.

.

Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı

RİSALE-İ KUDSİYYE

 

TASAVVUF SOHBETİ / MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNDEN K.S.

Risalei Kudsiyye Sayfa: 43 Sıra: 9

رِوَايَتْدِرْ زَبُورْدَنْ فَاعْتَقِدْنِى اَنَا الْمَطْلُوبْ فَاطْلُوبْنِى تَجِدْنِى


فَاِنْ تَطْلُبْ سِوَائِ لَمْ تَجِدْنِى اَنَا الرَّحْمَنْ فَاطْلُبْنِى تَجِدْنِى


سِوَادَنْ قِيلْ فِرَارْ حَقَّه كِيدَه لِمْ جَمَالِ بَا كَمَالَه سَيْرْ اِيدَه لِمْ

 

Rivayettir zeburdan fe’tekıdni. Enel matlub fetlubni tecid ni

Fein tatlub sivai lem tecidni. Enerrahman fetlubni tecidni

Sivadan kıl firar Hakka gidelim.Cemali ba kemale seyr ede lim.

Rivayet kelimesi dirayet gibi mastardır.

Gelir. رَوَى يَرْوِى رِوَايَةً

Rivayet: Görülmüş haber verilmiş demektir.

رِوَايَتْدِرْ زَبُورْدَنْ فَاعْتَقِدْنِى

Rivayettir zeburdan fe’tekıdni

Zebur kitabından görülmüştür, haber verilmiştirki Mevla buyuruyor; ‘Kulum bana inan. Kulum beni iyi bilde öyle inan. Yanlış bilirsen yanlış inanırsın. Kimler gibi? Yahudi ve hiristi yanlar gibi. Onlar nasıl inandılar?

Tevbe Suresi Sayfa: 192 Ayet: 30


وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ نِ ابْنُ اللهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَسِيحُ ابْنُ اللهِ

‘Yahudiler Üzeyr Allahın oğludur dediler. Hıristiyanlar da Mesih (İsa) Allahın oğludur dediler’.

Bak gördünüzmü ne diyorlar. Allahı yanlış bildiler yanlış inandılar.

Maide Suresi Sayfa: 121 Ayet: 72


قَالُو اِنَّ اللهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَا بَنِىاِسْرَائِيلَ اعْبُدُوا اللهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَيهُ النَّارُ وَمَا للِظَّالِمِينَ مِنْ اَنْصَارٍ

‘Şüphesizki Allah Meryemin oğlu mesih (isa) dır diyen ler kafir olmuştur. Halbuki Mesih (İsa) şöyle demişti; Ey İs rail oğulları Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allaha ibadet ediniz. Her kim Allaha ortak koşarsa Muhakkak Al lah ona cenneti haram kılmış olur. Ve onun varacağı yer ateştir ve zalimler için yardımcılardan kimse yoktur’.

İsa bazı kere Allahın oğlu dediler bazı kere Allahtır dedi ler. Halbuki İsa onlara ne dedi; Benim Rabbim ve sizin Rabbi niz olan Allaha ibadet ediniz. İsa onlara ne diyor onlar ise ne yapıyorlar. انصار ne kelime نصير kelimesinin cemisidir.


Maide Suresi Sayfa: 121 Ayet: 73

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا اِنَّ اللهَ ثَالِثُ ثَلَثَةٍ وَمَا مِنْ اِلَهٍ اِلاَّ اِلَهٌ وَاحِدٌ وَاِنْ



لَمْ يَنْتَهُوا عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَروا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ

‘Allah üç ilahtan üçüncüsüdür diyenler elbette kafir ol muşlardır. Halbuki bir ilahtan başka hiç bir ilah yoktur. Ve eğer dediklerine nihayet vermezlerse onlardan kafir olanlara elbette pek acıklı bir azab dokunacaktır’.

Maide Suresi Sayfa: 121 Ayet: 75

مَا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ اِلاَّ رَسُولٌ قَدْخَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ وَاُمُّهُ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلاَنِ الطَّعَامَ اُنْظُرْكَيْفَ يُبَيِّنُ لَهُمُ

 

اْلاَيَاتِ ثُمَّ انْظُرْ اَنَّى يُؤْفَكُونَ

‘Meryemin oğlu mesih bir peygamberden başka değildir. Ondan evvel nice peygamberler gelip geçmiştir. Onun anasıda pek sadık bir kadındır. İkisi yemek yerlerdi. Bak onlara ayetlerimizi nasıl açıkça beyan ediyoruz. Sonrada bak onlar haktan nasıl çevriliyorlar’.

