|
|||
|
|
|||
| Kasımiye Medresesi... | |||
|
Allah'tan Korkun!.. NOT: Medreseleri kapattık, ilmi rafa kaldırdık, şimdi de oraları fuhuşa teslim ettik oylarımız bayağı iş görüyor bakalımn amel defteri nasıl çıkacak????? |
|||
Ali Kara - İlim ve İrfan Menbaı
MEDRESEDE DEFİLE REZALETİ.........
İMAMLAR NEREYE
Diyanet imamların çalışma tarzlarını değiştirdi
Diyanet imamların çalışma tarzlarını değiştirdi.Diyanet İşleri Başkanlığı ‘Din Hizmetlerini Geliştirme Projesi' kapsamında imamların çalışma tarzlarını değiştirdi.
Kamuoyunda ‘aile imamlığı’ olarak adlandırılan projeyle Diyanet sosyal açılım yapmayı amaçlıyor. İmamlar görevli bulundukları köy veya mahallelerde halkın arasına karışarak, onların sorunlarını çözme noktasında yardımcı olacak. Bu çerçevede imamlar küsleri barıştırmak, ihtiyacı olanların ilgili kuruluşlara yönlendirmek, kız çocuklarının okula gitmesini teşvik gibi bir dizi görevler üstlenecek.
PROJE BAŞARILI OLURSA ÖRNEK ALABİLİRİZ
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Er, projeyi şöyle anlattı: “Türkiye’de din hizmetlerini geliştirmek istiyoruz. İmamların artık sosyal sorumlulukları da olacak. Camiye sıkışıp kalmayacaklar. Kız çocuklarının eğitime teşvik edilmesinden küslerin barıştırılamasına, halkı kaynaştırmaktan çeşitli sorunlarına çözüm bulmaya kadar bir dizi görev yapacak. İslam ülkelerinde benzeri uygulamar yok ama proje başarılı olursa örnek olabiliriz. Projeyi hazırlarken yurt dışına gidip gelen vatandaşlarımızın tavsiyesi üzerine kiliselerin çalışma yöntemlerini inceledik ve din hizmetlerinin o çerçevede ele alınması noktasında proje hazırladık.”(Radikal)
NOT:
Örnek alınacak başka bir şey bulunamadı da batının iftiracı papazları mı bize örnek olacak???
Efendimiz s.a.v ve ashabının uygulamaları en güzel örnek değilmi? Asrı saadet en güzel uygulama dönemi değilmi? Mescidi nebevi sadece namaz için mi kullanıldı? Müslümanların eğitimi tanışıp kaynaşması, olayların meşveresi, orduların cihada hazırlanması v.s bütün işler orda halledildi....
KISSADAN HİSSE - 1
ADİL HÜKÜMDAR
Hikaye edildi ki İran hükümdarı Enişurvan bir gün avdan dönmüştü, bir bahçeye uğradı, orda bulunan bir çocuğa; bana nar ver, dedi. Çocuk ona nar verdi. Ondan sıkarak bol su çıkarttı, öyle ki Enişurvan’ın susuzluğunu giderdi. Bundan dolayı Enişurvan teaccüb etti. Bahçeyi çocuktan alıp kendi mülküne katma düşüncesini içinde gizledi. Çocuktan tekrar bir nar istedi. Narı sıkınca bu defa suyu az çıktı. Çocuğa bunun sırrını sordu.
Çocuk: Herhalde hükümdar bir zulüm yapmayı kasdetti. Enişurvan kalbinden pişman olup tevbe etti. Tekrar bir nar daha istedi. Bu defasında, ilk nardan daha fazla suyu çıkınca , çocuk dedi: Herhalde hükümdar tevbe etti.
Enişurvan meseleyi anladı ve zulüm işlemekten tamamıyla tevbe etti. İsmi ebedi olarak –adil hükümdar- diye kaldı. Öyleki Resulullah s.a.v onunla övünmüştür:
“Adaletli melik zamanında dünyaya geldim.” (Ruhul Beyan 1/7)
ALLAH KORKUSU
Hikaye edildi ki Süfyan-ı Sevri r.aleyh, akşam namazında bir topluluğa imamlık yaptı. “Ancak sana ibadet ederiz, ancak senden yardım dileriz.” (Fatiha: 5) ayetini okuyunca, bayılarak yere düştü. Ayıkınca, bunun sebebini sordular; şöyle dedi: Doktorların ve sultanların kapısına niçin gidersin? Diye sorulmasından korktum. (Ruhul Beyan 1/11)
İBRAHİM A.S. IN TEVEKKÜLÜ
Nemrud’un ateşine atıldığı anda Cebrail a.s. gelip: Bir ihtiyacın varmı? Dedi.
-Sana ihtiyacım yok.
Cebrail a.s.: Öyleyse Allahu teala’dan iste.
