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre de Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Zilhicce ayının bu ilk on gününde ibadet etmek kadar, ALLAH'a daha sevgili olan hiçbir gün yoktur. Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca sevabca eşittir. Ondaki bir gece kıyamı ibadetle ihya edilmesi Kadir Gecesi'nin kıyamına, ihyasına eşittir." (Tirmizi, Savm: 52.) Zilhicce'nin ilk on gün ve gecesini değerlendirenler için denilmiştir ki: Bir kimse, bu on günleri değerlendirir ise... ALLAH Teâlâ ona on ikramda bulunur. Şöyle ki:

1- Ömrü uğurlu ve bereketli olur.

2 - Malında bereket olur, artar.

3- ALLAH onun çoluk çocuğunu korur.

4- Günahlarına kefaret olur.

5- Yaptığı iyiliklere kat kat sevab alır.

6- Ölüm halini kolay eyler.

7- Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.

8- Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.

9- Düşük hallere girmekten kurtarır. Yani: Öbür âlemde.

10- Cennetteki derecelerini yükseltir.

Zilhicce'nin ilk on gün ve gecesinin böyle faziletli olmasının sebebi Hac farizasını yerine getirmek isteyen Mü'minlerin kutsal topraklarda bu on gün içinde mahşerden bir tablo oluşturması ve kalplerin, dertlerin, hedeflerin tek kalp, tek dert ve tek hedef haline gelerek Kâbe ile birleşmesi büyük bir olaydır ki, ALLAH Teâlâ'nın insanlardan yana razı olup seçtiği İslâm dininin kardeşlik, birlik ve dirlik dini olduğunu isbatlamaktadır.
Perşembe, 19 Kasım 2009 13:13 tarihinde güncellendi

DİN ELDEN GİDİYOR....MU?

minare02.jpg    Ey ahali din elden gidiyor!     
   

İkinci 'meçhul subay' tarafından gönderilen ihbar mektubuna eklenen CD'de yer alan senaryolar insanın kanını donduracak nitelikte.

CD'deki 'Çorum' klasöründe 'Tunç' adlı word belgesinde jandarmanın faydalanması için hayali irtica senaryoları da hazırlanmış. Neler yapılması gerektiği ayrıntılı olarak anlatılmış. Bir senaryo var ki, 'bu kadar da olmaz' dedirten cinsten. Buna göre, cami imamı anons yaparak, 'Din elden gidiyor, yok mu bu cenazeyi kaldıran' diyerek halkı galeyana getirecek. Tam bu sırada orada devriye gezen komutan hocayı gözaltına alacak. 'Devriye komutanı tarafından hemen olay yerinde yapılan ilk araştırmada, köy imamının sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasını tasvip etmediği ortaya çıkarılacak.'

İşte o senaryolardan bazıları:

Mürşit oluşturmak, şeyh unvanı kullanmak, izinsiz yardım toplamak, izinsiz Kur'an kursu açmak, küçük çocuklara irticai eğitim vermek: Olaya müdahale edilmeden önce A şahsının evi takibe alınarak gelen ve gidenler video ve fotoğraflar ile belgelenmeli, ziyaretçiler izlenmeli ve kimlik tespitleri bu şahıslara hissettirilmeden yapılmalıdır. Müritlerin A şahsına "şeyh" olarak hitap ettiklerini belgelemek için ifade tutanaklarında bu durum belirtilmelidir. Zikir ayinlerinin icrasında kullanılan "def" gibi aletler tutanağa geçirilmelidir. Çocuklara Kur'an eğitiminin verildiğinin ispatlanmasına yönelik olarak; evde bulunan dini içerikli kitaplar, yaz-boz şeklindeki Kur'an alfabesi gibi dokümanlar ile tesbih, takke, rahle, yazı tahtası, seccade gibi malzeme ve giysilere ait bilgiler fotoğraflanmalı ve tanzim edilecek tutanaklara detaylı olarak yazılmalıdır.

'LAİKLER DİNSİZDİR' DENİLECEK

İrtica içerikli yayın yapmak: Dini yayın yapan radyoların birinde mevcut yasalara göre Türkiye'nin dininin olmadığı, Müslüman bir halkın laik olamayacağı ve laiklerin dinsiz olduğu söylemleri yapılacak. İlkokul çağındaki çocukları okula göndermeyip kanun ve nizamlara aykırı dini eğitim aldırmak: Dershanede Kur'an eğitimi verildiğine dair deliller (Kur'an alfabesi, takke, seccade vs.) toplanmalı. Yapılacak operasyonda, çocuklara irtica eğitimi verildiği zaman tespit edilerek suçüstü yapılmasına dikkat edilmelidir.

EY CEMAAT! KUR'AN KURSLARI KAPATILIYOR...

Cami imamının halkı suç işlemeye teşvik etmesi: Bir köy imamı cami hoparlöründen "Dikkat, dikkat ey ahali. Bu cuma namazı öncesi okunan sala değildir. Kur'an kursları kapatılıyor. Müslüman aleminin başı sağ olsun, dinimiz elden gidiyor. Siz ne biçim Müslümanlarsınız, bu cenazeyi kim kaldıracak?" şeklinde üst üste birkaç kez anons yapacak. Devriye komutanı tarafından hemen olay yerinde yapılan ilk araştırmada, köy imamının sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasını tasvip etmediği ortaya çıkarılacak. İmamın daha önce de topluluk önünde bunun Kur'an kurslarının kapatılmasına yönelik bir politika olduğu, köy halkına çocuklarını Kur'an kurslarına göndermedikleri takdirde Müslüman olamayacakları, Medeni Kanun'un bir gavur kanunu olduğu şeklinde görüşlerini bildirdiği komutan tarafından tespit edilecek.