Mevla İsa (aleyhisselam) hakkında buyuruyorki; İsa ancak peygamberdir ilah değil Allah’ın oğluda değil ikiside yemek yi yorlardı.Yani ilah yemek yemez çünkü yemek yiyince büyük küçük abdest bozmak lazım olur.

Maide Suresi Sayfa: 121 Ayet: 76

قُلْ اَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللهِ مَا لاَ يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلاَ نَفْعًا وَاللهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

‘Deki; Allahı bırakıpta size ne bir zarar ne bir faide sağ lamayan şeyleremi tapıyorsunuz? Halbuki Allah bütün söy lediklerinizi işitendir, bütün yaptıklarınızı bilendir’.

Sen böyle bir Allahı bırakıpta odunlara ibadet et bu olur mu? İşte Kur’an neler diyor görüyorsunuz. Ehli sünnet vel cem aat itikadı Kurandan alındı.Bu itikat gibi güzel itikad yok. Alla hu Teâla zengin fakir amir memur, genç ihtiyar, kadın erkek her kuluna buyuruyorki; Ey kulum beni bil ve hakkıyla bana in an. Eğri bilirsen eğri inanırsın.

اَنَا الْمَطْلُوبْ فَاطْلُوبْنِى تَجِدْنِى

 

Enel matlub fetlubni tecidni

Talep olunan (aranılan) benim beni ara beni bulursun beni arayasınız için sizi yarattım.

فَاِنْ تَطْلُبْ سِوَائِ لَمْ تَجِدْنِى

 

Fein tatlub sivai lem tecidni

Eğer benden başkasını ararsan beni bulamazsın.

اَنَا الرَّحْمَنُ فَاطْلُبْنِى تَجِدْنِى

 

Enerrahman fetlubni tecidni

Rahman (kulunu nihayet son derece acıyan ve hakiki nime ti veren) benim beni ara beni bulursun. Ey kulum sakın demeki seni bulamazsan ne olacak bilmesem ne olacak? Çünkü gözün benimle görüyor kulağın benimle işitiyor elin ayağın benimle hareket ediyor. Benim verdiğim temiz havayı teneffüs ediyor sun rahman benim yarın kocan oğlun kızın v.s. senin gözünün yaşına bakamayacak. Ziyade acıyıcı benim beni ara beni bulur sun.

سِوَادَنْ قِيلْ فِرَارْ حَقَّه كِيدَه لِمْ جَمَالِ بَا كَمَالَه سَيْرْ اِيدَه لِمْ

 

Sivadan kıl firar Hakka gidelim. Cemali ba kemale seyr edelim.

Allahtan başkasından kaç Hakka gidelim. Mevlanın sonsuz cemalini seyr edelim. Siva: Başka demektir. Ama neden başka olduğu anlaşılmıyor bir muzafun ileyh eklersek bilinir. Mesela; سوى الشمس güneşten başka سوى الارض yerden başka سوي الله Allahtan başka. Bu beyitte سوى kelimesinden sonra الله lafzı yok. Peki Allahtan başka olduğunu nerden bildik? Bu beyitin evvelinde Allahtan bahsettiğini bildiğimiz için Allah tan başka olduğunu bildik.

Eğer burada okunanları, ayetlerle beraber anlatabilseniz o daha çok güzeldir. Bu beyit çok güzeldir. Bunu okuyup anlatan da çok güzeldir. Bu beyitte Mevlayı birleme var. Bu beyite bir de ihlas suresini ekleseniz daha güzel olur.

İhlas suresinin evvelindeki قل cevaptır. Kimlere? Müşriklere müşrikler Resulullah Efendimize gelerek Ya Muhammed sen Allah diyorsun, bu altındanmıdır yoksa gümüşten mi? Bize ha ber ver. Bunun üzerine Allahu Teâla İhlas Suresini indirdi. ‘Habibim o sana soranlara de ki;

İhlas Suresi Sayfa: 606 Ayet: 1

قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ

‘O Allah birdir de’. Size onun birliği lazım altınlığı gümüşlüğü lazım değil Altın gümüş Mevlanın yanında çürük teneke bile değil’.

İhlas Suresi Ayet: 2

اَللهُ الصَّمَدُ

‘Allah samedtir’. O kimseye muhtaç değil, herkes ona muhtaçdır.

İhlas Suresi Ayet:3

لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ

‘O doğurmadı (Kimsenin ana babası olmadı, öyle ise onun oğlu yok) ve doğurulmamıştır (kimse onun anası babası olma dı)

İhlas Suresi Ayet:4

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ

 

‘Ve ona hiç bir şey denk olmadı’.