- Halimi bilmesi, istemem için yeterlidir. (Ruhul Beyan 1/11)
İMAMI A’ZAM’IN r.a TAKVASI
Hikaye edildi ki İmamı A’zam r.aleyh, alcaklı olduğu kişinin kapısındaki ağacın gölgesinde oturmaz ve şu hadisi şerifi rivayet ederdi:
“Menfaate götüren hertürlü borç, faizdir.” (Ruhul Beyan 1/21)
BEYAZID-I BESTAMİ k.s.
Şöyle denildi: Beyazıd k.s. , sahrada bir arkadaşıyla seyahat ederken elbisesini yıkamıştı, arkadaşı ona şöyle dedi:
- Elbiseyi üzüm bağının duvarına asalım, kurusun.
- Beyazıd k.s. : İnsanların duvarına kendi dreğimizi koyamayız, dedi.
- Ağaca asalım.
- Dallarını kırar.
- Yere serelim.
- Orada hayvanların yiyeceği var, örtemeyiz.
Elbiseyi sırtına yasladı, bir tarafı kuruyunca, diğer tarafını çevirdi ve o tarafı da kuruttu. (Ruhul Beyan 1/21)
SADAKAT - EMANET
“Muhakkah Âdem ile ahitleşmiştik, onun için azim/sebat bulmadık” (Taha: 115) Ayetin tefsirinde şöyle bir kıssa var:
Şeyhin birinin bir talebesi vardı, kendisinin çok emin olduğunu iddia ederdi. Halbuki şeyhi onun böyle olmadığını biliyordu. Mürid şeyhine emin olduğunu göstermeye çalışır ve bunu iddia eder, kendisine ilahi sırların açılmasını isterdi.
Şeyh efendi bir gün talebelerinden birini yanına aldı, onu odasında gizledi, bir koç alıp onu boğazladı, kesilen hayvanı bir çuvala koydu. O sıra emniyetli olduğunu iddia eden talebesi içeri girdi ve şeyhin eli kanlanmış halini gördü, önünde bir çuval var, şeyhin elinde bıçak.
Ey Efendim, halin nedir? Diye şeyhine sordu.
-Filan talebe beni öfkelendirdi, ben de onu öldürdüm. (Yalancı olmaması için şeyh bundan, talebenin hevasını yok ettiğini kasdetti.)
Mürid zannettiki öldürülen talebe çuvalın içindedir.
Şeyh: Bu bir emanettir, bana yardım et bunu gömelim, sırrımı kimseye söyleme, dedi. Birlikte evin bahçesine çuvalı gömdüler.
Şeyh efendi bununla şu talebesini imtihan etmeyi kasdetmişti.
Çuvala konduğu iddia edilen çocuğun babası ziyerete gelip görüşmek istemiş. Şeyh efendi, o benim yanımdadır, diyerek babasını geri çevirdi.
Emin olduğunu idia eden talebe, bu durumu kabullenemeyip çocuğun babasına giderek oğlunun öldürülmüş olduğunu ve gömüldüğünü haber verdi. Babası olayı sultana haber verdi. Sultan bu hususta durakladı, zira şeyh efendinin kıymetini yüceliğini biliyordu. Ona kadı ve fukahayı gönderdi. O sıra emin olduğunu iddia eden talebe şeyhi hakkında ileri geri konuşmaya başladı.
Şahitler de hazır olunca çuvalı bulup çıkarttılar, içinde kesilmiş koçu gördüler. Kesildiği iddia edilen talebe de ortaya çıktı. İhbar eden ve emin olduğunu iddia eden talebe rezil olup pişman oldu ama ona faydası olmadı. (Ruhul Beyan)
VELİNİN SÖZÜ
Hikaye edildi ki Nasıruddin Tusi, ziyaret için Allah dostlarından birinin yanına girdi, o zata şöyle denildi:
Bu (ziyarete gelen) alemin en bilgini olan Nasıruddin Tusi’dir.
Allah dostu dedi ki: Bu zatın kemalatı nedir?
Denildi ki: Gök ilmi hakkında bunun dengi yoktur.
Veli olan zat: Beyaz eşek ondan daha bilgilidir.
Tusi öfkeyle dönüp ordan kalktı. O gece yolunda uğradığı bir değirmenin kapısına geldi.
Değirmenci şöyle dedi: Eve gir, zira bu gece büyük bir yağmur gelecek, öyleki ksapısını kapamayanı sel alıp götürecek.
Tusi, bunun açıklamasın değirmenciye sorar.
Değirmenci: Benim beyaz eşeğim var, kuyruğunu üç defa gök tarafına doğru sallarsa,yağmur yağmaz. Şayet yer tarafına doğru sallarsa, yağmur yağar.
(O gece şiddetli yağmur yağdı.)