Kaynak:Samanyolu
Perşembe, 19 Kasım 2009 13:11 tarihinde güncellendi

Sancaklardaki Şehzadeler

osmanli-nisani.svg.jpgOsman ve Orhan Bey döneminde en önemli yönetim birimi sancak idi. Sancakların başında Sancakbeyi bulunurdu. Osmanlı şehzadeleri ise bu sancakbeyliklerinde beylik vazifesine atanarak, en üst düzeyde almış oldukları eğitim sayesinde kendilerini isbat ederler, hem de zamanı gel diğinde geçeceği padişahlık görevi için hazırlık yapmış olurlardı.

Osmanlının son zamanlarında sancakbeyliğine getirilen kişiler zulüm ve zorbalığa meyledip zapt edilemez hale geldikleri için sultan II. Mahmut tarafından kaldırmıştır.

ÖMER'İN R.A. MAHABBETİ

 denizde_gunes.jpg  İşte Şimdi Oldu Ey Ömer!!!
 

Abdullah İbn Hişam şöyle rivayet etmiştir:
- Biz Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. O, Ömer İbn el-Hattab'ın elini tutuyordu. Ömer radıyallâhu anh ona şöyle dedi: "Ey Allah'ın resulü, kendim hariç, seni herkesten daha çok seviyorum». Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Hayır, nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, beni kendinden de daha çok sevmelisin, buyurdu.

Ömer radıyallâhu anh: "Evet, Allah'a yemin ederim ki, şimdi seni kendimden de daha çok seviyorum» dedi.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şimdi oldu, ey Ömer» dedi. (Buhari. 6632 nolu hadis.)

Hayır, nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, beni kendinden de daha çok sevmelisin: En üstün dereceye ulaşmak için senin söylediğin yeterli değildir. Buna benim söylediğim hususu da eklemelisin. Bazı zahitler bu hadisin "helak olacağını bilsen dahi benim rızamı kendi arzularından öne geçirmedikçe beni sevdiğini iddia edemezsin" anlamına geldiğini söylemişlerdir.

Ömer radıyallâhu anh: "Evet, Allah'a yemin ederim ki, şimdi seni kendimden de daha çok seviyorum" dedi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şimdi oldu, ey Ömer" dedi:
Ed-Davudi şöyle demiştir: Ömer'in bu mertebeye ulaştığına emin olamadığından Allah adına yalan yere yemin etmemek için önce durup kendini istisna etmiştir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona olması gerekeni söyleyince kendini bir kez daha yoklamış ve peygamberi kendi nefsinden de daha çok sevdiğine kesin kanaat getirmiş ve yemin etmiştir.

El-Hattabi şöyle demiştir: İnsanın kendisini sevmesi doğaldır. Bir başkasını sevmesi ise sebeplere bağlı ve ihtiyaridir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem insan doğasını değiştirmek ve çevirmek imkânsız olduğu halde, ihtiyari bir sevgi istemiştir.

Bu değerlendirmeye şöyle bir cevap verilebilir: Ömer'in ilk verdiği cevap tabiata uygundu. Daha sonra düşünmüş, bir takım delillerden hareketle Hz. Peygamberi kendinden de daha çok sevdiğini anlamıştı. Kendisinin dünyada ve ahirette helakten kurtulmasına vesile olan ve tercih edilmesi gerekeni haber veren Hz. Peygamberdi. Ömer bunu anlayıp da gerekeni söyleyince Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona "Şimdi oldu, ey Ömer" demiştir. ( Fethul Bari.13.cilt. Sayfa: 134. Polen yayınları)
Bu hadisi rivayet eden sahabelere çok teşekkür ediyorum;

Bu hadisi okuduktan sonra ne anlamam gerektiği hususunda biraz düşündüm ve şu dersleri çıkarttım:

1- Peygamberimiz (a.s) Hz. Ömer (r.a) nun kendisine olan sevgisinde bir azalma olduğunu görmemiştir. Yani o dakikaya kadar nefsi dışındakilerden daha çok sevmiş olması sorun oluşturmamıştır. Buna rağmen bu sevgi eksik görülmüştür…
2- Peygambere olan imanın kâmil olması için nefis dâhil her şeyden üstün tutulması gerektiğini bilmemek özür kabul edilmeseydi peygamberimiz, hz.Ömer (r.a)’ya kelime-i şehadet getirmesini emrederdi. Tekfirciliğe ciddi bir reddiye var.
3- Ortada bir bilgi eksikliği varsa ertelemeden anında söylenmeli. Peygamberimiz uyarıyı başka bir güne ertelemedi.
4- Hz.Ömer (r.a) ehil olan bir kişiden yapılan uyarıyı sonra değerlendiririm demedi. Uyarı ehil birinden geliyorsa anında kabul edilmeli.
Peygamberimizi nefsimizden de çok sevmemiz duasıyla…
Çarşamba, 18 Kasım 2009 08:17 tarihinde güncellendi

Sayfa 125 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.