Allahın ailesi olmadığına dair bir ayet okuyun?

En’am Suresi Sayfa: 141 Ayet: 101

اَنَّى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌ

‘O Mevlanın nasıl çocuğu olabilirki, onun için bir aile yoktur’

Ailesi olmayanın çocuğu olurmu? Olmaz.

Mevla Teala ben den başkasından kaç diyor eğer kaçmazsan gönlün ona yakalanır benden başkasına yakalanma, o yok olur, sen sahipsiz kalırsın. Gönlünü bana yakalandırırsan ben yok olmam. İnsan et, kemikle güzel olmaz ama bu beyitle güzel olursa o hiç bozulmaz. Çürüse de güzeldir.

 

Çarşamba, 10 Kasım 2010 23:32 tarihinde güncellendi

TESETTÜRÜN GİDİŞATI.....

Böyle Tesettür Olmaz!

Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete
02 Eylül 2010 Perşembe 04:56

Bazı İslâmcı kadınlar Feminist İslâmcılar, modern ve çağdaş Müslüman kadınlar!.. Sizi uyarmama izin veriniz.

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun!..

Bundan sonra:

Malumunuz olsun ki, çoğunuzun tesettür kıyafeti Şeriat-ı Ahmediyyeye uygun değildir.

Başınıza renkli bir bez parçası dolamakla tesettüre girmiş olmazsınız.

Size şer'i tesettürün bazı şartlarını hatırlatıyorum:

1. Yabancı erkeklerin dikkatini, şehevî bakışlarını çekmeyecek,

2. Vücut hatlarını göstermeyecek.

3. Işıltılı, parlak, frapan, yaldızlı olmayacak.

4. Göğüsleri, kalçaları belli etmeyecek.

5. Örtünün altındaki saçlar deve hörgücü gibi olmayacak.

6. Tesettürlü kadın makyaj yapmayacak.

7. Ev dışında parfüm kullanmayacak.

Bugün bazı tesettür firmalarının "Tesettür kıyafeti" diye pazara sürmüş oldukları kıyafetler şer'î tesettür değil, şeytanî tesettürdür.

Hayır hanımlar hayır!.. Ben sivri dilli değilim. Âcizâne emr-i mâruf ve nehy-i münker yapıyorum o kadar.

Biliyorum kimileri bana kızacak. Çok zaman Hak ile halkı aynı anda razı ve hoşnud etmek mümkün olmaz.

Şuurlu Müslüman hanımlar ve kızlar Kur'ân'a, Sünnete, fıkha, Şeriata uygun tesettüre girsinler. Onlar için hayırlı olan budur.

Daracık, rengârenk, dikkatleri çeken giysilere ve başörtülerine bürünerek sokaklarda, caddelerde, meydanlarda arz-ı endam etmekle Müslümanlık sergilenmez, sahte İslâmcılık sergilenir.

Para kazanmak için, zengin olmak için İslâmî tesettürün canına okuyan firmalara yazıklar olsun!

Ey ulemâ, ey fukaha, ey hükema, ey Müslüman ashab-ı mesâlih!.. Nerdesiniz? Niçin halkı uyarmıyorsunuz?

Bu uyarıları yapmak benim işim değil, öncelikle ulemânın işidir.

Maalesef tesettürün de canına okudu bazıları.

Uyanalım... Bu tesettürle kurtuluş olmaz.

İnşaallah hakikî ve şer'î tesettüre bürünen mü'mine kadınlar şehid sevabı alırlar.

Perşembe, 07 Ekim 2010 22:02 tarihinde güncellendi

DİLİN ZARARI

Sahabe'den Mu'âz b. Cebel (r.a) anlatıyor: Bir seferde Resul-i Ekrem (s.a.v) ile beraber yürüyordum. "Ya Resulallah! Bana, beni cennete sokacak ve cehennemi benden uzak tutacak bir amel söyleyin" dedim.

Şöyle buyurdu: "Benden çok büyük bir şey istedin. (Bununla birlikte) istediğin şey, Allah'ın kolay kıldığı kimse için kolaydır: Allah'a kulluk eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazı kılar, zekâtı verir, Ramazan orucunu tutar, Beytullah'ı haccedersin."

Sonra şöyle devam etti: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç (günahlara ve cehennem azabına karşı) bir kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları söndürür/siler. Ve kişinin gecenin tenha vaktinde kıldığı namaz (da hayır kapılarındandır.)"