Tusi bu açıklamayı işitince, kendi acizliğini itiraf etti ve ziyaret ettiği velinin doğruluğunu tasdik etti, öfkesi yok oldu. (Ruhul Beyan 1/150)
Evet! Mehmet Şevket Eygi | Milli Gazete
Yakın tarihimizde inançları, görüşleri, fikirleri, tenkitleri yüzünden:
* Nice din alimi, karakuşî mahkemelerde yargılanmış, kimisi asılmış, kimisi zindanlarda çürütülmüştür.
* Arapça Ezan-ı Muhammedî okunması ağır suç sayılmış, okuyanlara câni muamelesi ve işkence yapılmıştır.
* Allah'ı topluca zikretmek, tespih çekmek, ilahî okumak suç sayılmış, yapanlar tutuklanmış, hapse atılmıştır.
* Bir evde toplanıp çay içmek, dinî kitaplar okumak, dinî sohbet yapmak suç sayılmıştır.
* Nice mahkemenin kesinleşmiş beraat kararları olmasına rağmen bunları yapanlar binlerce defa hukuk ve adalet prensiplerine aykırı olarak tekrar tekrar mahkemeye verilmiştir.
* Din, vicdan, inanç hürriyeti tümüyle ayaklar altına alınmıştır.
* Din hizmetlisi yetiştiren bütün okullar, kurslar kapatılmıştır.
* Bazı uzak köylerde, cenazeleri yıkayacak, kefenleyip namazını kılacak din görevlisi olmadığı için cenazeler sıcak havalarda bozulmuştur.
* Bu memlekette on bin tarihî cami, mescid, medrese, tekke, taş mektep, imaret binası Vakıflar idaresi tarafından satılmış, kiraya verilmiş, yıktırılmıştır. Büyük miktarda vakıf arazisi ve binası kapanın elinde kalmıştır.
* Gizlice din ve Kur'ân dersi veren hocalar; caniler, katiller, haydutlar gibi kelepçelenip götürülmüştür.
* Gazetelerin ve dergilerin dinî yayın yapması yasaklanmıştır.
* Kazım Karabekir Paşa'nın "İstiklâl Harbimizin Esasları" isimli kitabı Sinan matbaasından alınmış, Topkapı surları civarında yakılmıştır.
* Camiden çıkarken, dalgınlıkla namaz takkesini başında unutan Müslümanlar tutuklanıp hapse atılmıştır.
* Erzurum'da Şalcı Bacı diye tanınan zavallı bir kadıncağız İstiklâl Mahkemesi kararıyla asılmıştır.
* Arapça ve Osmanlıca kitaplar sokaklarda, meydanlarda üzerlerine gazyağı dökülerek yakılmıştır.
* Bütün ecdat ve evliyaullah türbeleri kapatılmıştır.
* İmamlar, müezzinler, müftüler, vâizler, dersiâmlar maddî sıkıntı içinde süründürülmüştür.
* Rusya'da Stalin, Türkiye'de Millî Şef din ve dindarlara karşı korkunç bir terör uygulamıştır.
* Ziylan deresine doldurulan binlerce halk makineli tüfek ve sahra topu ateşiyle toplu kırım ve kıyıma mâruz bırakılmıştır.
* Doğunun ve güneydoğunun eşrafı evlerinden barklarından, yurtlarından alınıp Batı taraflarına çil yavrusu gibi dağıtılmış, dönmelerine izin verilmemiştir.
* Bediüzzaman'a kan kusturulmuştur.
* Düzmece Menemen vak'ası bahane edilerek ŞeyhErbilli Es'ad efendi iki büklüm yaşlı haliyle tutuklanmış, hastahanede şehid edilmiştir. Oğlu Şeyh Ali efendi idam edilmiştir.
* Mukaddesatımıza, ecdadımıza hakaret edilmiştir.
* Hangi birini sayayım...Yakın tarihimizde evrensel insan hakları, millî kimlik ve kültür ayaklar altına alınmıştır.
* Müslümanlara, bazen gâvurun bile yapmayacağı eziyetler, işkenceler yapılmıştır.
* Dindarlık suç sayılmıştır.
* Adalet ve hürriyet çiğnenmiştir.
* Din ve inanç güvenliği kaldırılmıştır.
Kendime büyük mazlum demekten hayâ ederim ama elli senelik gazetecilik ve yazarlık hayatımda çok haksızlığa uğradım, çok acılar çektim. Mahkemelerde süründürüldüm. Sonradan kaldırılan zulüm kanunlarıyla hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldım, altı seneye yakın yurt dışında sürgün hayatı yaşadım, evim yazıhanem defalarca arandı, kitaplarım ve evrakım müsadere edildi, hakaretlere ve iftiralara uğradım. İki günlük gazetem batırıldı.
Allah bu Müslüman millete o eski karanlık zulüm günlerini bir daha göstermesin.
Anayasa değişikliği devede kulaktır, isteklerimin binde birini bile karşılamamaktadır, bazı sakıncalı tarafları vardır ama yine de EVET diyeceğim.
Daha Fazla İçerik...
Sayfa 74 - 414