Böyle buyurduktan sonra Resulullah (s.a.v), "(gece namazı kılmak için) vücutları (rahat) yataklarından uzaklaşır" diye başlayan (Secde, 16-17) ayetlerini okudu ve şöyle buyurdu: "Sana bütün işlerin başını, direğini ve zirve noktasını haber vereyim mi?"

Evet ya Resulallah dedim; şunu söyledi: "İşin başı İslam (müslüman olmak) dır. Direği namazdır. Zirve noktası ise cihaddır."

Sonra, "Sana bütün bunların özünü haber vereyim mi?" diye sordu, "Evet ya Resulallah" dedim. Eliyle dilini tuttu ve "Bunu tut (dilini muhafaza et)" buyurdu.

"Ey Allah'ın Resulü! Bizler konuştuklarımızdan da mı sorguya çekileceğiz?" diye sordum; "Annen seni kaybetsin ey Mu'âz! İnsanları cehenneme yüz üstü (veya burun üstü) yıkan, dillerinin hasadından başka bir şey midir?!" buyurdu. (et-Tirmizî)

domuz eti cayır cayır yeniyor......

DİYANET VE DOMUZ ETİ
DAHA önce de yazmıştım, tekrarlamakta yarar var: İstanbul Eminönü'nde Mısır Çarşısından Rüstem Paşa Camiine doğru giderken, tarihî bir hanın birinci katında "Levi Koşer EtLokantası adında" bir Yahudi lokantası vardır. Sahipleri Müslümandır, Hahambaşılık ile anlaşmışlardır, Yahudiliğe göre helal/koşer yemek yapıp satarlar.

Orada başında siyah şapkası ile sakallı bir haham bulunur sabah 9'dan öğleden sonra 4'e kadar (Levi Lokantasında akşam servisi yoktur). Hahambaşılık tarafından vazifelendirilmiştir. Lokantaya giren kırmızı etlerin, tavukların, balıkların, yağların ve diğer malzemenin koşer olması konusunda denetleme yapar, koşer olmayan malzemenin içeriye girmesine izin vermez. Sütlü maddelerle etli malzemelerin birlikte pişirilmesine engel olur.Velhasıl Yahudi Şeriatının yeme içme ile ilgili hükümlerinin uygulanmasına çalışır.

Biz Müslümanların lokantalarında böyle dinî denetimimiz yoktur. Her lokantaya bir din müfettişi konulsun demiyorum, böyle bir şeye imkan bulunmaz.

İsteğim şudur: Diyanet İşleri Başkanlığımız ülke çapında helal gıda, helal et ve tavuk konusunda söz sahibi olmalıdır.

Medya sık sık dile getiriyor: Birtakım vicdansızlar halka evcil domuz eti, yaban domuzu eti, eşek eti yediriyorlar.

Batı Anadolu'daki ve Trakya'daki domuz çiftliklerinin sayısı çok artmıştır.

Avcılarımız cayır cayır yaban domuzu vuruyor. Bu hayvanların leşleri yol kenarlarına getiriliyor. Üstü kapalı kamyonlar geliyor, tartıp parasını verip alıyorlar.

Tavuklar, İslâm dininin ve Şeriatının uygun görmediği sıcak sulu usul ile yolunuyor, murdar oluyor.

Pastacılıkta domuzlu jelatin kullanılıyor.

Peynir mayalarının bazısı domuz midesinden çıkartılan usarelerle yapılıyormuş.

Bazı restoranlarda etleri yumuşatmak için şaraba batırıyorlar.

Herkes için söylemiyorum: Bazı vicdansızlar uykuluk diye domuz eti kullanıyormuş.

Bazı ilaçlarda domuzdan çıkartılan maddeler var.

Bazı kremlerde, şampuanlarda...

Sabunlarda...

Domuz derilerinden çanta ve ayakkabı yapılıyor.

Velhasıl, dinimizin kesinlikle haram li aynihi kılmış olduğu domuz her yere girmiştir.

Diyanet'in, bu konularda halkımızı uyarması, elden geldiği kadar nehy-i münker yapması gerekmez mi? Diyanetin denetimi elbette Belediyelerinki gibi olmaz ama yine de bir şeyler yapılamaz mı?

Müslümanlara domuz, eşek eti yedirilirken ulemanın, fukahanın, sorumluların susması caiz midir?.. Haksızlık karşısında susulur mu?.

Sayfa 76 - 414

Yasal uyarı : Sitedeki sohbet, yazı ve resimler; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan ve kaynak göstererek alınabilir.
Üzerinde değişiklik yapılması, ticari amaçla kullanılması hukûken yasaktır.